Bugün, namazında niyazında dindar görülen insanların bile kendi tarihi medeniyet köklerinden habersiz bir hayat sürdüklerini görüyoruz.
Mehmet Cömert

Mehmet Cömert

mehmet.comert@kahtahaber.com


 Müslümanlar olarak bugün ne yaptığımız, nasıl yaptığımız ve niçin yaptığımızın  muhasebesini çok az yapıyoruz. Böylesi hayati bir konuda sorgulayıcı bir zihin ve eleştirel bir mantığa sahip değiliz. Okuma, düşünme,öğrenme ve üretmenin her zamankisinden çok daha  önemli hale geldiği bir çağda, durduğumuz yer ve konumun İslam ile bağdaşan bir durumunun olmadığı ortada. Hayat için gerekli  bilgilerin hemen hiç birini kendimiz üretmiyoruz. Yabancı kültür ve medeniyetlerin ürettiği bilgi ve teknolojiyi tüketerek geçiniyoruz.

Maddi alanda geriledik, başkalarına muhtaç bir hale düştük. Maddi alandaki gerilememiz çok geçmeden manevi alana da sirayet etti. Başkalarına mahkum olmanın en acı sonucu, kendimize, kültür ve medeniyetimize olan saygı ve güveni yitirmek şeklinde karşımıza çıktı.

Bugün, namazında niyazında dindar görülen insanların bile kendi tarihi medeniyet köklerinden habersiz bir hayat sürdüklerini görüyoruz. Ruh ve manasından koparılmış sadece şekilden ibaret kuru bir dindarlık anlayışı, sahiplerini mutlu edemediği gibi yabancılarında ilgi ve alakasını çekmiyor tabi ki.

Müslümanın o güzel ahlâkı, hak  ve adalet duygusu kayboldu. Bütün insanlığın kurtuluşu için gayret göstermek, bu uğurda malı ve canı feda etmek demek olan cihad unutuldu. Cihad adı altında  Müslüman gurupların yek diğerini ortadan kaldırmak için ortaya koydukları acımasız çatışmalar, şiddet olayları zihinlere kazındı. O kutsal insani hedef terör ile özdeşleşti.

Böyle olumsuz ve haksız bir algının oluşmasında, İslam düşmanlarının kurdukları karanlık planlardan çok,  Müslümanlardaki cehalet  rol oynadı.Oysa bu ümmet alemlere rahmet olarak gönderilen son peygamberin ümmetiydi. İnsanlığı hidayete çağırmak, onları iyi olana davet edip kötü olandan  sakındırmakla  görevliydi.İslam’ın  vacip kıldığı   bu önemli misyonu unutmanın sonuçları çok vahim oldu. İnsanlar temizlik, dürüstlük, hak ve adalet konularında İslam ümmetinden iyi şeyler öğrenmekten umut kestiler. ‘Kendisi himmete muhtaç bir dede, nerede kaldı ki başkasına himmet ede’ sözünün ifade ettiği bir durum yaşıyoruz.

İman emniyet demekti, mümin de emin kişi.. Eminlik vasfını kaybetmiş bir topluluğun insaniyete katabileceği hiçbir şey olamaz. İslam’ın adınılekedar eden her iş ve davranış büyük bir vebaldir. İnsanlar İslam denilince ürküyorlar ve tiksiniyorlarsa, bunda biz Müslümanların önemli bir payının olduğunu kabul etmemiz gerekir. Bugün yapılması gerekenlerin en başında hayatımızın İslam ile ne kadar ilişkili olduğunu sorgulamak olmalıdır. İslam’ın insanlar nezdinde mahkum edilmesine sebep olmanın ağır vebalini hatırlamak ve kendimize gelmek zorundayız.Yoksa dünyada düştüğümüz bu zilletin bir de ahiretteki hesabı çok daha çetin olacaktır.

 

Mevcut durumumuzu resmeden kıssa ile yazımızı noktalayalım:

‘Güvercinin biri yeşil bahçelerin üzerinden uçarken konup karnını doyuracağı güvenli bir yer aradı. Aşağıya doğru bakınca, bağında çalışan sakallı, sofu görünümlü bir ihtiyar gördü.

Kendi kendine, "bu adam dindar biri olmalı, bana bir zararı dokunmaz" deyip bahçenin bir köşesine kondu ve yerdeki otlardan yemeye başladı.

Sakallı ihtiyar bunu fark etti;yavaştan yanındaki asasına davrandı ve güvercine doğru fırlattı. Hedef isabetle vurulmuş,güvercinin her iki ayağı kırılmıştı.

 

Sorun şeriat mahkemesine intikal etti. Adil hakim, sofu görünümlü ihtiyarın da iki bacağının kırılmasına hükmetti: Kısasa kısas.

 

Tam bu esnada güvercin itiraz etti ve:

 

'Hayır efendim onun ayaklarının değil, sakalının kesilmesini istiyorum'.dedi.

 

- Hakim: Peki neden?

 

-Güvercin: 'Çünkü beni yanıltan onun sakalıydı. Eğer onun sakalını kesmezseniz daha benim gibi niceleri aynı yanılgıya düşebilir.

 

Hakim bu itirazı yerinde buldu ve durduğu yerin hakkını verememiş, saf kalpli güvercini yanılgıya sevk etmiş olan sakalın kesilmesine hükmetti.’

Evet ünlü bilgemiz Aliyaİzzetbegoviç’in dediği gibi ‘Müslümanlık görünmek değil,olmaktır.’

 

 

Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 6 ay önce yayınlandı. 1303 Defa okundu.