Hayat ertelemeye gelmez. Ertelediğimiz güzel eylem ve söylemin bedelini ağır bir şekilde ödeyeceğimizin bilincinde hareket etmeliyiz.
Mehmet Arutay: Pişmanlıklar Denizi

Hayatımızda derinlemesine düşünülmeden söylenen sözler ve yapılan eylemler çoğu zaman telafisi olamayan derin pişmanlıkları beraberinde getirir. Pişmanlık bir keşkeler zinciridir, halkalar artıkça etki alanı genişler ve insan hayatının tümünü esir alır. Akıntı suya kürek çekilemeyeceğinden telafisi olmayan keşkeleri de her daim yinelenerek yaşantımızı zehir edersek bir kar tanesi gibi toprağa sızıp gideceğiz. ‘’keşke’’ sözcüğü paslanmış bir mıh gibi aklımızda ve yüreğimizde tutup attığımız her adımı, verdiğimiz her kararı etraflıca düşünürsek geleceğimizi geçmişimize feda etmekten kurtarmış oluruz. Malum geriye dönüşü olmayan keşkelerin insanı hayattan soğutup yaşamını anlamsızlaştırdığını biliyoruz.

   Hayat ince bir ip üzerinden bir yerden başka bir yere ulaşma çabasıdır. Düşünülmeden iyice araştırılıp, irdelenmeden verilen anlık kararlar bizi dipsiz kuyulara sürükler. Acele ağacından ancak pişmanlık meyvesi alınır ancak. Bundan dolayı araba sürerken, okula giderken, konuşurken, dostluk kurarken, acele edip ecelimizi erkene almamaya dikkat etmeliyiz. Yolun bundan sonrasını keşkelerle devam etmemek için her şeyi yerinde, zamanında yapmaya gayret göstermeliyiz. Sınava hazırlanan bir öğrenci kendisine verilen süreyi amacının dışımda kullanırsa hedefine ulaşamayacak ve pişmanlık denizine acemi bir yüzücü gibi çırpınıp duracak sonuç hüsran. İnsanın çektiği acılar, sıkıntılar, yokluklar gelip geçicidir; fakat pişmanlık hep aynı kalır çoğu zaman. Yapabildiğimizce hayatımızdakeşkeleri azaltıp memnun bir şekilde ayrılmalıyız bu limandan. Sadece kendi egolarımız, anlık heves ve duygularımızla hareket ederek kendimizle beraber birçok kişiyi pişmanlık girdabına sürüklemiş oluruz. Unutulmamalıdır ki kin ve nefretin sonrası derin bir keşkedir. Evet, pişmanlığın kaynağı: kin, öfke, nefret, intikam acelecilik, egolarımız, heves ve duygularımızdır. Bunların kontrolünü sağlayamadığımız vakit freni patlamış araba misali meçhullere doğru yol alırız. İnsanların sürekli birbirleriyle çatışmasının temelinde de anlık pişmanlıklar yatar.

   Pişmanlık insan psikolojisini derinden etkiler ve insanın yaşama hevesini de bitirir. Pişmanlık duygusunu yaşamayan var mıdır şu yeryüzünde?  Zannetmiyorum. Yaşamak başlı başına bir riskken bu risk ortamında başarılı insanlar da birçok pişmanlık yaşamamıştır; fakat onlar geçmişin keşkeleriyle, geleceğin endişelerini bir kenara bırakıp yoluna devam etmeyi bilmişlerdir. Hayat ne akıp gideni geri getirir, ne de pişmanlık duyduğun anı geri çevirir. Başarılı olanlar bunun bilincinde hareket ettikleri için pişmanlıklarından ders çıkarabilmiş ve pişmanlıklarını telafi edebilmişlerdir. Önemli olan da yaşanılan pişmanlıklardanders çıkarıp aynı hatayı bir daha yapmamaya gayret göstermektir. Hayatımızın her alanında aldığımız bütün kararların bizi nerelere sürükleyeceğini bilemiyoruz maalesef. Bazen herkesçe iyi olan bir karar bile hayatımızın altını üstüne getirebilir. Şu da bilinmelidir ki pişmanlık duygusu sayesinde daha titiz, daha dikkatli, düzenli ve özenli olmuştur insan.

   Kavramlar insan zihnini inşa eden önemli unsurlardan biridir. Yaşadığımız dünyada beynimizi olumsuz ve kötü duygu, düşünce ve kavramlarla istila ettiğimiz zaman hayata yönelik aldığımız karalar da derin bir pişmanlık getireceği muhakkaktır. Sürekli olumlu, iyi, duygu, düşünce ve kavramlarla doldurduğumuz vakit de keşkesiz bir hayata adım atmış oluruz.

Havaya ve insana, insanın verdiği zararı başka bir şey vermemiştir. keşkelerin kaynağı da ahlaki değerlerden yoksun ruh ve düşünceleredir.

Cebime bile sığanı yıllarca gönlümde taşımışım,

Cehennem ehli birine cenneti sunmuşum ne aptalmışım.

İnsanların en çok dert yandıkları pişmanlıklardan biri de karşısındakine verdiği değerin zamanla değmemesidir. Huzursuzluğuna, dertlerine, sırlarına, kederlerine ortak olduğunuz, en değerli zamanlarınızı uğruna feda ettiğiniz kişi zamanla yapılan iyiliği ve güzelliği unutup kendini kaybedince bütün keşkeler sonbaharda dökülen yapraklar gibi dalından düşüp toprağa karışır. Bu da bize gösteriyor ki hayatımızın merkezine alacağımız insanları iyice irdelememiz gerekiyor. Bazen kaybettiğimizi zannederken kazançlı çıkar, kazançlı çıktığımıza kanaat getirirken hayatımızı bozuk para gibi harcadığımızın farkına bile varamayız.

   Hayatımız, keşkelere feda edecek kadar uzun değil. Hayatı, insanları ve çevremizdeki tecrübeleri iyi okuyabilirsek anlamlı bir hayatın temellerini de atmış oluruz. Yaşlı insanlarla, çok okumuş kişilerle, hayatın her türlü zorluğunu yaşamış bireylerle iletişime geçip bunların keşkeklerini objektif bir şekilde değerlendirerek bu güzel yeryüzünü dönüşü olmayan pişmanlıklara feda etmemiş oluruz.

Ah keşke bilinçli bir şekilde mesut olmayı tercih etseydim, keşke sevdiklerimle ve beni sevenlerle sık görüşüp onlara zaman ayırsaydım, keşke duygu ve düşüncelerimi ifade edecek cesareti kendimde bulabilseydim, keşke o kadar çalışmasaydım da etrafımdaki güzellikleri görebilseydim, keşke başkalarının benden beklediği hayat ve kişilik yerine kendi istediğim hayat ve kişiliği yaşasaydım, yansıtsaydım…

   Çoğu insan mutluluğun, huzurun bir seçim olduğunun farkına varamıyor. Kendilerini alışkanlıklarının karanlık kalıplarına mahkûm ettikleri ve değişimden korktukları için hayatlarından memnunmuş gibi davranıyorlar. Oysa durum hiç de öyle değil içten gülümsemelerimizi erteleyip mutluluğumuzu mevcut ortamın havasına feda ediyoruz çoğu zaman. Arkadaşlarına hayır demeyi bilmediği için insana ve insanlığa zararlı bir sürü kötü alışkanlıkların girdabından kurtulamayanlar, anne ve babalarının zoruyla evlendirilip soluduğu havayı kendisine ve eşine zehir eden gençler, yalanla dolanla insanları kandırıp akıbeti derin bir uçurum olanlar; öfkesi, hırsı, kini, nefreti yüzünden dünyayı ateşe vermekten çekinmeyenler ve sonrasında da ateşin içinde yanıp kül olanlar, insan ilişkilerinde gerginlik ve tatsızlık yaşamamak için kendi duygularını bastırıp kendi olma ayrıcalığını kaybedenler, hep içine ata ata en sonunda kendi sağlığından olan hayatlarının sonuna kadar keşkelerin ateşten gömleklerini üzerinden atamazlar. Siz siz olun huzurunuzu,  mutluluğunuzu, özgürlüğünüzü başkalarının eline vermeyin yoksa telafisi mümkün olmayan hataların içine girer etten, kemikten biraz da nefes alıp veren bir robottan bir farkınız kalmaz. Hiçbir şey sizden daha değerli değildir unutmayın. İnsan mutlu olmadığı sürece verimli de olmaz mutlu da edemez, kimseye faydası dokunamaz. Hayat ertelemeye gelmez. Ertelediğimiz güzel eylem ve söylemin bedelini ağır bir şekilde ödeyeceğimizin bilincinde hareket etmeliyiz.

   Bazı pişmanlıklar ilk bakışta olumsuz gibi görünebilir ancak biraz kafa yorulduğunda ileriki hayatımızda bize faydası olacağını bilerek hareket etmeliyiz. Pişmanlığından ders çıkaran insanlar hayatlarında çok olumlu gelişmeleri de görmüşlerdir. İnsanlar öyle çok pişmanlık girdabına giriyorlar ki bunun hiçbir çıkışının olmadığını düşünüyorlar. Oysa pişman olmazsanız, kendinizi düzeltme uğraşına girmezseniz keşklerin tuzağından kurtulmaz, pişmanlıklarla dolu bir yaşama razı olmak durumunda kalırsınız. Duygu ve düşüncelerinizi aktive edemezsiniz. Sürekli pişmanlıklarınızı hayatınızın merkezine alır bunları telafi etmek için çaba harcamazsanız hatalar zincirinize bir yenisini daha ekler benliğinizden olursunuz.

   Pişmanlık, yepyeni bir hayatın anahtarını da sunar bize eğer aklımızı kullanırsak. Yeter ki telafisi mümkün olan pişmanlık olsun. Çok geç pişmanlıklar insan hayatının rengini değiştirir. Öyle insanlar var ki yaptığı iyilikten, gösterdiği sevgiden bile pişman olur. Bu etik bir davranış değildir. Unutulmamalıdır ki o kişi iyiliğe ve güzelliğe değmiyorsa bile siz o asil davranışı yapmaya layıksınız. Kötü eylemlerin sonunda pişmanlık gayet insanidir; fakat iyi eylemlerden dolayı pişmanlık duymak doğru değildir. İyiler daima kazanır, iyilik yaptığınız kişi bunu bilmese bile.

   Sen hep unuttun ben ise hatırlattım,

Gözyaşlarımı hep çorak topraklara akıttım.

Arasında yaşadığımız insanları iyi tanıyamamanın verdiği bir pişmanlık belirtisidir. Bu tür pişmanlıklar insan hayatında bir güvensizlik duygusu yaratır; bu tür pişmanlık ve güvensizlikler de insanı tanıma ve ona göre davranma becerisi kazandırır bize. Her insanla kadim dostluklar kurmaktan çekinmemizin temelinde zaman içinde yaşadığımız pişmanlıklar değil midir?

Pişmanlıklar denizidir tüm mezarlıklar,

Mademki öyle neden bu sebepsiz ayrılıklar.

   Sonuç itibariyle pişmanlıklar iyi değerlendirilirse hayata olumlu ve farklı bir hava katar. Temkinli olmayı, acele etmemeyi, her konuda ayrıntılı düşünmeyi sağlayıp hata yapmamıza engel olur. Pişmanlıklar iyi değerlendirilmezse de kişi kendi sonunu getirmiş olur. Merkep bile düştüğü yerden bir daha geçmeyi göze alamadığına göre insanın da pişmanlık duyduğu eylem ve söylemlerini yinelemenin bir gereği yoktur. Hayatımızın her alanında telafisi mümkün olmayan pişmanlıkları yaşamamanız dileğiyle…

Editör: İsmail KAYA

Bu Habere Tepkiniz Nedir? Bu haber 2020-07-17 15:15 tarihinde yayınlandı. 2844 Defa okundu.