1894-95 yılı“Salname-i Devlet-i Âli Osmani ”dekiverilere göre, Kâhta merkezde mevcut olan 93 hanede 162’si kadın, 192’si erkek olmak üzere toplam 354 Müslüman yaşamaktadır.
Osmanlı Kaynaklarında Kahta ve Nemrut

Âli Osmani, Diyarbekir ve Ma'muretül'aziz Salnamelerinde Kâhta

“Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kâhta Tarihi” başlığıyla yayımlamaya başladığımız yazı dizimizin, esas olarak yazılı kaynak, belge ve bilgilere dayanacağını ilk bölümde ifade etmiştik. Şu ana kadar yayımladığımız bölümlerde sözümüze sadık kalarak, yazılı olay, belge, bilgi ve kaynakları tarih sırasına göre işleyip okurlarımıza sunmaya çalıştık. Söz konusu yazılı kaynaklardan Salnamelere zaman zaman atıflarda bulunduysak da onları bir bütün olarak tarayıp içeriklerini Kâhta tarihine yansıtmadık. Dizimizin bu bölümünde (6. Bölüm), Osmanlı’nın1850’lerden Cumhuriyet’e kadarki toplumsal tarihinin önemli belgeleri olan bu kaynaklarda Kâhta ile ilgili neler yazıldığını ele alacağız.

1882-83 yılı Diyarbakır Salnamesinde, Malatya Sancağı Kâhta kazası merkezine bağlı 32 köyün olduğu kayıtlıdır. Bu köylerin toplam hane sayısı 688’dir. Merkez ve merkeze bağlı köylerin toplam nüfusu 15.139 kişi olup bu nüfusun 15.054’ü Müslim, 85’i ise Gayrimüslimdir.

1894-95 yılı“Salname-i Devlet-i Âli Osmani ”dekiverilere göre, Kâhta merkezde mevcut olan 93 hanede 162’si kadın, 192’si erkek olmak üzere toplam 354 Müslüman yaşamaktadır. Gayrimüslimlerin toplam nüfusu da 39 kişi olup bu sayının 20’si kadın, 19 erkektir.   İlçe merkezinin toplam nüfusu ise 393 kişidir.

Ayni tarihli salnamede Kâhta merkez ve iki nahiyede (Hangi nahiyeler olduğu belirtilmemiş) kayda geçirilmiş152 köy ile 3.018 hane mevcuttur. Söz konusu yerleşimlerde toplam nüfus 10.673 kişi olup bu sayının 5.656’sı erkek, 5.027’si kadındır.

Ayrıca Kazada 7 cami ve mescidi; “Emâkin-i mütenevvia”(özel veya muhtelif yerler) başlığı altında verilen “bir” yerin bulunduğu yazılmıştır. Kaza genelinde kayda geçmiş 202 bahçe ve arsa, 79 da değirmen mevcuttur.

1894-95yılı Devlet Salnamesinde, Müslümanların sadece dini aidiyetlerine, Gayrimüslimlerin ise hem etnik hem dini aidiyetlerine göre sayılarının verildiği başka bir tabloda kazanın toplam nüfusu 10.740 olarak kaydedilmiştir. Bu sayının 5.616’sı erkek, 4.762 kadın olmak üzere toplam 10.378’iMüslüman; 159’u kadın, 168’i erkek olmak üzere toplam 327’si Ermeni Hıristiyan; 15’i kadın, 20’si erkek olmak üzere toplam 35 Süryani Hıristiyan’dır.(Aynı tarihli salnamenin iki yerindeki nüfus toplamları 67 kişi sapmayla farklı çıkmaktadır. Bu, muhtemelen salname orijinalinin ya da birebir çevirinin yazılış hatasından kaynaklıdır

1881, 1882 ve 1889 tarihli Başbakanlık Osmanlı Arşivi belgelerinde; Kâhta’da 1881 yılında bir hayırsever tarafından yaptırılan bir Rüştiye Mektebi’ne bir öğretmen ve bir hademenin atandığı, okulun muhtelif masrafları için de ödenek ayrıldığı belirtilmektedir.

Arşivde mevcut olan başka bir belgede, yaklaşık 8 (sekiz) yıl açık kalan rüştiye, “istenilen ilgi ve ilerlemeyi göstermediği” gerekçe gösterilerek, 1889 tarihli Maarif Vekâleti’nin telgraf emriyle kapatıldığı belirtilmektedir.(Başbakanlık Osmanlı Arşivi: MF. MKT 72/108,MF. MKT 105/90, MF. MKT. 106/31)

1907 tarihli Ma’mûret’ül Aziz (Elazığ) Salnamesinde Kâhta’nın Merkez ve merkeze bağlı köylerde 10.939’u İslam, 443’ü Hristiyan olmak üzere toplam 11.382 nüfusunun olduğu kaydedilmiştir.

Ayni salnamede, Kaza merkezinde hükümet konağı, telgrafhane, bir cami, bir iptidai mektebi, bir fırın, iki dükkânın olduğu kaydedilmiştir. Ayrıca Tokaris, Narince ve Kolık köylerinde birer iptidai mektebinin bulunduğu belirtilmiştir.

Osmanlı Yazılı Kaynaklarında Nemrut Dağı

Osmanlı Müslüman tebaasınınheykel türü eserlere iyi gözle bakmadığıherkesin malumudur. Buna rağmen Osmanlı Devleti,bakanlık düzeyinde bir kurumu eski eserlerden sorumlu tutulmuştur. Bu kurum Maarif Vekâleti(Eğitim Bakanlığı) olup Almanlardan 5-6 sene önce Nemrut Dağı’ndaki, salnamelerdeki ifadeyle Cebeli Belik’deki (Belik Dağı)eserlerin varlığından haberdar olmuştur. Bunu, söz konusu Vekâletin16 Aralık 1877 tarihinde Diyarbakır Vilayetine“acele” koduyla çektiği, “Kâhta ve Gerger’de bulunduğu haber alınan24 adet “sanem” (put) hakkında ayrıntılı bilgi verilmesi” şeklindeki telgraftan anlıyoruz.(Başbakanlık Osmanlı Arşivi: Hicri, 10/Z 1294: MF. MKT.52/12)

Ayrıca 1869-1894 yılı Diyarbakır Salnamesinin 1874-75 tarihli üçüncü baskısından itibaren “Kâhta kazasının Cihet-i Şimalisinde (Kuzeyinde) Cebeli Belik (Belik Dağı) namıyla bilinen dağın tepesinde devasa heykellerin olduğu”bilgisi kayıtlara girmiştir.

Karl Sester ve Almanların Nemrut Tümülüs’ünü Keşfi

19. yüzyılın başlarından itibaren başlayan eski uygarlıklarıaraştırma (Bazen Define arama) merakı dikkatleri Anadolu’ya çevirir. Bu işin öncülüğünü İngilizler yapsa da, Anadolu’da, Devlet destekli Almanlar daha avantajlıdır. Âli Osmaniye’nin saray bahçelerinin tanziminden tutun da Hicaz Demiryoluna; o zamanlar Bayındırlık Bakanlığı sayılan Nafia Nezareti’nin merkez ve taşra teşkilatlarının üst kademelerinin birçoğunda Alman ve Avusturyalı bulmak mümkündür.

Bu tür kurumlara yerleşmiş olan Almanların asli görevleri mühendislik vs. gibi işler olsa da esas olarak onlar gittikleri yerlerdeki doğal zenginlik kaynakları ile tarihi ve arkeolojik alanları ülkelerine rapor etmeyi de ihmal etmezler. İşte Almanların bu tür elemanlardan biride Karl Sester’dir.

Osmanlı Arşivi'ndeki Sicil Kaydında yazıldığı şekliyle, “Mösyö Şarl OdolfSisterBavyera Hükümeti Arazi Nazırı müteveffa YosefSister'in oğludur. Bin iki yüz elli sekiz senesi Şevval'inde [h. Şevval 1258; m. Kasım/Aralık 1842] Almanya'da kâin Astaferbung şehrinde dünyaya gelmiştir”(BOA, DH. SAİD. d 10/229)

Sester, sarayda kibir bahçıvanbaşının referansıyla, Saray bahçelerinde bahçıvanlık yapmak üzere İstanbul’a davet edilir, fakat o, Nafia Nezareti teşkilatında yol mühendisi olarak işebaşlar. Anadolu’nun muhtelif yol projelerinde çalıştıktan sonra11 Mayıs1874 tarihindeDiyarbakır Nafia Müdürlüğü yol mühendisliğine tayin edilir. İşinin kendisine sağladığı seyahatve saha çalışması avantajdan yararlanarak Belik Tümülüsü’nün (Nemrut Dağı) varlığından haberdar olur. Konuyla epeyce ilgili olan Sester bir yolunu bulup Tümülüs’ü ziyaret eder. Gördüklerinin karşısında hayretlere düşen Sester, durumu bir mektupla Almanya’nın İzmir Sefaretine bildirir.

Daha sonra Nemrut gezisiyle devam edecek süreç, o zamanın İstanbul Müzesi (Müze-i Hümayun)  Müdürü olan Osman Hamdi Beyi de harekete geçirmiştir.

Osman Hamdi Bey’in Nemrut Dağı Seyahati

İkinci Abdülhamit’in gözde bürokratlarından olan Osman Hamdi Bey (d: 30.12.1842 İst, ö: 24.02.1910 ist.) Nemrut Tümülüs’ü keşfine çıktığı sıralarda hem Müze-i Hümayun (İstanbul Müzesi) hem de Sanayi-i Nefise Mektebi’nin (Güzel Sanatlar Okulu) müdürüydü. Gözde bürokrat olmanın kendisine sağladığı kolaylıklardanyararlanarak imparatorluk coğrafyasında bulunan eski eser ve ören yerlerini tespit ve tetkik etmek üzere Mektebi-i Nefise’deki yardımcısı Heykeltıraş Osgan Efendi’yi de yanına alarak planlı bir geziye çıkar.

Gezinin Kâhta etabı 1883 yılı Mayıs’ın ortalarına denk gelir. Nemrut Dağı’nın kısmen kar altında olduğu bu ayda Osman Hamdi Bey, tespit çalışmaları çerçevesinde Karakuş, Cendere Köprüsü, Kâhta (şimdiki Eski Kâhta) Merkez, Yeni Kale’nin yanı sıra Nemrut Dağı’ndaki heykellerin de tarihte ilk defa fotoğraflarını çeker.O, söze gerek bırakmayan türden çok değerli fotoğraflar,Osman Hamdi Bey’in üçüncü kuşak akrabalarından olan Prof. Dr. Edhem Eldem tarafından gün yüzüne çıkartılıp “Le Voyage A Nemrud Dağı D’Osman Hamdi Bey Et Osgan Efendi (1883)” isimli kitabagörsel materyal olarak konur. Söz konusu fotoğrafların asılları halen İstanbul Arkeoloji Müzesi Arşivinde koruma altındadır.

Almanlar Yarım Kalan İşlerini Tamamlamak İçin Geri Döner

Almanlar, Keşfini yaptıkları tarihi varlığın önemini hafızalarına kaydetmiştir. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları atlatıldıktan sonra tekrar işe koyulurlar. Genç bir arkeolog olan Friedrich Karl Dörner1953 yılında T.C. Bakanlar Kurulu’ndan aldığı izinle hafriyata başlar. Amerikalı Araştırmacı TheresaGoell’in de katılımıyla üçyıl zarfında Nemrut Dağı tarihin harikalardan biri olarak dünya eski eser kataloğunda yerini alır.

Bu tarih hazinesinin dünyaya duyurulmasıyla birlikte Yarı harabe durumundaki Eski Kâhta’nın ekonomik ve sosyal hayatında biraz canlanma görülür,  ama Tehcir öncesinin etnik çeşitliliğinden kaynaklanan hareketliliğinekavuşamaz.

YARARLANILAN KAYNAKLARDAN BİRKAÇI:

Doç. Dr. S. Vakkas TOPRAK, “1835 Tarihli Nüfus Sayımına Göre XIX. Yüzyılın İlk Yarısında HISNIMANSUR (Adıyaman)”, Adıyaman Üniversitesi Yayınları 2018

Prof. Dr. EdhemELDEM, LE VOYAGE A NEMRUD DAĞI D’OSMAN HAMDİ BEY ET OSGAN EFENDİ (1883), İnstitutFrançaisd’étudesAnatoliennes Georges- Dumézil-İstanbul, De Boccard 2010

Emre CANER, Kaplumbağa Terbiyecisi Osman Hamdi Bey’in Romanı, Kapı Yayınları

Mehmet TAŞTEMİR, XVI. Yüzyılda ADIYAMAN (Behisni, Hısn-ı Mansur, Gerger, Kâhta) Sosyal ve İktisadi Tarihi, T. Tarih Kurumu Yayınları

ArşagALBOYACIYAN, MALATYA ERMENİLERİ Coğrafya, Tarih, Etnografya, Aras Yayıncılık

Friedrich Karl DÖRNER, Nemrud Dağı’nın Zirvesinde Tanrıların Tahtları, TTK Yayınları

Adnan IŞIK, MALATYA (1830-1919)

Fuat DÜNDAR, KAHİR EKSERİYET Ermeni Nüfus Meselesi (1878-1923)

Fuat DÜNDAR, İttihat ve Terakki’nin Müslümanları İskân Politikası (1913-1918), İletişim Yayınları

Belgeler: Osmanlı ve Cumhuriyet Arşivi belgeleri

Salnameler: Diyarbakır, Elazığ, Devlet-i Âli Osmani ve Maarif Nezareti Salnameleri (İSAM Kütüphanesinden)

 Kâhta Haber / Mustafa KAYAHAN

 

Editör: İsmail KAYA

Bu Habere Tepkiniz Nedir? Bu haber 2020-08-16 13:51 tarihinde yayınlandı. 5235 Defa okundu.