28 Şubat’ın zor günlerinde yüzü tebessüm eden Müslüman bulmak zordu. Fakat Zeynal Demir Ağabey hep tebessüm etti..
Beşir kitabevi mektep, o da muallimi..

 Ardından çok güzel eserler bırakan adamdır Zeynal Demir. Eser dedimse hemen aklınıza kitap, cd, tablo ya da tiyatro metni gelmesin. Zeynal Ağabeyin bıraktığı eser yüzlerce iman eri ve hâlâ yol yürüyen bir kitle. Her eseri ayrı bir güzellikte, ayrı alanlarda güzelliklerin altına imza atan iman erleri onlar. Bu dünyada bırakılacak en kıymetli eserler bu eserler olsa gerek. Kitabevi eğitim ocağı idi Zeynel Ağabeyin Kitabevlerinin düşünce geliştirme merkezleri ve erkamın evi fonksiyonu taşıdığı günlerde bir kitabevi ile en fazla ne yapılabilirse o kadarını yapan iyi bir kitapçı idi Zeynal Ağabey. Kitabevini eğitim ocağı olarak kullanıyordu. Aslında bir okul görevi görüyordu kitabevi. Bu okulun bütün derslerine bir hoca giriyordu, o da Zeynal Abi idi. Kitabevinin adı Beşir Kitabevi idi. Müjde veren bir kitabevi idi gerçekten. Adıyaman’da yetişen Müslüman gençliğin her bireyinin üzerinde mutlaka bir etkisi vardır hem kitabevinin hem Zeynal Abi’nin. “O güzel Resulü Yesrip yolunda” marşını öyle bir güzel söylerdi ki, onu görünce o marş aklımıza gelirdi. O marşın sözleri gibi yaşadığına da şahidiz. Bir insan hayata ne kadar pozitif bakabilirse o kadar pozitif bakıyordu hayata. Bir Müslüman ne kadar dik durabilirse o kadar dik duruyordu. Hayata pozitif bakması konusunda, tam teslim olmuş bir müminin her şeyi Allah’tan bilip şükretmesini onun hayatında gördük. Hayatının farklı safhalarında karşılaştığı imtihanları alnının akı ile geçti. Bu zamanın devrimci dervişi diyebileceğimiz güzel bir insandı. Mesaisinin hemen hepsi ümmet için dolu idi 28 Şubat’ın o sert günlerinde ayaküstü sorgulara çekilmiş ve psikolojik baskının her türüne maruz kalmış bir Müslüman olarak, çevresindeki insanlara sürekli dik durulması gerektiğini, bugünlerin geçeceğini, birbirimizin kıymetini bilmemiz gerektiğini sürekli hatırlatırdı. Yüzünden tebessüm eksik olmazdı. O zor günlerde yüzü tebessüm eden Müslüman bulmak zordu. Fakat Zeynal Abi hep tebessüm etti. Hep moral verdi. Hep umut pompaladı. Başörtüsü eylemlerinde en başta o vardı. El ele yürüyüşünde en başta idi. Filistin veya Çeçenya için yapılan organizasyonlarda o vardı. Ümmeti ilgilendiren her konuda, her alanda o vardı. Ümmetin fertleri arasındaki sıkıntıları gidermek için özel çaba sarf ederdi. Diyebilirim ki mesaisinin hemen hepsi ümmet için dolu idi. Adıyaman’da Ramazan ayında küçük çapta kitap fuarını kendi imkânları ile Zeynal Abi organize ediyordu. Kitap fuarı ile ilgili olarak önayak oluyordu. İnsanların İslam ile buluşması ve bilinçlenmesi için bütün fırsatları değerlendiriyordu. Bu anlamda kitabevine gelen her müşteri bir anlamda tebliğe muhatap oluyor ve nasibince bir şeyler öğrenip gidiyordu. Müslümanların birbirini incitmemesi gerektiğine sürekli vurgu yapardı Seyyid Kutub’u çok sever çok önemserdi. Özellikle Fi Zilal’i Kur’an tefsiri üzerinde dururdu. 28 Şubat sürecinden hemen sonra bir kenara bırakılan kitapların bir gün tekrar okunmaya başlanacağını söylüyordu. O kitaplarda yazanların doğru olduğunu, okuyan Müslümanların yanlış anladığını ifade ederdi. Âlimlerimizin ve şehidlerimizin kıymetini bilmemiz gerektiğini, onlara vefalı olmamız gerektiğini sürekli hatırlatırdı. Müslümanların birbirini incitmemesi gerektiğine sürekli vurgu yapardı. Bütün güzel insanlar gibi erkenden kalkıp cennete doğru yol aldı Zeynal Abi. Kanser olduğu teşhisi konduktan bir sene sonra rahmeti Rahman’a kavuştu. Hastalığı süresince kendisini ziyarete giden her Müslümana nasihatlerde bulunurdu. Ümmet olmanın önemi, sabır ve direniş ehli olmak için donanımlı olma, aile eğitimine önem verme üzerinde özellikle duruyordu. Kanser olduğunu ilk öğrendiğimde, Rahman olan Allah’ın (cc) Zeynal Abi’yi katına alacağını, katına almadan önce onu arındırmak için bu hastalığı verdiğini düşündüm. Vefatıyla ardında bir hüzün denizi bıraktı Zeynal Abi. Bu kadar zaman geçti (5­6 sene) hâlâ hüzün sebebimdir Zeynal Abi. “Şehid olma niyeti ile şehid hayatı yaşan insan yatağında da ölse şehiddir” hadisi sanki onun vefat ettiği gün de tecelli etmişti. Güzel günleri görmek ümidi ile umudumuzu azık yapıp birlikte yol alırken geleceğe doğru, o cennete doğru yol aldı. Ferhat Özbadem yazdı

Editör: İsmail KAYA

Bu Habere Tepkiniz Nedir? Bu haber 2015-12-08 13:11 tarihinde yayınlandı. 2913 Defa okundu.