İktidar tarafından devletin tozlu arşivlerine kaldırılan çözüm sürecinin, tekrar raftan indirilerek ülkenin en önemli sosyal ve siyasal meselesini çözmek için bir gayret içine girerek, toplumun tüm kesimleri ile birlikte bu temel sorunu çözmelidir.
Çetinkaya: Kim bu Kürtler, Ne istiyorlar ?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti uzun bir süre, Kürtlerin var olup olmadığına karar veremedi, fiziken var olan bir halkı hukuken yok sayarak asimilasyon ve inkâr politikaları uyguladı. Kürtçenin resmi kurum ve kuruluşlarda konuşmasına müsaade etmedi. Cumhuriyetin kuruluşundan iki binli yıllara gelinceye kadar asimilasyon ve inkâr politikaları devam ettirildi.

Ak Partinin 2001 yılında tek başına iktidara gelmesi ile birlikte, ülkenin kronikleşmiş birçok ekonomik, sosyal ve siyasal meseleleri, masaya yatırılarak çözüm yolları aranmaya başlandı, AB uyum yasaları başta olmak üzere birçok adli ve idari düzenleme yapıldı.

Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir iktidar devlet aklına rağmen Kürt sorununun çözümü ile ilgili ciddi yasal ve idari düzenleme yapma gayretine girerek, Çözüm süreci gibi çok kıymetli bir süreci başlattı, çözüm süreci olumsuz bir şekilde sonuçlansa da, bu süreç birçok kesim tarafından eleştirilse de bu çok kıymetli ve anlamlı bir çalışmaydı.

İktidar tarafından devletin tozlu arşivlerine kaldırılan çözüm sürecinin, tekrar raftan indirilerek ülkenin en önemli sosyal ve siyasal meselesini çözmek için bir gayret içine girerek, toplumun tüm kesimleri ile birlikte bu temel sorunu çözmelidir.

Kürtler M.Ö.5000 yıllarından beri merkezi Güney ve Kuzey Mezopotamya olmak üzere, Afganistan’dan Mısıra kadar olan coğrafi bölgede diğer halklarla beraber yaklaşık 7000 bin yıldır yaşadıkları bilenmektedir. Kürtlerin yaşadığı bu coğrafya da M.Ö Sümer, Mısır, Hint, Çin, Hitit, Fenikeliler ,Asur, Babil ve Grek/Roma medeniyetleri ile M.S dönemde ise Arap, Fars ve Osmanlı medeniyetleri ile iletişim halinde olmuştur.

Kürtlerin genellikle dağlık alanlarda yaşadığı ,tarım ve hayvancılıkla uğraştıkları genellikle göçebe aşiret halinde yaşadıkları, özellikle Neolitik çağın başlangıcıyla birlikte verimli Mezopotamya topraklarında bir çok medeniyet ve devletler kurdukları ve yaşadıkları çağdan günümüze kadar kendi dillerini, kültür ve geleneklerini muhafaza ederek bulundukları topraklar üzerinde varlıklarını devam etmişlerdir.

Kürtlerin çok az kısmı Yahudilik ve Hristiyanlık inancına inanmışlar genellikle Zerdüşt inancına inanmaktaydılar, İslamiyet’in doğuşundan sonra ki süreçte büyük çoğunluk İslam inancını seçerek Müslümanlığı kabul etmiştir. Bir kısmı ise farklı inanç grupları Ezidi inancına sahiptirler.

Kürtler M.Ö. dönemde Medler, Mitaniler, Hürriler, Lulular, Gutiler, Kassitler gibi Medeniyet ve devletler kurmuş, İslamiyet’ten sonra da dönemde genellikle Afganistan’dan Mısıra kadar ki bölgelerde Revadi Devleti, Büyük Lor Devleti, İrandaki Erdelan Devleti, Horasandaki Kürt Krallığı, Şam ve Mısırdaki Eyyubi İmparatorluğu gibi devlet ve hükümetler kurmuşlardır.

O dönemde kurulan bütün devletler bugünkü gibi ulus devletler olmayıp tamamen Haneden devletleri olduğu için, devletleri kuran hanedan adıyla anılır. Örnek olarak Emeviler, Abbasiler, Selçuklar, Osmanlılar ,Eyyubiler vb.

 

Kürtlerin tarihten beri doğup yaşadıkları ve halen yaşamakta oldukları ülkeler,Türkiye,İran,Azerbeycan,Ermenistan,Gürcistan,Irak,Suriye,Anavatanlarından/ bulundukları ülkelerde göç ederek veya sürgün edilmek suretiyle Rusya, Türki Cumhuriyetleri, Lübnan, Mısır, Avrupa Ülkeleri ile Amerika kıtası olmak üzere dünyanın değişik bölgelerinde yaklaşık 50 milyon Kürt vatandaşının yaşadığı bilinmektedir.

Kürtlerin konuştukları Kürtçe dili Hint/Avrupa dil gurubunda yer almakta ve lehçeleri bölgelere göre değişmekle birlikte, Kurmanci, Kelhuri,Gorani,Zazaki, Sorani, Lorani olmak üzere bunlarında kendi aralarında alt lehçeleri vardır.

Türklerin, Selçuklarla başlayıp, Osmanlı ile devam edip Anadolu’yu yurt edinmelerinin her aşamasında Kürtler yer almışlardır. Gerek Selçuklu, gerek Osmanlı dönemlerinde 1500 yıllara kadar bazı bölgelerde hükümet, bazı bölgelerde ise bağımsız Mir ve Beylik düzeyinde kendi varlıklarını sürdürmüşlerdir.

Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail arasında yapılan savaştan sonra Kürt Beylikleri arasında bir konfederasyona benzer bir yönetim şekli ile iç işlerinde serbest ve merkezi hükümete bağlı olarak bir yapı halinde devam etmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu ile Kürt Beylikleri arasında 1600 ila 1900 yılları arasında zaman zaman isyan ve başkaldırı hareketleri olmuştur. Çıkan bu isyan hareketleri sonucunda birçok Kürt Mir ve beyleri aileleriyle beraber başta İstanbul, İç Anadolu bölgesi olmak ülkenin birçok bölgeye sürgüne gönderilmişlerdir. Bazen de nüfus yoğunluğu çok düşük olan çorak İç Anadolu bozkırlarına doğu ve güneydoğuda Anadolu bölgesinden bulunan Kürt aileler buralara göç ettirilmiştir.

Osmanlı tarafından mecburi iskana tabi tutulan Kürt Mir, Bey ve Paşaların memleketlerine geri dönüşüne kesinlikle izin verilmedi, ancak bu kesimlerin devletin tüm kademelerinde özellikle askeri, yargı ve diğer idari birimlerde görev verilerek devlet ile adaptasyonu sağlandı.

Bunların çocukları yurt içerisinde ve yurt dışında eğitim görerek devlet bürokrasisinde ve sosyal hayatta kendilerine geniş alanlar bularak birçoğu yabancı ailenin kızları ile evlenerek Osmanlının birer parçası haline geldiler.

İngiltere’de başlayan sanayi devrimi, Fransız ihtilali, Alman Felsefe Ekolünün gelişmesi ve İtalya’da başlayan Reform ve Rönesans hareketleri ile 1.Dünya Savaşının başlaması ile birlikte imparatorluk ve çarlık dönenlerinin sona ermesi, Milliyetçilik hareketlerinin başlaması, bugünkü Avrupa devletlerinin temellerinin atılmasına ve Asya’da ise ulus devlet arayışlarının başladığı bir dönem yaşanmaktadır.

Avrupa’da başlayan Milliyetçilik hareketleri, Osmanlı da yaşayan Kürtleri de etkilemiştir. 1900‘lı yılların başlarında Kürt Teali Cemiyetinin kurulması, Kürtçe dergi ve gazetelerin çıkarılmasına başlanılmıştır.

1.Dünya savaşının bitmesi ile İngiltere ve Fransa ile yapılan antlaşmalar gereği, Kürtlerin yaşadığı bölgeler adeta ikiye bölünerek bugünkü Suriye ve Irak sınırları çizilmiş ve daha önce 1639 yılında İran ile yapılan anlaşma gereği Kürtlerin yaşadığı bölgeler ikiye ayrılarak bir birleri ile irtibatı kesilmiştir.

Cumhuriyeti Kuruluş aşamasında önce gerek Kürtlerin kendi aralarında çıkan fikir ayrılıkları, gerek dış devletler Fransa, İngiltere ve Rusya’nın tavrı, o günkü Kürt siyasi hareketleri ve şahsiyetlerin büyük bir kısmının Türklerle beraber hareket ederek kurulacak yeni devlette koruyucu unsur olmak istediler.

Kürtler, Osmanlının son 400 yılında ve Birinci dünya Savaşı, Balkan ,Kurtuluş Savaşı, Doğu ve Batı Cephelerinde yapılan tüm savaşlara ve Cumhuriyetin kuruluş aşamasında bir Türk kadar emek vermiş ,bu toprakların vatan olmasında bedelini canlarıyla ödeyerek diğer ana doluda yaşayan halklarla beraber vermişlerdir.

Bugün Ankara, Konya, Kırşehir, Çorum, Tokat, Yozgat gibi illerde bulunan Kürtler o dönemde göç ettirilen veya sürgün edilerek gönderilen insanlardır. O dönemde göç ederek giden insanların büyük bir kısmı orada ebedi kalacakları şekilde yerleştiler ve bir daha atalarının doğup büyüdüğü memleketlere geri dönmediler.

 

KEMAL ÇETİNKAYA

14.09.2021

Editör: İsmail KAYA

Bu Habere Tepkiniz Nedir? Bu haber 2021-09-15 13:21 tarihinde yayınlandı. 388 Defa okundu.