Doymak bilmeyen “Devletlerin” dillerinden bir türlü düşürmediği insan haklarına ait tüm değerleri çiğneyerek, girdikleri tatmin olma uğraşına verilen isme,sömürgecilik diyebiliriz.
İbrahim Çolak

İbrahim Çolak

ibrahim.colak@kahtahaber.com





  
   Doymak bilmeyen “Devletlerin” dillerinden bir türlü düşürmediği insan haklarına ait tüm değerleri çiğneyerek, girdikleri tatmin olma uğraşına verilen isme,sömürgecilik diyebiliriz.
İnsana ait tüm değerleri çiğneyerek savaş ve zulüm üzerine bina edilen bu devletlerin sözde hak savunucuları, tıpkı medeniyetleri gibi sözde kalan sözleriyle dünyaya ideal düzenin nasıl olması gerektiğin mesajını verip, kendilerinde hiç bulunmayan adaletten söz ederler. Bu medeniyetlerdeki sözde hak savunucularının emsallerine günümüzde de rastlamaktayız. İnsan hakları, özgürlük ve demokrasi gibi sloganlarla sömürü işine başlayanlar, kurdukları tezgahlardan sonra aynı yalan marşını medya aracılığıyla, bütün dünyaya okutmaya çalışırlar.
Bugün neredeyse bütün dünyanın zulümlere sessiz kalmasının nedeni, yalan marşlarıyla kalpleri katılaşan insanların, bir türlü doğruları öğrenememesi veya öğrenmek istemeyişinden kaynaklanıyor.
Avrupa’nın muhtelif ülkelerinde yapılan araştırmalar bizlere sömürgeci devletlerin 3 maymunlu medeniyetlere nasıl dönüştüklerini, bu dönüşümlerin insanlık adına olumsuz etkilerini, açık bir şekilde gösteriyor.
 Avrupa’da 10 BİN mülteci çocuğun kaybolduğunu Avrupa Polis Ofisi’nin (EUROPOL) açıkladığı raporlardan öğrenmekteyiz. Sömürdükleri ülkelerden kaçan savaş mağdurlarının organ mafyalarına, fuhuş çetelerine düşmesine adeta göz yumanlardan bir açıklama veya bu olayla ilgili bir çalışma beklerken, maalesef bizlere aynı sloganlarla adalet, özgürlük ve insan hakları gibi “marş” haline getirdikleri metinleri okumaktalar.
İnanç ve din özgürlüğü, ırkçılık gibi sloganlarla karşımıza çıkanlar arkamızdan ibadethanelere saldırır oldular. Son bir ayda Avrupa ve Amerika’nın çeşitli kentlerinde Camilere yönelik saldırılarda onlarca Müslüman öldürüldü. Müslümanlara yönelik bu saldırılar insan hakları savunucuları tarafından görmezden gelindi…
Almanya’nın Hristiyan olmaları karşılığında mültecilerin alınabileceğini söylemesi içlerinde bulunan 3 maymunu dışarı çıkardıklarının en açık örneğidir.
“Avrupalı liderlerin açıklamaları mültecileri çaresiz bıraktı. Çocukları ile birlikte ölümden kaçarak Avrupa’yı umut kapısı yapan mültecileri almak istemeyen Macaristan Başbakanı ViktorOrban, sığınmacıları Hristiyan nüfusa tehdit olarak gördüğünü açıklamıştı. Slovakya ve Çek Cumhuriyeti de Hristiyan mülteci kabul edeceklerini açıklarken, Kıbrıs Rum Kesimi İçişleri Bakanı alacakları 300 mültecinin mümkünse Ortodoks Hristiyan olmasını istemişti”
 Tarih, batının siyahi insanlara yaptıklarını, sömürülüp kullanılanları kara sayfalarına kaydetmiş ve halen kaydetmektedir fakat ne yazık ki 3 maymunu oynayanlar bu kara sayfaları okumak istememektedirler.
Çin ve Rusya’nın orta Asya’da yaptıkları da aynı şekilde insan haklarına tecavüzün en bariz örneklerindendir.
 Esad’ın zalimliği “mezhepçi” katillerin politikaları da bir tür sömürüdür. DAEŞ vb.İslam’ı karalayan terör unsurları da sömürgeciliğin sağlamlaştırıcı kolonları olmaya devam etmektedirler.
Sadece Amerika’nın 2.dünya savaşından bu yana işgal ettiği ülkelere bakacak olursak; Guatemala, Küba, Dominik cumhuriyeti, granada, Kore, Lübnan, Laos, Kamboçya,İran, Libya, Panama, Irak, Somali, Yugoslavya, Bosna,Kosova, Afganistan, Filipinler, Honduras, Nikaragua gibi ülkeleri görürüz.
“Mülteci krizi” diye başlayan gazete manşetlerine veya TV haberlerine bu aralar çok rastlamaktayız. Sömürülen, yıkıma uğratılan umutların failleri, bu insanları mülteci olarak tanımlayadursun, insanlıklarına tecavüz edilen bu mağdur insanlar, lisanı halleriyle dünyaya savaş, kan ve gözyaşı 3’ü biraradasını anlatmaya devam etmektedirler. İnsan hakları, demokrasi hak ve özgürlük gibi kavramları dillerinde pelesenk haline getiren bu “medeniyetler” tüm bu olanlar karşısında 3 maymunu oynamaya devam etmektedirler.
Öldürülen insanlık, sömürülen umutlar karşısında dillerini yutanlar…
 Çocukların oyuncak yerine mermi kovanlarıyla oynamasına sebep olanlar…
 Savaştan kaçmaya çalışan masum insanların durumunu kriz olarak belirtenler, elbette ortada bir krizin olduğunu biliyorlardı fakat bu kriz mazlum insanların sömürülmesi, kullanılması krizi değildi; bu kriz, bencil duygularının hazlarında bir sekme meydana gelme endişesininyol açtığı bir korku kriziydi.
 
Son olarak:
Dünyanın her yerinde bulunan tüm vicdan sahibi insanlara, insanlığın öldürülmesine sessiz kalmamalarını beklerken, bu tepkileri veren ender ülkelerden olan ülkemizi bir insan olarak insanlık adına verdiği mücadele ve yardımlardan dolayı tebrik ediyorum. Savaştan kaçarken ağlayan, haykıran çocukların sınırımızdan giriş yaptığı andan itibaren gülmesi bizlere insanlık adına yetmektedir.
SÖZDE KALAN SÖZLERE İHTİYAÇ YOKTUR.


Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 1 yıl önce yayınlandı. 1630 Defa okundu.