Bütün varlıkların maddeden türediğini, madde cinsinden olmayan varlık bulunmadığını savunurlar.
Ali Bozkurt

Ali Bozkurt

ali.bozkurt@kahtahaber.com


I-Materyalizm Nedir?

Materyalizmin sözlük anlamı: Maddecilik.

Materyalizmin terim anlamı: Maddeden başka varlık ve kuvvet bulunmadığını ve maddenin kendisiyle kaim olup yaratılmadığını savunan felsefi görüş.

Materyalizmin temel ilkeleri:

Bütün varlıkların maddeden türediğini, madde cinsinden olmayan varlık bulunmadığını savunurlar.

Tanrının varlığını ve vahyi kabul etmezler.

Ruhun varlığına inanmazlar.

Manevi değerleri yok sayarlar.

İnsan için en önemli şeylerin zenginlik, maddi refah ve bedensel hazlar olduğunu iddia ederler.

Bilgiye ulaşma yolunun, maddi gözlem ve deneyler olduğunu söylerler.

II-Materyalist Anlayışın Taraftar Bulma Nedeleri

1-Dini ve manevi değerlere mesafeli olan kimseler, materyalist anlayışı zorlanmadan kabul etmişlerdir.

2-Ekonomik anlamda eşitlik sağlanma ile ilişkilendirildiği için taraftar bulmuştur.

3-Marksist materyalizmin sosyal alanda yaygınlık kazanması, materyalizmin ilgi görmesine neden olmuştur.

4-Materyalist anlayışın tarihi, sınıflararası savaştan ibaret sayması ilgi görmesinde etkili bir faktör olmuştur.

III-Materyalist Anlayışı Reddeden Ayetler

Materyalist anlayışı rddeden bazı ayetler ve kısa açıklamaları şöyledir:

1-“Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.” (2.Bakara-164)

Materyalistlerin maddenin eseri olarak gördüğü şeyler, Allah tarafından irade edilip yaratılan ve Yüce Yaratıcının varlığını ispat eden hususlardır. Gökler ile yerin Allah tarafından yaratılmadan meydana gelmiş olmaları mümkün değildir. Allah, suyu kaldırma gücüne sahip sıvı bir madde olarak yaratmasaydı gemilerin yüzmesi mümkün olmazdı. Allah yağmur taşıyan bulutları rüzgâr ile irade ettiği bölgelere taşıyıp yağmur yağdırmazsa bunu kim yapabilirdi? Yeryüzünde yüzlerce değişik bitki bitirip, her kış öldükten sonra, bunları yağdırdığı yağmurlarla yeniden dirilten ancak ve ancak Allah’tır. Materyalistlerin iddiaları, bu anlamda hem kör hem de sağır olanların iddialarına benzemektedir.

2-“O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Yıldızlar da Allah´ın emri ile hareket ederler. Şüphesiz ki bunlarda aklını kullananlar için pek çok deliller vardır.” (16.Nahl-12)

Gece istirahata müsait olduğu için, gündüz ise güzel bir şekilde yaşayıp çalışmaya elverişli olduğundan insana hizmet ederler. Ay ile güneş ve sayamayacağımız kadar çok sayıda yıldız da Allah’ın emrindedir. Bunlara tefekkür ederek bakan kişi, Allah’ın varlığını anlayıp ona iman eder. Materyalistler, bütün bunları tefekkür nazarıyla değil de niteliksiz bir bakışla gördüklerinden, har şeyi maddenin kendi eseri sanıyorlar.

3-“Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar; güneş ve ayı emri altına almıştır. Her biri belirtilmiş bir süreye kadar akıp gider. İşte (bütün bunları yapan) Rabbiniz Allah´tır. Mülk O´nundur. ….” (35.Fatır-13)

Müfessir Sabuni, bu hususta şu açıklamayı yapar: ‘Allah geceyi gündüze, gündüzü de geceye sokar, birinden alır diğerine ilâve eder veya aksini yapar. Dolayısıyla, gecenin ve gündüzün uzunluğu, mevsimlere ve ülkelere göre artıp eksilerek, farklı olur. Hattâ yazın bazı ülkelerde gündüz 16 saate çıkar, gece de sekiz saate kadar iner, İşte bu, hiçbir kâfirin veya mü'minin inkâr edemediği, görünen alâmetlerinden biridir. Bunun izlerini körler de görenler de hisseder. İşte bu, Allah'ın gücüne ve mahlukatındaki tasarrufunun inceliğine şahitlik eden bir mucizedir. Bu evrensel gerçek, değişmeyen bir kanun ve tesadüf eseri olmayan sağlam bir nizamdır. Bu, sadece, yarattığı her şeyi sağlam yapan Allah'ın sanatındandır. İdare eden, hikmet sahibi ve her şeyi bilen Allah noksan sıfatlardan uzaktır. Güneşi ve ayı da, kulların menfaatleri için, emri altına almıştır Bunlardan her biri Allah'ın, takdir ettiği yörünge üzerinde giderler. C yörüngeden, malum bir güne yani kıyamete kadar dışarı çıkamazlar. Bu güzel isleri yapan Allah, sizin şânı Yüce Rabbinizdir. Mülk, saltanat ve mahlûkât üzerindeki tam tasarruf onundur.’ (Muhammed Ali Es Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat, C: 5, S: 166-167) Bütün bu açıklamalar gösteriyor ki, materyalist bakış açısı, tam bir çıkmaz sokaktır.

4-“Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti, onu yükseltip düzene koydu. Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı.” (79.Naziat: 27-29)

İnsanı, evreni ve evrendeki düzeni yaratan Allah’tır. Tefekkür eden, bunu anlar. Her şeyi maddenin eseri saymak, kör bir inada teslim olmaktır.

5-“Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkâr edenlerin zannıdır. Cehennem ateşinden dolayı vay inkâr edenlerin hâline!” (38.Sad-27)

Gökler, yer ve bu ikisinin arasında bulunanlar Allah tarafından bir takım hikmetlere binaen yaratılmışlardır. Bütün bunların Allah tarafından yaratıldığını inkâr etmek, bunlardaki hikmetleri de inkâr etme anlamına gelir. Bunlardaki hikmetleri inkâr etmenin sonucu ise hikmet ile değil kuralsız olarak yaşamaktır. Bu kör anlayışı benimseyenlerin varacakları yer, ancak ve ancak cehennemdir.

IV-Materyalist Anlayışın Tenkit ve Tahlili                        

1-Rüya gören, hayal eden, yerine göre sevip yerine göre nefret eden bir varlık, nasıl olur da her şeyin maddeden geldiğini iddia edebilir? Bu iddiaya, iddia sahibinin bile içten gelerek inanması mümkün değildir.

2-İnsanın, fıtratına kodlanmış olan Allah inancını, içinden gelerek inkâr etmesi mümkün müdür? Elbette değildir. Bu inkâra sahip olan kişi, en başta kendi fıtratıyla çatışmış olur.

3-Manevi değerleri inkâr edip kendini ve alemi maddeden ibaret saymak, basit bir varlık olmayı kabul etmek anlamına gelmez mi? İnsanın basitliği kabullenmesi son derece anlamsızdır.

4-İnsan için maddi refah önemli olmakla birlikte, gerçek mutluluğun kaynağı maneviyattır. Mutluluğun kendisi bili manevi unsurlar içerir.

5-İnsan maddi gözlem ve deneylerle bir miktar bilgi elde eder; ancak ezel ile ebed arasındaki çizgide bilgi sahibi olmanın tek yolu, ilahi vahyi kabul etmektir.

 

Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 2 ay önce yayınlandı. 533 Defa okundu.