Yeryüzündeki bütün toplumların kanayan yarasıdır adalet. Bütün insanlık yaşamın her alanında adaleti sağlamak için uğraşmışlardır, fakat bunu başardıkları söylenemez. İnsanlık tarihi kadar eskidir adalet kavramı.
Arutay: Adalete Giden Yol

ADALETE GİDEN YOL

“Adaleti toprağa defnettik tamam da,

Mezarında otlarda mı yeşermez.”

            Adalet erdemdir, devletlerin amacıdır, özgürlüktür, kâinatın ruhudur, haktır, sevgidir, aşktır, ahlâktır, törendir, toplumların nefesidir, yaratıcının gölgesi ve mızrağıdır, toplumun gıdasıdır, milletlerin emeğidir, ekmeğidir;  merhamettir, cemiyetlerin temelidir, tarafsızlıktır, kanundur, nizamdır, cesarettir, başarıdır, insan hakkıdır, ölçüdür, tartıdır, umuttur, gelecektir, iyiliktir, güzelliktir, insanlığın idealidir, rahmettir, berekettir,  huzurdur, insanca yaşamaktır.

            Ne zaman ki adalet terazisi şaştı kâinatın mayası bozuldu, insanlar insanlıktan çıktı, toprak doğurganlığını yitirdi, kısırlaştı; aşklar boğazına kadar pisliğe bulaştı, meyvelerin tadı değişti, havalar bozuldu, bebekler ağlamayı unuttu, çocuklar oyun oynayamaz oldu, insanların dili tutuldu, yağmurlar zehir olup yağdı kara toprağa, geceler gündüz, gündüzler gece oldu.

            Kayboldu insanın gölgesi;  perişan oldu hayaller, umutlar, açık bir cezaevi haline geldi cümle kâinat, kelimeler anlamını yitirdi, huzuru kaçtı dostluğun, iyiliğin, güzelliğin, ölmek yaşamaktan daha çok istendi, kadınlar bir eşya olarak görüldü, çocuklar taciz edildi sokak ortasında, güven terk etti insanı, hüzün ve kederle doldu nefesler, kayboldu şiirin büyüsü, birçok masum kalem kırıldı hâkimlerin iki parmağı arasında, maddenin fiyatı arttı, ucuzladı maneviyat, toplumların psikolojisi ve sosyolojisi yerle bir oldu; gülmenin yerini ağlamak, sevginin yerini kin ve nefret aldı, yemeden içmeden kesildi tüm canlılar, hastalık sardı tüm varlıkları, duyarsızlaştı her şey, hak toprağa gömüldü, zulüm yeşerdi beton sahalarda, gül kokan adaletin yerini ölüm sardı, hiçbir yargılayan kendini yargılayamaz oldu, sosyal adalet kavramı kefenlendi, ne Leyla sevdi Kays’ı ne de Kays aklını yitirdi, gömlekler arkadan yırtılmaz oldu, dengeler bozuldu, sömürüldü tüm ruhlar, çalıp çırpanların hükmü egemen oldu tüm dünyada, sadakat terk edip gitti memleketi, sınırlar çizildi kutuplaştırıldı insanlar, hayvanlar bile paylaşamadı koca ormanı, daha neler olmadı ki?

            Şu unutulmamalıdır ki: “Adalet barındırmayan yasalar kumdan kalelere benzer, bir deniz dalgasında bütün halkı tarumar eder.” (M.ARUTAY) İnsana, hayvana, bitkiye eşit değil adil davranmalıyız. Birilerinin hakkına giren insanlardan daha kötü kim olabilir? Adaletin olmadığı bir yer, açık bir cezaevinden farksızdır. Dünyanın boşlukta, dayanaksız dönmesi ancak adaletledir. Boynuzsuz koyunun hakkının boynuzlu koyundan alınmasının adıdır adalet. Fakir fukaranın umudu, özlemidir adalet.

            İnsanoğlunun tarih boyunca aradığı, özlediği, beklediği bir kavramdır adalet. Yeryüzünde adaletle hükmeden oldu mu bilinmez; fakat şu bir gerçek ki hükmeden olmuşsa da çok ama çok kısa bir süre bunu gerçekleştirmiştir. Çünkü adaletin tamamen hüküm sürdüğü bir yerde asla yokluk, kin düşmanlık, sefalet, zulüm, haksızlık, huzursuzluk, mutsuzluk olamaz. Adaletin hüküm sürmesini engelleyen en önemli unsur güçtür. Güç adaletli birinin eline geçerse dünya cennetten bir köşe olur, fakat güç bir zalimin eline geçerse de evreni cehenneme çevirir. Şunu unutmamak gerekir ki her güçlü olan haklı değildir, lakin her haklıya da güç verilmiyor. Dünyadaki topraklar insanlara adil bir şekilde paylaşılırsa hiçbir insan topraksız kalır mı? Yapılan binalar eşit bir şekilde bölüştürülürse evsiz, barksız kimse kalır mı? Elbisesi çok olan bir insan elbisesi olmayanla paylaşırsa herkesin üstü başı düzelmez mi? Devletlerin çizdiği sınırları kaldırıp dünyayı vatan kılarak huzuru, barışı, mutluluğu, paylaşmayı, adaleti toprağa aşılarsak kâinatta mutsuz bir insan olur mu? Zaten sınırların çizilmesinde güç etkili olmamış mıdır? Devletleri, insanları ve tüm canlıları sömüren güç değil de nedir? Adaletin yeşermesini engelleyen, gücün zalim kimselerin eline geçmesi demek değil midir?

            Bizdenci, sizdenci anlayış da adaletin köküne dinamit koymuştur. İşin ehil olan kişiye değil de sırf bizden diye ehil olmayana verirsek ne olur? Tabiki hiçbir gelişme olmaz, bir ileri iki geri yola devam ederiz ilerlediğimizi zanneder, fakat geriye gittiğimizin farkına bile varmayız.

            Hangi öğretmen, hangi doktor, hangi hâkim, hangi savcı, hangi çöpçü, hangi işçi, hangi hemşire, hangi mühendis işinin ehliyse onlara hakkını vermek gerekir ki adalet temelli bir anlayış hüküm sürsün. Biz, ne zaman hak edene hakkını verirsek o zaman çok iyi bir gelecek bizi bekliyor olacaktır. Adalet dağıtmak tüm insanların görevi olmalıdır. Tabiki öncelikle kendimiz adaletli olacağız ki adil davranılmasını rahatlıkla isteyebilelim. Tüm değişimlerin merkez üssü insanın kendi dünyasıdır. Adaleti gücümüzün emrine değil gücümüzü adaletin emrine sunacağız ki tüm insanlık ihya olsun. Herkes gücü nispetinde adaleti ayakta tutup tüm zulmü yok etmelidir. Birisi bize adil davrandığında kendimizi buluruz, çalışmaktan zevk duyarız, daha çok çalışma isteği uyanır bizde, sadakatli, fedakâr bir ruha bürünürüz. Bütün insanların kanayan yarasıdır adaletsizlik, bu yaraya derman bulamazsak kan kaybından ölecek insanlık. Hayatta tek şikâyetimizin ölümden olmasını istiyorsak adaleti yeryüzüne hâkim kılmak esastır.

            Suçlu cezasını çekecek masum özgürlüğüne kavuşacak. Adaletle hükmedildiği zaman değil insan tüm canlılar hayat bulacak şu garip dünyada.

            Bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş oluyorsa bir insana haksızlık eden bütün insanlara zulmetmiş olmuyor mu? Adil olan eşit davranan değil haklıya hakkını verendir. Çoğu zaman eşitlik zulümdür. Bir okulda öğrencilere çok faydalı olanla varlığı, yokluğu bir olan eşit görülüyorsa bu öğrencilere ve faydalı olana zulümden başka bir şey değildir. Adaletle hükmedildiği zaman tüm insanlara hakkı olanı vermek gerekir. Yaşar Kemal’in İnce Memed romanının üçüncü cildinde çok güzel bir bölümünü sizinle paylaşmak istiyorum.

Eğer bir ülkede adalet yozlaşırsa o memleketin dibi oyulmuş demektir. Adaleti çökmüş bir milleti yok olmaktan hiçbir güç kurtaramaz. Kanun karşısında eşkıya İnce Memed de birdir, Başvekil İsmet Paşa da…

Adalet sade güçlüler için değil herkes için olmalıdır. Yaratıcı, kâinatı adil bir düzenle var etti. Maalesef cennetten sürülen insan adaletle vücuda getirilmiş dünyada insanca yaşamak ve yaşatmak varken toprağa zulmün, haksızlığın, umutsuzluğun, mutsuzluğun, onursuzca bir yaşamın, köleliğin, gözyaşının, küfrün, ötekileştirmenin, bizdenci, sizdenciliğin, hukuksuzluğun, merhametsizliğin, vicdansızlığın, sevgisizliğin, aşksızlığın, maneviyatsızlığın, ırkçılığın tohumlarını ektiler.

Dünyanın ötesinde ne var bilinmez, fakat eğer adaleti çok acil beynimize, yüreğimize, toprağımıza kazımadığımız zaman dünyadan daha kötü bir yere sürülerek en ağır cezaya uğrayacağımız aşikârdır. Kader adalet etmeden insanın bir an önce adil olması gerekmektedir. Haksız olan öz oğlumuz da olsa hak ettiği cezayı veremediğimiz sürece adaletsizlik illetinden kurtulamayız. Kanunları güçlüler ezip geçiyor, güçsüzler kanunlara tamamen boyun eğiyorsa orada hiçbir zaman sağlıklı bireyler yetişmez ve yetişmeyecektir. Adaletsizliğin boy gösterdiği bir toplum illetlidir, ruh yapısı bozulmuş can çekişmekte, kan kusmaktadır. Romanı kayıptır, hikâyesi sakattır, destanı yaralı, şiiri ölmüştür adaletin olmadığı yerin. Felsefesi durağan tarihi tarih olmuştur.

Bir binanın depreme dayanıklı olabilmesi için temelinin çok ama çok sağlam yapılması icap eder.  Bir ülkenin ilerlemesi, gelişmesi, üretmesi, sevginin egemen olması için de temelinin adaletle kurulması gerekmez mi? Sen kendi tarafındaki adamı kayırır, ben kendi safımdaki insanı kayırır diğerlerini dışlayacaksam adalet nasıl sağlanacak, nasıl gelişeceğiz?  Dili, dini, ırkı, soyu, sopu, rengi ne olursa olsun hakkı olanı verip adaleti sağlamalıyız. Yaratıcının rengiyle renklenip tüm insanlara yaşanabilir bir yeryüzü inşa etmemizin en temel, olmazsa olmazımız olan adaleti yeniden dirilterek kadın şiddetine, çocuk istismarına; ezilmiş, ötekileştirilmiş, hor  görülmüş insanlara, aç ve açıkta kalanlara, hakkı, özgürlüğü yok yere elinden alınanlara, işkence gören hayvanlara, zehirlenen bitkilere, kirlenen havaya, yerinden yurdundan olanlara, zulme uğrayanlara nefes olup mutlu, huzurlu bir yaşam bahşetmeliyiz. Belki ilk önce adalet insanlara ağır gelecek, fakat zamanla asıl bütün kötü şeylerin adaletsizlik ve zulümden türediğinin farkına varılacak ve dünya bütün insanların vatanı olacak. Bugünden sonra adil olup adaleti ayakta tutmaya ne dersiniz?

Mehmet ARUTAY

Cendere Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi

Edebiyat Öğretmeni

Editör: İsmail KAYA

Bu Habere Tepkiniz Nedir? Bu haber 2020-02-19 16:14 tarihinde yayınlandı. 1913 Defa okundu.