Dünya işlerinin ruhumuzu sersemleten gürültüsüne, iştahımızı kamçılayan aldatıcı lezzetine, gözlerimizi perdeleyen fettan güzelliğine aldanmak hamlıktır.
Mehmet Cömert

Mehmet Cömert

mehmet.comert@kahtahaber.com


Ölümlü hayatımızın muhasebesi

 

İnsanoğlunun sahip olduğu en büyük sermayesi ömrüdür.Bu,

şüphe götürmez bir gerçektir.Bir diğer şüphe götürmez gerçek

ise, insanın bu nimetin büyüklüğünün farkına varmadan

yaşadığıdır. İnsan, nimetten mahrum olunca, veya nimet

tükenmeye yüz tutunca elindekinin ne büyük bir servet olduğunu o zaman anlayabiliyor ancak.

Dünya ve sahip olduklarımızın kalıcı olmadıklarının farkında

olmadan yaşamak büyük bir kayıptır. Çünkü hayat bir defa

yaşanır ve kaybedilenlerin telâfisi yoktur.Hayatın ikinci bir

tekrarının olmadığı hakikatini gecikmeden anlamak ve onu

değerine denk işlerler uğrunda tüketerek yaşamak gerekir.

Dünya işlerinin ruhumuzu sersemleten gürültüsüne, iştahımızı

kamçılayan aldatıcı lezzetine, gözlerimizi perdeleyen fettan

güzelliğine aldanmak hamlıktır.Çünkü dünyanın bütün lezzet ve

güzellikleri geçicidir.Geçici olan bir şeyde ebedi bir zevk

aranmaz,aransa da bulunamaz.

Peki, nimetler henüz elden çıkmadan, hayat daha uçup

kaybolmadan, onu hak ettiği kıymeti ile tanıma imkânı yok

mudur?

İlahi vahiy, İnsanı bekleyen tehlikelere karşı bir erken uyarı

sistemi görevini ifa eder. Kur’an’ın indiriliş amacı insana

hidayet yolunu gösterip yanlışlardan korumaktır. Ayetlerin

büyük bir kısmı, insanı gelecekte bekleyen tehlikeler konusunda

uyarır.Kıyamet,ölüm anındaki pişmanlık, cennet ve cehennem tablolarının hepsi insanın elindekinin değerini bilmesi gerektiğine dikkat çeker, insanı daldığı derin gafletinden uyandırmayı hedefler.

‘ Bu Kur’ân öyle büyük bir kitaptır ki, insanları

Rablerinin izni ile karanlıklardan aydınlığa, her şeye galip

vehamde lâyık olan Allah’ın yoluna çıkarman için onu sana

indirdik.’

(İbrahim:1)

‘Ey insanlar, hiç şüphesiz Allah’ın vaadi haktır; öyleyse

dünya hayatı sizi aldatmasın…’

(Fatır:5)

‘Biliniz ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs ve

kendi aranızda övünme, mal ve evlat çoğaltma yarışından

ibarettir. Bu, tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot,

ekincilerin hoşuna gider, sonra kurur, onu sapsarı görürsün,

sonra çerçöp olur. Ahirette ise ya çetin bir azab yahut

Allah’tan mağfiret ve rıza vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir

zevkten başka bir şey değildir.’

(Hadid:20)

Hakikat ehli, dünya ve onun faniliğini,insanın sahip olduğu

ömrü nasıl değerlendirmesi gerektiği ve bu konuda hata

yapmanın feci sonuçlarını,hikmetli sözler, şiirler ve mesellerle anlatmışlardır.İşte konuyla ilgili temsili kıssalardan birini okuyalım:

‘Balıkçı bir adam bir gün güneş doğmadan sabah namazından az önce deniz kenarında oturuyormuş. Derken içi taş dolu bir torba bulur. Elini torbanın içine sokarak bir taş alır ve o taşı denize fırlatır. Taşı fırlattığı esnada suyun üzerinde çıkardığı ses adamın hoşuna gider.Tekrar ikinci bir taş alır ve onu da denize fırlatır. Çünkü taşın suya değerken çıkardığı ses balıkçıyı mutlu eder ve bu şekilde taşları teker teker fırlatır. Bu arada güneşin ışığı yavaş yavaş yaklaşır ve adamın elindeki taş dolu torbada yavaş yavaş belli olmaya başlar. Artık torbanın içinde sadece bir taş kalmıştır. Güneş açıp adam torbanın içine baktığında bir de ne görsün içindeki taşlar elmas taşlarıymış. Meğerse denize fırlattığı tüm taşlar elmasmış. Çok pişman bir şekilde şöyle demeye başlar: Ey ahmak herif. Eğer bu taşların elmas olduğunu bilseydim sadece sesi kulağıma hoş geldiği için eğleneceğim diye onları hiç denize fırlatır mıydım? Ancak iş işten geçmiştir.

 

Evet kardeşim bu kıssadan çıkarmamız gereken dersler

çoktur.Kısaca söylersek;

 

1) Balıkçı sensin.

 

2) Aralıklarla denize fırlattığın elmaslar senin ömrün.

 

3) Denizin üzerinde taşın çıkarmış olduğu ses, yok olmaya

mahkum dünya süsü ve şehvetleridir.

 

4) Gecenin karanlığı ise gaflettir (dünya hayatına dalmak).

 

5) Güneşin doğuşu ise geri dönüşü olmayan ölümün ta

kendisidir.

 

5) Kardeşim! Şimdiden itibaren uyanık ol ve elmas değerinde

hatta çok daha değerli olan vaktini, ömrünü faydasız şeylerle

boşa harcama.Yoksa pişmanlığın fayda vermediği o çetin günde

çok pişman olursun.

‘Hayatımdan başka sermayem yok! Hayatım yok olunca

sermayem yok

olmuş demektir. O zaman hem ticaretten, hemde kar talep

etmekten

ümidimi kesmiş olurum. Cenab-ı Hak bugün de bana yaşama

hakkını verdi. Ecelimi bir gün daha geciktirmiş. Eğer beni

öldürseydi,dünyaya beni bir tek gün geri gönderip de o günde

salih amel işleyeyim diye dilekte bulunacaktım. O halde ey

nefsim! Hesap et ki,sen dün ölmüşsün ve sonra dünyaya geri

gönderilmişsin.

Sakın sakın bugünü zayi etme! Zira nefeslerin her biri paha

biçilmez bir cevherdir.’(Gazzali,İhya)

 

Ömür sermayesiyle ilgili bilinmesi gereken en önemli

noktalardan biri de onun çok çabuk geçtiğidir. Şairler şiirlerinde bu konuyu hatırlamışlar ve bize de hatırlatmışlar:

 

İşbu manay-ı bedihi görünen gün gibidir

Ömür bin yıl dahi olsa bir gün gibidir.

(Arif)

 

Ana rahminden indim pazara

Bir kefen aldım ve döndüm mezara

 

Elindeyse zamana geçme dur diye dayat!

Bir sigara içmekten daha kısa bu hayat...

(N Fazıl)

 

Geldi geçti ömrüm benim şol yel esip geçmiş gibi

Hele bana şöyle geldi şol göz yumup açmış gibi

 

(Yunus Emre)

 

İnsan, ölümü hep uzak görmek ister. Oysa bu, insanın kendini

aldatmasından başka bir şey değildir.En kötü aldatmak ise

insanın kendi kendini aldatmasıdır. Konumuzu ölümü resmeden Yahya Kemal Beyatlı’nın meşhur ‘Sessiz Gemi’ adlı şiiriyle

noktalayalım:

 

Artık demir almak günü gelmişse zamandan,

Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;

Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,

Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!

Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;

Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,

Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.

Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 2 ay önce yayınlandı. 336 Defa okundu.