Yaşamdan zevk alabilmenin adıdır sanat. Sanat insana insanca yaşama alanı inşa eder. Her sanat yapıtı çağına tanıklık eder.
Mehmet Arutay: Sanatın İşlevi

   İnsana ruhunun varlığını hatırlatan, duygulara can veren, toplumların hayata tutunmasını sağlayan, insanda estetik ve haz uyandıran, insanların güzelin ve güzelliğin etrafında toplanmasını sağlayan, özgün, biricik ve bütün yaratılmışların ortak paydasıdır sanat.

   ‘’Sanat’’ kavramı Arapça bir kelime olup san’a kökünden gelen ‘’üretmek, yapmak’’ anlamında bir mastardır. Bu üretme ve yapma işi sıradan bir eylem değildir. İnsanların gördüklerini, işittiklerini, hayal ettiklerini estetik ve güzellik süzgecinden geçirerek yeniden vücuda getirmesidir.

    Yaşadığımız şu gök kubbenin altında insan oluşun bütün kaleleri zapt edilmiş, insan ruhunun akışkanlığı, sevecenliği ve sıcaklığı kaybolmaya yüz tutmuş, gözyaşlarımız dahi iki kirpiğimizin arasından alıp götürülmüş, kelimeler de insan gibi kimliğini kaybetmiş, tüm gizemlerimiz değerini yitirmiş, masallarımız kayıp, şiirimiz öksüz, sazımız ruhundan arınmış, duygularımız estetik değerden uzak, insan bir et ve kemik yığını bırakılmış, gökyüzünün maviliği ile aramıza fabrikalar dumanlarıyla siyah, simsiyah bir hat çizmiş, gönülden gönle akan sevgi seli donmuş, yok oluyoruz bu hız çağında görmüyor musunuz? Dünyamız birkaç yüzyıl içinde güzelliğini, büyüsünü kaybetti. Çocuk olabildiği kadar çocuk, doğa olabildiği kadar doğayken ne oldu da her şey yerli yerindeyken birden tersine döndü. Çivisi çıkmış sanki dünyanın, sanki dünyanın yüreğine tıkaçlar yerleştirilmiş. Duygudan, güzellikten, estetikten arınmış, şu yeryüzünde cayır cayır yanıyoruz canlı canlı. Bütün bunların müsebbibi insanlar tarafından sanatın hak ettiği değeri bulmaması ve sanata ilginin sönmesidir. Dünyayı sanat kurtaracak buna gün geçtikçe biraz daha inanıyorum. Bedeni canlı tutan, hafifleten, bedene hayat veren ruh değil midir? Sadece akli yönünü geliştirip ruhunu aç bırakan bir toplumda sanat vücut bulmaz. Sanatın önemsenmediği bir yerde inanlar yaratıcılığını kaybeder. Muasır medeniyetler seviyesine ancak sanat merdiveniyle ulaşılabilir. Sanat insanlığı iyiliğe, güzelliğe, birliğe, beraberliğe, huzura, güvene ve mutluluğa götüren köprüdür. Ruhu haddeden geçmemiş, güzellik ve estetikten bihaber olan bir sanat toprağında çiçekler açmaz, kuşlar şarkılar söylemez, taşların arkasındaki güzellik dile gelmez, hareketler estetikten yoksun kalır, dil; içi boşaltılmış bir iletişim aracı olmaktan öteye geçmez. İnsan hayatını sıradanlıktan kurtarıp ona renk katan ancak sanattır. Sanattır maddeye ruh veren. Görünenin arkasındaki görünmeyeni görünür kılan ancak sanatın ruhudur. Sanattan uzaklaşan hiçbir toplumun hayattan zevk aldığı görülmemiştir. Sanat, belki de pencerede duran bir çiçek, bülbülün feryadındaki sır, Mecnun’un başındaki kuş yuvası, anne içindeki rahmet, yeryüzünün güneşi, gökte yağmur bulutu, dağda kardır. Çocuktaki masumiyet, sazın teline can veren parmaktır. İnsan ruhunun Nirvana’ya, fenafillaha ulaşmasıdır belki de sanat. Vücudun hayatını sürdürebilmesi için nasıl ki kana ve kanın dolaştığı damarlara bağlıysa, bir millet başka bir milletin yardımına muhtaç olmadan yaşayabilmek için sanata muhtaçtır. Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk: ‘’ Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.’’ der. İnsanı ve toplumları hayata bağlayan en önemli damardır sanat. Milletlerin kalkınması, kendine yetmesi, hayattan zevk alıp kendi yeteneklerinin farkına varması için sanatı hayatlarının merkezine yerleştirmeleri gerekiyor. İnsan ruhunun işlenmesidir sanat. Çünkü sanat denince akla güzellik estetik gelir. Güzelliğin olmadığı bir yerde savaşlar bitmez, ölüm yağar göklerden, gözyaşları dinmez annelerin, insanlar birlik ve dirliklerini kaybeder. Zulüm kol gezer köşe başlarında, insan unutur içten gülümsemeleri, rüzgâr esmez, yaprak gürlemez, yağmur yağmaz, otlar yeşermez olur. Bundan dolayı insan yaşamından zevk alma adına sanata sımsıkı sarılma ihtiyacı duymuştur.

   İnsan bile yaratıcının en büyük sanat eserlerinden biri değil midir? Üstün bir sanatla donanmış insanın sanattan uzak kalmasını düşünebilir miyiz? Her insanın bir sanatsal yönü vardır muhakkak. Bu yönünden uzaklaştıkça kendisinden ırak olur, bu yönüne yaklaştıkça da kendini bedenini ruhuna kavuşturur. Sanatsız bir millet insanca yaşamanın şartlarına asla kavuşamaz. İnsanların mutlu ve huzurlu yaşayabilmeleri için sanatsal faaliyetleri önemsemesi ve desteklemesi gerekmektedir. İnsanların içindeki cevheri işleyebilmesi için mevcut şartların iyileştirilmesi gerekmektedir. Sudan çıkmış bir balık misali can çekişen dünyanın tekrar hayata dönmesi için insanlara sanatsal bir bakış açısı kazandırılıp bunun açığa çıkarılmasına da zemin hazırlanması, insanı ve insanlığı rahata kavuşturacaktır. Sanat insanın içindeki cevherin işlenmesidir. Bütün insanlığın kanayan yarısı kişide bulanan cevherin işleneceğine, yok edilmesidir. İnsanlar kendi yeteneklerinin ve isteklerinin dışında çalıştırıldığı vakit insanlık hiçbir gelişme gösteremez. Ortaya kayda değer bir ürünün de oluşması mümkün değildir. İşini yapan zaten mutsuz, umutsuzken umut ve huzur vadeden bir eser ortaya koyması düşünülebilir mi? İnsanların içindeki cevherin üstünü örtüyoruz ve sonra da sanatın gelişmesi için uğraş veriyoruz maalesef. Sanatın üstünü örtmekle onun hayat damarını koparmış olursunuz, çünkü sanat açığa çıkarıldığında hayat bulur. Ülkeler, insanlarının kendi yetenek ve isteklerine göre oluşturulmuş iş alanları istihdam etmeleri gerekiyor ki sanat hak ettiği değere ulaşabilsin.

   Ancak içindeki simurgu keşfedenler Kaf Dağı’nı aşar. İnsanın kendi içindeki simurgun farkına varıp Kaf Dağ’ını aşması için sanatsal bir bakış açısı geliştirmesi ve yeteneklerini estetize edip güzelleştirmesi gerekir. Tüm insanlığın ve doğanın buna ihtiyacı vardır. İnsan hayalinde, ruhunda ve dilinde neyi kaynatırsa meydana getirdikleri de bunlarla ilgili olacaktır. İşte sanat, insanın içindeki cevheri açığa çıkarmak ve dünyaya anlam ve ruh kazandırma uğraşıdır. Sanat kendisine ilgi göstermeyen yeri terk eder. İlgi ister, emek ister, yetenek, fedakârlık ve özgür bir ortam ister. Toprak verimli de olsa kendisine tohum ekilmediği sürece bir anlam ifade etmez. Toprağın ilgiye, sevgiye ve ürüne ihtiyacı vardır tıpkı sanat gibi. Sanat bir güneş misali karanlıkta kalmış bütün gizemleri açığa çıkarır.

   Dünya insana sunulmuş bir cennettir aslında. Yaşamasını bilenler günahlarının cezasını çekmekle uğraşır. Güzel ve ruhuna uygun yaşamak da ancak sanatçı bir bakışla olur. Yaşadığımız her alan sanatla donatılmıştır. Bütün bunların farkına varmak için her şeyin bilincinde olup hayattan zevk alma uğraşına girmemiz gerekmektedir. Sanat, değer görüldüğü vakit bütün dünya kardeş olacak, insanların boş yürekleri sevgiyle dolacak, turnalar geri dönecek öz yurduna, aşk geri dönecek ölü topraklara, İsa dile gelecek, Yunus nefeslenecek, gözleri açılacak Yakup’un, Mem Zin’in olacak, Kerem Aslı’nın, Romeo Juliet’in, rüzgâr aşklara beste yapacak, kafesteki kuşlar azat edilecek, bereket yağacak çatlamış dudaklara, taşların, mermerlerin içinde gizlenmiş milyonlarca can ruh bulacak, kendini tanıyacak insanlar, kendini bulacak, kendini yeniden var edecek, dalga denize ait olacak, geceye ait sırlar kaleme fısıldayıp kâğıtta hayat bulacak, Leyla karanlıktan kurtulacak, yürekler acıya destan yazacak, acıyı bal eyleyecek bütün insanlık.

   1802 yılında soyluluk unvanı almış şair, filozof, tarihçi ve en önemli Alman dram yazarı olan Friedrich Schiller: ‘’ Sanat, özgürlük tarafından emzirildikçe büyür.’’ der. Sanatın doğması, büyümesi ve gelişme göstermesinin temel şartı özgür bir ortamın oluşmasıdır. Fikirlerin, hayallerin, düşüncelerin ve yeteneklerin ortaya çıkması ve sanata dönüşmesi için özgür bir yeryüzünün inşa edilmesi gerekir. Eğer hür bir ortam oluşturulmazsa sanat ölü doğar. Sanatın olmadığı bir dünya ise kimseye mutluluk veremez.  Hür doğan insan esarete mahkûm edildiği vakit sanat da mahkum olur gizlendiği yerde. Hala dünya dönüyorsa bir umut vardır bana göre. Sanatın gelişmesine yönelik her adım insan ve toplum için bir gelişimdir, güçlenmedir, ilerlemedir.

   Bir kaçıştır aslında sanat, bütün kötülüklerden, çirkinliklerden. Kişinin kafasında tasavvur ettiklerini soyut ve somut malzemelerden yaratıcı gücünü de kullanarak insanı etkileyecek biçimde vücuda getirmesidir sanat. Bundan dolayı hayatı yaşanabilir kılan şüphesiz sanattır. Düşünebilen, sorgulayabilen, yönlendirebilen müstesna insanın işidir sanat. Sanattır ruhunu yitirmiş bedenlere aşkı aşılayan, bir okyanusu zerreye mihman eden, göğüs kafesinde biriken acıların elinden tutan sanattır. İnsanın yüreğinden sımsıkı tutan sanattır. Uçurumun kenarına gelmiş dünyanın ellerinden tutacak tek umut yine sanat olacaktır. Her geçen gün buna biraz daha inanıyorum. İnsanın sanata sığınmaktan gayri kurtuluşu yok. Yarınlara kalan umutların, hayallerin, istek ve arzuların gerçekleşmesinin yegâne şartı sanatın egemen kılınmasıdır şu hastalıklı dünyada. Yaşadıklarımızdan resmi, heykeli, mimariyi, müziği, operatı, pandomimi, operayı sinemayı, tiyatroyu, edebiyatı çıkarırsak geriye ne kalır siz düşünün. Hayattan güzelliği çıkardığımız zaman tatsız, tuzsuz karanlık bir yaşama mahkûm etmiş oluruz kendimizi.

   Sanat insanı duyarlı kılar. Duyarlı bir insan ise dokunduğu her şeye anlam katar ve yaşadığı ortama huzur verir. Sanatın gelişmesi için fikir ortaya koyar. Ortaya koyduğu fikirlerle de insana ve insanlığa hayat verir. Sanatla dirildi insanın ruhu. İnsanın yüreğindeki kin ve kibir sanatla buhar olup uçtu. Saman alevi gibi hızla tükenen bu hayatta, sanat insanların vazgeçilmezi olmuştur. Sanat, barışın anahtarı, insanlığın geleceği, sonsuzluğa açılan kapı, insanın içindeki eşsiz yapıdır. Sanat, insanın yeniden inşa edilmesidir. Kişi sanat sevgisini öncelikle ruhuna enjekte etmelidir. Çünkü sanat sevmekle, aşkla başlar. Sanatın ruhunun derinliklerinde sevgi vardır. Sanat, düşünceyi ve düş gücünü de geliştirmek isteyenler için önemli bir araçtır; duygular üzerinde kamçılayıcı ve derinleştirici bir etki yapar. Değiştirir sanat, güzelleşerek değişimdir sanatın işlevi. Sanattan yansıyan ışıkla hayat farklılaşacak ve özüne kavuşacak.

   Yaşamdan zevk alabilmenin adıdır sanat. Sanat insana insanca yaşama alanı inşa eder. Her sanat yapıtı çağına tanıklık eder. Sanat alanında ilerleme sağlayan insanlar daima güçlü ve mutlu, sanatı önemsemeyenler ise huzursuz ve mutsuz bir yaşama razı olmuşlar. Ünlü ressam Pablo Picasso: ‘’ sanatın amacı günlük yaşamın bulaşan tozlarını ruhumuzdan temizlemektir.’’ der. Sanat; insanı, hayatın sıkıntısından, gürültüsünden, ikiyüzlülüğünden uzaklaştırıp zevk veren bir evrene götürür.

   Bu günden sonra her gün güzel bir şiir dinleyin,  ruhunu dinlendiren bir müziğe kaptırın kendinizi. Her insanın mutlaka bir sanat dalıyla uğraşması gerekir. Sanattan asla uzaklaşmayın.     

       

                                                              Mehmet ARUTAY

                                          KÂHTA CENDERE MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ

                                                         TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ÖĞRETMENİ

 

 

Editör: İsmail KAYA

Bu Habere Tepkiniz Nedir? Bu haber 2020-06-17 15:04 tarihinde yayınlandı. 2255 Defa okundu.