Ve ölüm vakti gelir; kobraya kendini ilk ısırtan cesur Kleopatra olur. Ardından cariyeler kendilerini ısırtır. Zehir çok etkilidir; Kraliçe’yi, acı çekmeye fırsat vermeden hızlıca öldürür.
Mustafa Kayahan

Mustafa Kayahan

mustafa.kayahan@kahtahaber.com


VII. KLOPATRA ve MARCUS ANTONİUS’UN İNTİHARI

MÖ.30’lu
yıllarda Kommagene krallığı Roma’ya yüklü miktarda haraç vermektedir. Ayrıca,
savaş durumunda istenilen sayıda muharip asker de vermek zorundadır. Krallığın
gelir ve insan kaynaklarını hızla tüketen bu durum ülke istikrarına çomak
sokar. Kral erki zafiyete düşerek yönetemez hale gelir. Meydanı boş bulan Roma
yönetimi ülkeyi kendi himayesine alıp bağımsızlığına son verir.  Ülke kaynaklarının kurutulduğu bu kudümsüz
dönemde Roma İmparatorluğu “üçlü yönetim”le (II. Triumvirlik) idare edilmektedir.
Üçlü’nünAsya ayağını yöneten Antonius,zevku safa vehar vurup harman savurmada bir
efsanedir. Birlikte yaşadığı Mısır KralçesiKleopatra’nın da (VII. Kleopatra) ondan
geri kalan yanı yoktur, hatta bir adım ileridedir.   

Bellik
dağının tepesine taht kurmuş Antiokhos da Tanrı Zeus’un himayesindedir. Tebaasına
reva görülen esaret ve sefalete içerlenir. Yattığı yerde intizar eder, beddua
eder, ilenir.  Ve ahı tutar: Krallığının
başına musallat olan ikili, Avrupa ayağındaki hasımlarıyla girdikleri iktidar savaşını
(özellikle Actium/Aktium muharebesi) kaybeder.

Antonius’un
yanında savaşa katılan Kleopatra yenilginin kaçınılmaz olduğuna hükmederek
muharebe meydanından tüyer. Mısır Muhafız donanmasının yeni rotası
İskenderiye’dir.  Kraliçe burada yani İskenderiye’de
şanına layık bir anıt mezar yaptırmıştır. Mezar, ihtişamda olduğu kadar
tahkimatında da mükemmeldir. Fettanın gideceği son adrestir burası!

Kraliçe’nin
muharebe alanından ayrıldığını duyan Antonius paniğe kapılır. Muharip komutanlarına
bile haber vermeden, Kleopatra’nın peşinden İskenderiye’ye doğru yelken açar.

Savaş
meydanından mağlup ayrılan Kleopatra pek yakında galiplerin bir zafer nişanesi
olarak mahfelin demir parmaklıkları arkasında Roma Arenasında sergileneceğinin
farkındadır. Antonius’u ise aşağılayıcı ve dramatik bir ölüm beklemektedir.
Lakin âşıklar böyle bir akıbeti kabullenmeyecek kadar asil ve gururludur.

Kleopatra
iki cariyesini yanına alıp son durağı olan anıt mezarına kapanır.Dışarıda ise
galiplerin sıra sıra dizilmiş askerlerinin kuşatması vardır.

Gururlu
kraliçe içeride, tarihin hafızasına nakşedilecek trajik bir intihar için plan
yapmaktadır. Maksat, tarihin hafızasına kazınacak hızlı ve acısız bir ölümdürMarcusOctaviaus’un kaygısıise Klopatra’nın Mısır hazinesine zarar verecek bir
girişimde bulunmasıdır. Ayrıca,çok değerli olan canlı hazinenin Roma arenasında
sergilenmeden önce kendisini öldürmesi de mümkündür. Yeni imparator adayı için Kleopatra’nın
zarar görmeden anıt mezardan çıkarılması son derece önemlidir. Octaviaus’un
elçileri bunun için yoğun mesailer sarf edilmektedir. Lakin netice hezimet…

Kleopatra
içeride intiharının planlarını kurarken, dışarıda sevgilisi MarcusAntonius
onurlu bir ölümün arayışındadır. Bu gönüllü cellatlık için önceden hazırlanmış,
Eros adında yeminli bir köle vardır. Yemin ettiren de Antonius’un
kendisidir.  Ve köleye, “şimdi görevini
yapma zamanı, çek kılıcını öldür beni” der. 
Köle, efendisini öldüremeyecek kadar duygusal, emre asla karşı
gelmeyecek kadar itaatkârdır. İkilemde kalır, bir an düşünür ve çıkışın
kestirme yolunu bulur; yıldırım hızıyla kılıcını kınından çeker. Onu
efendisinin göğsüne saplamak yerine kendi göğsüne saplar. Hiç inlemeden, hiç
yalpalamadan yere yığılıp oracıkta can verir.

Antonius,
kısa bir şokun ardından kendine gelip, kılıçla intiharın şeklini gösterdiği
için köle Eros’a minnet duygularını ifade eder. Kölenin karnından çekip aldığı
kanlı kılıcı, bir an bile tereddüt etmeden kendi karnına saplar. Ne var ki
kılıç darbesi anında öldürecek yere denk gelmez, ama iflah etmeyecek bir yara
açar. Ve Roma’nın güçlü adamı şimdi Kleopatra’nın anıt mezarı dibinde kan revan
içinde inlemektedir. Dramatik hadiseyi haber alan Klopatra’nın yüreği daha
fazla dayanmaz.  Bir halat sarkıtarak
çılgın aşığını yukarı çeker.  Yaralının
yarası derindir, iniltisi yürek paralayıcıdır, ama henüz aklı başındadır.

Tarihi
âşıkların son icraatları, daha önce kurmuş oldukları “Benzeri İmkânsız Şekilde
Yaşayanlar”  derneğini feshedip bunun
yerine“Birlikte Ölenler” derneğinin kuruluşunu ilan etmek olur.Antonius, son
icraatının hemen ardından hayata veda ederken tarih MÖ. 1 Ağustos 30’u
gösteriyordu.

Kleopatra
ise, başından beri tasarladığı acısız, ağrısız ve hızlı ölümün kendisini bir
kobraya ısırtmakla mümkün olduğunu öğrenir. Ne var ki, dışarıda yılanı bulmak
kolay ise deonu içeri almakmümkün görünmemektedir. Zira anıta giren her şey
didik didik aranmakta, ölüme vesile olma ihtimali bulunan hiçbir şey içeri
alınmamaktadır.

Kraliçenin sevenleri
yılanın bir sepet dolusu incirin altında gizleyerek içeri almayı dener. Bu
denemeleri semeresini verir, kobra içeri alınır. Kleopatra’nın yanında Iras ve
Kharmion adlarındaiki sadık cariyesi bulunmaktadır. Onlar da sahibeleri ile
birlikte hayatlarını sonlandıracaktır. Ve ölüm vakti gelir; kobraya kendini ilk
ısırtan cesur Kleopatra olur. Ardından cariyeler kendilerini ısırtır. Zehir çok
etkilidir; Kraliçe’yi, acı çekmeye fırsat vermeden hızlıca öldürür.

Zorla içeri
giren MarcusOctaviaus’un elçisi;Kleopatra’nın kraliyet giysisi içinde, altın
işlemeli yatağında cansız şekilde uzandığını; cariyelerinden birinin
ayaklarının dibinde, diğerinin de başucunda son nefesini vermekte olduklarına
tanıklık eder. Onun bu tanıklığı zamanın vakanüvisleri tarafından tarihe not düşerken.
Takvimler de, Antonius’un ölümünden 29 gün sonrasını yani İÖ. 29 Ağustos 30’u
gösteriyordu.

Bütün sanat
alanlarında ilham kaynağı olan bu benzersiz aşk ve dramatik ölüm hikâyesi tarih
sayfalarında hak ettiği yeri bulur ve bulmaya devam etmektedir.


Kâhta
Haber/Mustafa KAYAHAN

Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 1 hafta önce yayınlandı. 320 Defa okundu.