İçinde yaşadığımız şartlara geniş ölçüde müdahalede bulunup onları normal seyirleri dışına çıkarmamız mümkün değildir.
Ali Bozkurt

Ali Bozkurt

ali.bozkurt@kahtahaber.com





  İçinde yaşadığımız şartlara geniş ölçüde müdahalede bulunup onları normal seyirleri dışına çıkarmamız mümkün değildir. Bu konuda yapabileceklerimiz, sınırlı bazı makyajlardan ve küçük rötuşlardan ibarettir.
Evrende Bulunan Değişmez Kurallar ve Bu Kuralların Hikmetleri:
*Günler hep yirmi dört saattir. Gece ile gündüz belli bir sistem içinde uzayıp kısalır. İnsanoğlunun bu sistemi değiştirmesi imkân dışıdır. Karanlık bütünüyle yok edilemez; ancak belli yer ve zamanlarda yapay ışıklar kullanılabilir. Her mevsim, miadını doldurunca, yerini yeni bir mevsime terk eder; buna engel olamayız. Bizim yapabileceğimiz, ürettiğimiz ısıtıcı ve soğutucuları mevsimine göre devreye sokmaktan ibarettir.
*Bir an için şöyle düşünelim: Geceleri yok edip bütün mevsimleri bahara dönüştürebilsek, yaşantımız açısından nasıl bir sonuç çıkar ortaya? İlk bakışta sanıldığı gibi çok da iyi sonuçlar alınmayacak; sürekli hale gelen aydınlık ve bahar, monotonluktan sıkılan ve daima değişiklikler yaşamak isteyen insanı zamanla sıkmaya başlayacaktır. Aydınlıktan ve bahardan bıkan insan, bir bakıma yaşamaktan da bıkmış olacaktır. Ayrıca dinlenmeye ve uyumaya ihtiyaç duyan insanın, bu özelliği devam ettikçe, geceye de ihtiyaç duyacağı kuşkusuzdur.
        Şurası belli ki, kendimizi içinde bulduğumuz şartlar; fıtratımıza, zevklerimize, arzu ve ihtiyaçlarımıza en uygun şartlardır.
        Bu sistem, ancak küçük müdahalelere açıktır. İnsanın, kendisini içinde bulduğu şartlara küçük müdahalelerde bulunabilmesi, sahip olduğu cüzi iradenin doğal bir gereği ve sonucudur. Böylece hem lehine olan bazı önlemleri alabilir, hem de yaratılış gayesine uygun olarak tabi tutulduğu dünya sınavını yaşamış olur.
Kişiliğimizi oluşturan öğelerden birçoğunu da tercih etme, belirleme imkânımız yoktur. Bu imkânsızlıkla doğru orantılı olarak çoğu konuda övünmemiz veya yerinmemiz de hem yersiz, hem anlamsız, hem de çirkin olur.
Kendimizle ilgili Olarak Seçme İmkânımız Bulunmayan Bazı Hususlar ve Bu Hususların Hikmetleri:
*Kimse cinsiyetinin ne olması gerektiğine karar veremez.
*Sarışın, esmer, kızıl, beyaz, siyah olup olmamak da kimsenin elinde değildir.
*Kimse annesini, babasını seçmemiştir.
*Kimse çocuğunu seçeme imkânına sahip değildir.
Bütün bunlarda kararlarımızın, tercihlerimizin ve çalışmalarımızın hiçbir payı yoktur. Varlığında payımız bulunmayan özelliklerimizden dolayı sorumlu tutulmayı istemeyeceğimiz gibi, takdir edilmeyi de beklememeliyiz. Sahip olacağımız sorumluluk ile hak edeceğimiz takdir, hazır bulduğumuz bu özellikler karşısında takınacağımız tavırlar ve tercih edeceğimiz davranış biçimleri sonucunda ortaya çıkar.
Bazen zevklerimizi bile kontrol edemeyiz. Sevdiğimiz renkler, müzikler, yemekler farklıdır. Kabiliyetlerimiz, ilgilerimiz, sevgi ve nefretlerimiz ayrı ayrıdır.
Görülüyor ki içinde bulunduğumuz şartlardan çoğu, isteğimiz dışında meydana gelmiştir. İşleyiş kanunlarına müdahale edemeyeceğimiz; günlerini, mevsimlerini, elementlerini değiştiremeyeceğimiz bir dünyada yaşıyoruz. Bu değişmez şartlarla birlikte, değişmesi mümkün olmayan asrımız, rengimiz, soyumuz, kabiliyetlerimiz ve zevklerimiz bütünleşiyor. Müdahale edilemeyen, değiştirilemeyen bir kader oluşuyor böylece.
Bu anlatılanlardan sonra şu soruyu sorduğunu duyar gibi oluyorum:
Evrendeki Değişmezler İçinde İnsanın Yeri ve Görevi Nedir?
Bu soruya cevap olarak aşağıdaki uyarılara dikkat et:
*içinde bulunduğun şartları kendin için bir sınav olarak kabul edip yanlış değerlendirmelere ve bencil duygulara sapmadan doğru tercihlerde bulun.
*İnsanlık âleminin bir üyesi olmanın önemini ve yaratılış hikmetlerini iyi bilerek, “eşraf-ı mahlûkat” olmanın sırrını anlamaya çalış.
*Gece ile gündüz, çalışma ile dinlenme, uyku ile uyanıklık arasındaki bütünlüğü ve uyumu görerek bütün bunların hikmetini kavrama gayreti içinde ol.
*Hem kendini ve çevreni, hem de dış âlemi inceleyerek, değişmez şartların değişmez hâkimini tanı.
*İçinde bulunduğun bütün nimetlerin, elde ettiğin bütün başarıların ve sahip olduğun bütün zenginliklerin gerçek sahibini unutmadan zikir, tefekkür ve tedebbürle yaşamaya bak.
 


Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 1 yıl önce yayınlandı. 2446 Defa okundu.