Alışkanlıklar, aynı zamanda insanların kaderlerini bile tayin eder duruma gelir.İnsanların karakter tablosunu alışkanlıkları belirlemez mi?
Mehmet Arutay

Mehmet Arutay

marutayq@kahtahaber.com


Alışkanlık, insan hayatının bir parçası olan yaşantısında belirleyici ve etkili bir rolü bulunan duygusal, fiziksel ve toplumsal tutumlara yön veren kişiliklerini huyunu ve karakterlerini şekillendiren davranışlardır.Alışkanlıklar, insanın hayatını olumlu veya olumsuz yönde derinden etkileyen vazgeçilmesi çok da mümkün olmayan eylemlerdir. Öyle ki İnsanlar hayatlarında aldığı mükâfatları veya çektiği sıkıntıların çoğunda alışkanlıkların büyük bir etkisi vardır. Eğitimin en önemli amaçlarından biri bireylerin davranışlarında ve kişiliklerinde istendik yönde değişikliklerin olması, kötü alışkanlıklardan uzaklaştırıp iyi alışkanlıklar aşılamak ve iyi birer insan olmalarını sağlamak değil midir? Bu da bize gösteriyor ki, alışkanlıklar zaman içerisinde öğrenilir. Olumlu ve faydalı alışkanlıklar kişiyi ve toplumu zirveye taşır,  lakin kötü alışkanlıklar da kişinin ve toplumun sonunu getirmekte mahirdir. Sigara, içki, alkol, kumar gibi insanın sağlığını ve ruhunu bozan davranışlar alışkanlıklar haline geldiği vakit bireyin hayatını yaşanmaz hale getirir ve toplumun çabuk çökmesine sebep olurken okumak, yardımlaşmak, çalışmak, üretmek gibi alışkanlıklar da kişiye değer katıp toplumun refah düzeyinin yükselmesini sağlar. İnsan beyni alışkanlıklarına göre programlanmıştır.Sürekli yapılan eylem tekrar gerçekleşme imkânı bulmadığı an kişiyi rahatsız eder,  bu da bize zamanla insanın alışkanlıklarından ibaret olduğunu göstermiyor mu?İnsan öyle bir varlık ki acı çekmeye, sıkıntı yaşamaya, dilenmeye, rahata, kolaya, zora her şeye alışır.

Önce ipince bir ipken zamanla kalın bir halata dönüşür eylemlerimiz. Bu da alışkanlığı vücuda getirir.‘’Bir kereden ne olacakların’’ toplamıdır alışkanlıklarımız.Üniversiteyi kazanan bir öğrenci ilk gittiğinde dört yılın nasıl biteceğini hesaplarken bir de bakar ki yıllar tükenmiş mezuniyet gelip çatmıştır.Alışkanlık haline gelmezse bazı şeyler ömür biter mi? suç işleyip hapse düşen biri o dar ve kapalı bir mekânda nasıl dayanabiliyor? Zamanla alışıyor işte insan her şeye. Şunu da unutmamak gerekir, alışkanlıklar kişinin gelişmesinin önündeki en büyük engeldir. ‘’Çok doğru düzgün bir insanın bile alışkanlık sonucu kötüleşebileceğine, insan olma vasfını yitirebileceğine inanıyorum.’’ der ünlü Rus yazarı FyodorMihayloviç Dostoyevski.  Yeni ufuklar keşfetmek, yeni insanlar tanımak, yeni yerler görmek, bazı inançları yakından tanımak, farklılaşmak, fark etmek, değiştirmek, mahkûm olmaktan kurtularak,  hükmedip özgürleşmek için hiçbir alışkanlığın karanlık kalıplarına girmememiz gerekiyor. Alışkanlıklar, sadece fiziksel bir davranış değil aynı zamanda bireyin iç dünyasını, duygu ve düşünceleri ile tutumlarını da kapsamaktadır.Farklı ırkların, dillerin, dinlerin, düşüncelerin, renklerin bir arada yaşandığı bir yerde ikamet eden insanlar birbirlerini oldukları gibi kabul etmeyi ve bir arada yaşamayı alışkanlık haline getirirken, genellikle aynı kültür, dil, din, ırk düşünce ve rengin hâkim olduğu bir mekânda yaşamını sürdürenler yabancıya karşı tahammülleri yoktur.

    Alışkanlıklar, aynı zamanda insanların kaderlerini bile tayin eder duruma gelir.İnsanların karakter tablosunu alışkanlıkları belirlemez mi? bir bireyin alışkanlıklarını toplayın nasıl bir kişiliğe sahip olduğunu belirleyebilirsiniz.Okuyan, araştıran, sorgulayan, kendisini bilim ve sanatla kuşatan, hayatını günlük rutin işlerle sınırlandırmayanların dünyasıyla; okumaktan nasibini almamış, araştırma zahmetinde bulunmayan, koşulsuz, şartsız inanan, bilime ve sanata yüz çevirenlerin dünyası hiçbir vakit bir olmayacaktır. Bizi biz eden de bizi bizden eden de elimizde olmadan yaptığımız, derimizin altına işleyen eylemlerimizdir.Elimize, kolumuza, ruhumuza,kelepçe vuran alışkanlıklarımız bizi dar kalıplara mahkûm eder. Okulda, derste akıllı telefonla zaman geçiren bir öğrencimi görünce telefonu elinden aldım.Bir de baktım ki öğrenci titriyor,  korktum arkadaşları öğrencinin telefona çok alıştığını, elinden alındığı zaman kendini kaybettiğini söylediler.Önce inanamadım, ders anlatmaya devam ettim.Öğrencinin şuurunun yerinde olmadığının farkına varınca, niye kendini bu kadar telefona mahkûm ettiğini söyledim, o da,  yeni aldığımda hemen hemen bütün zamanımı telefona harcadım, hevesimi alırsam bırakırım dedim;  fakat gittikçe meftunu oldum. Uyurken dahi bir elim sürekli telefondadır.  Bir şey yapmasam dahi bu beni rahatlatıyor, dedi. en verimli çağını ve zamanını alışkanlıklarının dar kalıplarına feda etmekten çekinmeyenlerin başarıya ulaşması, kendisini bilmesi, tanıması mümkün mü?

Alışkanlıklar, düşünme yetisini öldüren güçlü bir zehirdir, çünkü düşünmeden yapılan davranışların çoğu alışkanlıklarımızınürünüdür. ‘’Üzüm üzüme baka baka kararır.’’ atasözünden hareketle özellikle çocukların yanındayken duygularımıza, düşüncelerimize ve eylemlerimizehâkim olmamız gerekir.Çocuklar etrafında insanları gözlemleyerek birçok davranışı özümser, zamanla çevresindeki davranışlar yinelenince oda yapılan davranışı yapmaya gayret gösterir. Zamanla gözlemlediği ve yapmaya uğraştığı eylem o çocuğun kişiliğinin bir parçası haline gelir ve artık alışkanlık haline gelmiş olur.  Gözlemlenen davranışlar insan fıtratına uygunsa çocukta olumlu yansımalar meydana getirirken, uygun değilse de çocuğun iyi bir karakter kazanmasına engel olur. Tüm ülkelerin geleceği genç nesildir sağlıklı bir nesil yetiştirmek için de iyi alışkanları kazandırıp kötü alışkanlıkları ise yok etmek gerekiryoksa şu kirlenmiş dünyada huzura kavuşmamız mümkün görünmüyor.

İletişimin hızla geliştiği dünyamızda insanların beslendiği kaynak internet olunca birçok davranışı da birbirine benziyor.  Dünyanın öbür ucundaki biriyle rahatlıkla görüşüp konuşabiliyoruz.Zaman hızlı akarken insanlarda hayatı pratize etmeye gayret gösteriyor.Instagram,facebook,  vatsap gibi daha birçok iletişim kanalı bütün insanları birbirine benzetmeye meylediyor.Birey sosyal medyada takip ettiği, gördüğü, duyduğu, işittiği kişilerin tavır ve davranışlarına önce hiçbir tepki vermiyor, sık sık aynı ortama takılınca zamanla alışkanlıkları da değişmeye başlıyor.Bir insanın alışkanlığı da değişince bambaşka bir ruh âlemine giriyor. ‘’Alışmış kudurmuştan beterdir.’’(atasözü) Alışkanlık; insanın iradesini yok eder,  sağlıklı düşünmesini engeller ve bunun için alışmış kişi kudurmuş kişiden daha azgın ve tehlikelidir.  Herhangi bir şeye alışkanlık tutkuyu,  tutku da tutsağı peşinden sürükler. İnsanoğlu alışkanlıklarından kolay kolay vazgeçemediğinden toplumların gelişip güçlenmesi çok zaman almıştır.Teknolojinin, sanatın, bilimin, gelişmesinin önündeki en büyük engel insanların kafasında kalıplaşmış alışkanlıklarıdır.Alışkanlıklarına mahkûm olan insanlar yanı başındaki güzel çiçekleri göremez, yağmuru teninde hissedemez, kendini şiirin, müziğin büyüsüne kaptıramaz ve yaşamdan da zevk alamaz.Her gün rutin yaptığı işlerden ibarettir bütün hayatı. Kendilerini alışkanlıklarının karanlık kalıplarına mahkûm eden bir toplumun yeni ufuklar keşfetmesi mümkün değildir. İnsanlar kalıplarını kırmadan gerçek kimliklerini bulmaları mümkün mü? Kitleleri peşinden sürüklenip onların ufkunu açanlar hep yeniliklere açık ve prangasız yaşayanlar olmuştur. Mahkûm mu hâkim mi olmak istersiniz?Kimse beyninin kurumlarını ve ruhunun derinliklerini alışkanlıklara feda etmek istemez.Zaten belli bir süre sonra alışkanlıklar insanı bunalıma sürükler, insan hayatında yeniliklere ihtiyaç duyar çoğu zaman. Bir kabın içine konulan su, çok uzun süre kalınca bozulur ve belli bir süre sonra kabınada zarar verir tıpkı alışkanlıklarımız gibi.

Bütün insanları birbirine benzetmeye meyledip dünyayı cehenneme çeviriyoruz, cehennemde de cenneti yaşamayı arzuluyoruz maalesef.Yaşadığımız çağda insanların alışkanlıkları da hemen hemen aynı. Bütün insanlar birbirine benziyor.Saç tarama şekli, kullandığı parfüm, giydiği elbise, sahip olduğu düşünce… Oysa biz farklılıklarımız en büyük zenginliğimizdir diyoruz;  fakat eylemde buna tahammülümüz yok sanki. Biz, en aykırı fikirleri bile değerlendirip insana ve topluma yararlı hale getirirsek insanların farklı düşünmesini sağlar ve birbirine benzemelerini engellemiş oluruz. Böylece fikirde ve eylemde özgürleşmeyi sağlamış oluruz. Bu da insanın ve toplumun köhnemiş alışkanlıklarına bir son vermek demektir.İşte o zaman eylemler ve söylemler bilinçli bir aklın ürünü olur, dar kalıpların değil. ‘’Bir sevenim olur elbet,  sevmesem de alışırım.’’ bu güzel şarkı sözünden de anlaşılacağı üzere eylemlerimizin çoğunu severek, isteyerek bilinçli bir şekilde yapmıyoruz.Alışmış olduğumuzdan kendiliğinden ortaya çıkıyorlar. Gerçekten sevilmek mi istersiniz yoksa size çalışılmasını mı tercih edersiniz?

İbn-i Haldun: ‘’ insan, alışkanlıklarının çocuğudur.’’ der. Alışkanlıklarımızı bir bebek misali besler, büyütür ve hayata taşırız. Çünkü alışkanlıklarımızın çoğunun kökü derinde olduğundan söküp atmak çok zor gelir.Şu da bilinmelidir ki alıştığımız şeyler bağımlı olduğumuz şeylerdir aynı zamanda. O yüzden bütün hayatımızı kuşatır ve bizi kendisine sımsıkı bağlar.Bu bağın oluşması uzun süre aldığından çözülmesi de çok zaman alır. İnsan alışkanlıklarını değiştirmeye muktedir olmadıkça davranışlarını da şekillendiremez.Ne yapayım yalan söyleme gibi bir alışkanlığım var, elimde değil dedikodu yapmak gibi bir huyum var, kendime hâkim olamıyorum hırsızlık benim kanıma işlemiş, kopya çekme alışkanlığımı bırakırsam dersten kesin kalacağım korkusu var bende, farklı mekânlara farklı insanlara farklı renklere, dillere, inançlara, gelenek ve göreneklere tahammülüm yok alışkanlıklarımı değiştiremem,kabul ediyorsan ben buyum… gibi insanın kabuğunu kırmasını engelleyen ve gelişip güçlenmesine fırsat vermeyen safsatalarla mahvediyoruz hayatımızı.

Sonuç itibariyle alışkanlıklar hayatımızı istila etmeden onlara hâkim olup yönlendirebilirsek, kendimize gelebileceğiniz yoksa dar kalıplarda yaşamaya razı olacağız. İnsanların en büyük mücadelesi kafasındaki tabularla değil midir? Alışkanlık haline gelen tabularımızı kırdığımız zaman yeni ve yaşanabilir bir dünyanın kapısını aralayacağız. O da okumak, sorgulamak, araştırmak, eleştirmek ve yeniliklere açık olmakla mümkündür Bugünden itibaren kötü alışkanlıklarımızı bırakıp iyi alışkanlıklarımızı da bilinçlendirmeye ne dersiniz?

Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 2 ay önce yayınlandı. 1517 Defa okundu.