Ramazan  Fırat henüz yirmi yaşında ellerine ve boynuna aldığı bıçak darbeleri  ile  yaşama veda  etti.
İsmail Kaya

İsmail Kaya

ismail.kaya@kahtahaber.com





 Ramazan  Fırat henüz yirmi yaşında ellerine ve boynuna aldığı bıçak darbeleri  ile  yaşama veda  etti. Ramazan bizden, içimizden yeşeren  ve çok çabuk acımasızca  koparılan bir  fidan idi.. Ramazan  Bölükyayla Beldesinde  kendi halinde  geçimini  zorla sağlamaya çalışan dürüst bir ailenin tek okuyan çocuğu idi.
Liseyi bitirdikten sonra  eğitimine devam etmek için gurbet ellere  yani  Kırklareli’ne gitti. Yurda yerleşemediği  için bir  kaç kişinin kaldığı bir  öğrenci evine yerleşti. Çalışkan, dürüst ve çok iyi  bir  genç idi..
İdi  diyorum çünkü  Ramazan kaldığı evde  elleri ve boynunda  bıçak darbeleri  ile yaşamını yitirdi. Ama  bildiğimiz  ölüm değil bu. Acı çekerek, işkence görerek ve kanlar içerisinde  çaresizce veda  etti-ettirildi  yaşama..
Ölüm haberi  tez  geldi ailesine. Çocuğunuz kaldığı evde  intihar etmiş denilerek. İntihar eden kişin ellerini kestiğine şahit  olmuşuz lakin boynunun arkasında kesikler  olan  intihara ilk kez  şahit  oluyoruz. Cenazesi  adli tıp kurumuna götürüldü, akabinde  ailesi  tarafından alınarak memlekete  doğru yol aldılar.
Ramazan  bu sefer  sevinçli değildi yönünü  memleketine, ailesine çevirdiği  için.Çünkü  kendisi ile  birlikte acı, kan, ölüm ve gözyaşı getiriyordu. Aynen   öylede  oldu.
Bölükyayla girişinde    gözyaşları  ile  karşılandı cenaze  aracı. Annesi, babası ve kardeşleri  koştular, fakat ayak bağları  çözüldü yere  yığıldılar. Annesi zılgıtla karşıladı, babası  elleri  ile yüzünü kanatarak...
Feryatlar  adeta  inletiyordu  Bölükyayla’nın sırtını dayadığı  dağları.Herkesin yaptığı tek şey ağlamaktı. Ne  yapabilirler ki başka.Çaresizliğin ve aciziyetin  ifadesidir  gözyaşları.
Annesi  bizleri görünce gözyaşlarını  içine akıtarak kameraya seslendi. Yazın dedi  ne  olur, Oğlumu yazın, katilleri yazın  dedi.. Ve  tek dileğim var dedi  İdam  edilsinler..
Ramazan’ın annesi, babası ve kardeşleri  hep onu anlattı.Kelimelerin bile hıçkırıklara boğulduğu  söylemlerle.
Sesler  yükseldi  acının içinden, hani  siyasilerimiz, hani  vekillerimiz dediler. Oy zamanı  buraya çadır  kuranlar şimdi  nerede  diye sitemde  bulundular.
Ramazan Fırat’ın cenazesini  kıldıran imam Yeğenim diye  başladı söze. Çok acı idi  yeğenin  cenaze  namazını  kıldırmak.
Hep ağladılar, ağlayarak namaz kıldılar, dua ettiler. Eller  hep  semaya yükseldi, akıtılan kanın yerde  kalmaması için.
Omuzlara alındı  binlerce kişinin arkasında gelerek cansız  bedenin bulunduğu tabutun arkasından.  Sonra  mezarlık ve cenaze  merasimi ve fidanımız  toprağa  verildi.
Ardından sayısız  sualler  burakarak.
Kim öldürdü?
Neden öldürüldü?
Nasil öldürüldü?
Kürt  olduğu için mi öldürüldü?
Ülkücüler  mi öldürdü..?
Ve  sonu gelmeyen diğer  sorular. Soruların cevapları  belki çok geç verilir ama sonunda  ki ölüm gerçek idi.
Evet Ramazan Fırat başkasının kanlı elleri  ile hunharca katledildi. Katilin ırkı, mezhebi ve siyasi  görüşü ne  olursa  olsun yapılan barbarlık ve vahşetten başka bir şey değildir.
Rabbimden  dileğimiz Ramazan Fırat kardeşimizi  şehitler  mertebesine yükseltmesi ve ailesine sabır  niyaz  etmesidir.
Ateş bir  kez  daha düştüğü  yeri  yaktı…


Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 3 yıl önce yayınlandı. 3331 Defa okundu.