Eğitimin amacı, doğru da olsa bir şeyleri dayatmak, sessiz, sakin bir sürü yetiştirmek değil; eleştiren, kendisini özgürce ifade edebilen başarılı bireyler yetiştirmektir.
Mehmet Arutay

Mehmet Arutay

marutayq@kahtahaber.com


   Eğitimin amacı, doğru da olsa bir şeyleri dayatmak, sessiz, sakin bir sürü yetiştirmek değil; eleştiren, kendisini özgürce ifade edebilen başarılı bireyler yetiştirmektir.

   Bir türlü özümseyemediğimiz, anlamlandıramadığımız, toplumun geneline indirgeyemediğimiz, sürekli ihmal ettiğimiz, basite aldığımız, okulla sınırlandırdığımız kavramlardan biridir eğitim. Dayatmacı aşırı disiplinli, ötekileştirici, göstermelik, bizdenci, sizdenci… Gibi anlayışlardan kurtulamayan toplumlarda eğitim hiçbir zaman amacına ulaşamayacaktır. Eğitim samimiyet, içtenlik, gönüllülük, fedakârlık kavramlarıyla beslenen tüm insanlığın düzelmesinde en önemli etken olup yaşanabilir bir dünya yaratmanın önemli olmazlarımızdan olmalıdır.

‘’İnsan yalnızca eğitim yoluyla insan olur. Eğitim onu nasıl şekillendirdiyse o, sadece odur.’’ der İ. Kant. Kant’ın anlayışı da bize gösteriyor ki eğitimin insanı ‘’insanileştirmesi’’ gerekmektedir. Eğitimin temelinde, özünde, mayasında ‘’dayatmak’’ yoktur. Dayatma anlayışına sahip olanlar kaybetmeye mahkûmdur. Tehdit, şiddet, bağırma… Gibi insana yakışmayan davranışlarla insan yetiştiremezsiniz.

   Eğitimin en önemli unsurlardan biri de ‘’eğitimci’’ kavramıdır. Bir eğitimci soğukkanlı, sert, aşırı kuralcı, samimiyetten, duygudan yoksun, insan psikolojisinden bihaber, insanla iletişim konusunda kendisini geliştirmemiş, eğittiği kişiyle arasına aşılmaz duvarlar örmüş ve yetersizse toplumun halini siz düşünün artık. Günümüzde maalesef böyle aşırı kuralcı, egosunu eğittiği bireyler üzerinde harcayanlar daha çok takdir edilmekte ve değer görmektedir, oysa eğitimin insanı ‘’insanileştirmesi’’ gerekmez mi? O da şefkat, merhamet, samimiyet ve iyi niyetle olur.

Sorgulamaktan korkan, beynini başkalarının emrine sunmuş, üretemeyen, sıradanlaşan, yetersiz olanlar; sağlam karakterli, başarılı nesiller değil; ancak bağımlı, başarısız, korkak ve kendilerini ifade edemeyen bir nesil yetiştirir. Oysa Mustafa Kemal: ‘’ Öğretmenler! Cumhuriyet sizden, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.’’ der.

‘’Doğuştan bilgi yoktur ve insan zekası doğduktan sonra dolmaya başlayan bomboş bir levha (tabularasa)dır.’’ John Locke’nin bu anlayışı bize eğitimin amacına uygun, zamanında ve ahlaki değerleri ön planda tutan bir anlayışla verilmediğinde topluma ahlaki değerlerden yoksun, insani değer yargıları hiçe sayan bir neslin oluşacağını haber veriyor. Çünkü bir insan eğitildiği şekilde hayata bakar ve eğitildiği şekilde davranır. O zaman bizler ‘’insan’’ yetiştirmek istiyorsak sadece kendi milletine değil, ‘’bütün insanlığa faydalı olsun’’ anlayışıyla eğitmek daha doğru olacaktır.

‘’Bir insanın ahlaken eğitmeden sadece zihnen eğitmek topluma bir bela kazandırmaktır.’’ der. Theodore Roosevelt. Eğitim anne rahminden ölünceye kadar devam eder. Tabiri caizse kaba bir taşa şekil vermektir eğitim. Vücuda getirdiği şekle ‘’kendini bilmek’’ anlayışını aşılayıp ‘’eşref- i mahlûkat’’ mertebesine ulaştırır.

İlim ilim bilmektir,  İlim kendin bilmektir,  Sen kendin bilmezsin,  Ya nice okumaktır.

         (Yunus Emre)

Yunus’un bu anlamlı dizelerde de okumanın özünde, ilmin temelinde ‘’kendini bilmek’’ anlayışı hedeflenir. Eğer yetiştirmek istediğiniz birey kendini ve haddini biliyorsa verdiğiniz eğitim, ete kemiğe bürünmüş demektir.

   Yüreklere dokunup tamir eden, kişinin kendi aklıyla düşünmesini ve karar vermesini sağlayıp, toprak misali kendisine düşen tohumu vücuda getiren insan mühendisine eğitimci denir. Eğitimin her şeyin üstünde tutulduğu Finlandiya’da eğitim kurumlarının plan ve mimarisine bile eğitilecek olanların görüşleri dikkate alınarak oluşturulmuştur.  Sonuçta eğitim görecek olanlar onlar burada geleceğini ve kişiliğini şekillendirecek ve bu ülke tamamen öğrenci merkezli bir anlayışla hareket ederek sistemli bir anlayışla eğitim kalitelerini yükseltmişler. Bilgiler dayatılmadan kişinin istek, yetenek ve tercihine bırakılmıştır. Bir toprak bile kendisine hangi tohum düşerse onu verir. Kesinlikle siz bana mercimek olarak düşmüş olabilirsiniz; ama ben sizi nohut yetiştireceğim, anlayışıyla hareket ederseniz istemediğiniz mercimeği bile bozarsınız. Bozduğunuz mercimek de eğitimden yoksun bir toplumda yok olup gider. Belki de çok yüksek puanlar alıp mesleğe atanması kolaydır diye bölüm tercihinde bulunanlar mesleğe atandıktan sonra mesleğini hiç sevmemesi sonucu mesleğinin etik kurallarını da hiçe sayıp toplumun başına bela bir kişilik olarak ortaya çıkması şaşırtıcı olmasa gerek, çünkü yapısı, karakteri, yeteneği ve anlayışı seçtiği mesleğe uygun değilse kendisi ve toplum için büyük bir sıkıntıdır.

    Eğitim bütün insanlığın cetvelidir. Eğer cetvel eğriyse doğru çizgi çizmeniz mümkün olmayacaktır. Eğitim, itaatkâr bir nesil, ısmarlama bir bilgi, zorba, baskıcı, aşağılayıcı bir anlayışla gelişmez. Sorgulayan, bilgiyi yorumlayan bir güruhla; özgürlükçü, çözüm odaklı, üretim temelli, değer verici bir bakışla hayat bulur. Zaten insanlığın başına ne geldiyse sağlam bir eğitimden geçmemiş, öğretimde başarı gösteren insanlardan geldi. Peygamberin. ‘’Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.’’ anlayışı bize ahlaktan yoksun bir bilginin faydadan çok zararı dokunacağına işaret eder.

   Babaysan çocuklarını çok iyi eğit en iyi baba ol, anneysen yuvayı dişi kuş yap, bir evin oluşumunu, direncini, gelişmesini ve refahını sağla, bir ustaysan çırağına öncelikle iş ahlakını öğret onu bir köle gibi değil erdemli insan gibi eğit ki sen olmasan da senin işini kendi işi bilsin, bir öğretmensen öğrencilerinin sesini dinle bak ne diyorlar sana:

 

   Beni yenden yoğur öğretmenim,

   Elim güneşe uzansın,

   Aklım sonsuzluğa,

   Buda beni öğretmenim,

   Ayıkla, törpüle, değiştir,

   Bir damlayım ummana ulaştır…

                        (Mehmet ARUTAY)

   Dar kalıplara sığmaz insan denen meçhul. Küçülen, kirlenen bir yeryüzünde ‘’insan’’ olmanın dışında her şey anlamsız ve geçiciyse hadi var mısınız iyi bir eğitimle yepyeni bir dünya inşa etmeye? Hadi o zaman bir daha çöpünü kesinlikle yere atma, hiçbir insanı ırkından, dilinden, giyim ve kuşamından, fikirlerinden dolayı yargılayıp dışlama, sonucu ne olursa olsun asla yalan söyleme, haksız bir şekilde asla bir yerlere gelmeye çalışma, kimsenin arkasından konuşma, üret, sakın israf etme, tembellik kavramını sözlüğünden sil at, tüm insanları kardeş bil, hangi işte çalışıyorsan çalış en iyisi olmak için çalış ve kendini geliştir, örnek alan değil örnek alınan ol, nasihat dinleyen değil nasihat veren ol, ibret alınan değil ibret alan ol, farklı kitaplar oku; çünkü insanın her şeyi tecrübe etmeye zamanı yok, kendi malına nasıl bakıyor ve kendi malını nasıl kullanıyorsan başkalarının malını da o şekil kullan, çevrendeki insanlara gülümse, samimi dostluklar kur, öğrenciysen çok çalış önce kendini geliştir ve değiştir sonra dünyayı, kimse yanında yoksa bile erdemli davranışlar sergile bu çok önemli, bir fidan dik toprağa, bir çiçeğe su ver içten ve mutlu bir şekilde…

   Hep bir kurtarıcı mı bekleyeceksin dünyayı değiştirmek için, sen varsın ya yetmez mi?

   Bütün bunlar bize gösteriyor ki eğitim, ihtimalleri ve hayalleri gerçeğe dönüştürmenin en mühim basamağıdır.

 

 

 

 

 

Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 4 gün önce yayınlandı. 309 Defa okundu.