Eğitimci Halit Akel, son zamanlarda yitirdiğimiz Abdurrahman Yılmaz, Sabri orman ve Mehmet Ateş’i kaleme aldı. Hayatın ta gerçeğini anlatan duygusal bir yazı..
Akel: Dostların Ardından

 ‘Her can ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.(Ankebut:57) ‘Onlar; başlarına bir musibet gelince, "Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz" derler.(Bakara:156) Ayetleri mucibince inanıyoruz ki bir gün ölümü tadacak ve Allah’ a döndürüleceğiz. Ağabeyimiz Sabri Orman Rabbine iltica etti, vefa borcu olarak birkaç kelam etmeye ve Abdurahman Yılmaz kardeşimi de yad edeyim derken gençlerin abisi Mehmet Ateşin vefat haberini aldık. Kendisine ne kadar da yakışıyordu ‘Ateş Abi’ hitabı. Kahta sarsıldı desem abartmış olmam herhalde en azından belli bir çevre için. Kudüs şairi Nuri Pakdil vefat ettiğinde başsağlığı için Rasim Özdenören ağabeyi aradığımda ‘Ruhumuzun sığınakları olan limanlar azalıyor’ demiştim, cevaben ‘Gök kubbenin altı boş kalmaz’ demişti. Gök kubbeden payımıza düşen yerde seyrekleşme gözle görülür hal aldı.                                                                              

 

İnsanlar hak ettikleri gibi anılırlar. Sabri hocaya Ağabey diye hitap edenler gerçekten inanarak bu hitabı kullanırlar, en azından belli bir kuşak, yani bizler için böyledir. Hocamızın akademik hayatını, başarılarını öğrenmek isteyenler için bilgi kaynakları çok. Benim söyleyeceklerim daha çok bizde bıraktığı Ağabeylik izler. Dersine girdiği her insan için öğretmen, öğretim görevlisi ya da Profesör idi. Bazıları için özelde hocaydı, bazı insanlar için de özelin özelinde Ağabeydi.

 

Farklı mekanlarda bir araya geldiğimiz olduğu gibi, daha çok Kahta’ya geldiği zamanlar Mahmut Orman(kardeşi) hocam aracılığı ile mutlaka bize zaman ayırmasını ister o da bu talebimizi çoğunlukla kabul ederdi. Keyfine doyulmaz sohbetler yapardık, aslına bakarsanız sohbetin ötesinde ‘Özel Ders’ niteliğinde geçerdi zaman. Biriktirdiğimiz, kafamızda çözemediğimiz soruları sorar kendilerinden istifade ederdik. Güncele ait sorulardan pek haz almazdı fakat o sorularımıza da tatmin edici cevaplar alırdık. Sabri Ağabeyin bence iki tane önemli hasleti vardı. Birincisi; İslami bilgi kendisinde sistematik olarak mevcuttu. Konuşmaları muhatabı tarafından çok rahat anlaşılırdı. İkincisi, bilgi sadece sistematik olarak kendisinde mevcudiyetinin ötesinde, ahlak olarak da karakterinin inşasına yansımıştı. Bu konuda çok da anlaşıldığı kanaatinde değilim. Bazı durumlara karşı ketum davranır kendini kapatırdı. Bunu öyle bir nezaketle yapardı ki karşısındaki insan bu durumdan rahatsızlık duymazdı. Bu ketumluk daha çok olası yanlış anlaşılmalara ve olası vebal gerektirecek davranışlara sebebiyet vermemeye dayanmaktadır. Nerden biliyorsunuz derseniz eserleri okunduğunda bu hissedilir, özellikle Gazalinin anlayışında da bu hassasiyet görülür. Malum hocamız ömrünü Gazalinin araştırmasına harcamıştır. İtidal, istikrar, nezaket, ince zeka, bilginin davranışa dönüştüğü, örnek alınabilecek bir insan, Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun inşallah.

 

Teamüllere göre telefonum vakitsiz çalınca bilirdim ki arayan Abdurrahman Yılmaz’dır. Alo diye başlamazdı söze ya da protokol gereği hal hatır sormak yok, aklında sana neyi sormak istiyorsa oradan başlardı söze, sonunda sağlık sıhhat faslına geçerdi. Sevilmez mi böylesine içtenlikli adam, şimdi hatırası ile avunuyoruz. Artık telefonum vakitsiz çalmıyor ve kimse ‘ne olacak bu ümmetin hali’ diye bana sormuyor.

 

Hani fobi diye bir kavram var gerçekten de var ki tecrübe ile sabit. Otuz beş yıllık eğitimci olarak, evet inanın, benim de fobim Öğretmenevine gitmek idi. Hiç Haz almazdım Öğretmenevine gitmekten orada vakit geçirmekten. Mehmet Ateş’in güven veren sesi bu fobiyi yenmemde en büyük etken oldu. Üstadım diyerek söze başlayıp hocalık duygularımı kabartan, etrafındakilere ‘Hocamdan öğrendiğim hadisler hala aklımda’ sözleri fobi mobi bırakmadı bende. Ateş abi de Abdrrahman da efsane 85 Kahta İmam Hatip Lisesi Mezunları, aynı sınıfta idiler. Benim de Öğretmen olarak ilk göz ağrılarımdır. Bilmem hak verdiniz mi bana ‘Gök kubbenin altı boş değil amma seyrekleşti’ görüşüme.

 

Üzüldüğümüz, bu salgın sürecinde dostlarımıza karşı son görevlerimizi yapamadık, Allah rahmet eylesin bu kardeşlerimize, mekanları cennet olur inşallah. Ailelerine başsağlığı ve sabırlar diliyorum.

Editör: İsmail KAYA

Bu Habere Tepkiniz Nedir? Bu haber 2020-06-16 14:02 tarihinde yayınlandı. 4381 Defa okundu.