Hayatı yönlendirebilmek evvela zamanı kullanabilmekten geçiyor. Çağrısının, çağını aşabilmesini hedefleyen, bu hedefiyle rıza-i ilahi’ye talip olan bir kişinin işinin vaktinden ziyade olması gerekir.
Muhammed Hüdayi ERBAKAN

Muhammed Hüdayi ERBAKAN

muhammedhudaierbakan@kahtahaber.com


  İsrafın en büyük hastalık olarak yerini aldığı bu çağda “zamanın” en büyük israf mefhumu olmasının felaketiyle karşı karşıyayız. Ömür sermayesi her an tükeniyor. Bir saniyeyi geri almaya kadir değilken koca bir hayatın israf edilmesine karşın yaşanacak elemler, pişmanlıklar ve çekilecek ahların üzerine tefekkürü dahi insanı kendisini muhasebeye çekmesine yeterli oluyor.               

Hayatı yönlendirebilmek evvela zamanı kullanabilmekten geçiyor. Çağrısının, çağını aşabilmesini hedefleyen, bu hedefiyle rıza-i ilahi’ye talip olan bir kişinin işinin vaktinden ziyade olması gerekir.               

İş çok, yapılacaklar listesi bir hayli kabarık lakin bunu idrak etmemenin sonucu olarak kısacık bir hayatta kısacık emellerin peşinde koşturuyoruz. Muhterem hocam bir defasında “güne bir saat ekleyerek yirmi beş saat çalışacağız” demişti.

                                           Kısacık bir hayatta baki hayatın imarı için fazlaca mesai gerekirken gündelik hayatın gündemi içerisinde kaybolup gidiyoruz. Kendisine verilen hayat sermayesini iyi kullanıp “işi vaktinden çok olanlar” altın silsilesine katılıp, himmetiyle insanlığı aydınlatan kişiler olmuştur. Kısıtlı şartlar, maddi sorunlar ve daha nice bizce bahaneler onlar için bahane olmaktan çıkmış, her şeye rağmen zamanını iyi kullanmış, rıza-i ilahiyi ummuş bundan ötürü de Allah onların zamanına bereket vermiş ve yüzyıllar  boyu örnek teşkil etmişlerdir.

                      Tecrübe edilmiştir ki dün yeryüzünde olanlar bugün toprak altındadırlar. Bugün yeryüzünde olanlar yarın toprak altında olacaklarında hiçbir şüphe yoktur. Madem ki bir hayat bahşedilmiş o hayatın o hayatı ikram edene kullanılması icap eder. İnsan için elde edilmesi güç sermayelerden biri de öldükten sonra da hayırla anılmasıdır. Bunu talep eden, insanlığa hizmet etmeyi amaçlayan, kısacık bir hayatta baki alemi talep edenin en büyük özelliğidir işinin vaktinden çok olması.

                                                                                     Kendi yaşadığı çağı aydınlatmakla kalmamış geleceği de aydınlatan birçok insan gelip geçmiştir. Evet onlar gelip geçmiş ama zamanını iyi kullanmaları hasebiyle isimleri hala aramızdadır. Eserleri hala en büyük hatıralarıdır bizlere. Şu soruyu sormakla başlayalım o vakit;

“Ne yaptılar, nasıl yaptılar.”

 1:Olaylard an ve zamandan büyük oldular.  Yaşanan gündelik olaylar onları sürüklemedi aksine onlar olayları, gündelik hayatı şekillendirdiler. Gündelik hayatın içinde eriyip gitmediler.

  2:Büyük himmetli idiler. Bütün zamanlarını zamanı veren için harcadılar. Sadece Allah’ın rızasını umdular. Allah da onların ömürlerine bereket verdi.

 3:Dünyanın ve gelip geçici hayatın esiri olmadılar. Onlar dünyadan kaçtıkça dünya onlara hizmetkar oldu. Dünyayı amaç değil araç bildiler.                      4:Dengeli oldular. Sağa sola yalpalamadılar. Dün ne idiler ise bugünde öyle oldular.                                                                     

5:İnsan eksenli oldular. En büyük yatırımın insana olan yatırım olduğunu bildiler. Kendilerini tüm insanlığın hizmetine sundular.             

6:İlimsiz kalmadılar Daim okudular. Okumak, öğrenmek onlar için boş zamanı değerlendirmek için değil, zamanı değerli kılmak için mühim bir vazife ve fırsat olarak bildiler.                                                                                   

7:Reklamcı olmadılar. Sadece ve sadece Allah’ın rızasını umdular.                           

HAYATI SADECE VE SADECE RABLERİNİ BİLMEK VE ONA İBADET ETMEK İÇİN VERİLDİĞİNİ BİLEREK YAŞADILAR.

                             Her gün onlarca gündemin içinde kaybolup giden evlatlarımız, aile bireylerimiz bu köşe yazısını pür dikkat okumalı ve inşallah bizlere de dua etmeliler. Kısacık bir hayatta sonsuz cenneti talep ediyorsak işimizin vaktimizden çok olduğunu bilmeli evlerimizi medreseye çevirmeliyiz. Akşamları televizyon izlemek için bir fırsat değil, evlatlarımızı ve neslimizi ihya etmek için müthiş bir eğitim fırsatı olarak görmeliyiz. İşi vaktinden çok olmak işi vaktinden çok olanları bilmekle başlar…                                                                                   

Sözü de yormadan sonuç hasıl olursa; insan meşgul olduğu şeyin kaderinden pay alır. Allah kaderimizi sevdikleriyle şekillendirsin…

Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 10 ay önce yayınlandı. 11527 Defa okundu.