Kürdistan İslami Hareketi /AZADÎ Genel Sekreteri Sıdkı Zilan ile Kürt siyaseti ve Azadî'nin bu siyasetteki yerini ve partileşme sürecini konuştuk.
Azadi Hareketi Partileşiyor mu?

 Azadi Hareketi'ni nasıl tanımlıyorsunuz? Azadi, Kürdistan'ın Kuzeyi ile Türkiye sathında, Türki vesayet altındaki İslami camiaya mensup mütedeyyin Kürtlerin kendi dini-milli kimlikleriyle, tarihi dayanaklarıyla buluşması ve çelişkileri aşmasıdır. Çelişki neydi, neyle buluştunuz? Bizim çelişkimiz, kendimize ait bir mekanımızın olmaması ve milli kimliğimiz ile dini kimliğimiz arasında tercihte bulunma zorunluluğuna dair hurafenin, daha doğrusu kötü bidatın muhitimize kabul ettirilmiş olmasıydı. Bizim hikayemiz; zamana ve mekana dair şuurla başladı. Biz bir zemine ve zaman ait fertler ve toplumuz. Haliyle zamanı ıskalayarak, mekana ilişkin bağımızı nazara almadan var olamazdık ve kendimizi inşa edemezdik. Kendimizle, tarihi, milli, kültürel aidiyetimiz ile buluştuk. Buna normalleşme de diyebiliriz. Kürdistan'dan ve İslami olmaktan kastınız nedir? Kürdistan, kadim zamanlardan itibaren ekseriyetle Kürtlerin yaşadığı vatanlarıdır. Biz de bu vatana mensup ve İslami düşünen, yaşamaya çalışanlar olarak milletimize hizmet için ve bu saikle bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu anlamıyla Kürdistani islami bir hareketiz. Türkiye'de başka İslami Kürt parti ve hareketleri de var, onlardan farkınız nedir? Bu farkı biz değil, vakıa belirliyor. Biz, Kürdistan halkının kendi topraklarında siyasi egemenlik hakkını savunuyoruz. Birileri ise Kürdistan'da İslamcılık yapıyor. Biz, İslami-Siyasi mücadele yürüten bir hareket değil, İslami ama Kürdistani bir mücadele yürüten bir hareketiz. Bu çerçevede Kürdistan'da İslami hareket olmak ile Kürdistani islami hareket olmak arasında çok farklar vardır. Sizin önceliğiniz İslam mı, Kürtlük mü? İslam Kürdistan'da kahir ekseriyetin dinidir. Lakin Êzidiler gibi gayrimüslim Kürtler olduğu gibi, Sünni-Şafii çoğunluğa mensup olmayan Aleviler ve başka Kürtler de vardır. Keza, gayri Kürt ve gayri Müslimler de vardır. Dil açısından da Kurmançlar, Zazalar vs de vardır. Biz hepsine hitap etmeye çalışan İslami bir hareketiz. Önceliğimiz ne İslam ne de Kürtlüktür. İslam bizim gerçeğimiz, ruhumuz; Kürtlük ise bizim için bu ruhun içinde yer aldığı mekandır, vücuttur. İkisi arasında çelişki değil, bizim için zorunluluk vardır. Kürdistan ise hepimizin ortak vatanıdır. Bu vatan üzerinde kendi kendimizi; tüm farklılıklarımızı muhafaza ederek yaşamak istiyoruz. Önceliğimiz bir hakkın tahakkuk etmesidir. Türkiye'de Kürtlerin hangi hakları veya alacakları vardır? Hangi yollarla bu haklara kavuşmayı umuyorsunuz? Güncele dair; Kürdistan halkına siyasi temsil, ana dilde eğitim, Kürt dilinin resmiyet kazanması ve kendi aidiyetimiz ile siyaset yapma ve örgütlenme özgürlüğü ivedidir. Geniş manada ise Kürdistan'ın hükmi şahsiyet kazanmasıdır. Bunun da iki yoldan olması imkan dahilindedir. Ya ihkakı hak yoluyla ya da medeni bir çözüm ile bu mümkün olur. Medeni haklarımıza medeni yoldan kavuşmamız için; Kemalizm'in tasfiyesi, yerine başka bir ideolojinin ikame edilmemesi, anayasanın bu çerçevede değiştirilerek, Türklere tanınan imtiyazların sonlandırılması, adil ve eşitlikçi bir anayasanın yapılması elzemdir. Türkiye'de hangi parti veya partilere yakınsınız veya uzak olduğunuz partiler hangileri? Kürdistani bir hareket olmamız hesabıyla, İslamî ve Kürdistani parti ve hareketler bizim tabii müttefiklerimizdir. Türkiye'deki Türki ve Türki-İslami parti ve hareketlerle hukuki anlamda bir husumetimiz vardır. Hukuki husumet ne demektir? Bizim düşman olarak kabul edeceğimiz, anacak bizi inkar eden rejimler, bize savaşı dayatan taraflar olabilir. Bunun dışındaki yapılar bizim hukuki olarak hak gasbına ses çıkarmayan, ya da hak gasbına destek olan yapılardır ki onlarla hukuki ihtilafımız, siyasi ihtilafımız ve husumetimiz vardır. Yani mahşeri vicdanda, Allah katında onlarla muhakeme olmaktayız. Hakkımızı teslim ederlerse dinde kardeş, insanlıkta eşitlerimiz olurlar. Etmezlerse hasım kalmaya devam ederler. Azadi Hareketi ne zaman partileşecek? Şu anda da parti hükmünde bir siyasi hareketiz. Lakin kanuni bir siyasi parti olmak için de çabalıyoruz. Uygun zamanda gerekli adımları atacağız. Ve o zamanın yakın olduğunu söyleyebilirim. Azadi Partisi nasıl bir fikriyata sahip olacak? Kürdistani anlamda milli, İslami anlamda ise dindar bir parti olacak, inşaallah. Ayrıca demokrat olacak, çok renkli ve çok sesli toplum modelini savunacaktır. Türkiye partisi mi? Kürtlerin partisi mi olacaksınız? Ne o, ne de o. Kürtlerin değil ama Kürdistani bir parti olacağız. Kürdistan halkının hakkını, hukukunu savunacağız. Kürdistan Türk(iye) yani Türk İli değildir. Türkiye kelimesi şemsiye olamaz, Kürdistanı ihata edemez. Kürdistan gerçekliği, Türkiye gerçekliğinden önce gelir. Dayatma sonucu bu topraklar Türkiye yapılmıştır. Kürdistan tabii, tarihi, coğrafi bir kelime; Türkiye ise yapay, sonradan icat edilmiş bir bed-kötü adettir. Azadi Hareketini HDP’den ayıran öncelikler neler? Her yönüyle farklıdırlar. Azadi veya HDP yek diğerine alternatif olsun diye kurulmadıkları gibi, serüvenleri, felsefeleri de ayrıdır. HDP, Kuzey Kürdistan'da başat aktör olan PKK'nin legal alanda Türkiyelileşme adımının adıdır. Azadi ise 1925 Şeyh Said kıyamının manevi mirası üzerine kendini inşa etmeye çalışan ve Kuzey Kürdistan ile Türkiye'deki milli-dini çizgideki Kürdistanlıların siyaset sahnesine çıkmalarına dair bir harekettir. Azadi Hareketi için Dindar Liberal bir Kürt partisi diyebilir miyiz? Kürt partisi tanımı eksik kalır. Azadi, vatanı-Kürdistan'ı esas alan milli bir harekettir. Demokrasi zemininde, şeffaf, geleneğe saygılı, dini değerlerle barışık bir hareketiz. Kürdistan kelimesi/kavramı Türkiye partisi olma söyleminizi olumsuz etkilemez mi? Bizim Türkiye partisi olma gibi bir derdimiz yoktur. Türkiye siyasi sınırları içerisindeki herkese hitap ederiz ama Türkiye kelimesini, mefkuresini esas almayız. Kürdistan'a, Kürtlere olumsuzluk yüklemek bu rejimin doğasında vardır. Olumsuz olan şey inkardır, asimilasyondur, Kürtlüğün inkarı ve Kürdistan'ın tarihi, coğrafi ve siyasi karşılığının tescil edilmemesidir. Azadî Hareketi'nin şu anki durumu hakkında neler söylersiniz? Azadi, İnisiyatif olarak 2012 yılının Haziran ayında Diyarbekir ilinde ilan edildi. Girişim olarak başlayan bu mütevazi adım harekete evrildi. Her iki dönemde de Kürdistan halkının yakınlaşmasına, siyasi aktörlerin ittifakı etmelerine, milli kongrenin gündeme gelmesine ve kongre hazırlık komisyonunda yer alarak vazifesini yapmaya çalıştı. 7 Haziran seçimlerinde HDP ile ittifak yaparak Kürdistan'da AKP ve SP'nin hezimete uğramasını sağladı. Azadi yoluna devam etmektedir. Halk size ne kadar teveccüh ediyor? Önce kadrolar arasında insicamı oluşturmaya, ikinci adımda Kürdistani parti ve hareketlerle ilişkilenmeye, üçüncü adımda diplomatik çevrelerle tanışmayı sağladık. Şu anda ise halk ile buluşma safhasındayız. Bunu da siyasi bir parti ile sağlamayı düşünüyoruz. Çözüm sürecinde muhatap olarak kabul edilmeniz hususunda ne dersiniz? Çözüm sürecinin muhatabı tüm Kürdistan halkı ve onların örgütlü yapılarıdır. Biz de bu yapılardan biriyiz. Masanın Kürdistani tarafında tüm yapılarımız yan yana ve ittifak içerisinde olmalı, masanın diğer tarafında Türkiye devleti ve hükumeti yer almalıdır. Uluslararası gözlemci veya garantörler de mutlaka bu işe nezaret etmelidirler. Tam olarak ne istiyorsunuz? Kürdistan halkının taleplerinin takipçisiyiz. Halkımızın siyasi temsili, anadilde eğitim, Kürd dilinin resmi dil olması, kendi aidiyetimizle siyaset yapma ve örgütlenme hakkı ve Kürdistan'a siyasi statü istiyoruz. Güncel konularda ise liste çok uzundur. Zindanların boşaltılması, tahribatın telafisi, zararların tazmini, kalkınma, refah, kalıcı bir barış, Kürdistan'ın diğer parçalarıyla iyi ilişkiler vs. Bu istedikleriniz ne kadar mümkün görüyorsunuz? Muhal olmayan her şey mümkündür. İrade, ısrar ve çaba ile bu taleple yaşanılır hale gelecektir. Kürdistan'a siyasi statü derken ne kastediyorsunuz. Biraz açar mısınız? Tarihi, coğrafi açıdan Kürt halkının vatanı olan bu topraklarda kendi kendimizi yönetmek istiyoruz. Bunun karşılığı bağımsızlık mı, Federasyon mu, Özerklik mi, muhtariyet mi? Ona halk karar verecek. Halkın kararı da referandum şeklinde olur, dünyadaki örnekler de bunu söylüyor. Hareketinizi 1925 yılında Şeyh Said kıyamının manevi mirası üzerine kendini inşa etmeye çalıştığını söylediniz. Aynı dönemde Said Nursi'nin Şeyh Said metodunu yanlış bulduğunu kendi kitaplarında okumuştuk? Bunu nasıl açıklarsınız? Said Nursi mi Şeyh Said mi? Daha doğrusu Şeyh Said'in de mensup olduğu Kürdistan Azadi Cemiyeti'nin manevi mirası yani mefkuresini kastediyoruz. Kıyam bu cemiyetin desteğine mazhar olmuştur, lakin amaç ayaklanma değil, özgürlüğe kavuşmaktır. Bizim esas aldığımız şey haktır, halkımızın özgürlük, eşitlik , adalet talebi yani hakkıdır. Kürdistan halkı ile Osmanlı arasındaki bağ hilafet bağı idi ve bu durum siyasi açıdan Yavuz Sultan Selim'e biat ile gerçekleşmişti. 1924 yılında Hilafetin kaldırılması ile anlaşma Türk devleti tarafından bozuldu, Kürtlerin de eli serbest kaldı. Bu konuda Said-i Nursi ile Şeyh Said hemfikirdir. Said'in Nursi'nin ihtilaf ettiği konu, birinci dünya savaşı arifesinde Mele Selim öncülüğünde gerçekleşen 1913-14 Bitlis ayaklanmasıdır. Said'i Nursi bu hadisede çekimser kalmıştır. Gerekçesi Hilafet vs dir. Saidi Nursi yani Kürdi'nin Şey Said'inin metodunu yanlış bulması söz konusu değildir. Çünkü Şeyh Said ayaklanmamıştır, ayaklanma kendisine dayatılmıştır ve bir provokasyon neticesinde Piran'da patlak vermiştir. Keza aynı durum Dersim ve Seyyid Rıza için de geçerlidir. Cumhuriyet döneminde Kürtlerin planlı iki ayaklanması vardır. Birincisi Hoybun (Xoybun) teşkilatının planladığı ve İhsan Nuri Paşa komutasında yürütülen Ağrı isyanıdır, ikincisi de PKK'nin 1984'ten beri başlattığı silahlı ayaklanmadır. Diğer hadiseler hep devletin provokasyonu ile başlamıştır.

Editör: İsmail KAYA

Bu Habere Tepkiniz Nedir? Bu haber 2015-11-23 21:27 tarihinde yayınlandı. 4927 Defa okundu.