Aradan geçen süre içerisinde, CB sisteminin ülke sorunlarını çözmede yetersiz kaldığını ,yetkilerin tek elden toplanması ile ülkenin temel ekonomik ve sosyal sorunlarını çözemediğine şahit olduk.
Kemal Çetinkaya

Kemal Çetinkaya

kemalcetinkaya@kahtahaber.com


Cumhuriyetin kuruluşundan, Cumhurbaşkanlığı sistemine geçinceye kadar Türkiye de yürütme ve yasama hizmetleri parlamenter  sistem ile  yönetildi.

Ak Parti iktidarı parlamenter sisteme göre tek başına iktidar oldu ve ülkeyi uzun bir süre istikrarlı bir şekilde yönetti.

Parlamenter sistemin en sıkıntılı tarafı ,bir partinin tek başına iktidar olmaması halinde koalisyon hükümetlerin kurulması ve  kurulan hükümetlerde partiler arasında uyum sorunların yaşanmasıdır.

Parlamenter sistemin olumlu taraflarından biri de farkı dünya görüşlerine sahip partilerin bir araya gelerek ülke sorunlarını çözmede gayret göstermeleri ve toplumu oluşturan tüm katmanların hasiyetlerinin dikkate alınmasıdır.

Ak Parti iktidarı tek başına iktidar , meclis çoğunluğuna sahip olması, hükümettin  uyum halinde çalışmasına rağmen  hükümetin  sistem değişikliğine giderek Cumhurbaşkanlığı  sistemine geçerek kendisini ve partisini 50+1’e mahkum etmesinin altında yatan sebeplere bakmak gerekir.

Hükümetin CB sistemine geçişin temel nedenlerinden biri, ülkenin temel sorunlarını çözmede  daha çabuk karar alma  sürecini işletmek , yetkiyi tek elde toplama, hükümet dışında kalan diğer kurumlar ile daha uyum içinde çalışmak gibi gerekçeleri vardı.

Ak Parti ve Hükümetin  CB geçişinde temel amacının ,yetkiyi tek elde toplamak, yasama ve yargıyı kontrol altına almak, Anayasa Mahkemesi başka olmak üzere devletin diğer özerk ve bağımsız kuruluşlarını denetim altına almak, basın ve yayın kuruluşlarını kontrol altına almak, Muhalefeti ve diğer sivil toplum kuruluşlarını baskı altına alarak kendi hükümetin daha rahat çalışmasını sağlamaktı.

Aradan geçen süre içerisinde, CB sisteminin ülke sorunlarını çözmede yetersiz kaldığını ,yetkilerin tek elden toplanması ile ülkenin temel ekonomik ve sosyal sorunlarını çözemediğine şahit olduk.

CB sisteminde, yasama ve yürütme işlevsiz hale getirildiği ve devletin diğer kurumların temel kuruluş esaslarına göre asli görevlerini yapamadıkları, yargının sağlıklı işlemediği ve baskı altına alındığını ,devlet bürokrasisinin risk almadığını olayların akışına bırakıldığı görüyoruz.

Bütün yetkilerin tek elde toplandığı bir sistemde ülkenin temel sorunlarını çözmek mümkün değildir. 

Ülkenin temel sorunları ,Yasama, Yürütme ve Yargının  kuvvetler ayrılığı ilkesini benimsemek her  kurumun kendi ali görevini yapması, hukukun üstünlüğü ve temel insan hakları konusunda gerekli hassasiyetinin göstermesi ile mümkündür. 

Ülkede son bir aydır meydana gelen ekonomik sorunlar ve döviz kurlarındaki aşırı artışlar  ve buna bağlı fiyatlarda meydana gelen aşırı yükselme  bu temel sorunların bu yöntem ile çözülemeyeceğinin göstergesidir.

Türkiye’de son yıllarda ve özellikle son iki ayda meydana gelen ekonomik krizin giderilmesi için hükümetin ve CB’nin acilen ön koşulsuz şartsız ve amasız bir şekilde ,Türkiye’de seçime girme hakkı kazanan tüm siyasi parti genel başkanları, işçi ve işveren dünyasının tüm temsilcileri, işçi ve memur sendikaların temsilcileri, basın ve yayın kuruluşlarının temsilcileri, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, devleti oluşturan tüm kurum ve kuruluşların temsilcileri ile acilen görüşülmesi ve bu sorunları nasıl çözüleceğine dair topluma güven verici açıklamalarda bulunması ve yukarıda saydığım tüm kesimlerden gelecek eleştiri ve önerileri dikkate alarak buna göre politikalar oluşturması  gerekir.

Muhalefet partilerinin ve toplumu oluşturan tüm kesimlerin de bu sorunlara katkı sağlamak amacıyla iktidar ile işbirliği yapmaları ve iç politikaya malzeme edilmemesi ile mümkündür.

Muhalefet partilerin sürekli erken seçim söylemlerinden vazgeçerek, seçimi ülke gündeminden çıkarması gerekir.

İktidar partisi toplumu oluşturan tüm kesimleri dikkate almadan sadece kendi yandaşlarıyla yapacağı görüşme ve diyaloglardan ülkeye herhangi bir fayda gelmez.

İktidarın  bu gün kullandığı dil ,söylem ve eylemlerinden topluma güven vermiyor, toplumu incitiyor, iktidar dışında kalan muhalefeti sürekli ihanet ve hainlikle suçlamak alışkanlığından vazgeçmesi gerekir.

Gemi su alıyor, eğer yerinde ve zamanında gerekli tedbir ve önlemler  alınmaz , topluma ve piyasalara gerekli güven verilmez ise gemi karaya oturacak ve her kesim bundan zarar görecek.

Hükümetin bir an önce bu inadından vazgeçerek gerçeği görme zamanı gelmiş ve geçmiştir. CB sistemi tam bir hayal kırıklığı yaratmıştır.

Mesele parlamenter sistem veya CB sistemi değil, mesele devletin kurum ve kuruluşların işlevlerini yerine getirmede yaşadığı sıkıntılardan kaynaklanmaktadır. 

Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 7 ay önce yayınlandı. 716 Defa okundu.