Ateizm kelimesinin yapısı ve sözlük anlamı: Ateizm kelimesi, İngilizcedeki “Theisme” kelimesinin başına olumsuzluk ifade eden “A” ön ekinin getirilmesiyle meydana gelmiştir. Anlamı, “Tanrıtanımazlık” demektir.
Ali Bozkurt

Ali Bozkurt

ali.bozkurt@kahtahaber.com


I-Ateizm Nedir? 

Ateizm kelimesinin yapısı ve sözlük anlamı: Ateizm kelimesi, İngilizcedeki “Theisme” kelimesinin başına olumsuzluk ifade eden “A” ön ekinin getirilmesiyle meydana gelmiştir. Anlamı, “Tanrıtanımazlık” demektir. 

Ateizm kelimesinin terim anlamı: Allah’ın varlığını kabul etmeyen ve yok olduğunu savunan, bir ilk yaratıcı bulunduğuna inanmayan ve tanrının yokluğunu ispat etmeye çalışan akıma Ateizm (ilhadiye/dehriye), bu görüşleri savunan kişiye ise ateist (mülhit/dehri) denir.  

Ateistler, kendilerinin Tanrıyı inkâr ettiklerini kabul etmezler. Çünkü onlara göre var olan bir şey inkâr edilir; Tanrı var olmadığı için inkâr edilmesi de söz konusu değildir.  

Ateistler, hiçbir dini, inancı ve metafizik varlığı kabul etmezler. 

Tanrıya İnanıp İnanmama açısından Ateizm ile diğer felsefi akımlar arasında şu farklar vardır: 

Ateizm: Alemi yaratan ve idare eden bir Tanrı yoktur. 

Deizm: Alemi yaratan bir Tanrı var olmakla birlikte bu Tanrı Alemin işleyişine karışmaz. 

Teizm: Tanrı’nın evreni yarattığını,  evrenin işleyişini sürdürdüğünü ve vahiy de göndermiş olabileceğini kabul eden görüştür. 

Panteizm: Evren, Tanrının kendisidir. 

Panenteizm: Tanrı, hem evrenin kendisidir hem de evrenin ötesindedir yani aşkındır. 

Agnostisizm: Tanrının varlığı ya da yokluğu bilinemez; bu konudaki sorular cevaplandırılamaz.  

Görüldüğü gibi Ateizm ile Agnostisizm dışındaki bütün cereyanlar Tanrının varlığını kabul etmektedir.  

Tarih boyunca yeryüzünde, tevhit inancı dışındaki inkârcı gruplardan taraftarı ve müntesibi en az bulunan kesim Ateizm olmuştur. Bunun sebebi şöyle açıklanabilir: Allah inancı, insan fıtratının doğal bir gereğidir; insan bu fıtrat üzerine yaratılmıştır. Ateist olduklarını söyleyenlerin kendileri bile bu fikri bir bütün olarak mutlak manada savunamamışlardır. Bunu görmek için ateizmin çeşitlerine göz atmamız yeterli olacaktır. 

Ateizmin Çeşitleri: 

1-Mutlak Ateizm: Bunlara göre, Tanrı zihinlerde hiç var olamamıştır; insan, doğuştan bir Tanrı inancına sahip değildir. 

2-Teorik Ateizm: Bunlar, Tanrının varlığını reddederek düşünüp tartışmak suretiyle bir takım deliller getirerek görüşlerini ispat etmeye çalışırlar. 

3-Pratik Ateizm: Bunlar, tanrı yokmuş gibi davranarak bu fikirden uzak durmaya çalışırlar. 

4-İdeolojik Ateizm: Bunlar, politik anlamdaki sosyalist görüşler ile Ateizmi entegre eden Marksist, Leninist ve benzeri akımlardır. 

Yukarıda sayılan dört çeşit Ateizm dikkatle incelendiğinde Mutlak Ateizm grubuna mensup olanlar dışındaki ateistlerin, savunduklarından çok da emin olmadıkları anlaşılmaktadır. 

II-Ateizm’in Tarftar Bulma Nedenleri 

Ateizmin taraftar bulma nedenlerini genel olarak şu şekilde sıralamak mümkündür: 

1-Ateizm, bir ispat ile değil, iddia ile ortaya çıkmış ve az sayıdaki insan bu iddiaya destek vermişlerdir. 

2-Modernist hayat anlayışı bir cazibe oluşturarak, ateizm’in taraftar bulmasını körüklemiştir. 

3-Bazı felesefeciler kilise ile anlaşamadıkları için ateist anlayışa yönelmişleridir. 

4- Politik anlamdaki sosyalist görüşler ile Ateizmi entegre eden komünist rejimlerin yaygınlık kazanmasıyla ateist görüş, gerçekte değilse de izafi olarak çok sayıda taraftar bulmuştur. 

III-Ateizm Anlayışını Reddeden Ayetler  

Tanrıtanımazların durumlarını anlatan bazı ayetler ve kısa açıklamaları şöyledir: 

1-“Bunlar, mallarını insanlara gösteriş için harcayan, Allah’a ve ahiret gününe de inanmayan kimselerdir. Şeytan kimin arkadaşı olursa, o ne kötü arkadaştır. Allah´a ve ahiret gününe iman edip de Allah´ın kendilerine verdiğinden (O´nun yolunda) harcasalardı ne olurdu sanki! Allah onların durumunu hakkıyla bilmektedir.”1  

Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde gösteriş için harcamada bulunmak, şeytan ile arkadaş olmuş kimselerin özelliklerindendir. Doğru olan, Allah’a ve ahiret gününe iman edip onun yolunda harcamaktır. Allah’a inanmayarak ateist görüşü benimseyen kimseler, doğal olarak ahirete de inanmazlar. Bu tür insanlar, yaptıkları iyilikleri Allah için değil de başka sebeplerden işledikleri için, yaptıklarının ahirette bir karşılığı yoktur. 

2-“…Ben, Allah’a inanmayan ve ahireti inkâr eden bir milletin dinini bıraktım.”2  

Hz. Yusuf, Allah’a inanmayan ve ahireti inkâr eden mısırlıların dinlerine iltifat etmemiş onlardan uzak durmuştur. Allah’a ve ahiret gününe iman, imanın temel şartlarındandır. Allah’a inanmayan ise dini anlamda hiçbir şeye iman edemez. 

3-“Sonra alevli ateşe atın onu! Sonra da onu yetmiş arşın uzunluğunda bir zincir içinde oraya sokun! Çünkü, o, yüce Allah'a inanmazdı."3  

Müfessir Sabuni, bu üç ayeti şöyle açıklar: ‘Sonra onu alevli büyük ateşe atın da, sıcağında yansın. Sonra onu, yetmiş arşın uzunluğundaki bir zincir içinde sokun. İbn Abbâs şöyle der: Bu, melek arşını iledir. Zincir onun dübüründen girip boğazından çıkar. Sonra da başı ile ayaklan birleştirilir.Zincir, dizilmiş halkalardır. Her halka diğerine takılıdır. Suçlu onunla, hareket edemeyecek bir şekilde sarılır. Yüce Allah o şiddetli azabı açıkladıktan sonra şöyle buyurarak bunun sebebini açıkladı: Çünkü o, Allah'ın birliğini ve yüceliğini tasdik etmiyordu. Ebû Hay yân şöyle der: Yüce Allah, azabın en büyük sebebini anlatarak başladı ki, o da Allah'ı inkârdır. Bu, mukadder bir soruya cevap olarak verilmiş ve sebep bildiren müstakil bir cümledir. Sanki birisi, "Allah niçin bu derece büyük azapla cezalandırır?" diye sormuş ta, ona "Çünkü o Allah'a inanmıyordu" diye cevap verilmiştir.'4  

Görüldüğü gibi, Allah’ı inkâr edenlerin ahiretteki ebedi durakları cehennemden başka bir yer değildir. 

4-“Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar? Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır! Onlar bir türlü anlayıp inanmazlar.5  

Allah’ın varlığının en büyük kanıtı insanın kendisidir. İnsan kendisini yaratamaz. Gökler ve yer de Allah’ın varlığının kanıtlarındandır. Bunların Allah dışında bir yaratıcıları yoktur. Kendini, gökleri ve yeri yaratması mümkün olmayan insanın, tek yaratıcı olan Allah’ın varlığını kabul etmesi gerekir. Allah’ı inkâr etmek, en büyük akılsızlık ve en büyük sapıklıktır. 

VI-Ateizm’in Tenkit ve Tahlili 

1-İnsanlar, doğuştan ve yaratılışları gereği, yani fıtri olarak Allah inancına sahiptirler. Tarih boyunca insan toplulukları hiçbir zorlama olmadan doğal olarak Allah’ın varlığını anlamış ve kabul etmişlerdir. Sırf inat olsun diye Tanrıya inanmadıklarını söyleyenler bile mahiyetini bilmedikleri olağanüstü bir gücün varlığından bahsetmişlerdir. İnsanoğlunda var olan tabii Allah inancı, bir yaratıcının mevcudiyetine işaret eden en önemli delillerdendir. Mutlak anlamda ateist olduklarını söyleyenler, fıtratlarının sesini duymak istemeyen muannitlerdir. 

2-Teorik anlamdaki ateistler, Allah’ın yokluğu hakkında bir takım deliller getirmeye çalışıp görüşlerini ispat etmeye gayret ederlerken, bu tutumlarıyla aslında diğer insanlardan çok, kendilerini savundukları inançsızlığa inandırmaya çalışarak içlerinden gelen itirazları bastırmaya çalışmış olurlar. 

3-Pratik Ateistler, Tanrı yokmuş gibi davranıp bu fikirden uzak durarak, fıtratlarıyla bir çatışmaya girmeden onu uyutup pasif hale sokarak inançsızlıklarını muhafaza etmeye çalışırlar. Tercih ettikleri bu tutumdan bir an sıyrılıp fıtratlarıyla yüzleştiklerinde, Tanrının varlığı fikrinin kendilerinden çok da uzak olmadığını hissederler; ancak girdikleri inançsızlık kulvarı onları kuşattığı için, bunu itiraf etmeleri pek de mümkün değildir. 

4-İdeolojik Ateistler olan politik anlamdaki sosyalist görüşler ile Ateizmi entegre eden Marksist, Leninist ve benzeri akımlar, görüşlerini dini etkilerin dışında tutabilmek için Ateist olmaları gerektiğini düşünerek taraftarlarına bu görüşü dayatmışlardır. İdeolojik Ateistler, aynı grubun içinde kalıp sağlam taraftar görüntüsü vermek için Ateist gibi görünseler de bu kadar çok sayıda insanın Tanrıtanımaz olması mümkün değildir. Komünist rejimler yıkıldıkça, oralarda yaşayanların eski dinleriyle ve özellikle Tanrı inancıyla bağlarını kesmedikleri görülmüştür. Ateistlerin sayıları hakkında bir takım rakamlar verilirken sosyalist ülke nüfuslarının yüzde ellisine yakın kısmının ateist görülmesi gerçek bir veri değildir. 

 

 

Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 3 hafta önce yayınlandı. 404 Defa okundu.