Şu anda seçmen en başta samimi, dürüst, adalete sadakatli, ilerici, çoğulcu, ortak akla itibar eden bir yönetim istemektedir.
İlyas Ekmekçi: Babacan DEVA'mı ?

Şöyle anıları yoklayalım. AK Partinin doğuş arifesine kadar. Ekonomi vasat, siyasi iktidarsızlık, yönetim zafiyeti, halkın eşitlik ilkesinde kendine yer bulamayışı gibi birçok etken vardı. Bu etkenlerden ziyade bugüne kadar pek üzerinde kafa yorulmamış  çok çok daha önemli bir realite vardı ki, o da dindar muhafazakar merkez sağ kesimin yıllar yılı özlem duyduğu güçlü bir yönetim hasretiydi. Birçok sağ parti iktidar ortağı olmuştu fakat arzulanan güçlü bir iktidarıydı. Ve sn. Erdoğan ekibiyle bu yola çıktığında müthiş bir frekans yakaladı. Bu kesim için AK Parti adeta bulunmaz bir nimetti. Sezarın hakkını Sezar’a vermek gerekir ki o dönem AK Parti tam manasıyla bir Türkiye mozaiğiydi. Düşünebilen halkı anlayabilen ve en önemlisi de tabanın arzularına inmeyi başaran bir ekibi vardı. Bunun mükafatını da halkın kendilerine açtığı sonsuz krediyle aldılar, tepe tepe de kullandılar.

      Bir hususu da vurgulamak gerekir, Türkiye halkı vefasız değildir. Siyasilere olduğundan çok cömerttirler. Nispeten 2010 yılına kadar başarılı bir performans gösterdilerse de son on yıldır her anlamda vasat bir tablo sergilemelerine rağmen halk vefasını esirgemedi, geçmiş başarılarına binaen desteklemeye devam ettiler.

     AK Parti birer birer kurucularıyla yollarını ayırdı, Türkiye mozaiğini yitirip milliyetçi çizgiye kaydı, hırçın kutuplaştırma eğilimini seçti, bununla beraber adalet sistemi hiç olmadığı kadar törpülendi, çifte standartlar, her bir partili gömleği giymiş bir külhan beyinin bir alanı parselleştirmesi, ihalelerin dağıtılması, atamalarda özelikle mülakat adı altında adamım odunum ayukasıyla beraber son hamle de yerel seçimlerde izlenen yanlış politika tuzu biberi oldu. Özellikle İstanbul seçimlerini iktidar gücünü kullanarak iptal etmelerine vefalı halk “bu kadarı da fazla” dedi ve tokadı indirdi. Dikkat ederseniz İstanbul başta olmak üzere diğer bütün Büyükşehirlerde muhafazakar sağ seçmen bile AK Partiye muhalif oy kullandı. Fakat bu AK Parti cenahında halen anlaşılamadı, okunamadı ve yanlışlara yanlışlar eklemeye devam edildi.

   Son seçimlerde bütün bu olgular neticesinde arayışta olan seçmenin emaneten oylarını bıraktığı partiler de bulunmakta. İYİ Parti bunların başında gelmektedir. Dindar sağ seçmenden AK Partiye husumet besleyenler İYİ Partide birleşirken kırgın olanlar ortakları MHP’ye oylarını bıraktılar. Buna şuradan ulaşmak mümkün; Türkiye’de Türk milliyetçilerinin oyunun toplamı yüzde 13’ü geçmez. O halde sadece burada arayışta olan yüzde 8’lik bir oy var. Bununla beraber diğer partilere istemsiz oyunu bırakmış yüzde 6-7 civarında bir oy potansiyeli olduğu düşünülüyorsa yüzde 15 e tekabül eden arayışta olan bir litle var.

    Geldik DEVA’ya.

Ali Babacan deyim yerindeyse pusuya yatmış bir aslan gibi bekledi bekleri ve tam da böyle ekonomi başta olmak üzere adalete olan güvenin en az seviyede olduğu, yönetimin birçok alanda zafite olduğu bir anda tıpkı AK Partinin doğduğu günkü şartlarda ortaya çıktı. Son zamanlarda gözlemlediğim kadarıyla iktidarın medyayı baskılama yanlışından dolayı kendine yer bulamazlarsa da internet iletişimini çok iyi kullanarak devasa kitleleri peşinden sürüklemeye başladı.

Ortadoğu toplumlarında lider odaklı, güçlü liderin, sesini yükselten liderin  iş tutabildiği bir gerçek, fakat Türkiye bir Ortadoğu aklı ve vicdanı değildir. Özgürlüğün ve demokrasinin tadına varmış toplumları geriye döndürüp mevcut özgürlük ve demokrasinin altına çekmek kesinlikle kaybettirir ki yerelde bunu apaçık yaşadık.

Birçok iktidar yanlısı kanal ve beyinleri bu anlamda en başta AK Partiyi büyük bir yanılgıya uğratarak Babacan’ın çok sönük, kısık sesli liderlikten uzak olduğunu empoze ediyorlar, fakat hep beraber göreceğiz ki bu kocaman bir yanılgıdır. Türkiye toplumu artık yüksek sesli adam istemiyor, ahkam kesen adam istemiyor, tek lider istemiyor. Türkiye halkı bunları test etti ve yaşadı. En çok güvendiklerine bu toleransı verdi fakat gördüler ki bu çıkar yol değil. Şu anda seçmen en başta samimi, dürüst, adalete sadakatli, ilerici, çoğulcu, ortak akla itibar eden bir yönetim istemektedir.

   Ali babacan kurduğu partinin mozaik olması, halkın her kesiminden insanların yönetimde kendine yer bulmasıyla beraber çağdaş düşünen, ilerici, samimi oluşu arayışta olan seçmenle beraber en az iktidar olamazsa bile iktidar ortaklığı bandında bir oy potansiyeli barındırmakta. Önümüzdeki seçimlerde blok hali olmaksızın MHP ve İYİ Parti’nin kesinlikle baraj altı olacağı, AK Partini ise azımsanmayacak ölçüde büyük bir kan kaybı yaşayacağı aşikardır.

Editör: İsmail KAYA

Bu Habere Tepkiniz Nedir? Bu haber 2020-05-26 10:57 tarihinde yayınlandı. 4150 Defa okundu.