Çocukların vatanı huzurdur,mutluluktur, içtenliktir, saflıktır, oyundur, eğlenmektir, kayıtsızlıktır,sınırsızlıktır, özgürlüktür, göründüğü gibi olmaktır.
Arutay'dan yine müthiş bir  yazı

  Çocuk-Luk

Çocuktuk, merakla başladı her şey. Büyüdük merakımızın kursağımızda bırakılacağını bilmiyorduk .       (Mehmet ARUTAY) 

   Saflığın, doğalığın, yalansızlığın, kinsizlerin, farkındalığın, paylaşmanın, iyi niyetin, yardımlaşmanın, günahsızlığın, mutluluğun derinlemesine yaşandığı dönemin adıdır çocukluk.

Küçük şeylerle mutlu olmak, hayatı doyasıyla yaşamaktır çocukluk. Hiçbir zenginin satın alamayacağı bir dönemdir çocukluk. Azıcık aşın kaygısız başın yaşandığı dönemin adıdır çocukluk. İnsanın yaşamının şiirleştiği dönemdir çocukluk. Her anı yoğun, anlamlı, uyumlu ve mutlu yaşanır çocuklukta.

Bu dönemde özgürlük iliklere kadar yaşanır. Koşar, düşer, tekrar kalkar ağlar, güler, türlü türlü haylazlıklar yapar, fakat bu yaşananlar çok kısa sürede meydana gelir. Hayatın dolu dolu yaşandığı dönemdir çocukluk. Uykunun bile en tatlısının yaşandığı dönemdir çocukluk. Çünkü gün boyu oyun ve koşuşturmanın sonunda harap ve bitap düşer o yorgunluğun verdiği halsizlikle uzandığı yerde en derin uykuları yaşar. Kafasında hiçbir kaygı olmadığı için hayatı olduğu gibi yaşar. En mantıklı olan da hayatın olduğu gibi yaşar. En mantıklı olan da hayatın olduğu gibi yaşanması değil midir? Her zaman mutlu olabilmenin, pembe hayallerin, mavi göklerin, tüm nesnelerin gerçek renginde olmanın,istediği zaman ağlamanın, istediği zaman gülmenin anavatandır çocukluk.

Bazı dönemler gerçekten de nisan yağmurları gibidir değerlendirip, kıymetini bilmediğimiz zaman birçok fırsatı kaçırmış oluruz. Her şeyin zamanında yapılması bize keşkesiz bir hayat sunacaktır. Sağlıklı bireyler yetiştirmenin temelinde de çocukluk yıllarının verimli geçirilmesinden geçmektedir. Toprağa ne tohum atmışsanız elbette yeşerecektir. Lakin toprağa tohum ekmekle yetmez toprağa da gerekli bakımların yapılması lazım. Çocukluklar da aynen böyledir çok iyi değerlendirmesi şarttır. Yoksa sağlıksız, başarısız ve anne babasına yük olan bir nesil yetiştirmiş oluruz.

Nedensiz, niçinsiz, hesapsız, kitapsız, yaşamanın, adıdır çocukluk. Dünyaya bakış açımızın sağlam temelleri, derinliğimiz veya sağlığı çocukluk dönemlerinde oluşur. Hayatımızın kayıp cennetidir çocukluk. Yarının umudu, dünyanın en büyük mutluluğun adıdır çocukluk. Kendisinden hiçbir şeyin sorulmadığı, olan bitenden hiçbir haberinin olmadığının adıdır çocukluk. Çevresindeki her şeyin tadını çıkarmanın peşinde olmaktır çocukluk.

Yalanın henüz bilinmediği, kinin, öfkenin, ırkın, rengin hiçbir anlam ifade edilmediği dönemin adıdır çocukluk. Farkında bile olmadan uçurur birer birer yüreğindeki masum kuşları hiçbir çıkar gözetmeksizin. Bütün kötülüklerin Kaf dağının ardında dahi olmadığı en derin acılarının bile öpülünce geçtiği muhteşem dönemin adıdır çocukluk. Çocukluk bir filozofluk dönemidir aynı zamanda. Her şeyi sorar sorgular. Kafasındakilerini korkusuzca ifade etmekten çekinmez. Yapaylığa, gösterişe, benliğe, sınırlılığa en büyük başkaldıranın adıdır çocukluk. Hayatla yeni tanışmanın, her şeye tozpembe bakmanın adıdır çocukluk. İnsan hayatının en kritik dönemlerindenbiridir çocukluk.

Yeryüzündeki bütün insanların mutlu olabilmesinin temelinde çocuklara çocukluklarının yaşatılmasından geçer. Şu da bir gerçek ki yaşadığımız dünyada birçok çocuk yukarıda sıraladığımız güzellikleri yaşayamıyor.

Savaşlar, göçler, depremler, açlık, yokluk, yoksulluk, çaresizlik, hastalık, bazılarının dünyaya hâkim olma arzusu yüzünden milyonlarca çocuk içinde yaşadığı şartların güvensizliği ve imkânsızlığı yüzünden çocukluklarını yaşayamıyorlar. Çocukların çocuk olmadığı bir çağın insanının mutlu olma ihtimali var mıdır?

Tabiki yoktur.

Çocukların özgür olmadığı, tacize uğradığı, azarlandığı, çöp kutusuna atıldığı, dilendirildiği bir dünyada insanların başına her türlü felaketin gelmesi olağan değil midir?

Çocuk, huzurun başkentidir.

Şu da bir gerçek ki biz insanlar dünyayı kendimize zindan etmeye meyilliyiz. Ne zaman ki ‘savaş’ denen o rezil sözcüğü tarihten silersek, yeryüzünde yaşayan bütün insanlara insan olduğu için değer verirsek, çaresiz kim olursa olsun koruyup kollarsak işte o zaman yeryüzüne huzur gelecek ve çocuklar çocukluklarını iliklerine kadar yaşayacak ve o vakit mutluluğun ve huzurun resmi çizilecektir.

Bir yandan açlıktan nefesi kokan, ezilen, sömürülenler, çıplak, çaresiz, kimsesiz; hatta çocuk olduklarının bile farkında olmayanlar, istediğini yiyebilen, istediği yere istediği anda varabilen, çocukluğunu doyasıyla yaşayanla bir olabilir mi?

Bu kadar çelişkinin olduğu bir yerde mutlu olmanın, huzurlu olmanın imkânı var mı?

 Çocukların vatanı huzurdur,mutluluktur, içtenliktir, saflıktır, oyundur, eğlenmektir, kayıtsızlıktır,sınırsızlıktır, özgürlüktür, göründüğü gibi olmaktır.

Mutsuz olan, sürekli savaşların gölgesinde yaşayan, çocukluğundan, sevgiden, şefkatten, merhametten, iyilikten, güzellikten, bihaber olan bir çocuk büyüdüğünde sevebilir mi, mutlu olabilir mi, huzur ve adalet getirebilir mi?

 İçinde yaşanılan toplumun sosyal, siyasi, ekonomik ve kültürel şartlar çok ama çok önemlidir. Öyleyse çocukları güvenli, huzurlu, adil bir yeryüzü inşa etmeliyiz ki geleceğimiz barış içinde yaşamaya uygun hale gelsin. Eğer bir an önce harekete geçmesek kendi sonumuzu kendimiz getireceğiz bunun bilincinde olalım ve bunun bilincinde hareket edelim. Çocukluk dönemi en kritik dönemlerden biridir. Çocuklara sağlam bir kişilik ve karakterli bir duruş aşılamak için çocukluklarını yaşamalarına imkân sağlamamız gerekmektedir.

Çocuk gözlerini dünyaya açtığında bembeyaz bir kâğıda benzer, zamanla biz büyükler o sayfayı nasıl şekillendirmek istiyorsak o şekilde yetiştirir, o sayfaya ne yazmak istiyorsak onu yazarız. Çocuk yalanı da, doğruyuda, savaşıda, barışıda, şiddetide, iyimserliğide, merhametide, şefkati de, ötekileştirmeyi de, korumayı da, güveni de, güvensizliği de, adaleti de, zulmü de büyüklerinden öğrenir. Bizlerde dönemimizin büyüklerinin birer eseri değil miyiz?

Toprağımıza ne ekilmişse hasatları da o yönde değil mi?

Yazarların şairlerin hayatlarını incelediğimizde eserlerin muhtevasının vücuda gelmesinde ve kişiliklerinin şekillenmesinde çocukluk dönemlerinin damgası vardır. Örneğin Ahmet Haşim’in şiirlerinin ve hayata bakış açısının şekillenmesinde çocukluk yıllarında yaşadığı olayların çok büyük etkisini görebiliyoruz.

Özgür yetişen bir çocuk esareti asla kabul etmeyecek ve esir de etmeyecek. Yeryüzündeki bütün devletlerin çocuklar için ve onların eğitimi için yaptığı yatırımların en önemli nedeni ne olabilir?

 Bütün Anne, babaların gayreti çocuklarının istikbali değil midir?

En büyük yatırım çocuklara yapılandır. Çocuk umuttur, barıştır, adalettir, özgürlüktür, gelecektir, geçmiştir, merhamettir, sevgidir, huzurdur.

Rengi siyah olanın beyaz olanla arkadaşlık yapıp konuştuğu bir yeryüzü ancak bize barışı ve huzuru getirebilir. Biz kendi emellerimize alet edersek çocuklarımızı onların saflığını, duruluğunu, masumiyetini bozmuş olmaz mıyız? Çocuklar sadece bizden sevgi, şefkat, merhamet ve huzur içinde bir yaşam ister. Çünkü çocuğun fıtratı kötülüğe, kine, nefrete, savaşa, zulme aykırıdır. Onlar bunun için ölüm kokan kelimeleri bilmezler zamanla ancak bizden öğrenirler. Tıpkı bizimde başkasından duyduğumuz gibi.

Bir çocuk doğası gereği tertemizken onun yapısıyla oynayan biz büyükler değil miyiz

 Çocuk anne rahmindeyken annesinin yaptığı bütün eylemler, yedikleri, içtikleri, bile çocuğun kişiliğinin oluşmasında çok önemliyse bundan sonra yeryüzündeki bütün çocuklara insanca yaşamaları için bir şeyler yapmamız gerekmiyor mu?

Öncelikle kendi çocuklarımızdan başlamamız gerekiyor tabi. Onlara oyun oynamaları için şartlar oluşturmamız ve birlikte bir şeyler yapmanın, paylaşmanın, sevmenin, sevilmenin, ruhunu aşılamamız gerekir ki tüm dünya huzura ersin. Şikâyetimiz sadece ölümden olsun.

 Çocuğun yeteneklerini keşfedip onu o yapan gücü açığa çıkardığımızda ortaya çıkan yetenek ve güç sayesinde hem kişi değişip gelişecek hem de etrafını aydınlatacaktır. Çocukluk dönemi çok mühim bir meseledir. Yaşanması ve yaşatılması şarttır.

Eğer bir gün yolunuzu kaybederseniz bir çocuğun gözlerinin içine bakın; çünkü bir çocuğun bir yetişkine öğretebileceği; her zaman üç şey vardır: nedensiz yere mutlu olmak, her zaman meşgul olabilecek bir şey bulmak ve elde etmek istediği şey için var gücüyle dayatmak. ( PaulhoCoelho)   Çocuklardan çok şey öğrenmek, onların yetişmesi ve faydalı olması için imkanlar tanımamız gerekir.

En önemlisi de çocukluklarını doyasıyla yaşamaları gerekir. Hayatımızı şöyle bir gözden geçirdiğimizde unutmadığımız unutamayacağımız en güzel anılar çocukluk yıllarına ait olanlar olacaktır. ‘’Zararın neresinden dönersen kardır.’’ derler. Bundan sonra zararımızı kazanca dönüştürmek için sadece kendi çocuklarımıza değil dünyadaki bütün çocuklara yaşanabilir bir yer bırakmamız için hatalarımızı düzeltip onlara hak etikleri değeri vererek gül bahçelerinin içinde mis kokular ve kuş cıvıltıları eşliğinde, ısıtan ve aydınlatan güneşin önderliğinde oyunlar oynamalarını sağlayıp çocukluklarını yaşamalarına fırsat tanıyacağız.

Çocuk geleceğin doktorudur, öğretmenidir, avukatıdır, işçisidir, mühendisidir en önemlisi yöneticisidir. Merhameten, şefkatten, adaletten, özgürlükten nasibini almamış bir çocuk büyüyünce kendisine ve çevresine ne verebilir ki?

Büyüyünce meraklarının kursaklarında kalmamalarını istiyorsak onlara çocukluklarını bahşetmemiz gerekiyor. Şimdiden yanındaki çocuklarla çocuk olmaya nedersiniz?

Çünkü onlardan öğreneceğimiz çok şey var.

 

                                                                                                    MEHMET ARUTAY

 

                                                             CENDERE MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ

                                                                TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ÖĞRETMENİ

 

Editör: İsmail KAYA

Bu Habere Tepkiniz Nedir? Bu haber 2020-03-06 15:29 tarihinde yayınlandı. 2894 Defa okundu.