İnsanlar arasındaki en derin sevgi ve muhabbetin adı hiç şüphesiz ki dostluktur. İnsanın birçok arkadaşı olabilir; fakat dost diyebileceği yoktur belki de.
Mehmet Arutay: Dostluğa Dair

Dost(luk), farklı karakter ve görüntülerin bir aynada aynı surette yansımasıdır.

                                                                                                             (Mehmet ARUTAY)

 

Yanlış yaptığında uyaran, hayatta parayla satın alınamayan, düştüğün yerde seni kaldıran, sürekli yanında yürüdüğünü hissettiğin, uzun kolları olan, zor zamanlarını kolaylaştıran, içimizdeki huzursuzluğu yok eden, insana değer katan, meyvesi ve gölgesi olan, yükünü yükleyebildiğin, derdinle derlenen, kazanılması zor, kaybedilmesi kolay olan; senin için kendi hakkında feragat edebilen, senin kusurlarını başkalarının yanında dillendirmeyen, zorluklarla mücadelende gözünü kırpmadan sana el uzatan, derdinle hemhal olan, ruhunu boydan boya yıkayan, içi dışı bir, her kelamı içten, her davranışı candan, düşmanınla birliktelik kurmayan, yaşamına değer katan, bir çay koy geliyorum diyebildiğin kişiye dost denir.

   Teknolojik gelişmeler hayatımızda sosyal ve kültürel değişiklikler de yaratmaya başladı. Bu gelişmeler zamanla toplum içinde uyumunda sarsını geçirdiğini derinden hisseden yeni insan, birçok sorunla karşılamaktadır. Kendi kendisine adını koyamadığı, ifade edemediği bu sorunlar insanı çeşitli zorlanma ve gerginliklerin içine itilmiştir. Kalabalıklar içinde derin bir yalnızlık yaşamak zorunda kalınca kişi, insanı insan yapan değerlere sığınmak zorunda kalıyor. Bu bunalım ve çıkmazdan kurtulmanın en iyi ilacı içini dökebileceği bir dost bulabilmektir. Modern insanın yalnızlığına çare derin ve kadim dostluklar kurmaktır. Tek başına kalmış olmanın ezikliğinden ve derin ıstıraplardan ancak gerçek dostluklar kurarak kurtulabiliriz. İnsan sanki yeteri kadar yiyeceği ve boş zamanı da olursa, bir şeyler satın alma gücü artarsa ruhsal ve bedensel olarak çok daha iyi olacak ve mutlu olabilecektir. Bunun doğru olmadığını şimdi hepimiz biliyoruz. Eğer bu sav doğru olsaydı, İsviçre ve İsveç gibi çok gelişmiş ülkelerde, diğer ülkelere göre intihar oranları daha yüksek olmazdı. Ayrıca dünyanın en zengin ülkesi olan Amerikan Birleşik Devleti’nde bir ‘’yalnızlık ve korku dönemi’’ hüküm sürmezdi. Bütün bunlar bizde bir şeylerin ters gittiğini gösteriyor. İnsanın ruhunu doyuran, insanı mutlu kılan, insanı anlamlandıran, insanın hayatta zevk almasının sağlayan maddi unsurlar değil manevi doyumlardır. Sizin derdinizle hemhal olan içine düştüğünüz çıkmazlardan kurtaran, kuru ekmeğinizi bol eyleyen maddeden geçmiş insanlar olunca ancak hayat yaşamaya değer bir hale gelir. Paylaşmanın, sevmenin, değer vermenin sevilmenin, güler yüz göstermenin, kendinde geçmenin, aza kanaat edip mutluluğu etrafındaki iyi insanlarla olacağının bilincinde olmak insanı rahatlatır ve mutlu kılar.

   Hayat çoğu zaman insana o kadar ağır geliyor ki ne yapacağını bilemez hale getiriyor bireyi. Bu durumu yaşamayan yeryüzünde yok denecek kadar azdır. İnsanların dibe düştüğü ve her şey bitti dediği anda birisi uzatır elini hiç çekinmeden işte o kişiye dost denir. Bu durumda elini uzatan kişi bir insanı sıkıntıdan kurtardığı için mutlu olur hem de sıkıntıdan kurtulan kişi yaşama sarılır ve dostluğun paha biçilmez bir değer olduğunun farkına varır. Şunu da kabul etmek gerekir ki gerçek dost bulmak çok ama çok zordur kirlenen şu yeryüzünde. Hayatta insanı en çok mutsuz eden şey ‘’güvensizlik’’ tir. Dostluğun omurgası da güven olduğu için ve bu da birçok insanda bulunmadığından insanlar hiçbir şeyden tat alamayacak duruma geliyor ve derin bunalımların içine düşüyor.

   Dünya ince, uzun bir yol. Yollar yalnız da yürünür; fakat dostla, yoldaşla daha korkusuzca ve daha hızlı ve kolay aşılır. Siyasette, edebiyatta ve günlük hayatın her alanında kazananlar her daim birbirlerine karşı sadakat gösteren dostlar olmuştur. Arkadan kuyu kazan dost müsveddeleri insanın hayatına ve güvenine mal olur. İnsanın hayatı bu tür kendini bilmezler yüzünden artık yarım, güveni ise büyük bir darbe almıştır. Hem kendileri kaybeder hem de dostum dediklerine kaybettirir. Bu da bize gösteriyor ki bir insanı gerçekten tanımak yıllar alır. Bazen otuz kırk yıl arkadaşlık kurduğumuz insanı bile tanımayabiliyoruz. Gerçek dost bir elin beş parmağını geçmez. En derin ve onulmaz yaraları en yakınımızdakilerden almıyor muyuz? Menfaatle insan yaşar; fakat maneviyatla da insan yaşatılır. Kişiyi yaşatan en kıymetli değerlerin başında dostluk gelir. Dostluk dağı yol eden, adaleti ayakta tutan; kini, nefreti ve hasedi yok eden toprak misali bir tohuma bin ürün veren, güldüren, sevindiren, var eden, can bahşeden dostluktur. Dost, insanın canına can katandır. Daima taze her daim yenidir dostların arasındaki ilişki.

   Güvene, sevgiye, muhabbete dayalı bir dostluk anlayışı için öncelikle kişinin kendisini geliştirmesi gerekir. İnsanlar sağlam bir kişiliğe sahip olmadığı sürece kalıcı dostlukların kurulması mümkün olmayacaktır. Kendini sınamayan, kendine değer katmayan ve etik değerler konusunda kendini geliştirmemiş bir insanla ne dost olunur ne de arkadaşlık yapılır. İnsanlar arasındaki en derin sevgi ve muhabbetin adı hiç şüphesiz ki dostluktur. İnsanın birçok arkadaşı olabilir; fakat dost diyebileceği yoktur belki de. Sağlam ve güvenilir dostlukların yaşanmamasının temelinde de ‘’bencillik’’ vardır. ‘’ben’’ini merkeze alan biriyle kadim dostlukların kurulması mümkün değildir. Dostluk benlik kaygısı güdenlerin karı değildir çünkü. Başkası için gerekirse kendinden geçmenin adıdır dostluk. Menfaat sağlamayı düşünmeyen, çıkar kaygısı taşımayan insanların mekân tuttuğu yerdir dostluk. Gören gözün, duyan kulağın, konuşan dilindir dost. Yapmacıksız, gösterişsiz, güvenilir, cümle kötülüklerden azade olandır dost kişi. Gözlerinin içine sımsıcak bakıp: ‘’Aldırma zamanla her şey geçer, ben her daim yanındayım.’’ deme cesaretini yürekten söyleyebilendir dost kişi. Ölümün, zulmün, korkunun, güvensizliğin, zorbalığın kol gezdiği bir yerde:

 ‘’Kula gölge olsa Allah’a ayan,

   Senden ayrılalı gülmedim dostum.’’(Pir Sultan Abdal)

Diyebilmenin adıdır dostluk. Güzelin, sevginin, aşkın, umudun, direnişin, özgürlüğün, huzurun, birliğin, dirliğin adıdır dostluk. Dünya gurbetinde sınanmak için gönderilen insanoğlunun yalnızlığını gideren berrak, saf, duru, bir su gibidir dostluk. Dost, mana evreni çok geniş bir kavramdır. Kendini bilmenin, kendini tanımanın vücut bulduğu kutsal bir duygudur. Bütün insanlığın hasret kaldığı, yaşamak isteyip de yaşama imkânı bulamadığısağlam bir sığınaktır dostluk. Dostluğu yaşayan asude, yaşayamayan ise hüsrana uğramaya mahkûmdur. Dostsuz bir yaşam zulümdür, esarettir, felakettir. Kötü dost hayat yolculuğunda insana ayak bağı olur ve engerek yılan gibidir. Böyle insanlara dost kavramını kullanmamak daha yerinde olacaktır. Hayatımızda her daim iyilerle dost olup kötülerden ve kötülüklerden uzak durmalıyız ki mesut, bahtiyar yaşayabilelim. Unutulmamalıdır ki iyi dostlar gül bahçesine, kötü dostlar ise cehennemin dibine götürür. Gerçek dostlar iyiyi, güzeli tavsiye eder, doğruyu seçmemize yardımcı olur. Yanlış yapılacağı zaman uyararak hataya düşmemize engel olur. Dost kazanmak çok zor bir olaydır bu bozulan düzende. Yine de dost kazanmak için gayret göstermeli, çalışmalı, kıymet bilmeli ki dostluk sağlam temellere dayansın. Yoksa en ufak bir sarsıntıda viran olur.

   Kültürümüzde baba dostuna riayet çok mühim bir yer tutar. Kişiye yakışan baba dostlarına gereken saygıyı, ilgiyi ve muhabbeti göstermektir. Bu tür gerçek dostlardan sevgi ve şefkat hâsıl olur. Dostunu, düşmanını ayır etme becerisinden yoksun olanlar saadet harmanını yele verir. Akıllı insan kimi dost edineceğini bilir ona göre davranır; aksi halde sadece zarar görür ve hayatı tarumar olur. Dost o kişidir ki başa bela geldiğinde yüreğini ortaya koyabilme cesaretini gösterir. 

   Tarihimizde, felsefemizde, coğrafyamızda, edebiyatımızda, türkülerimizde, atasözlerimizde ve deyimlerimizde dostluk çok önemli bir yer tutar. ‘’Dost başa, düşman ayağa bakar. ‘’toplumda dostlarımız olduğu gibi düşmanlarımız da vardır. Temiz giyinip kuşanmak hem dost, hem de düşman için oldukça önemlidir. Bu durum başımızı yukarıda görmek isteyen dostlarımızı sevindirecek, ayağımızın kaymasını zor durumda kalmamızı, gülünç duruma düşmemizi bekleyen düşmanlarımızı da kahredecektir. Bundan dolayı insanın yapabildiğince dost kazanıp düşmanı azaltma gerekir. Dost, acı söyleyen, ayıbını yüzüne söylemekten çekinmeyen, kara günde bellik olan ve lisan-ı haliyle belli olan kişidir. Deyimlerimizde ve günlük konuşmalarımızda sık geçen ‘’iyi gün dostu olmak’’ söylemi gerçek dost olanlar için bir noksanlıktır. Çünkü kadim dostlar sadece iyi günde değil çok zor zamanlarda kendini gösterir. Ünlü Alman Filozof Friedrich Wilhelm Nietzsche:’’ Güller, laleler bütün çiçekler solar, çelik ve demir kırılır ama sağlam dostluk ne solar ne de kırılır.’’ der. Gerçek dostlukların her şeyin üstesinden gelebileceğini ifade eder. Gerçek dost olanlar ruhsal problemler yaşamaz, yaşasa da üstesinden kolayca gelebilir. Çünkü kendi gibi birisi sürekli yanında hazır ve nazırdır. Çıkmazlara girdiğinde korkmaz, bilir ki kendisine uzanan al yanı başındadır. Psikolojik romanlarıyla tanınan, şair İsmail Safa’nın oğlu ünlü yazarımız Peyami Safa:’’ Arkadaşlıkta, menfaatler ve zevkler, dostlukta ise felaketler ve kederler müşterektir.’’ der. Dostlukta en önemli unsurun zor zamanlarda sahiplenebilme yürekliliğini göstermek gerektiğini vurgular. Felaket ve kederlerin ancak dostluk ruhuyla huzura ve mutluluğa dönüşebileceğini ifade eder. Seyit Nizamoğlu’na ait güzel bir Erzincan türküsünde:

 ‘’Cümle dünya senin olsun,

   Bir dost bir post yeter bana,

   Atlas diba sizin olsun,

Bir dost bir post yeter bana.’’

Bu güzel mısralardan da anlaşılıyor ki hayatta dostluktan daha güzel bir duygu yoktur şu sürgün yerinde. Malın, mülkün sadık bir dost kadar güven, huzur ve mutluluk vermediğini ifade eder. Kutsalımızda ismi bildirilen peygamberlerden, ülülazm adı verilen altı peygamberden biri olup, Keldanikavmine gönderilmiştir. Kendisinden sonra gelen bütün peygamberler onun neslindendir. Allah ü teala ona Hailim(dostum) buyurduğu için Halilullah veya Halilürrahman olarak bilinir. Yaratıcın bir insana ‘’dostum’’ diye hitap etmesi bize dostluk kavramının ne kadar önemli ve derin anlamlar yüklediğini gösteriyor. Modern insanın yalnızlığından kurtulup mutlu olabilmesi ve toplumun yeniden güven duygusuna kavuşması için kadim dostluklar kurup bunu sonuna kadar sürdürmesi gerekir. Dostlukların kurulup düşmanlıkların bitmesi arzusuyla…

 

  Mehmet ARUTAY

KÂHTA CENDERE MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ÖĞRETMENİ

 

 

Editör: İsmail KAYA

Bu Habere Tepkiniz Nedir? Bu haber 2020-06-09 14:58 tarihinde yayınlandı. 2186 Defa okundu.