Mehmet Arutay: Mazeret hastalığına yakalananlar başarı merdivenlerini tırmanamazlar.
Mehmet Arutay

Mehmet Arutay

marutayq@kahtahaber.com


Mazeret hastalığına yakalananlar başarı merdivenlerini tırmanamazlar.

Okulda, iş yerinde, tarlada, sinemada sporda kısacası hayatımızın her alanında başarılı olmamamızın en temel sebeplerinden biri mazeret hastalığıdır. Bu hastalığın belirtilerinden biri kişilerin çok tembel bir karaktere sahip olmalarıdır. Kendilerine bile yüktür bu insanlar. Çünkü ne kendilerine ne de çevrelerindeki insanlara faydası olur bunların. Bu mazeret hastaları, başaramadıkları vakit kimi sistemi eleştirir, kimi kardeş sayısının fazlalığından yakınır, kimi yoksul olmasını gerekçe gösterir, kimi odasının ayrı olmadığını, kimi odasının ayrı olduğunu; fakat odanın sıcaklığının ve serinliğinin yeterli olmadığına öfkelenir. Kimi yalan söylemeden, hile yapmadan, kandırmadan zengin olunamayacağını dile getirir. Sürekli olumsuz eleştirip bir şeyleri düzeltme çabasına girmezseniz iki cihanda da gün yüzü göremezsiniz.

   Akmayan bir insan kendi kabını zehirler. Zamanla kendini zehirlemekle kalmaz çevresini de etkileyerek herkesin canına okur. Oysa çalışan kendi potansiyelinin farkında olan bir insanın kendisine ve toplumuna ne kadar faydalı olduğunu hepimiz biliyoruz.

Tolumu, insanları yeryüzündeki tüm canlıları, hayatlarında karşılaştıkları sıkıntılara, zorluklara, çilelere, yoksulluklara aldırmadan çok çalışıp yaşadıkları olumsuzların üstesinden gelenler refaha ulaştırabilmiştir. İnsan kutsal bir varlıktır çünkü. Yaratıcının özenle var ettiği bir canlıdır. Kendisinin farkına varırsa dünyayı değiştirip, geliştirip tüm insanlara yaşanabilir bir yeryüzü sunabilir.

   Söyle çevremizi seyre daldığımızda şu binalar, şu arabalar, uçaklar, cep telefonları, bilgisayarlar, mimari eserler daha sayamadığımız birçok yapıt ve teknolojik ürünler birer insan eseridir. Bütün bu yararlı ürünler de bize insanın çalışırsa, gayret gösterirse, mazeret ve şikâyet etmeyip çözüm üretirse üstesinden gelemeyeceği çok az şey olacağını gösteriyor. İnsanın yaşadığı sıkıntılar zamanında yapılması gerenleri yapmayıp sürekli ertelemesidir. Durum böyle olunca da biriken yapılması gerenler insana ağır bedeller ödedir.

   İnsan isterse dünyayı omuzlayabilir; çünkü o, ilahi bir güneşin huzmesidir. Bu durum tembel, mazeret üreten insanlar için farklıdır.

   Karamsar bugünler emzirdi hayatımızı,

   Yarınlarımız yaprak dökecek birazdan,

   Kimse silemez mi artık kara yazımı?

   Şu can, bu bedenden çıkmadan.

Yukarıda mazeret ve tembel insanların halet-i ruhiyesini ifade etmeye çalıştık. Kendi hayatını bile başkalarının çalışmasına, gayretine bağlayan insanların, insani bir yaşam süremeyeceklerini hepimiz biliyoruz. Rüzgârın yönüne kapılmak kuru yapraklara mahsustur, asıl olan rüzgâra yön vermektir. Mazeret hastalığına yakalanan insanlar, tembellik yapanlar kuru yapraklar gibi sağa sola savrulurken; çalışkan kendisinin farkında, keşfedenler ise rüzgâra bile istediği yönü verebilir. Azmini, karalılığını, umudunu kaybetmeyenlerin hatırına dönüyor şu dünya. Tembellik yapanlar köle olarak; çalışıp azmedenler ise insanca yaşar. Bir köylü çalışarak tarladan istediği verimi alır. Tarlasına hiçbir şey ekmeyip boş bırakanların tarladan hiçbir beklentileri olmayacaktır. Bir talebe mualliminin kendisine öğrettiklerini kalıcı hale getirip okuyup, gayret edip hiç pes etmeyip gecesini, gündüzüne katarak, önüne çıkan bütün engelleri fırsata çevirir ve şikâyet etmeyip çözüm üretirse hayallerine ulaşabilir, arzu ettiği yaşama kavuşabilir. Çalışırken de farklı yöntemler, yollar denemeliyiz, bilmeliyiz ki yeni keşiflere aşındırılmış yollarla varılamaz. Yeni keşiflere ve başarılara ise ancak çalışmayı hayatında prensip eden insanlar imza atar. Hayatımızdaki bütün yaşanan rahatlıkları çalışıp üreten insanlara borçlu değil miyiz? Bütün yoksullukları, kötülükleri ve sıkıntıları ancak çalışarak bertaraf edebiliriz. Tabiki çalışmanın sürekli olması icap eder. Buna en güzel örnek karıncalardır. Karıncalar bize çalışmanın nasıl olması gerektiğini gösteren en güzel örnektir.

   Çalışmak; umuttur, özlemdir, insanca yaşamaktır. Özgürlüktür, emektir, üretmektir, el ayak öpmeden onurlu yaşamaktır. Dertlere devadır çalışmak. Yol almaktır, yolda kalmışları hedeflerine ulaştırmaktır. Çalışıp çabalayan, üreten insanların kötülük yapmaya zamanları zaten yoktur. İnsanlar ancak çalıştığı kadarının karşılığını alır çalışmayan yarı yolda kalır. Ben yeryüzünde tembellik yapan kadar kötü birini bilmiyorum. Cehaletin, durağanlığın, işe yaramamanın, umutsuzluğun, başı öne eğmenin, onursuzluğun, kahrolmanın, muhtaç olmanın, başarısızlığın, insanlıktan çıkmanın, el pençe divan durmanın, el etek öpmenin, maskara olmanın, eşe dosta mahçup olmanın, itibarsızlaşmanın, rezil olmanın adıdır tembellik. Başarmak için çok ama çok çalışmanın şart olduğunu hepimiz biliyoruz, kaybedecek vakit yok çünkü. Başarı için hedefe ulaşmak için şartları gözden geçirmek, şartları hedefe ulaşmaya uygun hale getirmek gerekir, çünkü sistemli, planlı, hesaplı ve zamanlı yapılmayan bir çalışma başarı getirmeyecektir. Başarılı olmak isteyen birinin en önemli özelliklerinden biri de kendisine hükmedebilmesidir. Kendisine hâkim olmayan birinin zorlukların üstesinden gelebilmesi mümkün değildir. İnsan özellikle kendi karakterini, yapısını, zaaflarını, olumlu ve olumsuz özelliklerini çok iyi bilmelidir. Kendisini çok iyi tanıyacak, kendisinin yapabileceği ve başarabileceği bir alan seçecek, seçtiği alan hakkında da iyi bir araştırma yaptıktan sonra bütün enerjisini bu yönde harcayacak kişi ancak bu şekilde arzu ettiği başarıya ulaşabilecek. Okula giden bir talebe kendi yeteneklerinin, özelliklerinin ve ne istediğinin farkında değilse öğrenmeye karşı bir merakı, hevesi, sevgisi, yoksa bilgiye aç değilse okumak onun için hiçbir anlam ifade etmeyecektir ve kişinin başarılı olması da mümkün olmayacaktır. Başarı merdivenlerini tırmanırken karşımıza aklımızın alamayacağı zorluklar çıkabilir bu zorluklara göğüs gererek hedefimize ulaşabiliriz, fakat mazeretlerle, mücadeleden yoksun bir ruh haliyle asla hedefimize ulaşamayız. Şunu bilin ki hayat yolunda aracın şoförü sizsiniz.

   Başarının önemli unsurlarından biri de hata yapıldığı zaman yani başarısızlıkla karşılaşıldığı zaman asla pes etmemektir. Çalışan insan hata yapar, fakat hedefe ulaşabilmek için çalışmasını sonuna kadar sürdürür ve zamanla başarıya ulaşıp kendisini gerçekleştirir. Çalışmaya olan sarsılmaz duruşumuz bize başarının kapılarını tek tek açacaktır. Çalışma aşkını kaybetmediğimiz zaman dağlar bile bize yol olacaktır. Şu bilinmelidir ki başarının olmazsa olmazları sabır, azim, kararlılık, süreklilik merak, istek, inançtır. Sabredemeyen insanlar neyi başarabilir ki? Sabır dağları un, hayali gerçek, bilinmezi bilinir kılar. Meyveler bile sabırla olgunlaşıp yenilebilir hale gelir.

   Başarı, kişinin kendisini keşfetme sanatıdır. Kendi kanatlarının farkına varabilmektir başarı. Yılmamaktır, acıyı bal eylemektir. Günümüze kadar gelen eserlere baktığımızda hepsinde çalışma, emek, gayret, alın teri, inanç vardır. Bu eserlerin mimarları çok meşakkatli yollardan geçmiş ve insanları, toplumları yönlendirmeyi başarmışlardır. Bütün güzelliklerin illaki bir zorluğu vardır. Bu zorlukların sonunda da elbette insanca yaşamak ve yaşatmak vardır.

   Küçük adımla başlar her şey. Merdivenleri üçer üçer, dörder dörder çıkamazsınız; fakat birer adımla yukarıya rahatlıkla çıkabilirsiniz. Koca bir daire bir tuğlayla başlar. Tüm adımlar birleşince de zafer kaçınılmaz olur. Çalışma kavramının zamanla da sıkı bir ilişkisi vardır. Bizler hala zamanında yapılması gerekenleri yapmamanın sıkıntılarını yaşıyoruz. Yapmamız gerekenleri asla ertelememeliyiz çünkü hayat ertelemeye gelmez. Mazeret üretip tembellik yapanlar bunu idrak edemez. Düşüncelerimizin eyleme geçmesidir başarı, başlanılan işi şartlar ne olursa olsun bitirmenin adıdır başarı. Dünyada yaşanılan acılara ilaç olabilmenin adıdır başarı, ümitsizliği öldürüp zafer arzusunu asla kaybetmenin adıdır başarı. Sıradan ama çalışkan birinin zeki, fakat tembel birini yenmesinin adıdır başarı, gideceği yeri bilmenin ve bu uğurda çekilen sıkıntıların adıdır başarı. Hedefe tamamen kendini adayabilmenin adıdır, köleliğin özgürlüğe mağlup olmasıdır başarı. Başarmak için yolun niteliğine değil; hedefe olan inanca odaklanılmalıdır. Şu bilinmelidir ki zafer rahatını bozup çalışıp fedakârlık yapanların olacaktır. Tembel insanlar köle olarak yaşamaya mahkûmdur. Ayağa kalkıp mutlu, huzurlu, özgür, insanca, onurlu bir yaşam için kalkıp çok çalışmaya ne dersiniz?

Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 7 ay önce yayınlandı. 1257 Defa okundu.