Biz Furkan´la ilgili belgeseller, film ve tiyatro çalışmaları beklerken bu alandaki tek çalışma ‘ Mavi Kırmızı ´ kitabının da maalesef önü kesildi.
Muhammed Yetiş

Muhammed Yetiş

smyetis@hotmail.com


‘Genç´ sözcüğü Farsçada hazine anlamında kullanılmaktadır. Acaba biz bu hazineyi nasıl kullanıyoruz? Hem genç bir insan olarak; hem de bu gençlere sahip bir toplum olarak çift taraflı bir tahlille incelemek gerekir. Genç bir insan olarak baktığımızda, hayatımızın en güzel ve en verimli zamanlarını nerede tüketiyoruz, ne uğruna harcıyoruz?... gibi sorulara verilen cevaplarımız genellikle menfi: 4+4+4 sisteminde okul sıraları ve ev arasında gidip gelinen; o dersane senin, bu kurs benim, şu etüt salonu onun derken hayatta bir karşılığı olmayan bir sınav (ÖSS-ÖYS-AYT-AKS-YKS) uğruna harcanan yıllar… Çok az kişinin istediği okullara yerleşip geri kalan büyük yekünün; üniversiteden üniversiteye, yüksekokuldan yüksekokula geçişlerle tükenen ikinci gençlik yılları… DGS-ALES-KPSS derken gençlik döneminin sonu ve farkına varılmadan biten hazinemiz… Geriye dönüp baktığımızda ne ilmi ve bilimsel olarak ulaşılan bir seviye, ne sportif başarı, ne sanatsal gelişim ve ne de ahlaki bir olgunluk… Sıfıra sıfır, elde var sıfır…


   Sığ bir dini anlayış, lakayt bir dini yaşantı; pop ve top yıldızları peşinde boşa geçirilen en verimli yıllar…


               Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;

              Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek? (1)


   Bu kocaman sorunun bir parçasıyız hep birlikte. Çözümün de bir parçası olmak adına ne söylenebilir:


 Her şeyden önce gençlerimize iyi örnekler göstermeli, iyi örneklikler sergilemeliyiz. Özellikle örneklik. Uzun yıllardır gençlerle iç içeyim. Bir İmam Hatip lisesinde çalışıyorum. Ayrıca hem ortaokulda, hem de lisede çocuklarım var. Yani bu konunun tam merkezinde yer alıyorum. Bu süreçler içinde nerede problemli bir çocuk görsem, nerede isyan eden bir genç görsem hemen arka planında aileleri görüyorum yüzde doksan oranında. Ailelerle yaptığımız görüşmelerde fotoğraf daha da netleşiyor. Maalesef çocuk içinde yetiştiği ilk çevre olan ailede gördüklerini, öğrendiklerini, yaşadıklarını günlük yaşantısında pratize ediyor. Ebeveyn ve akranların yanında gençlere en çok etki eden diğer insan grubu ise öğretmenler. Mevcut gençliğin oluşumunda öğretmenlerin de çok büyük payı var. O nedenle ebeveyn ve  öğretmenler bu konunun başkahramanları. Bu açıdan baktığımızda neredeyse hepimiz bu sorunun/sorumluluğun bir parçasıyız; ‘´ gençlik neden yozlaşıyor, ahlaki değerler neden ayak altında sürünüyor, en dinamik ve değerli varlıklarımız neden çürüyor?´´ diyenlere cevabım çok basit: ‘´Kendinizi düzeltin, dünya düzelsin. ‘´



 

   Yaklaşık 15 yaşında başlayan ve 40´lı yaşlarda sona eren bir dönemin adı gençlik. Lakin hiç kimse gençlikten çıktığını kabullenmez yaş yetmiş, iş bitmiş olsa da… Bana göre kadın olsun, erkek olsun; torun sahibi olunduğunda gençlik artık bitmiştir. Biyolojik olarak tabii ki. Ancak Turgay ALDEMİR, gençliği bir süreç-süre olarak değil bir ruh olarak tanımlar. O´na göre dünyayı değiştirecek bir ideale sahip herkes; yaşı ne olursa olsun, biyolojik-fiziksel durumu ne olursa olsun gençtir. (2) Şeyh Ahmet YASİN, Ömer MUHTAR, Necmettin ERBAKAN ve daha birçok kişi bu duruma örnek olarak sayılabilir…


            Örneklik noktasında yukarıda saydığımız örnekler elbette çok önemli; lakin gençliğe hitap etmesi ayrı bir konu. Gençlere, gençlerden örnekler sunmak lazım. Musab b. Umeyr, Habbab b. Eret, Erkam b. Erkam gibi asr-ı saadetten örnekler sunduk yıllarca… bu sefer tarihsel zaman farkından dolayı güncelleyememe sorunu ortaya çıktı. O halde hem genç, hem günümüzden örnekler bulmak gerekiyor. Modernizm ve konforizm´in tavan yaptığı bir dönemde böyle örnekler üretmek, bulmak hiç kolay değil. Hafızamızı zorladığımızda aklımıza çok örnek gelmese de şehit Furkan DOĞAN yetişiyor imdadımıza… Gençliğinin baharında ‘´ROTAMIZ GAZZE, YÜKÜMÜZ İNSANİ YARDIM´´ sloganıyla 65 ülkeden yaklaşık 600 gönüllünün katılımıyla Gazze´deki mazlumlara; insani ve hayati yardım götüren filoya katılarak Gazze´ye gitti Furkan DOĞAN. Ne yazık ki Gazze´ye ve oradaki kardeşlerine ulaşma ve kucaklaşma hedefine ulaşamadı. Uluslararası kara sularda İsrail´in yaptığı vahşi saldırıda şehit oldu. Henüz 19 yaşındaydı ve lise son sınıf öğrencisiydi. Şehit olduktan sonra tüm gözler onun şehadetinden önceki yaşantısına çevrildi. Anne-babasına karşı tutumu ve itaatiyle, komşu ve akrabalarına yaklaşımıyla, yaşlı ve yetimlere karşı sorumluluk duygusuyla, namaza düşkünlüğüyle, iffetiyle, tertip-düzen ve çalışkanlığıyla şahitlik etmiş bir yaşam serildi gözlerimizin önüne… Ramazan KAYAN hocam güzel özetlemiş bu durumu: ‘´ O´nu sordukça ve daha yakından tanıdıkça gördüm ki, hayatı da şehadeti kadar güzeldi. Çünkü şehadet bir sonuçtu. (3)


            Hem tarihsel olarak, hem de hayatın içinden ve de içimizden biri olduğu için Furkan, tam aradığımız örnek. Çevremizdeki gençlerle aynı okullara gitmiş, aynı televizyonları izlemiş, aynı sahalarda top oynamış, aynı problemleri yaşamış, aynı hormonlu gıdalarla beslenmiş, aynı havayı solumuş bir insan… Gençlere rol-model olarak sunduğumuzda, gençlerin: ‘´ Ya o sahabeydi, biz onun gibi yapamayız veya o zamanki şartlar faklıydı, o coğrafyada durum kolay… ‘´ vb. itirazları yapmaya hakları olmayacak. Her şeyiyle onlardan biri. O halde bu mübarek rol-modeli gençlerin gündemine yoğun bir şekilde taşımamız gerekiyor. Bu konuyla ilgili Ramazan KAYAN hoca çok güzel bir çalışma yaptı ‘Mavi Kırmızı´ kitabıyla. ‘Bir Şehide Şahitliğim´ spotuyla yayınlanan kitap çok güzeldi. Hoca bunu bir görev zorunluluk olarak ele aldı: ‘´ Bir şehidi yakından tanımak ve onu yaşadığı çağın gençliğine taşımak… Şimdi daha iyi anlıyorum; Furkan´ın mesaj me misyonunu yeni nesillere ilan etmenin benim için nasıl bir zorunluluk arz ettiğini… Bu çalışma bir anı, bir öykü, bir roman, bir biyografi, bir destan, bir masal, bir deneme, bir senaryo değil; adanmış bir yüreğin anlam dünyasından günümüz gençliğine kesitler sunma çabasıdır… ‘´ (4) Biz Furkan´la ilgili belgeseller, film ve tiyatro çalışmaları beklerken  bu alandaki tek çalışma ‘ Mavi Kırmızı ´ kitabının da maalesef önü kesildi. Genç nesillerimizi Furkan´ın şahitliği ve şahitliğinden mahrum bırakıldı. Bu kesintiye  vesile olanlar bu vebalin altından kalkamazlar. Her şeye rağmen Furkan DOĞAN şahitliği ve şehitliği ile günümüz gençliği için bir örnek, numune ve rehberliktir.  Mü´minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah´a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir. (5) Sırasını savanlara da, sırasını bekleyenlere de selam olsun…


Kaynakça:


1-      Necip Fazıl Kısakürek-Sakarya şiiri


2-      Turgay Aldemir-Zamanın Ruhu


3-      Ramazan Kayan-Mavi Kırmızı S.8


4-      Ramazan Kayan-Mavi Kırmızı S.9


5-      Ahzab Suresi, 23. Ayet

Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 4 gün önce yayınlandı. 202 Defa okundu.