Allah, insanları tek nefisten halk ettiği gibi, ilk insanın eşini de o tek nefisten yaratmıştır
Ali Bozkurt

Ali Bozkurt

ali.bozkurt@kahtahaber.com


İnsan Tek Nefisten Yaratılmıştır

Ali BOZKURT

"Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının...."[1]

Allah, insanları tek nefisten halk ettiği gibi, ilk insanın eşini de o tek nefisten yaratmıştır. Hz Havva’nın Hz. Adem’den nasıl halk edildiği ayrıntılı bir biçimde anlatılmamaktadır.

Ömer Nasuhi Bilmen Bu ayetin tek nefisten yaratılma kısmını şöyle izah etmektedir:

 '(Ey insanlar!) Ey Son peygamberin gönderildiği zaman mevcut olan ve ondan sonra hayat sahnesine getirilen akıl sahibi ve mükellef Ademoğulları!. (O Rabbinizden korkunuz) onun azabından sakınarak O Yüce Allah'a itaat ediniz (ki, sizi bir nefsten yaratmıştır.) İlk atanız olan Hz. Adem'in türemelerinden olarak bu hayat âlemine peyderpey getirmiştir, (ve ondan) Hz. Adem'in sol eğe kemiğinden alarak (da eşini) Hz. Havva annenizi (yaratmıştır.) bu iki yaratılış harikasını böylece vücude getirmiştir, (ve bu ikisinden de) Hz. Adem ile Havva'dan da (birçok erkekler ve kadınlar türetmiştir) yaratmış yeryüzüne yaymıştır. Artık bu kadar muazzam mahlükatı böyle olağanüstü bir şekilde meydana getirmiş olan Yüce Yaratıcıdan korkmak, onun mukaddes hükümlerine uymak lâzım gelmez mi?. Elbette lâzım gelir.'[2]

Aynı müfessir şu açıklamayı da yapmıştır:

‘Cenab'ı Hak, Adem Aleyhisselâm'ı müstakil olarak bir insan olmak üzere topraktan yaratmış, ona ruh üflemiş, onu bağımsız, hayat sahibi bir nice üstün vasıflarla vasıflanmış olarak varlık sahnesine getirmiştir. Sonra da Hz Adem uyku halinde iken onun sol eğe kemiğinden alarak onun bir eşi, bir hayat arkadaşı olmak üzere Hz. Havva'yı yaratmıştır. Bu hadise, bazı zevata göre Hz. Adem'in cennete girmesinden evvel ve bazı zatlara, göre de sonra vuku bulmuştur. Adem Aleyhisselâm uykudan uyanınca yanında Hz. Havva'yı görmüş, kendisiyle hayat arkadaşlığına başlamış, bu iki kudret hârikasından da insanlık nesli meydana gelmiştir.'[3]

İbn Kesi, bu ayeti öyle açıklıyor: ‘Allah Teala halkına kendinden korkmalarnı (takvayı) emrediyor, o da ortağı olmayan bir tek Allah’a ibadet etmektir. Kendilerini bir tek nefisten yaratma gücünü gözler önüne seriyor.  O da Adem aleisselamdır. “Eşini ondan yarattı” o da havadır. Allah’ın selamı onun üzerine olsun. Onu Adem’in uyurken sol arka eğesiden yarattı. Uyandı, onu gördü, ondan hoşlandı, ona ısındı, O da ona ısındı.’[4]

Elmalılı Hamdi Yazır şu açıklamada bulunmaktadır: 'Bu bir kişiden maksat, Hz. Âdem, eşinden maksat da Hz. Havva olduğunda fikir ve görüş birliği vardır. Hz. Âdem "Şüphesiz Allah Âdem'i seçerek üstün kıldı" (Âli İmran, 3/33). Ve "Allah Âdemi topraktan yarattı. Sonra ona 'ol' dedi ve o da oluverdi" (Âli imran, 3/59) ayetlerinden anlaşıldığı üzere, topraktan seçilerek yaratılmıştır. Hz. Havva da, Âdem'in kendisinden ayrılarak yaratılmıştır. Bu mânâ hadislerde "Havva, Âdem'in bir kaburga kemiğinden yaratıldı". (İbn Mace, Taharet-77) diye nakledilmiştir ki, bir yarılma mânâsına gelir. Ve bu mânâ eşlik ilişkisinin temeli demektir. Bir sahih hadiste, "Kadın bir kaburga kemiği gibidir. Kadın bir kaburga kemiğinden, bir eğri kaburga kemiğinden yaratıldı, onu doğrultmaya kalkarsan kırarsın, kırılması da boşanmasıdır." (Buhari, Nikah-79) buyurulmuştur.'[5]

Bu husustaki bir ayet şöyledir:

"Sizi bir tek candan (Âdem'den) yaratan, ondan da yanında huzur bulsun diye eşini (Havva'yı) yaratan O'dur. Eşi ile (birleşince) eşi hafif bir yük yüklendi (hamile kaldı). Onu bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca, Rableri Allah'a: Andolsun bize kusursuz bir çocuk verirsen muhakkak şükredenlerden olacağız, diye dua ettiler."[6]

Bu ayetten şunlar anlaşılmaktadır:

Allah, önce Hz. Adem’i, sonra Hz. Adem’den Hz. Havva’yı ve ardından da, o ikisinden insan neslini yaratmıştır.

Bu konuda bir başka ayet meali şöyledir:

"O, sizi bir tek nefisten (Âdem'den) yaratandır. (Sizin için) bir kalma yeri, bir de emanet olarak konulacağınız yer vardır. Anlayan bir toplum için âyetleri ayrıntılı bir şekilde açıkladık."[7] 

Diyanet Tefsiri, şu açıklamada bulunmaktadır: ‘Tefsirlerde genellikle âyet-i kerîmedeki nefs kelimesinden Hz. Âdem’in kastedildiği belirtilmiş; müstakar kelimesine “yeryüzü veya ana rahmi”, müstevda‘ kelimesine de “kabir veya babanın sulbü” gibi mânalar verilmiştir.’[8]

Aynı konuda diğer bir ayet de şöyle bilgi vermektedir:

"O, sizi bir tek nefisten yarattı. Sonra ondan eşini var etti….”[9]

Allah, insanları tek bir nefisten yani Hz. Adem’den yaratmış; Hz. Ademden de eşini  halk etmiştir.

Ve aynı konuda bir başka ayet:

" Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. ..."[10]

İnsanlar, Hz. Adem ile Hz. Havva’dan gelmektedir. Bu açıdan aralarında bir nesep farkı yoktur.

İnsanların Hz. Adem ile Hz. Havva’dan geldiğini anlatırken şu ayeti de incelemeliyiz:

"(Ey Muhammed!) Onlara, Âdem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, “Andolsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti. Öteki, “Allah, ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti."[11]

Müfessir Sabuni, bu ayet hakkında şu bilgileri aktarmaktadır:

‘Müfessirler der ki: Bu iki kardeşin kurban takdim etmelerinin se­bebi şu idi: Havva, her batında bir erkek ve bir kız doğuruyordu. Bir batında doğan erkek, diğer batında doğan kızla evleniyordu. Âdem (a.s) Kabil'i Hâbil'in kız kardeşi ile, Hâbil'i de Kabil'in kız kardeşi ile evlendirmek iste­yince Hâbil buna razı olmuş, Kabil ise razı olmamıştı. Çünkü onun ikiz kardeşi daha güzeldi’[12]

Bu açıklamadan şunu anlıyoruz: Hz. Adem’in çocuklarından ikiz olanlar birbirlerini kardeş gibi görürken, ötekiler daha uzak görüyorlardı; o günün şartlarında mevcut olan uzaklık bu kadardı. Bu şekilde evlenmenin, Hz. Adem’in çocuklarıyla sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü ondan sonra, neslin devam etmesi için, kardeş çocuklarının birbirleriyle evlenme imkanı doğmuştur.

 

[1] 4/Nisa-1

[2] Ömer Nasuhi Bilmen, Kur'an-ı Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri, C:2, S: 540

[3] Ömer Nasuhi Bilmen, Kur'an-ı Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri, C:2, S: 540

[4] İbn Kesir, Büyük Kur’an Tefsiri, Kahraman Yay. C: 2, S: 429

[5] Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, C:2, S: 499

[6] 7/Araf-189

[7] 6/En'am-98

[8] DİB Kur!an Yolu ve Türkçe Tefsir, C: 2, S: 445

[9] 39/Zümer-6

[10] 49/Hucurat-13

[11] 5/Maide-27

[12] Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, C:2, S: 92

Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 3 ay önce yayınlandı. 557 Defa okundu.