Siyasetçi Kemal Çetinkaya, İktidardan Parti Devletine başlıklı yazısı ile eskiden CHP'nin düştüğü hataya AK Partinin düşmemesi için uyarılarda bulundu.
Çetinkaya: İktidardan Parti Devletine

Devlet, siyasi ve idari bir örgütlenme biçimidir. Felsefi, sosyolojik ve psikolojik bakımdan çok yönlü incelenen bir kavramdır.

Devlet bir yapıdır, toplumların siyasal örgüt biçimidir. Devlet, bir toprak parçası üzerinde ve toprağa bağlı olarak yani sınırları belli, diğer devletler topluluğunca da kabul edilmiş bu sınırlar içerisinde siyasal örgütlü bir ulusun veya uluslar topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık şeklinde tarif edilir.

Devletin diğer unsuru ise millet, ulus, halk gibi kavramlarla ifade edilen insan topluluğu, egemenliği, bayrağı, rejimi yani hukuki tüzel kişiliği bulunmalıdır.

Bağımsız olmayan bir devlet, devlet kabul edilemez. Uluslararası devlet topluluğunca da hukuken tanınmaz.

Devlet, vatandaşları arasında eşitliği sağlamakla yükümlüdür. Bunun için de devletin anayasa ve yasalara uyulmasını sağlamakla görevlidir.

Devlet, kendisi de yasalarla bağlıdır ve tüm yurttaşların da yasalarla bağlı kalmasını sağlamakla yükümlüdür.

Her bir devletin bu görevlerini fiilen yerine getirmek yani yürütmekle yükümlü bir hükumet biçimi yani rejimi vardır.

Devlet, var olan hukuk sistemi ile yurttaşların hak ve özgürlüklerini tanımlar ve uygular. Devletin yönetimine seçilerek gelmiş bulunan hükumetin ise o devlette yaşayan halkların hakkını koruması ve yurttaşların haklarını arayacakları ve koruyacakları mekanizmaları çalıştırması yükümlülüğü vardır.

Hükümet : Cumhuriyet ve demokrasi ile yönetilen ülkelerde seçim sonuçlarına göre iktidara gelen siyasi partinin belli bir süre ile sınırlı olarak , bir ülkede devletin görevlerini yerine getirmesini sağlayan yetkili organ, yürütme organı, bakanlar kuruludur.

Dünyada,  Avrupa ve gelişmiş batılı ülkeler hariç, birçok ülkede devlet ile hükümet yapıları  iç içe geçmiş, hükümetin politikaları adeta devlet politikası haline gelerek   parti devleti dönüşmüş vaziyettedir.

Ülkemizde ,Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte çok partili sisteme geçinceye kadar, 1923 ila 1946 yılları arasında CHP tek  başına aralıksız yaklaşık yirmi üç yıl iktidarda kalmıştır. CHP bu iktidar sürecinde adeta bir parti devleti gibi hareket ederek, hükümetin tüm icraatları adeta birer devlet politikası gibi değerlendirilmiştir.

Devletin tüm imkanları iktidar ve parti teşkilatlarınca kullanılmış, il valileri ile partinin il başkanları adeta yer değiştirmiş ,valiler ve kaymakamlar adeta birer parti yöneticisi gibi hareket ederek hükümet ile devlet işleyişi iç içe geçmiştir. Hükümete ve partiye yapılan eleştiriler devlete yapılmış gibi algılandı ve muhalefet susturuldu.

CHP  aralıksız yirmi üç yıllık iktidar döneminde adeta parti devleti gibi hareket ederek yaptığı  ve halktan tepki gören bu icraatlar nedeniyle yaklaşık  yetmiş beş yıldır tek başına iktidara gelme imkanı bulmayarak bedelini  çok ağır bir şekilde ödemiştir. CHP hala geçmiş yılların özlemini bir türlü unutamayarak kendisini devletin koruyucu partisi ve sahibi gibi  kabul ederek tek partili ,parti devleti hastalığından vazgeçmemiştir.

Ülkemizde 1946 seçimlerinden sonra çok partili sisteme geçilerek yapılan ilk seçimlerde DP tek başına iktidara gelmesi ile  yeni bir süreç başladı ve iki binli yıllara gelinceye kadar, değişik partiler bazen tek başına, bazen de koalisyonlarla hükümetler kurularak  ülkede yönetildi.

Siyasi partilerin tek başına iktidara gelmesi ile ülke sorunlarının daha kolay çözüleceğini ve koalisyon ortakları ile kurulan hükümetlerin ise ülke sorunlarını çözmekte yetersiz olduğunu ve 2 binli yıllarda iktidarda olan partilerin ve iktidarın ülke sorunlarını çözmede yetersiz kalmaları ve ekonomik kriz sonucunda ciddi sorunlar yaşanması  üzerine  kamuoyunda ve siyasi partilerde böyle bir algı  ve düşünce hasıl olmuştur.

Ülke sorunlarının tek başına iktidara gelen bir siyasi parti ile daha iyi çözüleceğine dair toplumda oluşan algı ve beklentiler üzerine 2001 yılında yapılan genel seçimlerde yeni kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi, girdiği ilk seçimde tek başına iktidara gelme şansını yakaladı ve aralıksız yaklaşık yirmi yıldır tek başına iktidarda bulunmaktadır.

Ak Partinin kuruluş felsefesinin gerekçesinde, toplumun ekonomik, sosyal ve siyasal temel sorunları çözümü, toplumun tüm kesimlerinin temsil edileceği farklı siyasi görüş ve düşüncedeki  kadroların  bir araya gelerek çözüleceği inancı hakimdi.

Ak Parti iktidarının ilk üç döneminde bu perspektif ile ülkenin kronikleşmiş temel sorunları ele alındı; enflasyon, işsizlik, yatırım, ihracat  ve Avrupa Birliği ile uyum yasaları ve bütünleşme yolunda ciddi yasal düzenlemeler yapıldı. Toplumda yeni bir güven  ve umut havası esmeye başladı. Devletin icraatları  ve uygulamaları sonucu  sorunlu olan tüm kesimlerin talepleri dinlendi ve sorunların çözümü için ciddi çabalar harcandı.

Ak Parti ve hükümetin en önemli sosyal, siyasal ve toplumsal projelerinden bir olan Kürt sorununun çözümüme yönelik Çözüm sürecinin başarısız olması,15 Temmuz darbe girişi ve CB Sistemine geçiş süreciyle birlikte,ülke sorunlarının çözümünde kurum ve kuralların çalıştığı reformist, katılımcı ve ortak akıl ile birlikte  hareket eden kadro hareketi yerine tamamen devletçi, güvenlikçi, kurum ve kuralların çalıştırılamadığı, ekip ruhu yerine yetkinin tek elden toplandığı bir parti devletine doğru adımların atıldığına şahit olduk.

Son yıllarda devlet ile hükümet işlerinin iç içe geçtiği, devletin bekası ile hükümetin geleceğinin eşdeğer tutulduğu, hükümete yapılan eleştirilerin devlete yapılmış gibi algılandığı bir süreç yaşanıyor.

Devlet adına görev yapan vali ve kaymakamlar ile taşrada görev yapan diğer devlet kurumları parti devleti gibi hareket ederek iktidarın birer temsilcisi gibi hareket ettiği ve iktidar partisinin il ve ilçe başkanlarının da birer devlet görevlisi gibi hareket ettikleri yönünde toplumumda bir algı ve izlenim uyandırmaktadır.

Devlet, yasaları, kurumları ve kuralları olan  daha uzun süreli varlığını sürdüren kuramlar topluluğudur. İktidar ise belli bir süre ile sınırlı olmak üzere devletin temel politikalarını uygulamak üzere halktan aldığı yetkiyi halka hizmet etmek için görev yapan bir tüzel kişiliktir. İktidara gelen siyasi partiler, bir önceki hükümetten nasıl görev devir aldılar ise aynı şekilde  süresi gelince yine demokratik usuller çerçevesinde yeni iktidara hükümeti  devir etmekle sorumludurlar. Hiçbir hükümetin süresiz olarak iktidarda kalacağına dair bir kural yoktur. Seçimle gelen seçimle gider.

Ak Parti iktidarın ,CHP iktidarının geçmişte yaptığı gibi tek partili yönetim ve parti devleti uygulamaları gibi bir tuzağa düşmeden bir an önce bu hatadan vazgeçerek, Devlet ile hükümet işlerinin ve işleyişinin birbirinden ayırarak, devletin geleceği ile iktidarın geleceğinin aynı olmadığını, halkın kendisine verdiği yetkiyi  bu kurallar içerisinde kullanması gerektiğini düşünüyorum.

CB hükümet sistemi ve Ak Parti ,parti devleti uygulamalarına devam ederse bunun bedelini sadece Ak Parti değil, iktidar partisini destekleyen tüm kesimler tarafından  bu bedel ağır bir şekilde ödenir.

Devletin tüm kurum ve kurallarıyla çalıştırıldığı, toplumun tüm kesimlerinin kendisini özgürce ifade edildiği, düşünce ve ifade özgürlüğü ile can ve mal güvenliğinin  sağlandığı, eşit vatandaşlık esasları üzerine herkesin ödev ve sorumluluklarının anayasal güvence altına alındığı, kimsenin kimseyi ötekileştirmeden ,farklılıklarımıza rağmen bir arada yaşama imkanın sağlandığı demokratik, hukuk ve adaletle yönetilen bir hükümet sisteminin iktidar ile muhalefetin beraber hareket ederek  yeniden inşa edilecek katılımcı, çoğulcu ve demokratik parlamenter  bir sistem ile halkın tercihine bırakılmalı ve yapılacak seçimlerde halkın tercihi doğrultusunda çıkan seçim sonuçlarına her kesimin saygı duyması ve kabullenmesi gerekir.

Sorunlarımızı hep beraber birlikte çözdüğümüz sürece daha güçlü müreffeh bir ülke oluruz.

Kemal ÇETİNKAYA

28.08.2021

Editör: İsmail KAYA

Bu Habere Tepkiniz Nedir? Bu haber 2021-08-28 22:46 tarihinde yayınlandı. 677 Defa okundu.