Helin 2 gündür açtı ve otopsi raporunda aç olduğu yazıyordu…
Başından Tek Kurşunla Vuruldu

 “Kızım 2 gün yemek yememişti, açtı ve otopsi raporunda aç olduğu yazıyordu. Hatırladığımda kahroluyorum. Bunu asla unutmayacağım…. Öldüren şunu iyi bilsin, kızım o yaşında oruç tutuyordu Allah katında onun değeri daha fazladır ve Allah bu zulmü affetmez.” Bu sözler Diyarbakır’ın Sur İlçesi’nde vurulan 12 yaşındaki Helin Hasret Şen’in annesi Nazlı Şen’e ait. Diyarbakır’da sokak ortasında anlından tek kurşunla vurulan ve ölümle ilgili soruşturma dahi açılmayan acımasız bir hikaye bu. Sokağa çıkma yasakları operasyonlar, çatışmalar, muhalif kesimlere yönelik arttırılan siyasi operasyonlar derken, Türkiye’de acı her geçen gün artıyor. Bu süreçte yaşanan onlarca hukuksuzluk, hak ihlalleri ve sivil ölümler ile ilgili hukuki süreçler ise işlemiyor. Diyarbakır’ın Sur İlçesi’nde yaşanan sokağa çıkma yasağı, operasyon ve çatışmaların yarattığı sonuçlar ile ilgili hukuki süreç de benzer biçimde bloke edilmiş durumda. Bunlardan biri de Sur’un Hasırlı Mahallesi’nde 12 Ekim 2015’te başından tek kurşunla vurularak öldürülen 12 yaşındaki Helin Hasret Şen. Helin’in vurulması ile ilgili valilik “çatışma sırasında” diye açıklama yaparken, annesi ve görgü tanıkları kobra tipi zırhlı araçtan açılan ateş sonucu vurulduğu yönünde ifade verdiler. Ancak konu ile ilgili yapılan hukuki girişimler sonuçsuz kaldı. Şuana kadar soruşturma açılmadı. Kızı vurulan genç anne Nazlı Şen (30) yaşanan süreci NOKTA’ya anlattı. ÖNCE HELİNHDEN SONRA EVİ VE İŞİNDEN OLDU Biri 11, biri 3 yaşında 2 çocuk annesi olan Nazlı Şen, kızının ölümünden sonra yaşadığı psikolojik travmayı henüz atlatmış değil. Helin’in vurulmasının ardından bir daha kendine gelemeyen anne Şen, halen bir ayağı üstüne tam basamıyor ve tedavi görüyor. Sur Hasırlı Mahallesi’nde doğup büyüyen anne Şen, Helin’in vurulmasının ardından çatışmaların da şiddetlenmesiyle evlerini terk ederek Bağlar’a yerleşti. “Kızım ve tüm anılarım orada kaldı” diyen Şen, aylardır süren yasak nedeniyle evlerini halen göremediklerini ancak yıkıldığını öğrendiklerini söyledi. “Artık kaybedecek bir şeyimiz kalmadı. Kızımı, çocukluk anılarımı, evimi, işimizi kaybettik. Eşim taksi şoförüydü. Olaydan sonra bir daha çalışamadı. Düşününce içim yanıyor. Buna neden olanları Allah’a havale ediyorum” şeklinde konuşuyor ‘MAHALLEDEN ÇIKMAK İSTEDİK ATEŞ ETTİLER’ Helin’in fotoğraflarına sarılıp yaşadıklarını anlatırken gözyaşlarını tutamayan anne Şen, olay gününü ile ilgili şunları hatırlıyor: “Eşim Cumartesi günü sabah 05.00'da dışarı çıktı. Şeker hastasıydı ve şekeri yükseldiği için çıkıp hastaneye gitti. Aradan 1 saat geçmeden silah sesleri gelmeye başladı. Eşim sesleri duyunca bizi mahalleden çıkarmak için geri gelmek istemiş ama polis izin vermemiş. Yoğun şekilde silah ve patlama sesleri geliyordu. Sokağa çıkma yasağı ilan edildi ve eşim bir daha gelemedi. Sonraki iki gün hiçbir silah ve patlama sesi yoktu her yer sakindi. Pazar günü çocuklarımı alıp çıktım evden. Yanımda 63 yaşında ve sakat olan eşimin dayısı ile ve çocuklarımla 3 sokak ileriye kadar gittim ve son sokağa geldiğimde karşıda zırhlı araç ve dışarıda polisler bize silah doğrulttu. Korktum. Hemen çocukları alıp geri döndüm biz döner dönmez arkamızdan silah patlattılar. Kendimizi zar zor eve attık ve bir daha çıkmayacağız dedik. O gün hiç çıkmadık.” ‘KIZIM KOBRADAN AÇILAN ATEŞLE VURULDUVE YANIMA DÜŞTÜ’ 3 gün boyunca evden çıkamadıklarını ifade eden anne Şen anlatmaya devam ediyor: “Fırının 2 saatliğine açıldığını söylediler. Dışarı çıktım ve halkın dışarı çıktığını fırının açık olduğunu gördüm. Ben de eve gidip çocukları alıp çıkmayı düşündüm. Çocuklarım, eltim, eltimin oğlu ve komşularımızla birlikte Hasırlı'ya doğru yürüdük. Bizi görür görmez polisler kobradan (zırhlı polis aracı) üzerimize ateş açtı. Herkes bir yere savruldu. Ben etrafımda çocuklarıma baktım ama kızımı göremedim. Üstümüze 3 kere ateş ettiler. Komşularım beni kenara çekti ve birden kızımın kanlar içinde yerde yattığını gördüm. Kızım yanımda vurulup devrilmişti. Valilik açıklamasında çatışma arasında kaldığını söylemişti ama kesinlikle hiçbir şekilde çatışma yoktu. Sadece elimizde ve kucağımızda çocuklar olan biz siviller vardık. Eğer çatışma olsa çocuklarımızı nasıl dışarı çıkarıp kurşunların arasından götürürdük. Aç da kalırdım ama evimden çıkmazdım. Ama çatışma yoktu. Herkes dışarı fırına çıkmıştı onun için mahalleden çıkalım dedik. Bize ateş edeceklerini hiç düşünmedik. Ama onlar için PKK, sivil, çocuk, kadın hiçbir şey fark etmiyormuş bunu hepimiz çok iyi öğrendik. Yani kim olursa vuracaklar.” ‘KIZIM 2 GÜNDÜR AÇTI’ Anne Şen olay gününü anlatırken konuşmakta zorlandığı için röportaja kısa bir ara verdik. Toparlandıktan sonra anlatmaya devam eden Şen, kahredici bir detayı paylaşıyor: “Kızım 2 gün yemek yememişti, açtı ve otopsi raporunda aç olduğu yazıyordu. Hatırladığımda kahroluyorum. Bunu asla unutmayacağım. Bunun ne kadar acı bir şey olduğunu ancak anneler bilir. Aç kızımı vurdular. Bu nasıl bir insanlık?” Gözyaşlarına hakim olamayan acılı anne şöyle devam etti: “Pazartesi günü de çatışma yoktu çok sessizdi. 3 gün boyunca çıkamadık. Aç, susuz ve elektriksiz kalmıştık. Evimde hiç ekmek kalmamıştı ve çocuklar açlıktan ağlıyordu.” ‘ANNE, ABLAMI ÇIKARALIM’ Çocukları 3 yaşındaki Cennet ve 11 yaşındaki Kadir’in de Helin’in vurulduğunu, kanlar içinde kaldığını ve komşularının onu taşıdığını gördüğünü ifade eden Şen, çocukların psikolojisinin bozulduğunu söylüyor: “Çocuklarım şimdiden ölümün nasıl bir şey olduğunu öğrendiler. Cennet’e Helin bakardı. Çok ilgilenirdi onunla. Cennet benden çok onu sever onun yanına giderdi. Helin’in ölümünden sonra Cennet yanıma gelip ‘Ablamın kanı akmıştı, o öldü gelmeyecek’ diyor. Mezarlık ziyaretine gittiğimizde eliyle toprağı açıp ‘Anne çıkaralım onu’ diyor. Bunlara dayanmak mümkün mü? Hangi annenin hangi insan evladının yüreği dayanır buna.  Hala okul çantası duruyor evde. Helin 7 sınıfa gidiyordu. Çatışmalar başlayınca onu oradan alıp başka bir okula kaydettik. Çantasını her şeyini hazırlamıştık, çatışmalar bitince yeni okuluna gidecekti. Her gün ağlıyordu 'anne beni gönder' diyordu. Gidemedi…” ‘ONU ÖLDÜRENİN ÇOCUĞU YOK MUYDU?’ Olaydan sonra suç duyurusunda bulunduklarını ve şuana kadar hiç kimsenin kendilerini aramadığını, dinlemediğini ve çağırmadığını ifade eden Şen, “Adalete olan güvenim kalmadı artık. Kızım yanımda vuruldu. Ama şuana kadar sorumlular yargılanmadı. Soruşturma bile açılmadı. Kimse bize bir bilgi vermedi. İnsan canı bu kadar ucuz mu? Yaşanan savaş bitsin artık. Barış olsun. Hiçbir anne ağlamasın, yeter artık. Helin'den sonra Cizre, Silopi, Nusaybin her yerde çocuklar öldürüldü. Bir çocuğun öldüğünü duyunca Helin aklıma geliyor içim yanıyor. Onların annelerini de düşününce yerle bir oluyorum. Büyük bir haksızlığın içindeyiz. Suçumuz nedir? Ne yaptık? Ben o kızımı nasıl büyüttüm biliyorlar mı, onu öldürenin çocuğu yok muydu. Ben kızımı ne yoksullukla büyüttüm. Öldüren şunu iyi bilsin, kızım o yaşında oruç tutuyordu, Allah katında onun değeri daha fazladır ve Allah bu zulmü affetmez” diyor. SAVCILIK HİÇBİR İŞLEM BAŞLATMADI Konu ile ilgilenen İHD avukatlarından Rehşan Bataray, yaptıkları suç duyurusuna rağmen savcılığın şuana kadar hiçbir işlem yapmadığını ve delillerin toplanması, incelenmesi gibi taleplerinin de yerine getirilmediğini söyledi. Sur’da yaşanan hiçbir olay ile ilgili delillerin toplanması, olay yeri incelemesi gibi işlemlerin yapılmadığını ve zamanla delillerin karartıldığını ifade eden Bataray, “Otopsi dışında yapılan bir işlem yok. Annesi ve komşusu da aynı şeyi söylüyor, ‘çatışma yok, zırhlı araçtan açılan ateşle vuruldu’ diyorlar. Zaten çocuğun kafasından tek kurşunla vurulması hedef alındığını çok net gösteriyor” dedi.

Editör: İsmail KAYA

Bu Habere Tepkiniz Nedir? Bu haber 2016-05-02 21:07 tarihinde yayınlandı. 3201 Defa okundu.