Allah, Kur’an’da kıssalarını anlattığı ve anlatmadığı birçok peygamber gönderdiğini haber verdikten sonra, Hz. Musa ile gerçekten konuştuğunu bildirmektedir. Allah, Hz. Musa ile Cebrail vasıtasıyla değil, aracısız olarak konuşmuştur.
Ali Bozkurt

Ali Bozkurt

ali.bozkurt@kahtahaber.com


1-Hz. Adem İle Hz. Havva, Allah’tan Aldıkları Sözlerle Tövbe Ettiler:

Derken, Âdem (vahiy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabbi’ne yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz O, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır.” (2/Bakara-37)

Hz. Adem ile Hz. Havva, şeytana aldanıp cennetteki yasak meyveyi yedikten sonra pişman olunca, Allah onlara yalvarmaları için bazı kelimeler öğretmiştir. O kelimeler, alimlerin kanaatine göre, şu ayette ifade edilmektedir:

"(Âdem ile eşi) dediler ki: Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz." (7/Araf-23)

Hz. Adem ile Hz. Havva tam bir pişmanlıkla tövbe edip bu ayetteki lafızlarla Allah’a yalvarınca bağışlanmışlardır.

Allah’ın, Hz. Adem ile Hz. Havva’ya bir takım kelimeler öğretmesi, onun kelam sıfatına sahip olduğunu gösterir.

2-Allah, Hz. Musa İle Gerçekten Konuşmuştur:

“Bir kısım peygamberleri sana daha önce anlattık, bir kısmını ise sana anlatmadık. Ve Allah Musa ile gerçekten konuştu.” (4/Nisa-164)

Allah, Kur’an’da kıssalarını anlattığı ve anlatmadığı birçok peygamber gönderdiğini haber verdikten sonra, Hz. Musa ile gerçekten konuştuğunu bildirmektedir. Allah, Hz. Musa ile Cebrail vasıtasıyla değil, aracısız olarak konuşmuştur.

Diyanet tefsiri, bu hususu şöyle açıklar: ‘Allah Teâlâ’nın Hz. Mûsâ ile konuşması, Şûrâ sûresinde (42/51) açıklanan “konuşma yolları”ndan birisiyle; yani “perde arkasından konuşma” yoluyla gerçekleşmektedir. Bu konuşmada melek aracılığı yoktur, doğrudan kalbe ve zihne iletilme de yoktur, konuşan gözükmeksizin “bir söyleme ve anlama” vardır. Söyleyen, konuşan Allah olduğuna göre elbette burada, insanlar arasındaki konuşmada olduğu gibi araçlar, sesler ve harfler mevcut değildir. Allah Teâlâ’nın kelâm (konuşma) sıfatının eseri ve tecellisi olan, bu sıfatın açıklama iradesini yerine getirmek üzere muhatabıyla keyfiyetsiz olarak ilişki kurması (taalluk) sonucunda –Allah bakımından değil, kul bakımından yeni oluşan– bu olay, melek aracılığı ile olduğunda Cebrâil’e nasıl ulaşıyorsa, onun aracılığı olmadan peygambere de öyle ulaşmaktadır; çünkü yaratılmış olmak, Allah’ın bir sıfatı olmamak bakımından bu ikisi arasında bir fark yoktur.’ (DİB Kur'an Yolu Tefsiri, C: 2, S: 184)

3-Allah’ın Kelimelerini Değiştirebilecek Yoktur:

“ Rabbinin kelimesi (Kur’an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” (6/En’am-115)

Allah’ın kelamı olan Kur’an, tahrif edilemez.

Diyanet Tefsiri, bu ayeti açıklarken şu toplu bilgiyi verir: 'Böylece âyette Allah kelâmının, diğer bütün üstün nitelikleri de kapsayan dört temel niteliğine işaret edilmiştir: Tam ve mükemmel oluşu, doğru ve gerçek oluşu, âdil oluşu, değiştirilemez ve tahrif edilemez oluşu.' (DİB Kur'a Yolu Tefsiri, C: 2, S: 460)

“Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O’nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. O’ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın.” (18/Kehf-27)

Allah’ın vahiy ile kitap göndermiş olması ve o kitabın kelimelerden yani sözlerden oluşması, Allah’ın kelam sıfatına sahip olduğunu gösterir. Allah’ın kelamını kimse değiştiremez.

4-Hz. Muhammed (s.a.v.), Allah’ın Sözlerine İnanır:

“De ki: Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sahibi olan Allah'ın elçisiyim. Ondan başka tanrı yoktur, O diriltir ve öldürür. Öyle ise Allah'a ve ümmî Peygamber olan Resûlüne -ki o, Allah'a ve onun sözlerine inanır- iman edin ve O'na uyun ki doğru yolu bulasınız.” (7/Araf-158)

*Hz. Muhammed (s.a.v.), bütün beşeriyete peygamber olarak gönderilmiştir.

*Hz. Muhammed (s.a.v.), Allah’ın vahiy eseri olan sözlerine inanır.

*İnsanlar da hidayet üzere olmak için, Allah’a, Allah’ın sözlerine ve onun peygamberlerine inanmalıdırlar.

*Ayette, Allah’ın kelimelerinden yani sözlerinden bahsedilmiş olması, Allah’ın kelam sıfatına sahip olduğunu göstermektedir.

5-Allah’ın Bütün Sözlerini Yazmak Mümkün Değildir:

 “De ki: Rabbimin sözleri için derya mürekkep olsa ve bir o kadar da ilâve getirsek dahi, Rabbimin sözleri bitmeden önce deniz tükenecektir.” (18/Kehf-109)

Allah’ın ilmi gibi kelamı da sonsuzdur. Allah’ın kelamını yazmak için, bütün denizler mürekkep olsa ve bunlara bir o kadar daha eklense, bu mürekkepler biter; fakat Allah’ın sözleri bitmez.

“Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (31/Lokman-27)

Allah’ın kelimeleri yazılmakla bitmeyecek kadar sınırsızdır. Allah, sınırsız ilim ve sınırsız kelam sahibidir.

 

Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 3 hafta önce yayınlandı. 531 Defa okundu.