Kurucularından olduğu AKP'den istifa ettikten sonra HDP'den milletvekili olan Dengir Mir Mehmet Fırat, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın talebiyle T24 yazarı Hasan Cemal hakkında "Cumhurbaşkanı'na hakaret" soruşturmaları açılmasını değerlendirdi.
Fırat: Hasan Cemal tutuklanabilir, dövülebilir, öldürülebilir!

 AKP’nin kurulduğu zaman, Erdoğan’ın Cemal’e ‘Cemal abi’ diye hitap ettiğini ve çok saygı duyduğunu söyledi. Fırat, “Ama bugün yine demokrasiyi savunan ve aynı noktada olan Hasan Cemal yargılanma durumunda… Şimdi tutuklanabilir mi? Tutuklanabilir, dövülebilir mi? Dövülebilir, öldürülebilir mi? Öldürülebilir herhalde” şeklinde konuştu. T24’e değerlendirmelerde bulunan Fırat, Ahmet Hakan’a saldıranların ‘eliyle konulmuş’ gibi bulunduklarına dikkat çekerek, “Bunun devletin dışında, bilgisi dışında olduğunu söylemek mümkün değil. Bana göre saldıran o 4 kişi değil. Onlar sıradan tutulmuş olan elemanlar” dedi. T24 yazarı ve Bağımsız Gazetecilik Platformu P24 Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Cemal hakkında, yazılarında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a hakaret ve iftira ettiği iddiasıyla iki soruşturma açılmıştı. Cemal, T24’te yayımlanan “Akan kanın bir numaralı sorumlusu Saray’daki Sultan’dır, nokta!” ve “Heyy sen!” başlıklı yazılarında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret ve iftira ettiği iddiasıyla hakkında ceza davası açılmasına ilişkin olarak yapılan şikâyetler üzerine açılan soruşturmalar için dün Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde ifade vermişti.   "Devlet mafyalaşıyor"   “Artık bir diktatörlükten de evrilmeye başlayan bir yönetimle karşı karşıyayız. Bu devletin mafyalaşması”  değerlendirmesinde bulunan Fırat’ın değerlendirmeleri şöyle: “Valla Anadolu’da bir tabir vardır. ‘Allah’ denir. Böyle içinden çıkılmayacak hadiseler olunca. Veya akıl mantığını almadığı hadiseler olup sorulduğunda ‘Allah’ diye cevap verirler. Türkiye’de uzun bir süredir özellikle 2008 sonrasında giderek otoriterleşen otoriterleşmeden diktatörlüğe doğru evrilen bir yönetimi dikkatle izliyorduk. Şimdi diktatörlüklerin temel özellikleri şudur. Aslında kanun devletleridir kanunları vardır ama evrensel hukuk kaidelerine özgürlüklere ve demokrasiye uygun değildir bu yasalar. Ama yine de bir kural vardır diktatörlüklerde en azından da kendine has bir ahlaki anlayışı vardır. Bu sürece o Nazi Almanya’sındaki bir Almanın Nazi iktidarının öncesindeki hadiseleri anlatışına baktığımız zaman görmek mümkün. Bir Alman şunu söylüyor: Bir gün Gestapo geldi ve üst komşumu aldı götürdü. Çok önemsemedim. Çünkü o Yahudi’ydi normal karşıladım. Bir süre sonra yeniden apartmana Gestopa geldi ve Alman olmayan birisini alıp götürdü. Ona da nasıl olsa yabancıdır önemli değil dedim. Ama bir gün yine kapı çalınca yine Gestopa vardı. Bu kez beni alıp götürdüler. O zaman Nazizm’in ne olduğunu anladım. Ama iş işten geçmişti.   "Nasıl olsa bize dokunmuyorlar’ diye medya mensuplarının sesi çıkmadı"   Türkiye’deki süreç biraz da buna benziyor. Aslında bu saldırılar medyaya yapılan medya mensuplarına yapılan saldırılar yeni başlamadı çok öncesinden başladı ancak çok enteresan medya mensuplarının davranışlarına baktığımızda ‘Eh bunlar biraz paralelciydi ondan dolayı alıp götürdüler. Nasıl olsa bize dokunmuyorlar’ diye sesleri çıkmadı. Bir süre sonra birilerine mali müfettişler ve savcılar gitti. Bu sefer de ‘Bunlar büyük medya patronu. Devletle olan ilişkileri’ gibi kendileri makul gerekçeyi kendisi yarattı. Ama bir gün baktılar ki kendileri de alıp götürüldü. Ama o Alman’ın dediği gibi iş işten geçmişti. Artık bir diktatörlükten de evrilmeye başlayan bir yönetimle karşı karşıyayız. Bu devletin mafyalaşması. Diktatörlüklerde bir kanun devleti vardır. Fakat mafyalaşmaya başladığı zaman ahlaki değerler de artık bir yana itilmeye başlanır. Dolasıyla hem hukuksuzluk hem ahlaki değerlerin çöpe atılması sonucunu doğurur ki bu son evredir. Sayın Ahmet Hakan’a yapılan saldırı meçhul bir saldırı değil. İki kez gazetesine saldırıldı. Sosyal medyaya paylaşılan görüntülere göre kendisine saldıracağını söyleyen milletvekilleri vardı. Dolayısıyla bunun devletin dışında, bilgisi dışında olduğunu söylemek mümkün değil. Bana göre saldıran o 4 kişi değil. Onlar sıradan tutulmuş olan elemanlar. Ama onun arkasındaki zihniyet, mafyalaşmış olan devlet. Bir gazeteciye göz göre göre yapılan saldırıdan sonra sanıkları elleriyle koymuş gibi yakalayabiliyor. Çünkü kim olduklarını biliyordur. Mühim olan orada soruşturmanın 4 kişi ile kesilmesi talebi. Çünkü onun arkasından gidilmeyecektir. Gidildiği zaman bizi hayrete düşürtecek kişi ve kurumlara ulaşma durumları var. Dolayısıyla burada mafyalaşmış olan bir devletten bahsetmek mümkün. Ben hatırlıyorum AKP’yi kurduğumuz zaman o günkü Genel Başkanı ve Başbakan Tayyip Erdoğan, Hasan Cemal’e ‘Cemal abi’ diye hitap eder çok saygı duyardı. Çünkü o en sıkışık olduğumuz dönemlerde askeri ve sivil bürokrasinin ağır saldırısı altındayken o demokrat yazarların başında Hasan Cemal gelirdi ve bizi savunurdu. Onun için de Başbakanımızın o zaman ‘Hasan’ abisiydi. Ama bugün yine demokrasiyi savunan ve aynı noktada olan Hasan Cemal Bugün yargılanma durumunda, Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla ifade verdi ve ikinci bir soruşturma da açılmış durumda. Şimdi tutuklanabilir mi? Tutuklanabilir, dövülebilir mi? Dövülebilir, öldürülebilir mi? Öldürülebilir herhalde. Hasan Cemal belki de biraz kara mizah olacak herhalde dedesinin cezasını çekiyor gibi. Cemal Paşa’nın torunudur. Ben Hasan Cemal’in ne kadar demokrat olduğunu özellikle yazmış olduğu kitaplarda özeleştirilerdeki samimiyetini biliyorum. Yakından takip ettiğim sevdiğim bir yazardır. Ama yine Hasan Cemal’in ifade verdikten sonra verdiği beyanatın özü bana göre çok ibret vericidir. ‘Bu dünya diktatörlere yar olmaz’. O gün diktatördü bugün mafyatik kuralları içine çeken daha da karmaşık daha da gayri ahlaki bir sistemin ayakta yaşamaya başladık. Bunun sürmeyeceği kanısındayım. Kesinlikle sona erecek.”

Editör: İsmail KAYA

Bu Habere Tepkiniz Nedir? Bu haber 2015-10-03 17:44 tarihinde yayınlandı. 2562 Defa okundu.