İsveçli Fotoğrafçı Magnus Wennman, Suriye'deki savaştan kaçarak başka ülkelere mülteci olarak giden çocukların hayatını kadrajına alıyor.
Mülteci çocuklar nerede uyuyor?

 İsveçli Fotoğrafçı Magnus Wennman, Suriye'deki savaştan kaçarak başka ülkelere mülteci olarak giden çocukların hayatını kadrajına alıyor. Wennan'ın, çocuklar uyurken çektiği fotoğraflarlarından oluşan, "Mülteci çocuklar nerede uyuyor?" isimli fotoğraf sergisi büyük ilgi görüyor.  Unicef’in raporuna göre dünyada 2 milyon 400 binden fazla Suriyeli mülteci çocuk var. Muhammed evleri seviyor. Halep'te eve döndüğü zamanlarda, kentin etrafında dolaşmanın keyfine bakıyordu. Şimdi, en sevdiği binaların çoğu savaş nedeniyle yok edildi. Hastane yatağında yatarken, mimar olma hayalini gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğini merak ediyor. "Savaşın en ilginç bilenen şey sana korkuyu yaşatmasıdır. Ben buna inanmadım"diyor Muhammed. Altı yaşındaki Gülistan için uyumak  ya da gözlerini kapatmak arasında fark var. O ise sadece gözlerini kapatıp uyuyor gibi yapmayı tercih ediyor. Çünkü her uyuduğunda onun için kabuslar başlıyor. Burada uyumak istemiyorum, yuvamda uyumak istiyorum diyor. Kobane deki yastığını özlüyor.  Bazen kobaneli Gülistan annesinin dizini yastık olarak kullanıyor. Onun için şu an en güvenli yer annesinin dizleri.        Shiraz yüksek ateşe yakalandığında sadece üç aylıktı. Doktor ona çocuk felci teşhisi koydu ve ailesine iyileşme şansı kalmayan minik kızın ilaçları için para harcamalarına gerek kalmadığını söyledi. Ve Suriye'deki savaş patlak verdi. Annesi Leila, yavrusunu battaniyeye sarıp Kobane sınırından Türkiye ye nasıl geçtiğini anlatırken hıçkırıklara boğuldu. Konuşamayan Shiraz a mülteci kampında odundan bir beşik verildi ve minik Shiraz gece gündüz o beşikte yatıyor. Abdullah'ın kan hastalığı var ve son iki gündür Belgrad merkez istasyonunun dışında uyuyor. Suriye Daraa daki evlerinde kız kardeşinin ölümüne şahit oldu. O hala şokta ve her gece kabuslar görüyor. Abdullah bitkin ve çok hasta. Annesinin ona ilaç alacak parası yok. Fatima her gece rüyasında bir gemiden düştüğünü görüyor. Annesi Malaki ve iki kardeşiyle Suriye Iblib den vahşetten kaçtı. Lübnan da iki yıl yasadışı kaldıktan sonra durumlar kötüye gitti ve tıka basa dolu bir botla Libya ya gitmek için yola çıktılar. Botun güvertesinde hamile bir kadın 12 saat kavurucu güneşin altında kaldıktan sonra doğum yaptı ama bebek ölüydü. Fatima 'nın gözleri önünde bebek denize atıldı . Herşeye şahit olmuştu. Mülteci botu batmaya başlayınca İtalyan sahil güvenliği tarafından kurtarıldılar. Shehd çizim yapmayı seviyor ama son zamanlarda bütün çizimlerinde aynı tema var: silahlar. Annesi, Shehd yerde yatarken şöyle dedi; ' Shehd her yerde silah gördü , onlar heryerdelerdi. ' Ve o artık çizmiyor. Kaçtıklarında yanlarına kağıt ve boya kalemi almadılar. O artık oyun bile oynamıyor . Kaçış çocukları olgunlaşmaya ve gelecekleri için endişelenmeye zorladı. Aile yolculuk sırasında yiyecek bulmakta zorlandı ve bazı günler yol kenarındaki elmaları yiyerek karınlarını doyurdular. Yolculuğun bu kadar zor olacağını bilselerdi belki de Suriye'deki hayatlarını riske atarak kalmayı tercih edeceklerdi. Sırbistan ve Macaristan sınırında, yaklaşık dört metre yüksekliğinde demir bir kapının önünde Sham annesinin kollarında uyuyordu. Avrupa bir metre uzaklarındaydı ve onlar umutsuzca oraya ulaşmak istiyorlardı. Şimdi daha iyi bir gelecek için binlerce mülteciyle bekliyorlardı.   *Bu içerik Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'den alınmıştır. (UNHCR)

Editör: İsmail KAYA

Bu Habere Tepkiniz Nedir? Bu haber 2017-02-03 16:49 tarihinde yayınlandı. 4063 Defa okundu.