Kurban bayramında öncesindeKahta’ya geldim ve bayram sonrası döndüm. Bayram süresince ve sonrasında ki birkaç gün boyunca bazı izlenimlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Mehmet Şimşek

Mehmet Şimşek

mehmetsimsek@kahtahaber.com


Çin’de ortaya çıkıp tüm dünyaya yayılan Covid-19 virüsü nedeniyle dünyadaki vaka sayısı 10 Ağustos tarihinde 20 milyonu, ölüm ise 736 bin sınırını aştı. Ülkemizde bu tarih itibariyle vaka sayısı 241.997, ölüm sayısı ise 5858 olarak Sağlık Bakanı Fahrettin Koca tarafından paylaşıldı. Ne yazık ki bu vakalar gün geçtikçe artıyor. Memleketimiz Adıyaman açısından bu konuyu değerlendirmek istiyorum.

Kurban bayramında öncesindeKahta’ya geldim ve bayram sonrası döndüm. Bayram süresince ve sonrasında ki birkaç gün boyunca bazı izlenimlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Adıyaman bu salgın süresince yoğun vaka sayısına ulaşan illerden değildi. Bunun temel sebebi ilk olarak alınan tedbirlerin fazla olması ve en önemlisi hemşehrilerimizin bu tehdide karşı kendini nasıl koruyacağını bilmemesinden dolayı kaygı eşiğinin yüksek olmasıydı. Ancak Temmuz ayının başında pandemi süresindeki en az vaka sayısına düşülmesiyle birlikte bazı kısıtlayıcı tedbirler kaldırıldı. İşte böylesi bir süreçte tedbirleri bırakıp günlük yaşamımıza döndük.Şehirler arası seyahatler arttı. Temas oranında ciddi artışlar oldu. Kurban bayramı ile birlikte vaka sayıları artmaya başladı. Şimdi biraz detaylandıralım.

Kurban Bayramında Bayramlaşma ve Kurban Kesimi

Bayram süresince bayramlaşma merasimleri oldukça fazla, bir önceki bayramlarda ki görüntüler ile aynıydı. Kurban kesme genelde 5-7 ailenin bir araya gelmesi ile 10-20 kişinin 20-30 metrekare alanlarda bir araya gelerek kurbanlıklara paylara bölünüyordu. Bu her iki durumda maske, dezenfektan  gibi bulaş riskini azaltacak hijyen ürünlerinin kullanımı neredeyse yoktu.

Burada belediyeye de bir öneride bulunmak isterim. Kurban kesim alanları vatandaşın evinin önü, dükkanı, avlusu vs. vs. Belediyenin bu işe el atması gerekiyor. Belediyenin belirleyeceği bir iki alanda profesyonel kasaplar ve hijyen koşulları göz önüne alınarak kesimhaneler oluşturulması gerekiyor. Belediyenin ekonomik koşullarının bir önceki dönemden kalma borçlar nedeniyle sıkıntılı olduğunu biliyorum ancak bu artık zorunlu bir hizmet halini almıştır.

Çay Bahçeleri

Memleketimizin en sıcak ortamlarından birisi de kuşkusuz çay ocaklarıdır. Nesilden nesile yaşlılarımızın sonrasında yeni kuşakların buluşma yerleridir. Küçük tabureler üstünde domina taşı oynayan yaşlılar ile tavla oyayan gençlerin uğrak yeridir. Biraz kuşakların kaynaşma yeri sanki. Eski bir dengbej geleneği gibi. Gidip orda tütün satıcılarından hikayeler dinlemek çok keyifli.  Ancak bu dönemin o denem olmaması gerekiyor. Çünkü küçük taburelerde oturmak demek iki kişi arasındaki mesafenin neredeyse yarım metreye kadar düşmesi demek. Örneğin Kahta İlçesinin merkezinde yüzyıl parkında insanlar sosyal mesafeleri hiçe sayarak bir arada oturuyordu. İşin traji komik tarafı bu park Kaymakamlık binasının tam karşında. Yani ilçe Hıfzıssıhha kurulunun toplandığı binanın tam karşısında, tedbir kararlarını veren ve uygulanması için denetleme makamı olan Kaymakamlık makamının olduğu  yer. Biraz ciddiyet demekten başka denecek bir şey yok.

Devlet Hastahanesi

Devlet hastahanesi çok yoğun bir durumdaydı. Pandemi ile birlikte yoğunluk bir kat daha artmış görünüyor. Vaka sayısındaki artışlar bulaş riskini biraz daha arttırmakta. İnsanlar maskesiz bir şekilde hastahane bölgesinde sağlık hizmeti almaya geliyor. En riskli bölge de coronaya yakalanma olasılığı da artmakta. Tedbiri alacak kurumlara şimdiden duyurmuş olalım.

Beslenme Alışkanlıklarımız

Beslenme alışkanlığı bir coğrafyanın bin yıllardır oluşturdukları bir kültürdür. Bunun geceden sabaha değişmesini beklemek elbette hayalperestlik olur. Ancak bu pandemi süreci bize gösterdi ki bu alışkanlıklarımızı muhakkak değiştirmeliyiz.

Ekmek tüketiminin bu kadar fazla olduğu bir il var mı bilmiyorum. İki kişilik bir aile günde ortalama 3-4 ekmek tüketiyor. Yine şerbetli tatlı tüketimi çok fazla. Bu beraberinde aşırı kilo olarak vatandaşları bekleyen bir tehlike olarak ortaya çıkıyor. Şeker, tansiyon ve kalp rahatsızlıkları ilimizde oldukça artmış durumda. Bunun en temel sebeplerinden biri beslenme alışkanlıklarımız. İlimizde son dönem zeytin üretiminde ciddi bir yol alınmıştır. Beslenme alışkanlığımızı zeytinyağlı yemeklere evirtmek zorundayız. Köyler için olmasa bile şehir merkezleri için günlük egzersiz, adım sayısının yetersiz olması. Kronik rahatsızlığı olan insanların yaşamsal riski coronaya yakalanma ve ağır atlatma veya ne yazık ki atlatamamaya giden süreci doğuruyor. Bu noktada belediyelere büyük iş düşüyor. Yeşil alan miktarlarının fazlalaştırılması ve yurttaşlar için cazibe merkezi haline getirilmesi gerekiyor. Yeşil alan deyince hemen aklımıza mangal yakmak gelmesin. Yürüyüş yapılabilecek, spor yapılabilecek alanlar olarak da düşünmemiz gerekiyor. Sağlıklı bir insanın günde en az 10 bin adım atması gerektiği düşünüldüğünde yeşil alanların varlığı daha da bir önem kazanmaktadır.

Sonuç olarak gelinen noktada corona virüs tüm hızıyla yayılmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunun gözlemlerine göre sonbahar ile ikinci dalganın daha da tehlikeli bir hal alacağıdır. Biraz daha tedbirli davranarak ve tabi ki resmi kurumların denetim görevini tam olarak yapması ile bu süreci en az hasarla atlatalım. Unutmayalım bu dünyada ki en değerli varlık insandır yani sizlersiniz. Sağlıkla kalın.

Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 3 ay önce yayınlandı. 13235 Defa okundu.