İslam medeniyetinin kaynakları ve temel özellikleri
İbrahim Çolak

İbrahim Çolak

ibrahim.colak@kahtahaber.com


 
İslam medeniyetinin kaynakları ve temel özellikleri
 
 
İbrahim ÇOLAK*
Anahtar kelimeler: İslam medeniyeti,  Kaynak, İlke,  Kültür ve Medeniyet, Öz.
GİRİŞ
Yeniliklere açık, dinamik ve ilkeli bir medeniyet olan İslam medeniyeti, özü itibariyle Hz. Adem (a.s) ‘e dayanır. Peygamberlik halkasının sonu olan Hz. Muhammed(s.a.v), bu medeniyetin tekrarhayata geçmesini sağlamış, koyduğu birtakım ilkeler sayesinde vahiy kaynaklı ve kendisine has bir medeniyetin temellerini atmıştır. İlk dönem Müslümanları bu ilkelerden taviz vermemeye çalışmış ve bunun sonucunda çok geniş sınırlara ulaşan bir medeniyet kurulmuştur. İslam medeniyetinin bu denli geniş sınırlara ulaşmasının nedenlerinden birisi, yeniliklere açık olmasıdır. Müslümanlar, diğer medeniyetlerin birikimini, insanlığa sunduğu hizmeti, ellerinin tersi ile itip yeni bir medeniyet kurmamış, aksine bu bilgileri vahyin süzgecinden geçirip,insanlığın hizmetine sunmuştur. Müslümanların öğüt ve kılavuz kitabı Kur’an-ı Kerim, ilk emirle kendisine inananları okumaya çağırmaktadır. Hz peygamberin hikmete, bilgiye dair buyrukları ve bu bilgileri müminin yitik malına benzetmesi,  Müslümanları ilim sahasında derinleşmeye teşvik etmiştir. Müslümanların hayatın birçok alanında elde ettiği başarıların ana kolonları, vahiy ve vahyin yetiştirdiği akıldır. Daha sonra insan kaynaklı duygular, toplumlararası ilişkiler, örf ve adetler İslam medeniyetinin kendi içerisinde şekillenmesinde önemli rol oynamıştır.
Zihinleri meşgul eden sorular, İslam medeniyetine ait birtakım tarihi gerçekleri ve bunun sonucunda meydana gelen olumsuz hadiselerin müsebbibini aramaktadır. Bu makalede İslam dininin ortaya koyduğu medeniyetin kaynakları açıklanırken öte yandan bu medeniyetin temel özellikleri tartışılacaktır.
A)İslam Medeniyetinin Kaynakları
1)Vahyin Geliştirdiği Akıl
   Akıl, Allah’ın insana vermiş olduğu en büyük nimetlerden sayılmıştır. Bu noktada Allah, insani özelliklerinden bahsederken aklı övmüş ve aklın önemine birçok ayette değinmiştir. İnsana anlama ve anlatma yeteneğinin verilmesi , gerek insani ilişkilerde gerekse hak ve vecibelerin idrak edilip hayata geçirilmesinde önemli rol oynamıştır. Kur’an’da Akıl, iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, ayırt edecek bir özellikte anlatılmıştır. Vahiyle şekillenen akıl, İslam medeniyetinin oluşmasında önemli bir yere sahip olmuştur.
 Kuran, “ulü’l-elbâb” , “ulü’n-nüha”  ve “ulü’l-ebsâr”  ifadelerini kullanmıştır. Bu ifadeler; akıl, düşünme, tefekkür ve tedebbürün önemine işaret ederken, bu özelliklere sahip Müslüman şahsiyetin bilimden sanata, edebiyattan coğrafyaya, hayatın tüm alanlarında akl-ı selim hareket etmeye yöneltmiştir.Böylece vahyin şekillendirdiği akıl, hayatı düzene sokarken oluşabilecek olumsuz durumlar karşısında Müslümanların basiretli bir duruş sergilemesini sağlamıştır. Vahyin geliştirdiği akıl, hayatın tüm alanlarında vahiy ve akıl eksenli Müslüman şahsiyetin, yetişmesine zemin hazırlamıştır. Hülasa Kur’an eksenli akıl, köklü bir medeniyetin kurulmasına kaynaklık etmiştir.
2)Kur’an ve Sünnet
 Kur’an-ı Kerim, tüm insanlığa gönderilmiş bir öğüt, kalplere şifa, inanlar için rehber ve rahmet olarak indirilmiş ilahi kitaptır.  Bu kitabın muhatabı ve bu kitapta kendisine uymanın gerekliliği  anlatılan peygamber(s.a.v) de birer insandır. Dolayısıyla insan ile alakalı olan tüm durumlara örneklik ve rehberlik, Kur’an ve Kur’an’ın ilkelerini hayata geçiren Peygamber(s.a.v) sayesinde olmuştur. Müslümanlar da bu ilkelere göre hayatlarını idame etmeye çalışmışlardır.
 Allah, Müslümanların diğer insanlara şahit ve örnek olması için inananları vasat  bir ümmet yaptı.  Böylece Müslümanlar, örneklik teşkil edecek tutum ve davranışların ölçüsünü, Kur’an ve sünnetten aldı. Hz. Peygamber, Gerek ibadettegerekse diğer işlerdeorta yolun tutulmasını buyururdu. Müslümanların Dosdoğru olmaları, hak ve adalet konusunda ölçüyü korumaları emredilmiştir. Verilen sözlerin sorumluluk olduğu ve yerine getirilmesinin zorunluluğu,  Müslümanları diğer insanlara karşı güvenilir hale getirmiştir.Bu emir ve yasaklara uyan kişileri, vahiy ve sünnet ekseninde müstakim bir yola iletmiş ve İslam medeniyetin oluşmasına kaynaklık etmiştir. Kur’an ve sünnet İslam’ın istediği insan modelini, emir ve yasaklar ile anlatmış ve müntesiplerince bu emir ve yasaklar, hayatın tüm alanlarında, önemli bir yere sahip olmuştur. Bu medeniyetin kurulmasına kaynaklık eden emir ve yasaklar Müslümanların ana kaynakları olan Kur’an ve Sünnetten müteşekkildir.
3)Beşeri özellikler
Allah, Kur’an aracılığıyla tefekküre, doğruya ve imana götüren insanda bulunan birtakım özellikleri ifade ediyor.  Bu duygular beşeri hayatta insanları tanıma, düşünme,  öğrenme ve üretimde vazife görürken aynı zamanda Allah’ı tefekkür ve sonsuz kudretini idrak etmek için birer araçtırlar. Bu özellikler sayesinde insanlık yararına çok sayıda keşif ve icat yapılmıştır. Ayrıca bu özellikler ve Müslümanların bilgiye, hikmete olan merakı, İslam medeniyetinin adeta sıçrama yaptığı bir dönemin oluşmasına yol açmıştır. Tercüme faaliyetlerinin başlaması diğer kültür ve medeniyetlerin birikimine ait bilimlerin İslam medeniyetine kazanılmasına neden olmuştur.
   İnsan sonradan kendi imkânları ile meydana getirdiklerinin temelini oluşturur. Bütün bunların tarih sahnesine çıkmasını sağlayan en önemli rol insandır. İnsanise bu başarılara imza atmayı sağlayan beşeri özelliklerinden müteşekkildir. Bunlar; akıl, kalp, dil, göz gibi özelliklerdir. Medeniyet dediğimiz kavram doğrudan insan ile alakalı olduğundan, insansız bir medeniyet düşünülemez; İslam medeniyetine insanın beşeri özellikleri ve toplumlar arası ilişkilerin birikimleri kaynaklık etmiştir.
4)Örf ve Adetler
  Örfün kesin şer’i delile yahut İslam hukukunun ilkelerine aykırı olmaması gerekir  Bu özeliğe haiz tüm örf ve adetler İslam medeniyetince birer farklılık sayılmış böylecetoplumlar arası kaynaşma daha kuvvetli hale gelmiştir. Örf ve adetler,  İslam toplumunun kendi içerisinde yerel değerlere sahip olmasını sağlamıştır. Nitekim İslam ile tanışan toplumlar, yaşadığı toplumun değerlerinden bağımsız kalmamış, İslam’ın ilkelerine ters düşmeyen uygulamaları devam ettirmişlerdir. Bazı dönemlerde İslam ile tanışan toplumların örf ve adetleri İslam’ın yaşandığı tüm topraklara ulaşmış; özel bir örf, genel bir örf haline gelmiştir. Ayrıca İslam, Müslüman toplumların birbirlerini alaya almasını yasaklamıştır.  Bu yasaklama ile toplumların örf ve adetleri her türlü alay ve dışlamaya karşı koruma altına alınmış, aynı zamanda örf ve adetler birer birikim olarak kabul edilmiştir. İslam dinini kabul eden toplumların kültürel birikimleri, İslam medeniyetine kaynaklık etmiştir diyebiliriz.
B) İslam Medeniyetinin Temel Özellikleri
 İslam medeniyeti, hayatın her alanına yansıttığı tevhit anlayışı ile diğer medeniyetlerden ayırıcı bir özelliğe sahip olmuştur. Aynı zamanda İslam medeniyeti, tüm insanlığı kapsayan adalet ilkesi ile ön plana çıkar. Bu noktada Allah,  adaleti emretmektedir. Tüm insanlar için adaleti emreden İslam, insanı koruyan, insan hak ve hukukuna riayet eden bir medeniyet olarak tanınmıştır. Nitekim Hz. Peygamberin veda hutbesi esnasında yaptığı konuşma, insan hakları açısından en bariz örnek olarak karşımıza çıkmaktadır. İslam medeniyeti, hoşgörülü, erdemli, çevresi ile iyi geçinen, diğer insanlarla kolay kaynaşan hayrın anahtarı, şerrin kilidi olan, daima iyiliği anlatan, kötülükten men eden, bir insan profili çizmektedir. İslam medeniyetinin bir başka temel özelliği de ahlaki özelliğidir. Nitekim ahlak, Kur’an’da geniş yer tutarken,  İslam medeniyetince hakkında yüzlerce kitap yazılmıştır.
 İslam, insanı İnsan olarak kabul eder, aynı zamanda ırk ve renk üstünlüğünü reddeder. Bu nedenle İslam medeniyeti birbirinden farklı ırklar ve renklerle bu güne kadar gelmiş, tarih boyunca böyle bir zenginlik ile tanınmıştır.
İslam medeniyeti, sanıldığı gibi bilimle küs bir medeniyet olmamış, insanlığın yararına olan tüm keşif ve icatları desteklemiştir. Bununla beraber matematik, coğrafya, astronomi, kimya gibi fenni ilimlerin bu güne ulaşmasında büyük rol oynamıştır.
 İslam medeniyeti barış medeniyeti olmuştur bu barış birer slogan değil Müslümanlarca birer ilke olarak sayılmıştır. Nitekim İslam haksız yere kan dökmeyi bozgunculuk yapmayı yasaklamıştır.
Sonuç
 İslam medeniyeti, medeniyet olma özelliğini İslam’ın ana kaynakları olan Kur’an ve sünnetten alırken, Kur’an ve sünnetin ruhuna ters düşmeyen akıl, örf ve insani özelliklerin verdiği birtakım zenginliklerden müteşekkil olmuştur. Kuşatıcı bir özelliğe sahip olan İslam medeniyeti, tevhit inancıyla kendisine has bir özellikle tanınırken hoşgörü, insana değer, hakka hukuka riayet, barışçıl ve ahlaklı bir medeniyet olma özelliğiyle de tanınmıştır. Diğer medeniyetlerle olan ilişkiler ve insanların farklı düşünme tarzları İslam medeniyetine farklı renkler katmıştır. Her toplumda olumsuz hadiselerin meydana gelmesi muhtemeldir. İslam medeniyetinde de bazı tarihi gerçeklere bağlı olumsuz hadiseler meydana gelmiştir. Özü itibariyle muteber kaynaklarında savaş, haksızlık, hile yalan gibi insanlık adına olumsuz kabul edilen durumları reddeden İslam, insanların bazı olumsuz fıtri özelliklerinin önüne geçememiştir. Her halükardaİslam medeniyeti, tüm özellikleri ile insanlık nezdinde önemli bir yere sahip olmaktadır.
Kaynakça:
Kur’an yolu Türkçe meal ve tefsir, DİB, yay, Ankara, 2014.
İMAM-es-sündiyyu,Sünen-i ibn-i mâce,Darulmarife, Beyrut, Lübnan.2012.
SEZGİN,Fuad, Bilim tarihi sohbetleri, Timaş yayınları.2010.
ZEKİYYÜDDİN, Şa’ban, İslam Hukuk İlminin Esasları, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları.17.baskı, ekim 2012, Ankara.

 

 

Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 8 ay önce yayınlandı. 2959 Defa okundu.