Yazarımız Mehmet Şimşek'in mevsimlik işçilerin yaşadığı konuları ele alan yazısı
Irgat Yaşamın Korona İmtihanı

Irgat Göçmen kuşlarız biz. Nerede ekmeğimizi aşımızın kavgasını verebiliyorsak oradayız. Ancak memleketimiz hariç. Biz mevsimlik işçileriz. Umutlarımız mevsimlik, hayallerimiz mevsimlik.

Bazen yükseklerden bakıp memleketin halini ahvalini izlemeye dalıyorum. Bir önceki yazıda ele aldığım baraj gölü meselesinin diğer bir can yakan tarafı mevsimlik işçilik meselesidir.

Nedir bu mevsimlik (Irgat) işçilik?

Türkiye tarımında bilinen mevsimlik tarım işçiliği Kavalalı İbrahim Paşa’nın 1830 yılında Sudan’dan getirdiği işçilerle ilk olarak Çukurova Bölgesi’ne pamuk ekimiyle başlamış daha sonra da Ege ovalarında yaygın hale gelmiştir. Ekim alanları genişleyip üretim artışı sağlandıkça daha fazla işçiye ihtiyaç duyulmuştur. (Akbıyık, 2008, s. 229).

Peki şehrimiz Adıyaman ve ilçelerinde ne zamandan beri yaygınlaştı.

Atatürk barajı Adıyaman için milat olmuştur diyebiliriz. Elbette işsizlik, mevsimlik işçilik sorunu öncesinde de vardı ancak bu kadar can yakıcı değildir.

Devlet Su İşlerinin Atatürk Baraj Gölünün altında kalan ilçe ve köylerin nüfus ve sayısı raporu bizim sorumuza cevap veriyor. Adıyaman; il, ilçe, köy ve mezralarının Atatürk baraj sularından etkilenen nüfusun içerisinden tamamen etkilenenlerin sayısı 12.592, kısmen etkilenenlerin sayısı 46.053 olarak  raporlanmıştır. İşte tam da bu zamana kadar kendi topraklarına bağlı olarak az veya çok, iyi veya kötü de olsa yaşamlarını sürdüren hemşerilerimiz, zorunlu olarak “kentli “ olduktan sonra hayatını idame ettirecekleri iş arayışına girdiler. Ancak bulunduğumuz coğrafyanın üvey evladı olan Adıyaman sakinlerine böyle bir fırsat sunamamıştır. Adıyaman sanayisini en güzel Adıyaman Ticaret Odası şöyle açıklamıştır.

“Adıyaman’ının sanayi ile tanışma tarihi 1955’tir. Tekstil sektörü ile ilgili entegre bir tesisin kurulması amacıyla 1955 tarihinde “Adıyaman Pamuklu Dokuma Sanayi Türk Anonim Şirketi kurulmuş ve 1967 yılında üretime geçmiştir.”

Adıyaman İlinde sanayi siciline kayıtlı sanayi işletmesi sayısı 245 dir. Türkiye’de toplam sanayi işletmesi içerisinde % 0.3 lük bir oran ile sanayisi gelişmekte olan iller arasında yer almaktadır. Toplam istihdam sayısı ne yazık ki  10.273’dür.”

Her ne kadar sanayisi gelişmekte olan iller arasında yer alsa da mevsimlik işçi sorununu çözecek dereceye gelmediği sürece insanlarımız yollarda umutlarıyla can vermeye devam edecek.  DSİ’nin hazırladığı raporda baraj sularından etkilenen nüfus ile  Adıyaman mevsimlik işçiler derneğinin  vermiş olduğu veri birbirini tamamlamaktadır. Adıyaman mevsimlik işçiler derneğine göre her yıl yaklaşık olarak 40-60 bin insan ırgat olarak Mayıs-Eylül dönemlerinde ülkenin çeşitli illerinde güvencesiz bir şekilde çalışmaya gidiyor. Kayıt dışı rakamlarla bu sayı 90-100 binlere kadar çıkabiliyor. Oysaki 1834 yılında çalışma saatleri ve ücretlerle birlikte ortaya çıkabilecek iş uyuşmazlıklarının çözümü amacıyla resmi düzenlemeler yapılmıştır. İşçi ücretleri kurulan bir komisyon tarafından arz ve talebe göre belirlenmiş ve 5,5 günlük çalışma karşılığında 7 günlük ücret verilmesi kararlaştırılmış olup, bu düzenleme mevsimlik tarım işçilerine yönelik hafta tatili uygulaması olduğunun da bir göstergesi olmuştur (Akbıyık, 2008, s. 229).

Mevsimlik işçilerin hakları bakımından 1830’lu yıllardan daha geride olan bir durum önümüze çıkmakta.

Son yıllara gelindiğinde Adıyaman için işsizlik daha can yakıcı bir hal almaya devam ediyor.  On yıl geriye gittiğimizde İpek Yolu Kalkınma Ajansının 2009 verilerine göre Adıyaman’da işsizlik %10,2 olarak tespit edilmiştir. Yine İpek Yolu Kalkınma Ajansının 2019 verilerine göre “kayıtlı işsizlik oranı %10,13’tür. Burada yıllara göre Adıyaman’ın verdiği göçü de dikkate aldığımızda Adıyaman’ın işsizlik sorununun derinleştiğini söyleyebiliriz.

Koronavirüs döneminde toplum her ferdi haklı olarak can derdine düşmüşken mevsimlik işçiler yine yeniden umutlarını sırtına yükleyip yollara düşmek zorunda kalıyor. Öyle ki İçişleri Bakanlığı, koronavirüs salgını sonrası Türkiye'de alınan tedbirler kapsamındamevsimlik tarım işçilerini sokağa çıkma yasağından muaf tutmuştur. Ne yazık ki insanlarımız korona virüs ile yoksulluk arasında bir tercih yapmak zorunda bırakılmıştır.İş güvencesini, sigortasını, hafta tatil ücretlerini, mesailerini bir yana bıraktım yaşamlarını sürdürebilmek için hayatlarını riske edebilecek kadar yoksulluğa mahkum edilmiş bir kent. Çocuklarının geleceği, eğitimi, sağlığı gibi en temel insan haklarından mahrum bırakılmış kentli bir nüfus.

Meselenin özü mevsimlik işçilik ile işsizlik meselesi iç içe girmiş bir meseledir. Bu mesele öyle akşamdan sabah çözülebilecek bir meselede değildir. Ancak kurumlar şöyle bir konuya eğilse çözülmeyecek bir meselede değildir. Peki neler yapılabilir? Mevsimlik işçilik kader midir ?

Evimizin, bağımızın, bahçemizin içine kadar girmiş baraj sularından maksimum derecede faydalanacak şekilde sulu tarım teşvik edilmelidir. Temel gıda ürünleri dışında (buğday, mercimek, nohut gibi ) toprak analizleri yapılarak yetiştirilebilecek tarım ve meyve ürünlerinin envanteri oluşturulmalıdır. Toprağı olan gerek gurbette gerek ise memleketinde yaşamını sürdüren hemşehrilerimizin teşviklerle desteklenerek memlekete dönüşleri ve üretime dahil edilmesi sağlanmalıdır. Yetiştirilen ürünlerin satışı için merkezi ve yerel yönetimler elbirliği ile dış ve iç pazar araştırması yapmalıdır. Üretici kooperatiflerinin kurulması için resmi makamlarca gerekli eğitim çalışması yapılmalıdır. Hayvancılığın sadece geçim kaynağı olmaktan çıkarılarak desteklenmesi koşulu ile iç ve dış pazarlara satışı yapılabilecek noktaya getirilmelidir. Adıyaman’a özgü yerli tohumların korunması ve çoğaltılması sağlanarak satışa hazır hale getirilmelidir. ( Örneğin Nar, Dut, Badem, Zeytin gibi ) Sanayi kuruluşlarının varlığı sadece tekstil atölyelerinden ibaret olmaktan çıkarılıp farklı yatırımlar için cazibe merkezleri oluşturulmalıdır. Artık küçük sanayi siteleri değil Adıyaman’ın, Adıyamanlının dışarıya ihtiyaç duymayacağı organize sanayi siteleri çoğaltılmalıdır.

Bir çırpıda alınması gereken tedbirleri burada biz sıralamışken resmi kurumların bu konu ile ilgili proje ve ARGE ekipleri ile neleri başarılabileceklerini tahmin bile edemeyiz. Korona virüs döneminde bu sorun daha da can yakıyor dedik. Bu dönemde barınma alanlarından, sağlıklı gıdaya, korona virüs tedbirlerinden, çocuk ve kadınların hijyen koşullarına kadar çok daha zorlu bir süreç bekliyor ırgatlığı kader bilmiş insanlarımızı. Mevsimlik işçiliği kader olmaktan çıkartmalıyız. Aksi halde yazıma başlarken söylediğim gibi Göçmen kuşlarız biz. Nerede ekmeğimizi aşımızın kavgasını verebiliyorsak oradayız. Ancak memleketimiz hariç. Biz mevsimlik(Irgat)  işçileriz. Umutlarımız mevsimlik, hayallerimiz mevsimlik. 

                                                                                                                      Mehmet Şimşek -Kahta Haber                                                           

Editör: İsmail KAYA

Bu Habere Tepkiniz Nedir? Bu haber 2020-06-23 15:21 tarihinde yayınlandı. 4500 Defa okundu.