Mehmet Arutay: Hiçbir insan eleştirmeyi ve sorgulamayı kabul etmeyen biri kadar tehlikeli değildir.
Eleştiri ve Sorgulamaya Dair

   Hayatımızda eleştiri deyince sürekli olumsuz, yıkıcı ve yıpratıcı anlamlar gelir zihnimize, oysa gelişmenin, daha iyi olmanın, çağ atlamanın içinde bulunulan kötü durumdan daha iyi duruma geçmenin, yeniden var olmanın, kötü gidişe ‘’dur’’ demenin, insanca yaşamanın yaşatmanın, felsefe, edebiyat daha birçok alanın da hızlı gelişmenin omurgasıdır eleştiri. Eleştirilmeyen bir insan bütün yanlışlarını, hatalarını, eksiklerini, bilmezliklerini hüner sayar bu da onun intiharı demektir. Eleştirilmeyi istemeyenler üretemez, gelişemez, değişemez, mesafe kat edemez, yerinde sayar, yol aldığını zanneder ve hatalarla dolu bir yaşamı kendisine idealize ettiğinin farkında değildir.

   Şunu kabul etmek gerekir ki eleştiri insanı mükemmeliyete götürür. Tabiki eleştirinin objektif (tarafsız) olması gerekmektedir. Bir insanı sevmiyoruz diye onun fikirlerini ve ürettiklerini sürekli olumsuz eleştirirsek bu, eleştiri ahlakına uymayan bir durumdur. Basit insanları övün, kendisini bilen birini de eleştirin, çünkü basit insanların eleştirilmeye tahammülleri yoktur. Kendini bilenlerin ise daha iyi olmaları için eleştirilmeye ihtiyaçları vardır. Eleştirilmeyi kabullenmeyen insanlar hayatta dikiş tutturamazlar. En iyi yazarlar en çok eleştirilenler, en çok okunan eserler ise genellikle tenkit edilenler olmuştur. Şunu da unutmamak lazım bir yazar veya şairi ideolojisi, inancı, hayata bakış açısı, ırkı yüzünden sevmeyen, eleştiren insanlar önce insanlığını sorgulasınlar. Artık şunu kabul etmek gerekir ki yeryüzünde kaç insan varsa o kadar dünya vardır ve ne kadar eser varsa o kadar zenginlik vardır. Bunları tenkit ederken objektif olmamız gerekmektedir. Eğer kişiyi ya da eseri eleştirirken tarafsız davranmazsanız, yaptığımız o olumsuz eleştiri eserin ya da kişinin değerini değil sizin değerinizi düşürecektir. Eleştiri kültürü gelişmiş yerlerin gelişmişlik düzeyleri de istenilen düzeyde olduğunu unutmayalım.

   Eleştiren ve sorgulayan insanlar üreten, faydalı olan, kendini ve karşısındakileri önemseyen insanlardır. İnsanı, hayvanı, bitkiyi; şiiri romanı hikâyeyi, inancı, yaşamı, kişiyi, eseri sorguladığımız zaman yaşamdan zevk alır ve hayat size daha anlamlı gelir. Sorgulamak demek tüm şeylerin özüne inmek demektir. Özünü bilmediğimiz şey ne olursa olsun maddeden ibarettir, oysa biz her şeyin ruhunu bilmeye çabalamamız gerekir bu da sorgulama ve eleştirmeyle olur. O zaman sorgulamayı kendimizden başlatmalıyız ki başkalarını da sorgulamaya hakkımız olsun. Sorgulama sonunda insanlar neleri keşfetmemiş ki? Bazı yalanları, gerçekleri görmek onları değiştirmek, rahatından vazgeçmek, yaptığı yanlışlarla yüzleşmektir sorgulama. Sorgulama eylemi bize aklın kullanıldığını gösterir. Aklı devrede olmayan birinin de bir ölmüşten farkı yoktur, sorgulayamazlar, hayatları tekdüzedir, yaşamadan zevk alamazlar, başkalarının fikirleriyle yaşarlar ve ölürler. Cehalet bataklığına düşmemek ve ruhen sağlıklı bireyler yetiştirmek için sorgulama becerisini kazanmamız ve kazandırmamız gerekmiyor mu?

   İnançlara, ideolojilere, fikirlere körü körüne kanıp onların silahşörlüğünü yapmanın zararlarını ve cefasını çekmemek için sorgulamayı ve eleştirmeyi elden bırakmamız gerekiyor. Eleştirmeyi ve sorgulamayı hayatlarının merkezine almayan inanların sonu derin bir uçurumdur. Akıl sorgular; vicdana, evrensel değerlere, ahlaka aykırı olanları eler. Sorgulamak kişiyi geliştirir ve özgür kılar. Bir bilinç üzere yaşamayı sağlar. Sorgulamayan her bilgi, bilgi değildir ezberdir. Ezberlenen bilgi de insana fayda sağlayamaz ve ezberleyenin de bir papağandan farkı yoktur. Ezberci kafanın duygudaşlık kurma becerisi gelişmemiştir, vicdanı da kendisini çoktan tek etmiştir. Sadece kendisine söylenenleri tekrarlar ve herkes tarafından kullanılmaya müsait bir yapı kazanır zamanla. Egemen güçler insanları daha iyi kullanabilmek için ezberciliğe çok önem verirler. Tenkit etmeyi, eleştirmeyi, akıl yürütmeyi kabul etmezler. Eleştirmeden, sorgulamadan üzerinde düşünmeden, kesin bilgi sahibi olmadan inanmak, koşulsuz bağlanmak birçok sorunu da beraberinde getirdiğini unutmayalım. İnsanların zaaflarından yararlanıp onları kandıranlar hep sorgulama ve eleştirme yetisine sahip olmayanları kurban seçmişler kendilerine. Eleştiren, sorgulayan kimsenin kölesi ve kuklası olmaz; özgürdür, bağımsızdır, prangalarını parçalayıp atmıştır, ruh sağlığı yerindedir. Hayata daha şeffaf bakar.

   Sorgulama ve tenkit toplumların sosyal, siyasal ve kültürel açıdan değişimini ve gelişimini derinden etkiler. Toplumlara ve kişilere farkındalık kazandırır. Sürü psikolojisiyle değil birey psikolojisiyle hareket etmemizi sağlar. Özellikle eğitimin ezbere dayalı değil de eleştiriye ve sorgulamaya dayalı olması ülkeleri şaha kaldıracak tüm insanların daha iyi şartlarda yaşamasını sağlayıp ruhsal açıdan kendisini rahat hisseden bireyler yetişmesini sağlayacaktır. Sorgulamaktan korkan, beynini başkalarının emrine sunmuş, üretemeyen, sıradanlaşan, tekdüze bir karaktere sahip olanlar sağlam karakterli, başarılı nesiller değil; ancak bağımlı, başarısız, papağan sürüsü yetiştirirler.

   Ülkelerin elindeki en büyük zenginlik kaynağı şüphesiz ki ‘Gençlik’tir. Gençleri sorgulama ve eleştirme yeteneği kazanamamış ülkeler gerilemeye, çökmeye, yok olup başkalarının egemenliğinde yaşamaya mahkûmdurlar. Herhangi bir derste öğrenci yorumlayamıyorsa, sorgulayamıyorsa, eleştiremiyorsa o öğrencinin başarılı olması, kendisine, çevresine ve ülkesine faydalı olması mümkün mü? Hayatı anlamlı kılan, insanların aydınlanmasını sağlayıp onları özgürleştirenler filozoflar değil midir? Hayatın temel değerinin ancak sorgulandığı zaman ortaya çıkacağını bize gösteren onlardır. Çevremizde de sorgulanmaya ve eleştirilmeye muhtaç o kadar gelenek ve göreneklerimiz var ki! Oturup bunları akıl ve duygu süzgecinden geçirmemizin zamanı gelmiş de geçiyor. İnsani ve ahlaki olanları devam ettirip insana uygun olmayıp gayri ahlaki olanları da terk etmemiz gerekir ki gelişip güçlenelim.

   ‘’Sömürüldük yıllardır, talan edildi gençliğimiz… Doyuramadık tok olan mideleri, çaresiz kaldık çoğu zaman, horlandık, atıldık meçhullere, verdik ne varsa cebimizden, bedenimizden, yüreğimizden… Nasır tuttu ayaklarımız; ellerimiz acıdan yorgun, dudaklarımız kupkuru ve çatlak, kör edildi gözlerimiz ve yüreğimiz duygusuz şimdi. Bittik, tükendik, tüketildik.’’ Bu duygular ezberci, sorgulamayan, eleştirmeyen bir insanın ruh halinden alınmıştır. İnsanın kullanıla kullanıla ne hale geleceğinin resmidir. Bundan dolayı: ‘’Sorgulanmamış hayat yaşanmaya değmez.’’ der heykeltıraş Sophroniskos’un ve ebe Fenarete’nin oğlu Antik Yunan filozofu Sokrates. Bilinç ancak sorgulama ve eleştirmeyle kazanılır. Bilinçsiz kavramını ancak ezberci, sorgulama yeteneği olmayan, eleştiriden yoksun insanlar için kullanılır. Onlar dilsizdirler, sağırdırlar, sağırdırlar, kördürler; bundan dolayı akıl erdiremezler. Kutsalımızda da: ‘’ Şüphesiz yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü, akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırdırlar, dilsizdirler.’’ (Enfal, 22) Çünkü inancın da en güçlü olanına da sorgulama ve eleştirme sonucunda varılır. Biz yeni nesli nasıl yetiştirirsek öyle olacakları için onlara kesinlikle eleştirme ve sorgulama kültürünü aşılamamız gerekiyor ki başkaları tarafından kullanılmasın, başkalarının fikir kölesi olacaklarına kendi akıllarının efendisi olsunlar.

   Bir gazeteci ancak olayları sorgulayıp eleştirdiği zaman gerçeklere ulaşabilir. Bir yazar kendisini eleştirip ve kendisine yapılan eleştirileri dikkate aldığı zaman ‘kendi’ olabilir. Nasıl ki anlamsız, kaba, yontulmamış bir taşa ya da ağaca şekil vermek için fazlalılarından arındırıyorsak bir insana ya da bir esere de olumlu veya olumsuz eleştiri ve sorgulama yapıldığı zaman onları parlatıp anlamlı hale getireceğiz. İnsanların birçok konuda istişare etmelerinin temeline de fikir alışverişiyle daha sağlıklı kararlar alındığının bilinmesidir; çünkü öne sürülen kararlar sorgulanır, eleştirilir, törpülenir anlamlı ve uygulanabilir hale gelir.

   Küllerimizden yeniden doğmak için, hayatı anlamlı yaşayıp, insanları başkalarının maşası olmaktan kurtarıp aklıyla hareket etmelerini sağlamak gerekir ki bütün bunlar da insana sorgulama ve eleştirme kültürünü aşılamamız şarttır. Öyleyse bundan sonra hayatın tadına ve hayatın ruhuna uygun yaşamak için bugünden sonra eleştireceğiz ve sorgulayacağız. BAŞTA KENDİMİZİ ELEŞTİRİP SORGULASAK NASIL OLUR?

 

 

MEHMET ARUTAY

CENDERE MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ÖĞRETMENİ

Editör: İsmail KAYA

Bu Habere Tepkiniz Nedir? Bu haber 2020-03-24 19:01 tarihinde yayınlandı. 1814 Defa okundu.