Doç.Dr. Ahmet İnan, Kafkas Kartalı İmam Şamil İle Kürdistan Şehidi Şeyh Said'i kaleme aldı.
Doç.Dr.İnan; İmam Şamil ile Şeyh Said'i Yazdı

 Bugün,  “Kafkas Kartalı” olarak anılan büyük İslam mücahidi İmam Şamil’in vefat yıldönümü. Bu münasebetle hem İmam Şamili, hem de onun izinden giden Şeyh Said Efendi hazretlerinin  ansını yad etmek bakımından bu yazıyı kaleme aldım    İmam Şamil: (1797-1871)  Avar Türklerinden olan İmam Şamil, Kuzey Kafkasya bölgesinde, bu günkü Dağıstan’da yer alan Gimri köyünde 1797 de doğdu. Genç yaşlarda Dağıstan’lı Şeyh Cemalettin Gazi Kumuki’den ders aldı. On beş yaşında ata binip kılıç kuşanan İmam Şamil, yirmi yaşlarında bir çok spor dalında yetenekli hale geldi.  Şeyh Şâmil, arkadaşları ile ilim öğrenmek üzere Bağdât'a gidip, Mevlânâ Hâlid hazretlerinden ders aldı. Ondan; tefsîr, hadîs, fıkıh, edebiyât, tasavvuf, târih ve fen ilimlerini tahsil etti. Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretleri, İmam Şamil’e halîfelik vererek, memleketi olan Kafkasya'ya tekrar gönderdi. Kafkasya'ya döndükten sonra, Müslüman Türk halkının etnik ve dini haklarını ihlal eden Ruslara karşı on yedi yıl boyunca  Şeyh Mansûr komutasında gerilla savaşı verdi. Mansûr'un şehadetinden sonra Gâzi Muhammed, Kafkaslıların başına geçerek imâm oldu. Şeyh Şâmil'in çocukluk arkadaşı olan Gâzi Muhammed, Ruslarla yaptığı Gimri muhârebesinde şehîd olunca Hamzat Bey imâm/yönetici oldu. Hamzat Bey’in üç yıllık idareciiğinden sonra şehid edilmesi üzerine meşveret kararı ile Şeyh Şamil imam (idareci) seçildi.  Ömrü, Kafkasya’daki Müslüman Türklerin kavmi ve dini hakları için  mücadele ile geçmiş olan İmam Şamil, 1871 yılıda hac amacıyla geldiği Medine’de vafat etti ve Cennetu’l-Baki’ye defn edildi.     Şehy Said Efendi: (1865-1925) Burada Şeyh Said Efendi Hazretlerinin hayatı hakkında bilgi vermekten öte, onun hareketi ile İmam Şamil’in hareketi arasındaki akrabalığı ortaya koymaya çalışacağım. İmam Şamil Medine’de son nefesini verdiği sıralarda Şeyh Said Efendi, henüz 5 ya da altı yaşlarında bir çocuktu. Ancak Şeyh Said’in dedesi Ali-i Palevî/Sebtî, Şeyh Şamil’in çağdaşır ve Bağdat’dan medrese arkadaşıdır  Bir başka deyişle, Kafkas Kartalı İmam Şamil ile Kürdistan’ın mazlum şehidi Şeyh Said Efendi arasındaki bağlantı noktası, Mevlana Halid Hazretleridir. Bilnidiği üzere, Mevlana Hâlid, kurduğu medresesinde yetiştirdiği yüzlerce başarılı öğrencisine “halifelik” ünvanı vererek irşâd amacıyla çeşitli beldelere gönderdi. Çoğu zaman halifelerini, kendi memleketlerine göndermiştir  Sözgelimi, Şeyh Şamil, Mevlana Hâlid’den halifelik alarak memleketi Dağıstan’a döndü.    Mevlana Halid’İn Kürdistan’a gönderdiği halifeleri ise şu iki zattır.  1.    Seyyid Taha-i Hekkârî: (ö.:1853) Mevlana Hâlid’den halifelik alarak memleketi Şemzinan’a (Şemdinli) döndü. Seyyid Taha-ı Hekkârî, Şeyh Ubeydullah en-Nehrî’nin ( ö:1883) babasıdır. Şeyh Ubeydullah en-Nehri de, Kürt Teâli Cem’iyyetinin kurucularından ve 1925’te idam edilen Seyyid Abdulkadir’in (1851-1925) babasıdır.  2.    2- Şeyh Ali-i Pâlûvî/Sebtî: (1777- 1870) (Mevlana Hâlid’den halifelik alarak Lice’ye yerleşti. Şeyh Ali’nin oğullarından Şeyh Mahmud, Hınıs’ta Kolhisar köyüne yerleşti. Oğlu Said (Şeyh Said Efendi) burada dünyaya geldi.  Şeyh Şamil ile Şeyh Said Efendi hareketlerinin her ikisi de, İslam’ın ortadan kaldırılmasına tepki insiyakı ile zuhur etmiş; her biri kendi milli davasına da sahip çıkmıştır.   Hem Şeyh Şamil’in, hem Şeyh Said Efendi’nin ana davası İslami karakterdedir ve her biri kendi milli davalarını da bu İslam’ın ana çerçevesi içinde savunmuşlardır. Şunu çok iyi biliyoruz ki, hem Türklerin hem Kürtlerin “kâhir ekseriyet”i, Müslüman’dır. (Âcizane, “kâhir ekseriyet” anlayışının da yerli yerinde kullanılması, bu kavrayışın istismar edilerek azınlık haklarının ihlal edilmemesini, arzulayanlardanım. Ama işin bu tarafı, burada konumuzun dışında kalan başlı başına bir başka problem alanı…)  Sonuç Yerine: Şeyh Şamil, Rus’ların, alenen İslam’ı ortadan kaldırmalarına karşı savaş açtı ve destansı bir mücadele verdi. Rusya’da yaşayan Türklerin kahir ekseriyeti de Müslüman olduğundan dolayı, bir Kumuk/Avar Türkü olan Şeyh Şamil’in mücadelesinde aynı zamanda Türklerin Ruslarca gasp edilen milli hakları da yer alıyordu. Yani Ruslar, İslam’ı ortadan kaldırırken aynı zamanda eş zamanlı olarak oradaki Türklerin milli haklarını da askıya almış oluyordu. Bu duruma karşı mücadele veren Şeyh Şamil de, hem İslam’ı hem de kendi milli davasını savunmuş oluyordu. Bu, otomatikman böyle oluyordu.  Hakkındaki tüm tartışmalara rağmen İslam’ın sembolü olan hilafet makamının, bilhassa İngilizler eliyle ve yerel ajanlar vasıtasıyla sinsi planlarla lağvedilmesi üzerine harekete geçen Şeyh Said kıyamının ana gerekçesi de, yine İslam’ın ortadan kaldırılmasıydı. Ama aynı zamanda Kürt kavmine mensup olan Şeyh Said Efendi, İslam’ın sembolü olan Osmanlı hilafetinin ortadan kaldırılmasıyla giderek daha da mağdur olan Kürtlerin milli davalarına da sahip çıkmış oluyordu. Burada da durum otomatikman böyle olmak zorundaydı. Şeyh Said Efendi, 1921 anayasası ile oyalanıp 1924 anayasası ile hem İslamî hem de kavmî/millî hakları gasp edilen Kürtlerin hakları için kıyama geçmişti. Onun davasının içinde İslamî haklar ile Kürt kavminin hakları, eş zamanlı olarak mündemiç idi.  Kürt İslamcılığı olarak betimleyebileceğimiz çeşitli akımların, Şeyh Said Efendi’yi anlamaya çalışırken i’tidal ve dengeden sapmamaya daha da özen göstermeleri gerektiğine, inananlardanım. Bir o kadar da Türk İslamcılığının, Kürtlerin kavmî hakları konusunda i’tidal ve denge üzerinde yürüyebilmeleri gerektiğine, inananlardanım.  Hem Türklerin hem de Kürtlerin baskın ana karakterinin İslam olmuş olması, bize sorunlarımızın çözümünde müthiş kolaylıklar ve müthiş fırsatlar tanımaktadır. Bu konuda, daha dünya hayatında iken önümüze konulmuş bir sırat köprüsü vardır. Bu köprüden geçebilmek için, çok; ama çok çok dikkatli olmak gerek.  DoçDr. Ahmet İnan-Kahtahaber

Editör: İsmail KAYA

Bu Habere Tepkiniz Nedir? Bu haber 2015-02-17 16:29 tarihinde yayınlandı. 3640 Defa okundu.