Toplumların bütün gayret ve faaliyeti, maksat ve gayesi, ferdin ve dolayısıyla bütün bir cemiyetin refah ve huzurunu temindir.
Mehmet Güllü Orman

Mehmet Güllü Orman

mehmetorman1312@hotmail.com


Eğitim-Öğretim insan hayatıyla başlayan bir uğraş alanıdır. ilk insan, aynı zamanda çocuklarının bir öğretmenidir. Eğitim-Öğretim toplumun en geniş ve çok yönlü faaliyet alanlarından birisidir. insan, hayatı boyunca eğitimle iç içedir. Bilim insanları ve filozofların çoğu eğitimin çeşitli problemleriyle ilgilenmiş ve çözüm yolları aramışlardır. Devlet adamları, hangi uygulamalarla bu sorunun çözümlenebileceği üzerinde uzun mesailer harcamışlardır. Sistemler ,Toplumlar kendi kültür kodlarına uygun insanı kendilerine özgü eğitim süreci içinde yetiştirirler. Toplumların bütün gayret ve faaliyeti, maksat ve gayesi, ferdin ve dolayısıyla bütün bir cemiyetin refah ve huzurunu temindir. Günümüzde okullar, eğitim sürecinin en önemli kısmını oluşturur. Eğitim sistemi, bir ülkenin insanlarının yetişmeleri için hazırlanmış bir zemin ve bir platformdur.

Eğitim sistemi açısından program, bireyin merekanı , öğrenme işleğini kamçılayıcı özellikte, onu yaşamla bütünleştirici bir araç olarak değerlendirilmelidir. Nitekim, yetiştirilecek insan tipini ve onun kazanması beklenen davranışları belirleyen en somut belge eğitim programıdır. Gelişmiş, kalkınmış ve çağdaş bir toplum olabilmenin ilk ve temel şartı eğitime gereken değeri vermektir.

Selçuklularda ve Osmanlılarda eğitimin ilk basamağı sıbyan mektebi vardı bu mektebin gayesi ortak vatandaş tipi yetiştirmekti. Her ne kadar din eğitimin yanında günlük yaşayışın gerektirdiği bilgilere yer veriyorsada dünyevi ihtiyaçlarını ön plana alan insan amacı güdülmemiştir. İslam inanclarına göre birey, bir lokma bir hırkaya razı olan insan tipi esastır. Herşeyden evvel dini zaruretin öğretilmesi esastır. İnsana verilecek eğitimde onun bütün arzuları dikkate alınmalıdır, fıtrata uygun olmalıdır.

Türkiye eğitim sisteminin temel problemi:

1.Öğretmenin Niteliği

2.Ekonomik Etkenler

3.Teknik Yetersizlik

4.Psikolojik Etkenler

5. Eleştiren, Sorgulayan yeni şeyler üreten bir dinamizmden uzak, 6. Tekrarcı, ezberci, klasik ve statik bir düşünce akışına sahip, 7. Yaşamımızın hiç bir aşamasında içimize yaramayan bir çok şeyi öğrenmek için en büyük sermayemiz olan beynimizi, hayatımızı, paramızı, sağlığımızı ve geleceğimizi harcıyoruz. 8. Öğrencilik yıllarında öğrendiğimiz birçok bilgiyi hayatımızın hiç bir aşamasında kullanmıyoruz; işimize yarayacak olan bir çok bilgiyi de daha sonra kötü tecrübelerle ve biraz da pahalıya malolacak bir şekilde öğreniyoruz.

İşte bir eserin, bir bilginin , insanın şahsî hayatında tesirli olabilmesi için, onun istek ve arzularını bir hat altına alarak müsbet bir yöne kanalize edebilmesi, evvel emirde, bu insanın aklına, kalbine, his ve ruh alemine hitap etmesi ile mümkündür.

Muhakkak, orta ve yüksek öğretim gençliğinin kalb ve ruhlarına ait arzu ve isteklerin göz ardı edilmemesi gerekir. Şimdiye kadar bunu dikkate almadık. Dolayısiyle orta veya lise talebelerinin okullarını bitirince, kitaplarını bahçede yakarak etrafında dans etmeleri, sıkça şahit olunan hâdiselerden biri haline geldi.

Pek çok yüksek öğretim kurumunda, ne sınıfta kalma korkusu, ne de istikballerini kazanma endişesi, onlara ders kitaplarını hakkıyla okuma şevk ve gayretini vermiyor. Bazı derslerin bir kaç gecede halledilmeye çalışılması ve hele mezuniyetten sonra kitapların kütüphane raflarında tozlanması, bunun bariz göstergeleridir.

Eğitimin öngörülen işlevlerine uygun olarak ilgi ve yeteneklerinin bilincinde, araştırıcı, yapıcı, üretken, toplumsal sorumluluklarını bilen, bilime saygılı, teknolojik değişime açık, özgür düşünceli insan tipini yetiştirebilmek için, eğitim programları yenilenip güncelleştirilmelidir. Okulda sosyal aktiviteler gerçekleştirilmelidir.

Ayrıca:

Öğrencilerin yaratıcılığını ve üretkenliğini geliştirecek ortamı hazırlamak için, okul idarecileri, veliler ve uzmanlarla işbirliği içinde okul dışı eğitim projelerini araştırmak.

Mesleki eğitim sistemine girecek gençlerin, uygun meslek seçimine rehberlik etmek.

Meslek kursları açarak, mesleki gelişmeyi desteklemek.

Günümüz bilgi ve teknoloji çağıdır.

Sürekli yayınları takip etmeyen, kendi alanındaki geliúmeleri izlemeyen, hizmetiçi etkinliklere katılmayan, kimi zaman bu etkinliklerden haberi bile olmayan öğretmenlerin yararlı olması, öğrencilerine model olması nasıl beklenebilir

Üniversitelerde sadece maddi bilgilerle mezun ettiklerimizin ruh halleri ise, ibretle incelenmeye değer. Genelde hangi meslek erbabımızı dinleseniz, hemen hepsinde en refah bir şekilde yaşama arzusunu işitir, kısa zamanda ne pahasına olursa olsun, köşeyi dönme hesaplarının yapıldığına şahit olursunuz.

Ne fertler ve ne de millet ve memleket için bunların pek çoğundan, ferâgat, fedakârlık, hamiyet gibi hamasî duygu ve gayretleri bekleyemezsiniz. İstemeye de hakkımız yoktur. Çünkü biz onlara bu mânâda bir eğitim vermedik ki. Sadece, nasıl kazanacaklarını öğretmeye çalıştık. Kalb ve ruhlarının arzu ve isteklerini ihmal ettik.

İşin dahası da var. Yüksek okullardan mezun ettiğimiz bazı mühendislerden ve çeşitli meslek erbabından, sanayi kuruluşları ile iş yerlerini korumak, mal ve can emniyetini sağlamak da zaruret halini almıştır. Beğenmesek de, bizim yetiştirdiklerimiz bunlardır. Şahsı, hem maddi ve hem de mânevi yönüyle ele alamayan eğitim nakıstır, eksiktir.

Hiçbir balık uçmaya, hiçbir kuş yüzmeye zorlanamaz. Aksi takdirde; balık ölür, kuş da boğulur. Eğitim de böyle bir şey.

Kalın Selametle..

Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 2 ay önce yayınlandı. 912 Defa okundu.