Eğitimci Yazar Abdulvehap Ballı'nın kaleminden Kahta'nın güllerinden Yaşar'ın hayatından ufak bir kesit..
Yaşar  Kahta’nın gülüdür

Adı Yaşar. Kahta’nın gülüdür.

“Yaşar ne yaşar ne yaşamaz” meçhul.

İngilizlerden Shakespeare’i aldığınızda geriye nasıl bir “hiç” kalıyorsa mahalleden Yaşar’ı aldığınızda da geriye bir “hiç” kalır.

Velhasıl bizim Yaşar, yine soluğu sokakta alır o gün. Mahallenin en devrimci kişisidir. Bir parça İngiliz ruhu da vardır onda. Niye mi? Dudaklarıyla gülümseyenlerdendir çünkü Yaşar.

Yaşar’ın bizim için önemli olan esprisi günün mahur saatlerinde, kahvaltı sularında vuku bulur.

Anası haber salar Yaşar’a kahvaltıya yetişsin diye. Oysa bilumum mahalle çocukları dahi bilir ki Yaşar; fırında közlenmiş biber, patlıcan ve de ayrandan müteşekkil esnaf menüsüne eşlik etmeden eve kahvaltıya gitmezmiş.

Yaşar’ı yaralayan ve anası ile arasındaki muhtemel “yabancılaşma” sendromuna yol açan da budur. Bu hayal kırıklığından mütevellid Yaşar’ın dudaklarından şu tarihi cümle dökülür:

“Ya ana ya! Sabahın köründe aç karna kahvaltı mı yapılır?”

Siz siz olun, aç karna kahvaltı yapmayın.

Yaşar’ın eşref saatinde sarf ettiği bu cümlenin kayıtlara geçmesi niyetiyle…

Editör: İsmail KAYA

Bu Habere Tepkiniz Nedir? Bu haber 2020-02-12 13:36 tarihinde yayınlandı. 1142 Defa okundu.