Kâhta’nın hane sayısı,tahmini nüfusu, dini ve etnik yapısıyla ilgili ilk yazılı kaynaklar, Ele geçirilen yerlerdeki işlenebilir toprakların yükümlülükler karşılığında dağıtımının kaydedildiği Tahrir defterleridir.
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kâhta Tarihi -1-

Bu yazı, “Osmanlı’dan Cumhuriyete Kâhta Tarihi” başlığı altında yayınlamayı tasarladığımız yazı dizisinin ilkidir. Yazılarda ele alınacak temel konular Kâhta’nın,Osmanlı Devleti’nin denetimine geçmesinden Cumhuriyeti’nin kuruluşunun ikinci çeyreğine kadar geçen süreçte idari, nüfus, etnik, dini ve tarihsel yapısındaki değişimlerin resmi belge ve yazılı kaynaklara dayalı olarak ortaya konmasıdır. İlk bölüm verileri, daha çok Kâhta merkez çerçevesinde değerlendirilmeye çalışılacak, anlatım tutarlılığının doğuracağı gereklilikler buçerçevenin dışına çıkılmayacaktır.

Kâhta Tarihinde İlk Tahrirat; Tımar Sistemi ve Hane Sayısı Kayıtları

Kâhta’nın hane sayısı,tahmini nüfusu, dini ve etnik yapısıyla ilgili ilk yazılı kaynaklar, Ele geçirilen yerlerdeki işlenebilir toprakların yükümlülükler karşılığında dağıtımının kaydedildiği Tahrir defterleridir. Tımar Sistemi olarak adlandırılan bu uygulama Kâhta’da ilk defa 1519 yılında başlar. Toprağın miktarı veya toprağın tahsis edildiği Tımar sahiplerinin durumunun değişimine bağlı olarak kayıt işlemi birkaç yıl arayla yeniden düzenlenip 1560 yılına kadar devam etmiştir. Söz konusu yıllar aralığında yapılan Tahrir işlemlerinde kullanılan  “hane sayısı” ifadesi, muhtemelen, 3, 5, 7, 10, 15 evden oluşan “Avarız” yani bir çeşit vergi haneleridir. Aşağıda vereceğimiz hane sayılarına bu çerçevede, ihtiyatla yaklaşmak gerekir

Buna göre Kâhta Merkezinin 1519 yılı hane sayısı aşağıdaki şekildedir:

1519 tarihli Tahrir Defterine, Kâhta’nın 6 mahallesinin toplam hane sayısı 242 olarak kaydedilmiştir, Bu sayı 1524’de 350’ye çıkıp 1530’da326’ya düşer. 1547’de isehane sayısı olağandışı bir artış göstererek 550’ye fırlar. Arşivdeki son Tahrir tarihi olan 1560 yılında bu olağandışılık biraz daha ileriye taşınıp 652’yle zirve yapar.

Bu olağandışı hane ve dolaysıyla nüfus artışının olağandışı nedenleri vardır.  Bunlardan en çok bilineni, devlete hiçbir vergi (bac) ve asker vermeyen, kırsal kesimdesürekli güvenlik sorunları yaratan konar-göçerlerin (yeri yurdu belli olmayan göçebeler) zorunlu iskâna tabi tutulmasıdır.

Kimi tarihçi ve nüfus bilimciler, kayıt altına alınmış hane sayılarını 5’le (beş) çarparak yaklaşık bir nüfus sayısı bulmaya çalışır. Bu tür işlemin hiçbir bilimsel dayanağı yoktur. Biz de, kayıtlarda ne varsa onu yazmak suretiyletemelsiz ve yanıltıcı bir nüfus sayısı vermekten kaçınmayı uygun gördük. Yazı dizisi devamınca bu duyarlılığımız devam edecektir.

Kâhta Haber/Mustafa KAYAHAN

 

Editör: İsmail KAYA

Bu Habere Tepkiniz Nedir? Bu haber 2020-06-18 14:59 tarihinde yayınlandı. 10231 Defa okundu.