İnsanın üstün ve zayıf tarafları - Ali BOZKURT
Ali Bozkurt

Ali Bozkurt

ali.bozkurt@kahtahaber.com


İnsan’ın Üstün ve Zayıf Tarafları


İnsan kelimesi; beşer, insan topluluğu, erkek ve kadın anlamında kullanılır.

İnsan kelimesinin kökeni hususunda iki ayrı görüş vardır:

1-İnsan kelimesi, unutmak anlamındaki nesy kökünden türemiştir. İnsanoğlu, unutkan bir varlık olduğu için bu ismi almıştır.

2-İnsan kelimesi, alışmak ve uyum sağlamak anlamındaki üns kelimesinden türemiştir.

Her iki görüş de insanın yapısına uymaktadır.

İnsanın yaratılış gayesi, Allah’a kul olmalarıdır. Bu konudaki ayet şöyledir:

"Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım."

İnsanlar; Allah’ı tanıyıp ona inanmalı, ona ibadet etmeli ve dünyevi işlerinde de Allah’ın emir ve yasaklarına yani koyduğu helal ve haram ölçülerine riayet ederek gerçek anlamda birer kul olmalıdırlar. Bu ölçülerin dışına çıkan kişi, yaratılış gayesini ihlal etmiş olur.

İnsanı tanımak için üstün ve zayıf yönlerini bilmek gerekir.

İnsanın Kur’an’da Bildirilen Üstün ve Zayıf Yönleri Yirm Bir Başlık Halinde Sırayla Şöyledir:

1.İnsan Yeryüzüne Halife Kılınmıştır:

"Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamd ederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti."

Halife ne demektir?

Halife kelimesinin sözlük anlamı: Sonra gelen, birinin yerine geçen, ona vekaleten işleri yürüten demektir.

Halife kelimesinin ıstılah anlamı: Hz. Muhammed (s.a.v.)’in vefatından sonra, onu temsilen dini hükümleri uygulamak üzere, biat alarak devlet başkanı olan kimsedir.

Hz. Adem’in halife olarak yaratılması ne anlama gelmektedir?

İnsanın yeryüzünde halife olması, burada icra edeceği görevlerle ilgilidir. İnsan’ın yeryüzündeki belli başlı görevleri şöyledir:

1-Yeryüzünün imarı.

2-Yeryüzünün idaresi.

3-İnsan neslinin yeryüzünde yayılması.

4-İnsanın mükellef bir varlık olarak üstüne düşen görevleri yerine getirmesi.

5-Allah’ın emir ve yasaklarını kendi dışındaki insanlara tebliğ etmesi.

Melekler, insanın yeryüzünde fesat çıkarıp kan dökeceklerini nasıl bilmişlerdir?

Bu soruya cevap olarak dört ihtimal vardır:

1-Allah, insan hakkında meleklere bilgi vermiş olabilir.

2-Melekler levh-i mahfuzdan ilgili bilgileri edinmiş olabilirler.

3-İnsanların gazap ve şehvet gibi nitelikler taşıyacaklarının farkına varınca böyle yapacakları kanaatine varmış olmaları mümkündür.

4-Melekler, cinlerin daha önce müşahede ettikleri yaşayışlarında hareketle bu tahminde bulunmuş olabilirler.

"Sizi yeryüzünün halifeleri kılan, size verdiği (nimetler) hususunda sizi denemek için kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan O'dur. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır ve gerçekten O, bağışlayan merhamet edendir."

İnsanlar yeryüzünde yaşar, sonra yerlerini başka insanlara bırakıp ahirete göç ederler. Böylece sonra gelenler, geçmiş olanların halifeleri olurlar.

Yeryüzünün halifeleri olarak yaratılmış bulunmak büyük bir nimet ve şereftir. Allah, kullarını bu dünyada imtihan etmek için, servet, kuvvet, kabiliyet ve hafıza açısından birbirlerinden farklı olarak yaratmıştır. Allah, herkesi sahip olduklarıyla ve olmadıklarıyla imtihan eder. Bize düşen, kulluk görevlerimizi hakkıyla yerine getirmeye çalışmaktır.

"(Onlar mı hayırlı) yoksa darda kalana kendine yalvardığı zaman karşılık veren ve (başındaki) sıkıntıyı gideren, sizi yeryüzünün hakimleri kılan mı? Allah'tan başka bir tanrı mı var! Ne kadar da kıt düşünüyorsunuz!"

Allah, insanoğlunu yeryüzünün halifeleri kılmakla, dünyayı ve buradaki nimetleri onların emrine vermiş, insanı dünyaya hakim kılmıştır. Yeryüzünde halife olmak, insanın Allah’a karşı olan kulluk görevlerini yerine getirmesini gerektirir.

"Ona dedik ki: “Ey Dâvûd! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Nefis arzusuna uyma, yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır. Allah’ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır.”"

Yeryüzündeki her insan kendi sorumluluğu çapında halifedir; elbette ki yüksek görevleri nedeniyle peygamberlerin sorumlulukları çok daha fazladır. Bunun için Allah (c.c.), Hz. Davut’u özel olarak uyarmıştır.  

"O, sizi yeryüzünde halifeler (oraya hâkim kimseler) yapan, size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır. Şüphe yok ki O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."

Bu ayetten özet olarak şu dersleri çıkarmalıyız:

1-Allah, insanları yeryüzüne halifeler kılarak, dünya nimetlerini onların emrine vermiştir.

2-Her nesil, dünyaya hakim olmak açısından kendinden öncekilerin halifesidir.

3-Allah, insanlara farklı oranlarda mal ve kuvvet verir; böylece insanlar hem sahip olduklarıyla hem de sahip olmak isteyip elde edemedikleri ile imtihan olurlar.

4-Allah, gerektiğinde kullarını hızlı bir şekilde cezalandırmakla birlikte, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.

2.İnsan Şerefli Kılınmıştır:

“Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.”

1-Allah, insanı akıl sahibi kılıp diğer varlıkları onun emrine vermek suretiyle şan ve şeref sahibi kılmıştır.

2-Allah, insana yeryüzünde hayvanlarla, denizlerde gemilerle seyahat etme imkanı tanımıştır.

3-Allah, insanlara rızık olarak en güzel ve temiz nimetler vermiştir.

4-Allah, insanları yarattığı varlıkların birçoğundan üstün kılmıştır.

3.İnsan Diğer Birçok Varlıktan Üstün Kılınmıştır:

“Dedi ki: «Şu benden üstün kıldığına da bir bak! Yemin ederim ki, eğer beni kıyamete kadar yaşatırsan, pek azı dışında, onun neslini kendime bağlayacağım!»”

Allah’ın, Hz. Adem’i yaratınca, meleklerin ve iblisin  ona secde etmelerini istemesi, insanın Allah indinde meleklerden ve cinlerden üstün kılındığını gösterir. İblis, insanın Allah indindeki üstünlüğünü çekemediği için isyan edip kafir olmuştur.

4.Allah İnsanların Şekillerini Güzel Yapmıştır:

“Gökleri ve yeri yerli yerince yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş ancak O'nadır.”

Allah, insanları diğer varlıklara göre daha güzel bir şekilde yaratmıştır. İnsanın yüzükoyun değil dik olması ve başın en üstte bulunması, onun şeklinin güzel olduğunu gösterir.

"Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık."

Allah, insanı hem şekil hem de kabiliyet olarak en güzel bir biçimde yaratmıştır. İnsanın akıl sahibi, düşünebilen, planlayan ve imar edebilen bir varlık olması, onun güzel ve üstün vasıflara sahip olduğunu gösterir.

5.İnsanların Yaratılışlarında İbretler Vardır:

"Sizin yaratılışınızda ve (Allah'ın) yeryüzünde yaydığı canlılarda, kesin olarak inanan bir toplum için ibret verici işaretler vardır."

İnsanların yaratılışında ve yeryüzündeki canlılarda Allah’ın irade, tekvin ve kudret sıfatlarını anlayıp ona inanmamız için kuvvetli deliller vardır. Bütün bunların Allah’ın yaratması dışında meydana gelmeleri mümkün değildir. Bu durumlara dikkat eden kimseler, Allah’ın varlığı ve birliği konusunda tam bir imana sahip olurlar.

"İnsanlara ufuklarda ve kendi nefislerinde âyetlerimizi göstereceğiz ki onun (Kuran'ın) gerçek olduğu, onlara iyice belli olsun. Rabbinin her şeye şahit olması, yetmez mi?"

*İnsanların, ileride hem astronomik bilgileri hem de kendi vücutları hakkındaki bilgileri arttıkça Kur’an’ın gerçek olduğunu ve Allah’tan başka yaratıcı bulunmadığını daha iyi anlayacaklardır.

*Kur’an’ın bildirdiği hususlar gerçekleşip, İslam inancı dünyaya yayıldıkça, vahiy ile bildirilen hususların reddedilemeyeceği görülecektir.

*Allah’ın bildirdiği şeylerin doğruluğuna şahit olması ise başlı başına önemli bir durumdur.  

"Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. Hâlâ görmüyor musunuz?"

Doğru düşünen ve böyle davrandıkları için iman eden insanların inanıp imanlarını arttırmaları için hem yeryüzünde hem de kendi nefislerinde sayısız deliller vardır. Anılan delilleri görüp ona göre iman etmek gerekir.

"İnsan neden yaratıldığına bir baksın! Atılan bir sudan yaratıldı. (O su) sırt ile göğüs kafesi arasından çıkar."

İnsan, erkek ile kadında bulunan spermlerin birleşmesiyle meydana gelir. İnsan gibi mükemmel bir varlığın bu kadar kolay bir şekilde yaratılması, Allah’ın ne kadar üstün bir kuvvet ve kudrete sahip olduğunu göstermektedir.

6.İnsanlar Allah’a Muhtaçtır:

"Ey insanlar! Allah'a muhtaç olan sizsiniz. Zengin ve övülmeye lâyık olan ancak O'dur."

İnsanlar, her durumda, hayatlarının her aşamasında Allah’a muhtaçtırlar.

Organlarımızın çalışması için Allah’a muhtacız. Nefes almak için Allah’a muhtacız. Yemek ve içmek için Allah’a muhtacız. Görmek, işitmek, koku almak, hissetmek için Allah’a muhtacız. Uyumak ve uyanmak için Allah’a muhtacız. Allah ise hiçbir şeye muhtaç değildir. Hem insan hem de diğer bütün varlıklar Allah’a aittir.

7.İnsanlar Ahlaki Nitelikleri ve Kulluk Özellikleri Açısından Farklıdırlar:

"Sonra Kitab'ı, kullarımız arasından seçtiklerimize verdik. Onlardan (insanlardan) kimi kendisine zulmeder, kimi ortadadır, kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda öne geçmek için yarışır. İşte büyük fazilet budur."

İlahi vahyin tebliğine muhatap olan insanlar ahlaki nitelikleri ve kulluk özellikleri açısından üçe ayrılırlar:

1-Bazı insanlar, kendilerine zulmederler. En büyük zulüm,  dini emirleri reddetmek ve günah işlemektir.

2-Bazı insanlar, ortadadır. Büyük günahları işlemez, farzları yerine getirirler; ancak küçük günahları işler ve ibadete fazla vakit ayırmazlar.

3-Bazı insanlar, hayırlarda öne geçmek için yarışırlar. Bütün farz vacip ve Müstehapları yerine getirir; bütün günah ve mekruhlardan kaçınır, şüpheli şeylere yaklaşmazlar. Kulluk görevlerini daha iyi yapabilmek için bilgi edinir ve öğrendikleriyle amel ederler. İşte bunlar, büyük bir fazilet üzeredirler.

8.İnsanların İşleri Çeşit Çeşittir:

"(Karanlığı ile etrafı) bürüyüp örttüğü zaman geceye, açılıp ağardığı vakit gündüze, erkeği ve dişiyi yaratana yemin ederim ki işleriniz başka başkadır."

İnsanları işleri değişiktir. Kimi Allah’ın rızasına uygun davranır, kimi ise mugayir. Kimi iman esaslarını tasdik edip salih amel işler, kimi ise inkâra sapıp günah işler. Kimi cömert olur, kimi cimri.

9.İnsan Eğitilmeye Muhtaçtır:

"İnsanı yarattı. Ona açıklamayı öğretti."

Allah insanı yaratmış ve ona meramını ifade etmeyi öğretmiştir. Bu durum, insanın eğitilmeye muhtaç olduğunu gösterir. Allah, peygamberlere gönderdiği vahiy ile insanları eğitmeye devam etmektedir. İnsan eğitim görmelidir.

10.İnsan Mal Sevgisi Hususunda Aşırı ve Cimridir:

"Ve o, mal sevgisine de aşırı derecede düşkündür."

İnsanda mal sevgisi aşırı derecededir. Çok mal edinmek ister. Ondaki bu özellik bir imtihandır. Mal sevgisi nedeniyle aşırı davranıp haram yollara tevessül etmemelidir.

"De ki: “Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, o zaman da tükenir korkusuyla cimrilik ederdiniz. Zaten insan çok cimridir.”"

İnsan, genel anlamda çok cimridir. Ancak küfür bataklığına batmış olanlar, cimrilikte daha da aşırı giderler. Mü’min kimse, imanıyla cimrilik hislerini yenerek infakta bulunur; kafirler ise ne kadar zengin olurlarsa olsunlar, sürekli olarak mallarının tükeneceği korkusu içinde bulunduklarından cimrilik yaparlar.

11.İnsan Zalim ve Cahildir:

"Gerçek şu ki, biz emanetleri göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkuya kapıldılar; onu insan yüklendi. kuşkusuz o, çok zalim, çok cahildir."

İnsan, ilahi bilgi ve hidayetten yoksun olursa, hem kötü yönleri iyi yönlerinden çok olur hem de bilmedikleri bildiklerinden fazla olur. Bu durumda bulunan insan zalim ve cahil olur. İnsan, yüklendiği emanet ile zalim ve cahil yönlerini düzeltme imkânına kavuşmuştur; dolayısıyla ilahi emanet, insan için hem bir ihtiyaç hem de bir rahmettir. İlahi vahye bigane kalmak, insanın zalim ve cahil olma özelliklerini öne çıkarır.

12.İnsan Kıskançlığa Meyillidir:

"Ehl-i kitaptan çoğu, hakikat kendilerine apaçık belli olduktan sonra, sırf içlerindeki kıskançlıktan ötürü, sizi imanınızdan vazgeçirip küfre döndürmek istediler. ..."

Ehl-i kitabın, özellikle Yahudilerin Hz. Muhammed (s.a.v.)’e inanmamakta direnmelerinin sebebi, içlerinde taşıdıkları haset yani kıskançlık duygusu olmuştur.

"Yoksa, insanları; Allah’ın lütfünden kendilerine verdiği şey dolayısıyla kıskanıyorlar mı? Şüphesiz biz, İbrahim ailesine de kitap ve hikmet vermişizdir. Onlara büyük bir hükümranlık da vermiştik."

Allah, Hz. İbrahim’in soyundan olan Yahudilerden birçok kişiye peygamberlik ve saltanat vermiş; daha sonra Ahir zaman Peygamberi olarak yine Hz. İbrahim’in soyundan olan ancak Yahudi olmayan Hz. Muhammed (s.a.v.)’i seçmiştir. Yahudiler, bu gelişmeyi haset duyguları ile karşılamışlardır.

İman ve takva ile denetim altına alınmaması halinde, kıskançlı hisleri zaman zaman bütün insanlarda ortaya çıkar. İnsan, kıskançlık hisleri ile imtihan edilmektedir. Bu imtihanı kazanmak için, iman, ihlas ve takva sahibi olmak gerekir.

Kur’an’da, "Düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden"  Allah’a sığınmamız istenmektedir.

13.İnsan Ağır Yükümlülükler Karşısında Zayıftır:

"Allah sizden (yükünüzü) hafifletmek ister; çünkü insan zayıf yaratılmıştır."

İnsan, bir takım nefsani arzuların reddetme ve ağır sorumlulukları yerine getirme hususunda zayıftır. Bu nedenle Allah, insanlara helal dairesinde birtakım nimetler vermiş ve ibadetler ile haramlar konusundaki sorumluluklarını ağırlaştırmamıştır.

"Andolsun, bundan önce biz Âdem’e (cennetteki ağacın meyvesinden yeme, diye) emrettik. O ise bunu unutuverdi. Biz onda bir kararlılık bulmadık."

Hz. Adem, verilen emri veya kendisinin verdiği sözü unutarak şeytana kandı, şeytanın yalan yere yemin edeceğine ihtimal vermedi. Daha önce verilen emir konusunda sebat etmeyerek gaflete düştü. Bu durum, zelle kabilinden bir kusur olarak görülmektedir.

14.İnsan Yaratılışı İtibarıyla Hırslı ve Sabırsızdır:

"Gerçekten insan, pek hırslı (ve sabırsız) yaratılmıştır. Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder. Ona imkân verildiğinde ise pinti kesilir. Ancak şunlar öyle değildir: Namaz kılanlar, Ki, onlar namazlarında devamlıdırlar (ihmal göstermezler;). Mallarında, belli bir hak vardır, Sâile ve mahrûma(vermek için). Ceza (ve hesap) gününün doğruluğuna inananlar; Rab'lerinin azabından korkanlar, Ki Rab'lerinin azabı(na karşı) emin olunamaz; Irzlarını koruyanlar Ancak eşlerine ve cariyelerine karşı müstesna; çünkü onlar kınanmaz; Bundan öteye (geçmek) isteyenler ise, onlar taşkınların ta kendileridir, Emanetlerine ve ahitlerine riayet edenler; Şahitliklerini (dosdoğru) yapanlar; Namazlarını koruyanlar; İşte bunlar, cennetlerde ağırlanırlar."

İnsan yaratılışı itibarıyla hırslı ve sabırsız olmakla birlikte, bu özelliklerini yenme imkanı vardır. İnsanın, hırsından kaynaklanan kötü özelliklerini yenip darlıkta feryat etmeyip, bollukta ise cimri olmaması için şu özelliklere sahip olması gerekir:

1-Namaz kılıp, namazında devamlı olmak.

2-Ceza ve hesap gününün doğruluğuna inanmak.

3-Zekat ve sadaka vermek.

4-Rablerinin azabından korkmak ve azabından emin olmamak.

5-Irzlarını korumak.

6-Emanetlere riayet etmek.

7-Verdiği sözlerde durmak.

8-Şahitliklerini dosdoğru yapmak.

9-Namazlarını ihmal etmemek.


15.İnsanın Rabbine Karşı Tavrı Bollukta Farklı Darlıkta Farklıdır:

“İnsan var ya, Rabbi kendisini imtihan edip de ikramda bulunduğunda ve bol nimet verdiğinde «Rabbim bana ikram etti» der. Onu imtihan edip rızkını daralttığında ise «Rabbim beni önemsemedi» der.”

1-Allah bol nimet verdiğinde; “Rabbim bana ikram etti” diyen kişi, kavuştuğu nimetlerden dolayı şükür etmemiş ve o nimetleri kendi doğal hakkı gibi görmüş olur. Bu tutum, kişiyi kibirli olmaya götürür.

2-Allah rızkını daralttığında; “Rabbim beni önemsemedi” diyen kişi sabırsız davranarak Allah’a hamd etmemiş olur. Bu tutum, kişiyi isyankar olmaya götür.

3-Doğru olan; bollukta şükretmek, darlıkta ise sabretmektir.

16.Nutfeden Yaratılan İnsan Bazen Rabbine Hasım Kesilir:

"O, insanı bir damla sudan yarattı. Fakat bakarsın ki (insan) Rabbine apaçık bir hasım oluvermiştir."

1-Allah, insanı bir damla sudan yani Nutfeden yaratmıştır.

2-Bir damla sudan yaratılan insana düşen, yaratıcısına kul olmasıdır.

3-Ancak birçok insan kendi yaratılışını unutarak, yaratıcısına hasım olur.

4-İnsanın yaratısına hasım olması, onu inkar etme ve ahirette yeniden diriltileceğini reddetme şeklinde ortaya çıkar.

5-Rabbine hasım olmamanın yolu, mü’min olmaktır.

17.İnsan, Allah’a Karşı Nankördür:

"Şüphesiz insan, Rabbine karşı pek nankördür."

Kendisine yapılan iyiliğin kıymetini bilmeyen ve sahip olduğu nimetleri inkar eden kişiye nankör denir. Gerçek iman sahibi olmayan insanlar, Allah’ın kendilerine verdiği nimetleri görmeyip, uğradıkları sıkıntıları ise ayyuka çıkararak nankörlük yaparlar.

"Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur, yalnız Allah kalır. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür."

Zayıf iman sahipleri ile müşrikler bile denizde batma tehlikesiyle karşılaşınca, bir başkasına değil, sadece Allah’a yalvardıkları halde, Allah kendilerini kurtardıktan sonra yine nankörlük edip kulluk görevlerinden yüz çevirirler.

Allah’a karşı nankör olmamanın yolu, takva ve ihlas sahibi bir mü’min olmaktır.

18.İnsanların Yaptıkları Sebebiyle Karada ve Denizde Bozulmalar Olmuştur:

"İnsanların bizzat kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulmalar olmuştur. (Kötü yoldan) dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır."

Ayette bildirilen, karada ve denizde bozulmalar ifadesini iki şekilde yorumlamak mümkündür:

1-İnsanlar, işledikleri günahlar nedeniyle tufan, taş yağması ve kuraklık gibi bir takım belalara uğramışlar; bunlar da karada ve denizde bozulmalara neden olmuştur.

2-İnsanlar yeryüzünü ve denizleri usulüne uygun olarak değil, tahrip ederek kullandıkları için yerde ve denizde bozulmalar olur.


19.İnsanlar, Kendi Yaptıklarıyla, Başlarına Musibet Gelmesine Sebep Olurlar:

"Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder."

İnsan, yaptığı işlerde tedbirli davranmayarak, fiziki yasalara uymayarak ve günah işleyerek başını belaya sokar.

20.İnsan Acelecidir:

"İnsan hayrı istediği kadar şerri de ister. İnsan pek acelecidir!"

İnsan, kendi iyiliğini istediği için hayrına olanı, aceleci olduğu için de zararına olanı ister. İnsanda acelecilik özelliği vardır. Bu özelliğimize karşı tedbirli olup, aceleci davranmamalıyız. Aceleci davranan kişi, zor bir durumdan kurtulmak için ölümünü bile ister. Bazı ümmetler, bahsedilen cezanın hemen gelmesini isteyerek aceleci davranmışlardır. Aceleci olmanın hayrımıza olmadığını bilerek sabırlı ve tedbirli olmalıyız.

21.İnsan, Yerine Göre Bozguncu ve Kan Dökücüdür:

"Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamd ederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti."

İnsan, yerine göre bozguncu ve kan dökücüdür. İnsanlık tarihi, bunun örnekleriyle doludur. Bozguncu ve kan dökücü olmamak için, Allah’ın emir ve yasaklarına sabır, takva ve ihlas ile uymak gerekir.

Sonuç olarak şunları söyleyelim:

İnsanın hem üstün hem de zayıf yönleri vardır.

İnsan, yeryüzüne halife olmak üzere, üstün bir kabiliyet ile yaratılmıştır.

Allah, insanı akıl ve irade sahibi kılıp, diğer varlıkları onun emrine vermiştir; bu durum, insan için büyük bir şereftir.

İnsan, birçok varlıktan üstün kılınmıştır.

İnsan, güzel bir şekilde yaratılmıştır.

İnsanın yaratılışında, bizzat insan için büyük ibretler vardır.

Daima Allah’a muhtaç olan insan, iradesini kullanma şekline göre değişik ahlaki nitelikler elde eder.

Eğitilmeye muhtaç olan insan için en vazgeçilmez ders, ilahi vahiydir.

İnsan; mala aşırı düşkün, cimri, zalim, cahil, kıskanç, zayıf, aceleci ve sabırsız olmakla birlikte, ilahi vahye uyması halinde, kendisi için birer imtihan sebebi olan bu kötü niteliklerini yenebilme gücüne sahiptir.

Bir nutfeden yaratılmış olan insan, kendisi için açık bir düşman olan şeytanın iğvasına kapılınca, Rabbine hasım olup nankörlük yapar. Şeytana karşı uyanık olmak gerekir.

İlahi vahye uymayıp günah işleyen insan, yaptıkları sebebiyle hem karada ve denizde bozulmalara sebep olur hem de başına bir takım musibetler açar; yerine göre bozguncu ve kan dökücü olur.

Şu hususa dikkat etmeliyiz:

İnsanın hem bir takım üstün özelliklere hem de bir takım zayıf niteliklere sahip olması, bu dünyada imtihana tabi olması nedeniyledir.

Allah, insana akıl, vicdan ve irade vermiş, ayrıca peygamberler de göndererek nelere inanıp nasıl davranması gerektiğini bildirmiştir.

İnsan, nefsine ve şeytana tabi olursa, zayıf özellikleri baskın olur; vicdani değerlere ve ilahi vahye tabi olursa, üstün özellikleri öne çıkar.

  1. 51/Zariyat-56
  2. 2/Bakara-30
  3. 6/En'am-165
  4. 27/Neml-62
  5. 38/Sad-26
  6. 6/En'am-165
  7. 17/İsra-70
  8. 17/İsra-62
  9. 64/Teğabun-3
  10. 95/Tin: 4
  11. 45/Casiye-4
  12. 41/Fussilet-53
  13. 51/Zariyat-20.21.
  14. 86/Tarık: 5-7
  15. 35/Fatır-15
  16. 35/Fatır-32
  17. 92/Leyl: 1-4
  18. 55/Rahman-3.4.)
  19. 100/Adiyat-8
  20. 17/İsra-100
  21. 33/Ahzab-72
  22. 2/Bakara-109
  23. 4/Nisa-54
  24. 113/Felak-4
  25. 4/Nisa-28
  26. 20/Taha-115
  27. 70/Mearic: 19-35
  28. 89/Fecr-15.16.
  29. 16/Nahl-4
  30. 100/Adiyat-6
  31. 17/İsra-67
  32. 30/Rum-41
  33. 42/Şura-30
  34. 17/İsra-11
  35. 2/Bakara-30

Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 1 ay önce yayınlandı. 299 Defa okundu.