Sevgili Kardeşim! Allah’ın iradesi, tekvini ve teşrii olmak üzere iki türlüdür.
Ali Bozkurt

Ali Bozkurt

ali.bozkurt@kahtahaber.com





 Sevgili Kardeşim!
Allah’ın iradesi, tekvini ve teşrii olmak üzere iki türlüdür. Allah’ın tekvini iradesi zorunlu olarak yerine gelir. Evrendeki nizam ile ilgili düzenlemeler, tekvini irade kabilindendir. Allah’ın, peygamberleri aracılığıyla kullarına gönderdiği vahiye dayalı bilgilerdeki emir ve yasaklar ise, teşrii irade nevinden olup, bu emirlerin yerine getirilip getirilmemesi insanların iradesine bırakılmıştır.
Allah’ın Tekvini İradesi Çerçevesinde İnsanın Yapısıyla İlgili Olarak Meydana Gelen Bazı Ayrımlar Şöyledir:
 1.Vücutta bulunan lenf, kan, idrar gibi sıvılar birbirlerine karışmadan kendilerine ait yolları bulup görevlerini yerine getirirler.
2.Lenf sıvısı, lenf damarları ile dolaşır. Vücutta, kan dolaşımına benzer, bir de lenf dolaşımı vardır. Dalak ve lenf bezleri, lenfatik dokunun en önemli organları olarak görev yaparlar.
3.Normal bir erişkinde bulunan beş litre kan, kalp ile dokular ve kalp ile akciğerler arasında, büyük ve küçük dolaşım sistemi ile bedenin her zerresine ulaşır. Kan, dokulara ihtiyaç duydukları oksijeni kavuşturmanın yanı sıra; besin maddelerini taşımak, hormonları ilgili yerlere ulaştırmak ve enfeksiyonlara karşı mikroplarla savaşmak gibi birçok görevi de ifa eder. Kalbin pompaladığı kanın dörtte biri böbreklere gider. Böbreklere ulaşan kanın yaklaşık yüzde biri ise idrar olarak atılır. Böylece organik ve inorganik artıklar olan üre, ürik, asit, glikoz, sodyum, potasyum, klor gibi maddeler dışarıya gönderilerek vücut temizlenir.
4.Dünyaya gelen bebek, kendisi için gerekli olan bütün besinlere sahip sütü, annesinin göğüslerinde hazır bulur. Su, yağ, protein, karbonhidrat, tuz, albümin ve laktoz gibi maddeler çeşitli kanallardan geçip birleşerek süt denen harikayı oluştururlar. Doğumdan başlayarak iki yıl boyunca hem miktarı hem de vitaminleri artan anne sütü, hiçbir yapay yiyeceğin kavuşamayacağı değerde doğal bir gıda olarak bebeğin ihtiyacını karşılar.
5.İdrar, kan, lenf ve süt birbirine karışacak olsa vücudun düzeni bozulur; gerekli tedavi sağlanamazsa sonu ölüm demektir.
6.Üç-beş dil bilen kişi, istediği dille konuşup düşünebilir. Kelimeler birbirine karışmaz. Sırası gelen kelime cümle içindeki yerini alır. Her cümlede, her kelimede, hatta her hecede vurgular değişik olur. Kelimeler, sadece sözlüklerdeki karşılıklarıyla değil, vurgularıyla da değişik anlamlar kazanırlar.
7.Beynimizde kayıtlı olan şahıslar, sesler, yüzler birbirine karışmaz. On yıl önce gördüğümüz bir şahsı, yirmi yıl önce duyduğumuz bir sesi bugün de tanıyabiliriz.
8.Daha önce gezdiğimiz yerlerin renkleri de birbirine karışmaz. Gördüğümüz resimler, manzaralar, taşıdıkları renklerle birlikte beynimizin bir yerlerinde arşivlenmiş olarak bekler.
Sevgili Kardeşim!
Baştan beri verdiğimiz bütün bu örneklerin benzerlerini, davranış biçimlerimiz açısından da incelememiz gerekmez mi?
Elbette gerekir.
O halde konuya biraz da bu açıdan bakalım.
Davranış Biçimimize/İrademize Göre Meydana Gelen Ayrımlar:
*Davranış biçimlerimiz karşımızdaki kişiye göre değişir. Okul, asker, iş ve hac arkadaşlarımız vardır. Mahalleden, alışverişten, yolculuktan tanıdıklarımız vardır. Komşularımız, amirlerimiz, büyüklerimiz, küçüklerimiz, akrabalarımız, kardeşlerimiz vardır. Hepsine karşı davranış biçimimiz, samimiyet göstergemiz, gülümsememiz ayrı ayrı olur. Annemiz, babamız, eşimiz, çocuklarımız, torunlarımız vardır. Bunlara da ilgimiz, saygımız, sevgimiz farklıdır. Karşımızdaki kişiye, zaman ve zemine göre, göstermemiz gereken ilgi, sevgi ve saygı kişiliğimizden süzülerek davranış biçimimizi oluşturur.
*Yanlış bir şekilde ortaya çıkan sevgi; yerine göre sapıklık, yerine göre zulüm, yerine göre delilik demektir. Her şey yerli yerince olduğu zaman güzeldir.
*İnsanlardaki lenf, idrar, kan ve süt birbirine karışmadığı gibi; dıştan algılanan sesler, yüzler, resimler ve renkler de karışmaz. Ayrıca diğer insanlarla aramızda oluşan duygu ve sevgi bağları da birbirine karışmayacak mahiyettedirler. Anne, baba, eş, çocuk, kardeş ve arkadaş sevgileri ayrı ayrı ve yerli yerince olur.
*Bütün bu hususlarda sağlıklı ayrımlar yapabilen insan; adalet ve zulüm, doğru ve yanlış, iyi ve kötü, helal ve haram gibi konularda da gerekli duyarlığı gösterip davranışlarını ayarlamalıdır.
Değerli Kardeşim!
Konuyu bir de şu soru çerçevesinde inceleyelim:
İnsanın İradesine Göre Meydana Gelen Ayrımlar Sağlıklı Olmazsa Neler Olur?
*Hakkı yerine koymayıp adaletsizlik yapmak, kanla idrarın karışması kadar tehlikelidir.
*Doğruya eğri, eğriye doğu demek; sesleri, yüzleri, resimleri ve renkleri karıştırmaktan daha vahim sonuçlar doğurur.
*İyiyi kötüyü, helali haramı tanımayıp birbirine katmak; anne, baba, eş, çocuk ve kardeş sevgisini karıştırmaktan farksız olur.
Değerli Genç Kardeşim! Sonuç Olarak Şunu Söyleyebiliriz:
İraden dışında meydana gelen sağlıklı ayrımlar, iradene bağlı olarak da aynı düzen içinde devam etmelidir.
 


Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 1 yıl önce yayınlandı. 1935 Defa okundu.