Bilinmeyen beş şey (Mugayebat-ı Hamse) konusu, çokça gündeme getirilen ve değişik şekillerde yorumlanan hususlardandır.
Ali Bozkurt

Ali Bozkurt

ali.bozkurt@kahtahaber.com


Bilinmeyen beş şey (Mugayebat-ı Hamse) konusu, çokça gündeme getirilen ve değişik şekillerde yorumlanan hususlardandır. Bu konuyu kafa karışıklıklarına ve gereksiz tartışmalara meydan vermeden açıklamaya çalışalım.

Bilinmeyen beş şey ile ilgili ayet-i kerime şöyledir:

"Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. O, yağmuru indirir, rahimlerdekini bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır." (31/Lokman-34)

Ömer Nasuhi Bilmen, bu ayetin nüzul sebebini şu şekilde açıklamaktadır:

"Rivayete nazaran "Hars Bini Amr" adında bir şahıs, çölden peygamberin huzuruna gelerek: Kıyamet ne zaman kopacaktır?. Ben tohumlarımı yere bıraktım, yağmur ne zaman yağacaktır?. Zevcem hâmiledir.. Oğlan mı kız mı doğuracaktır?. Ve ben yarın ne iş göreceğimdir?. Ve ben nerede öleceğim?. Diye bu beş şeyden sualde bulunmuştu. Bunun üzerine bu âyeti kerime nazil olmuş, bunları ancak Cenab-ı Hak'kın bildiği ifade buyurulmuştur." (Ömer Nasuhi Bilmen,Kur'an-ı Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri, C: 6, S:2756)

Ayette bildirilen beş husus şunlardır:

1-Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi yalnızca Allah katındadır.

2-Allah, yağmurun yağdırır.

3-Allah, Rahimde bulunan ceninin keyfiyetini bilir.

4-Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez.

5- Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez.  

Allah, bu beş şeyi ve diğer bütün hususları hakkıyla bilir.

Ayetteki bu beş hususu açıklamaya geçmeden önce, konuyla ilgili olan ve iki farklı ibaresi bulunan bir hadisi şerifi de nakledelim:

1-Abdullah b. Ömer’den rivayet edildiğine göre, Hz. Muhammed (s.av.), “Gaybın anahtarı beştir” dedikten sonra yukarıda nakledilen ayeti okumuştur. (Müsned, II, 24, 58, 122; Buhari, “Tefsîr”, 6/1, 31/2)

2-Diğer rivayette ise, “Gaybın anahtarları beş olup bunları Allah’tan başka kimse bilemez” demiştir. (Müsned, II, 52; Buhari, (Tefsir, 13/1, İstisķa, 29, Tevhid, 4)

Ayette geçen beş hususun tamamen gayb olup olmadığını anlamak için şu iki değerlendirmeyi göz önünde bulundurmalıyız:

“Lokmân sûresinde kıyametin ne zaman kopacağına, insanın gelecekte ne yapacağına ve nerede öleceğine dair konular gaybla ilişkilendirilirken yağmurla ilgili olarak sadece onu Allah’ın yağdırdığı ifade edilmiş, rahimlerde olanı Allah’ın bildiği konusunda da herhangi bir belirleme yapılmamıştır. Dolayısıyla söz konusu âyette sadece üç husus gayb kapsamında tutulmuştur.” (TDV İslam Ansiklopedisi, Mugayebat maddesi, İlyas Çelebi, C:30, S: 375)

“Allah'a mahsus olan ilim, gaybda iken her birinin durumlarına geniş ve teferruatlı bir şekilde vakıf olan tam ve mükemmel ilimdir. Meleklerin ve bazı ileri gelen kimselerin bilebileceği ilim ise, az çok delili ortaya çıkmış bir şekildeki eksik ilimdir.” (Elmalılı Hamdi Yazı, Hak Dini Kur’an Dili, C:6, S:280)

Şimdi ayette geçen beş husus sırasıyla incelemeye çalışalım:

1-Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi yalnızca Allah katındadır:

Kıyametin ne zaman kopacağını kimse bilemez; bunun bilindiğine veya bilineceğine dair bir iddia da mevcut değildir. Kıyamete ait bilginin yalnız Allah indinde olduğu şu ayetler ile de sabittir:

"Sana kıyameti, ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: Onun ilmi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini O'ndan başkası açıklayamaz. ... " (7/Araf-187)

“Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi O’na havale edilir. …” (44/Fussilet-47)

2-Allah, yağmuru yağdırır:

Ayetteki bu bölüm, yağmurun Allah tarafından yağdırıldığını bildirmektedir.

Bu noktada şu soru sorulabilmektedir:

Meteoroloji tahminleri gaybı bilmek anlamına gelir mi?

Meteoroloji tahminleri, bir takım verilere dayanılarak yapılmakta olup, sonuçta birer tahmindir.  Bu tahminler, hem tahmin oldukları hem de bilinen verilere dayandıkları için gaybı bilmek olarak yorumlanamaz. Romatizmalı hastalar da dizlerindeki ağrının artmasından yola çıkarak yağmur yağacağı tahmininde bulunurlar; ancak kimse bunların gaybı bildiğini söylemez.

Güneşin doğması ve batması ile ayın hareketleri gibi hususlar belli zamanlara bağlıdır. Fakat yağmurun yağması için böyle periyodik zamanlar yoktur. Allah, ne zaman isterse yağmur yağmanın şartlarını oluşturarak yağdırır.

"O, (insanlar) umutlarını kestikten sonra, yağmuru indiren, rahmetini her tarafa yayandır. O, hakiki dosttur, övülmeye lâyık olandır" (42/Şura-28)

3-Allah, Rahimde bulunan ceninin keyfiyetini bilir:

Allah, rahimlerdekini bilir; kız mı erkek mi olduğunu bilir; karakterini bilir; kaderini bilir. Allah, her şeyi eksiksiz olarak bilir ve bildiği her şeyin de yaratıcısıdır.

Tıp biliminin ilerlemesi ile birlikte bilim adamları, belirli bir zamandan sonra, bir takım verilere dayanarak, ana rahmindeki bebeğin cinsiyetini öğrenme imkanına kavuşmuşlardır. Ulaşılan bu bilgi, gaybı bilmek anlamına gelmez.

“Bütün rahimlerdekini de O bilir. Erkek mi, dişi mi? beyaz mı, kırmızı mı? tam mı, eksik mi? Her birinin özellikleri nedir? Bütün rahimlerdekinin tafsilâtını O bilir.” (Elmalılı Hamdi Yazı, Hak Dini Kur’an Dili, C:6, S:280)

Bu konu ile ilgili bir ayet de şöyledir:

"Her dişinin neye gebe kalacağını, rahimlerin neyi eksik, neyi ziyade edeceğini Allah bilir. Onun katında her şey ölçü iledir." (13/Rad-8)

4-Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez:

Kimin yarın ne kazanacağı bilinmeyen bir husustur. Bu hususun gayb olduğuna hiçbir itiraz yoktur.

“Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını kestiremez. Yani ileride başına ne geleceğini, eline ne geçeceğini, iyilik mi kötülük mü kazanacağını kendi gayretiyle bilemez.” (Elmalılı Hamdi Yazı, Hak Dini Kur’an Dili, C:6, S:280)

Şu ayetteki emir de yarın yapacağımız şeyler hususunda emin olamayacağımızı, isteklerimizin gerçekleşmesinin Allah’ın iznine bağlı olduğunu haber vermektedir.

“Ancak, “Allah dilerse yapacağım” de. ...” (18/Kehf-24)

 

5-Hiç kimse nerede öleceğini bilemez:

Hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Bu hususun gayb olduğuna hiçbir itiraz yoktur.

Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur. “Allah bir kulunun ruhunu bir yerde kabzetmek isterse oraya işini düşürür.” (İbn Kesir, Büyük Kur’an Tefsiri, C: 7, S: 415)

Sonuç olarak şunları ifade edelim:

Allah, her şeyi tam ve mükemmel olarak bilir. İnsanlar ise Allah’ın bildirdiği ve kendilerine imkan verdiği kadarını bilirler.

Mugayebat-ı hamse konusundan gereksiz bir tartışma çıkarmak yerine, ilgili ayet-i kerimeyi doğru bir şekilde anlamaya çalışarak, Allah’ın kuvvet, kudret ve ilmine teslim olmak icap eder.

Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 7 ay önce yayınlandı. 744 Defa okundu.