Şirk kelimesinin terim anlamı; zatında, sıfatlarında ve fiillerinde Allah'a ortak koşmak, onun dengi ve benzeri bulunduğuna inanmak demektir.
Ali Bozkurt

Ali Bozkurt

ali.bozkurt@kahtahaber.com


Sözlükte şirk, ortak koşmak; müşrik, şirk koşan kişi; şerik ise ortak anlamına gelir.

Şirk kelimesinin terim anlamı; zatında, sıfatlarında ve fiillerinde Allah'a ortak koşmak, onun dengi ve benzeri bulunduğuna inanmak demektir.

İslamiyet'in ilk yıllarında nazil olan Kâfirun suresi, tevhit inancı ile şirki bağdaştırmanın mümkün olmadığını anlatmaktadır:

"(Resûlüm!) De ki: Ey kâfirler! Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam. Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz. Ben de sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim. Evet, siz de benim taptığıma tapıyor değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim de banadır."(1)

İman ile şirk, farklı şeylerdir; bunları bağdaştırmak imkân dışıdır. İman ile şirkin, mahiyetleri gereği, bir araya gelmeleri asla mümkün değildir. Müşrikleri memnun etmek düşüncesiyle, Allah'a ortak koştukları varlıklar konusunda onlara taviz verilemez. İman ile şirk, birbirlerinden net olarak ayrılmışlardır.

İhlâs suresi, Allah'ın tek olduğunu vurgulayarak şirke giden bütün yolları kapatmıştır:

"De ki; O, Allah'tır, bir tektir."(2)

Allah, birdir; eşi, benzeri ve ortağı yoktur. Hiçbir şey ona ortak koşulamaz; sıfatlarında ve fiillerinde tektir.

Kur'an, Allah'a ortak koşma anlamına gelen her türlü şirki tamamen reddetmektedir.

Şirk, tarih boyunca değişik anlayışlarla ve değişik isimler altında ortaya çıkmıştır.

Şimdi şirkin çeşitleri ile şirk sayılan akımları incelemeye çalışalım:

II-Şirkin Çeşitleri

Kelam kitapları, şirk sayılan durumları beş başlık altında izah etmişlerdir. Bunları sırayla inceleyelim.

1. Şirk-i İstiklal:

Arada herhangi bir aracı bulunmadan, vasıtasız bir şekilde ikinci bir ilahın varlığını kabul etmeye şirk-i istiklal denir. 

Düalistler ve Mecûsîler, şirk-i istklalın en bariz örnekleridir.

Kur'an, bu tür şirki şu şekilde yasaklamaktadır:

"Allah, şöyle dedi: "İki ilâh edinmeyin. O, ancak tek ilâhtır. O hâlde, yalnız benden korkun."(3)

Allah'tan başka ilah yoktur. İbadet edilecek ve kendisinden korkulacak tek ilah, Allah'tır.

2.Şirk-i Teb'iz:

Allah'ın birliğini kabul etmekle birlikte kısmi anlamda ona birtakım ortaklar koşma anlayışına şirk-i teb'iz denir.

Hıristiyanlıktaki teslîs inancı ile yahudilerin Hz. Üzeyir'i Allah'ın oğlu kabul etmeleri, şirk-i teb'izin en bariz örnekleridir.

Kur'an, bu tür şirki şu şekilde yasaklamaktadır:

"Andolsun, "Allah, üçün üçüncüsüdür" diyenler kâfir oldu. Hâlbuki bir tek ilâhtan başka hiçbir ilâh yoktur. Eğer dediklerinden vazgeçmezlerse, andolsun onlardan inkâr edenlere elbette, elem dolu bir azap dokunacaktır."(4)

Allah'ın varlığını kabul etmekle birlikte ona oğul isnat etmek şirk, dolayısıyla da küfürdür.

Şirk-i teb'izi yasaklayan bir başka ayet ise şöyledir:

"Yahudiler, "Üzeyr, Allah'ın oğludur" dediler. Hıristiyanlar ise, "İsa Mesih, Allah'ın oğludur" dediler. Bu, onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkâr etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah, onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar!"(5)

Allah'a oğul isnat etmek, onun birliğini inkâr etmek demektir.

3. Şirk-i Takrîb:

Allah'ın varlığını kabul etmekle birlikte ona yakınlık sağlamalarını ve onun katında şefaatçi olmalarını umarak bir takım put ve heykelleri aracı kabul edip onlara tapınmak, şirk-i takrîbtir.

Putperestlik, şirk-i takribtir.

Kur'an, bu tür şirki şu şekilde yasaklamaktadır:

"İyi bilin ki, halis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp da başka dostlar edinenler, "Biz onlara sadece, bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz" diyorlar. Şüphesiz Allah, ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez."(6)

İslam tevhit dini olup sadece Allah'a aittir. Allah'ı bırakıp başka dostlar edinerek onların kendilerini Allah'a yaklaştırmalarını beklemek şirktir.

4. Şirk-i Taklit:

Bir araştırma yapmadan atalarının batıl inanışlarına uymak, şirk-i taklittir. Cahiliye Arapları ve öteki peygamberlerden önce yaşayan topluluklar atalarını taklit ederek onların yanlış inanışlarını sürdürmüşlerdir.

Kur'an, bu tür şirk hakkında şu şekilde bilgi vermektedir:

"Senden önce de hangi memlekete uyarıcı göndermişsek mutlaka oranın varlıklıları: Babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız, derlerdi."(7)

Kendilerine tebliğ edilen İslam Dinini kabul etmeyip akıllarını kullanmadan heva ve heveslerine uygun düşen atalarının sapık anlayışlarını din olarak kabul edenler, taklidi olarak müşrik olmuşlardır.

5.Şirk-i Esbâp:

Tabiat kanunlarını ilah mertebesine çıkararak, meydana gelen olayların Allah'ın yaratmasıyla değil, varlıkların doğaları nedeniyle oluştuğunu savunmaya, şirk-i esbâp denir.

Kur'an, dünyada meydana gelen her şeyin Allah'ın yaratmasıyla olduğunu bildirmektedir:

"İnsan, yediğine bir baksın! Yağmurlar yağdırdık, sonra toprağı göz göz yardık, bu suretle orada ekinler bitirdik, üzümler, yoncalar, zeytinlikler, hurmalıklar, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. (Bütün bunlar) sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir."(8)

Bu ayetlerde anlatılan yağmurun yağması; ekinlerin, üzümlerin, yoncaların, zeytinlerin, hurmalıkların, iri ve sık ağaçlı bahçeliklerin, meyvelerin ve çayırların bitmesi kendiliğinden değil Allah'ın yaratması ile olmaktadır.

Dipnotlar

1-Kâfirun Suresi: 1-6

2-İhlâs-1

3-Nahl-51

4-Maide-73

5-Tövbe-30

6-Zümer-3

7-Zuhruf-23

8-Abese: 24-32

Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 1 hafta önce yayınlandı. 281 Defa okundu.