Ölünün ruhuna dua okumak için gelen onca insana çay ikramı unutulmaz. Acılarını bile çayla paylaşırız, çünkü çay sıcak ve samimidir.
Mehmet Arutay

Mehmet Arutay

marutayq@kahtahaber.com


Bir kahvenin kırk yıl hatırı var belki; fakat çayın kadrini basit bir sayıyla ifade etmek çayın şanına yakışmaz. Suyun damarına işleyip onunla hemhal olup etle tırnak gibi birbirinden ayrılmayan ve kendi kanlarından bildiği şekeri de kendilerinde eriterek insanın damarlarına, yalnızlığına, kimsesizliğine, coşkusuna, özlemine, arkadaşlığına, muhabbetine, birliğine ve en güzel anlarına karışıp ayrılmaz bir parçası olmuştur. Bir misafirliğe gittiğimizde yetmiş yedi çeşit nimet de sunsalar, ya gittik bize bir çay bile ikram etmediler. Çayın ‘’bile’’ si dahi yetmiş yedi nimetten daha evladır. Ocağın, közün, ısıtıcının üzerinde suyun demlikle sohbeti sonucunda demlik suya, su ateşe ne söylemişse bilinmez, lakin mevzu derin olmalı ki bu sıcaklık yüreğimizi ısıtmakta bedenimize can vermekte ve bizi tüm olumsuzluklardan alıp kusursuz bir hayal âlemine daldırmaktadır.

   ‘’ Dünya yıkılsın yoksa bir bardak çay mı içersin?’’ deseler ‘’Bir çayımı, içtikten sonra dünyanın canı cehenneme’’ derdim. (Dostoyevski)  bir yudum çay için dünyanın canını cehenneme götürebilecek kadar derin bir aşkla bağlıdır ünlü Rus roman yazarı Dostoyevski. Özgürlüktür çay. İnsanın etinden, ruhundan ayrılmaz bir parçadır. Dudaklar bardağın kulağına ne fısıldar bu kadar bilmem, ama bir gerçek var ortada insan kendini bulur onu içince. Tüm çabalamalarımız kendimize dönmek değil midir zaten?

   Akşam çay içmeye geleceğiz, bir yerde oturup çay içelim mi? Bize üç çay biri demli olsun. Çay ile ilgili nice sözlerimiz var değil mi? Güne çay ile başlarız, öğlen dinlenmek için yine çay yudumlarız, ikindi çayı vardır günün gürültüsünden kurtulmak için, günün bütün yorgunluğunu akşam çayıyla atarız. Belki ibadetlerimizi bile aksatırız, fakat çay içmeyi aksatmayız iki elimiz kanda bile olsa. Kimi yalnızlığını paylaşır, kimi de birlikteliğini paylaşır onunla. Taziye yerlerinde bile çay içilir. Ölünün ruhuna dua okumak için gelen onca insana çay ikramı unutulmaz. Acılarını bile çayla paylaşırız, çünkü çay sıcak ve samimidir.

   ‘’ iki çay söylemiştik orada biri açık, keşke bunun için sevseydim seni… der Cemalettin Seber veya tanınan adıyla Cemal Süreya. Çayın hatırına bile insanların birbirlerini sevmesi gerektiğini ifade ediyor. Her havada içilir soğuğu, sıcağı, ayazı yoktur. Sıcak havalarda hararetimizi dindirir, soğuk zamanlarda ise içimizi ısıtır usulca. Bütün sıkıntılarımızı unuturuz onunla olunca. Çayın muhabbeti koyudur, açıktır, demlidir tadına duyulmaz.

   ‘’Bir gün çay içelim seninle, çaylar benden manzara senden olsun, der Mehmet Raşit Öğütçü veya kullandığı adıyla Orhan Kemal. Çayı sevgiliyle eş tutan bir bağımlılık. Maşukunu çayla tavlama, onu ikna etme arzusu. Çoğu insanımız pikniğe giderken arabanın arkasına ilk önce semaverini veya çaydanlığını koyar. Bazıları ise sadece çay içmek için manzara arar. Manzaranın ruhunu güzelleştiren de çayın rengi, tadı ve demidir. Misafirliğe giderken bardaklar yerdeyken kalkılmaz, bu çaya olan saygı değil de nedir? Bilincinde bile değilken ona derin bir muhabbet duyuyoruz. Hassastır, kırılgandır çay. Demlik çok iyi temizlenmeli, bardaklar gıcır gıcır olmalı, tepsi bardağın ve çayın asaletine yakışacak şıklıkta olmalı yoksa çay gücenir, küser. Ne zaman içerseniz bir mazereti vardır çay içmenin. Dünyanın en büyük buluşu ve insanlığı en büyük fayda çayın keşfedilmesidir. Siyah, beyaz, kırmızı, yeşil… Çay dünyası, gökkuşağının tüm renklerini içerir. Bunca çeşit ve aroma içerisinde, sizi gülümsetecek bir çay demi bulacağınızdan emin olabilirsiniz. Size ilham verecek birçok çay çeşidi vardır. Çay keşfedilmeseydi, çaydanlık, çay fincanı, çay bardağı, çay kaşığı, iş yerlerinde çay molası, şehirlerarası otobüslerde çay vakti olmazdı. Şükür ki çay milattan önce 2737 yılında Büyük Çin İmparatoru Sheng Nung tarafından tesadüfen de olsa bulundu.

   Çaycı getir ilaç kokulu çaydan,

   Dakika düşelim senelik paydan…diyor şair, romancı, oyun yazarı ve İslamcı ideolog Ahmet Necip Fazıl Kısakürek. Çayla şairlerin muhabbetine girersek çıkar mıyız? Bilmem. Romanlarımızda, hikâyelerimizde, şiirlerimizde, denemelerimizde, çok özel bir yeri vardır. Çay içerek yalnız kalır ve tüm sıkıntılarımızı, kaşığın bardağa yazdığı bestenin eşliğinde dile getiririz. Düğünlerde halay çekenleri çay eşliğinde izleriz, televizyondaki maça, filme çay eşliğinde bakarız. Müziğimizi bile çay ile paylaşırız. Yağmur bereket, çay ise umut getirir. Umudunu kaybedenin başka kaybedeceği ne olabilir ki? Hayatın kederi, ızdırabı, sıkıntısı, çekilmez çilesi, dayanılmaz acısına inat çayın da demi var. Çay gibi demlenmek lazım yoksa rengimizi alamayız. Dem tutmasını bilen şairler için çay en güzel şiir olsa gerek. Hemen hemen içten ve romantik şairler çay ile çok derin mevzular yaşamıştır.

   Yaşadığımız yerlerde fırınlardan çok çay ocakları ve kafeler var. Sadece bir tane mi içeriz? Tabiki hayır demlenene kadar, içimizi dökene, damarlarımıza karışana kadar yudumlarız.

   Yeryüzünde dört elementin bir araya getirdiği en güzel karışım hiç kuşku yok ki çaydır. Çay demlemesini bilmeyenle ömür mü geçirilir? Her şeye katlanılabilir de çaysızlığa dayanmak mümkün mü?

   Zamanla çayın yanında çekirdek, pasta, bisküvi… daha neler neler yenilir. Diğer tüm şeyleri şereflendiren tabiki çaydır. Tabiki çayın yanında bir de yar olsa değmeyin keyfime. Bütün küskünlük ve kırgınlıklarımızı çaya feda ederiz. Gerekirse ne feda etmeyiz ki? En önemli zamanlarımızı çay için ayırmadık mı? Her insanın çay ile ilgili bir hikâyesi vardır kesinlikle. Bir terminalde etrafınızda tanıdık birileri yoksa çayla paylaşırız en mahrem sırlarımızı. ‘’Beş dakika çay molası.’’ Şu sözün güzelliğine bakın. Hayatın gürültüsüne, keşmekeşine, meşgalesine, acelesine, anlamsızlığına verilebilecek en güzel cevaptır bir çay içimi. İnsanın her gününe, her anına, her mevsimine, neşesine, kederine, kalabalığına, yalnızlığına ilaç gibi gelir bir bardak çay. Çay henüz her şeyin sonlandırılmadığını, değiştirilebilecek birçok şeyin zamanının olduğunu ifade eder. Çayın hakkını vermeyenle zaman geçirilmez.

…otoban dolusu gürültüyü sıkıştırıp beynime; anne dedim, hadi bir çay koy da içelim…(Ali Lidar)

   En zor anlarımızda imdadımıza yetişir ve bizi huzura, mutluluğa ulaştırır. Çay dudaklarımıza pay ayırmış, parmaklarımıza yer bırakmış, bütün bunlardan sonra içimizde de apayrı bir yeri var çayın. Çayın bir diğer dostu da simittir. Bizde çay ve simit kültürü çok önemlidir. Hemen hemen bütün çalışanlar güne çay ve simitle başlar. Büyük şehirlerdeki insanların istese de vazgeçemeyeceği bir tutkudur çay ile simit.

   Öfkeden ağzım köpürmeden biri biraz gönlümü alsa ya da önüme bir bardak çay sürse hemen yelkenleri suya indirirdim. Dostoyevski’nin Yer Altındaki Notlar kitabındaki bu cümlesi beni çok etkiledi. Öfkenin bu kadar kolay yatışmasını sağlayan çok mühim bir meseledir. Sabaha kadar koyu muhabbetlerin adıdır çay. Çay ile ilgili duygularımı bir şiirimle ifade etmeye etmek istiyorum:

   Soğudu çayım,

   Yüreğim kan revan,

   Gözyaşlarım dudaklarıma varmadan gel,

   Ey gül-i rana!

   Kelimeler efkârlı, nağmelerin sarhoş,

   Gel daha anlatacaklarım var sana…

                         (Mehmet ARUTAY)

HADİ BİR ÇAY KOYUN DA İÇELİM…

Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 1 ay önce yayınlandı. 555 Defa okundu.