Bu yazıda, birkaç ay önce piyasaya çıkan “Malatya Ermenileri” isimli bir kitapla ilgili fikir ve tespitlerimi okurlarla paylaşmaya çalışacağım.
Mustafa Kayahan

Mustafa Kayahan

mustafa.kayahan@kahtahaber.com


Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, kitap sadece Malatya merkezi değil, 1915 Tehcir trajedi-sinden önce Malatya Sancağı Marhasalığına (1) bağlı Akçadağ (Arga), Besni, Hısn-ı Man-sur (Adıyaman), Samsat, Kâhta, Gerger ve Şiro (Pütürge) yerleşim yerlerini de kapsıyor. Bunlardan Kâhta tarihi benim ilgi alanım. Alan, araştırdığım konuya bağlı olarak bazen epeyce genişleyebiliyor. Bu da çok çeşitlilikte başvuru kaynağı ihtiyacına vesile oluyor.

Tarih araştırmaları konusunda, özellikle Kâhta’yla ilgili olarak arkeolojik temelli kaynak temininde fazla sıkıntı çekilmiyor (Kom-magene sayesinde) Lakin bölgenin 19 ve 20. yüzyıl toplumsal tarihi konusundaki kaynaklar tekdüze ve güvensizdir. Kısaca, bu alanda yeni kuşak yerel ve bölgesel tarihçilerin doldurmada çaresiz kaldığı bir boşluk var. Söz konusu alanda çalışanlara yönelik ucu açık itham ve karalamaların mukadder olduğu da hesaba katıldığında bahsi geçen boşluğu doldurmanın ne kadar zor olduğu gerçeği ortaya çıkıyor.

Bu sıkıntıları aşma medeni cesaretini gösteren bir gurup insan “Malatya Hayırsever Ermeniler Kültür ve Dayanışma Derneği” (Malatya HayDer) adıyla bir dernek kuruyor. Dernek yönetiminde, mahalli dernek-lerin kahir ekseriyetinde hâkim olan koltuğa kurulup ahkâm kesme anlayışı yok. Aksine, çok emek har-cayarak, temsil ettikleri kitle ve bölgenin toplumsal tarihine katkı sunma çabası var. Bu anlayışla yola çıkan yönetimin bölgenin yok ettirilmeye, unutturulmaya çalışılan kadim kültür ve demografik yapısının Ermenilere ait kısmını aydınlatmaya çaba sarf ettiği görülüyor. Çabaların somutlaşmasını sağlamak üzere de Arşag Alboyacıyan’ın yazmış olduğu MALATYA ERMENİLERİ isimli, yaklaşık 1500 sayfalık Er-menice eser Türkçeye tercüme ediliyor. Editoryal düzenlemesini üstlenen Aras Yayıncılık gereksiz gör-düğü bazı kısımları eleyerek kitabı 480 sayfa ve ciltli olarak okuyucuya sunuyor.

Kitap, Malatya Sancağı ve bağlı kazaların genel tarihini özetleyip 1915 öncesi (ağırlıklı olarak 20. yüz-yılın başları) Ermeni ve Süryani etnik grupların yerleşim yerlerindeki hane sayılarını, nüfus sayılarını (kıs-men), okul ve mabet durumlarını, kısaca genel yaşam biçiminde somutlaşan toplumsal tarihlerini abar-tısız şekilde sunuyor. Bu yapılırken, konunun doğası gereği, aynı coğrafyayı paylaşan diğer etnik grup-ların yapı ve ilişkileri de kapsama alınıyor. Bilgilerin çoğu, özellikle sosyokültürel ve demografik veriler Malatya marhasa vekili “Üst Rahip” Haçdur Der Ğazaryan’ın Patrik Ormanyan’ın tavsiyesiyle 1902’de hazırladığı rapordan derleniyor. Son drece kıymetli ve güvenirlik derecesi yüksek olan bu derli toplu ilk el bilgileri başka kaynakta bulma ihtimali çok zayıf.

Eserde dikkat çeken bazı hatalar da yok değil. Bu konuda yaptığım birkaç tespit kadim Kâhta’nın (gü-nümüz Eski Kâhta/Kocahisar Köyü) tarih bilgileriyle sınırlı. Zira ben oralıyım, ilk gençliğim orada geçti. Hâlihazırda da anılan yerin yerel tarihi üzerinde mesai harcamaktayım. Dolayısıyla tespitlerimin yabana atılmayacağını ve eserin bir dahaki baskısında gerekli güncellemelerin yapılacağını ümit ediyorum.

Bu tespitlerden birkaçı:

Kevork Arslanyan’ın Cendere Köprüsü’nün “dört sütunlu” tespiti yanlış olup doğrusu “üç sütundur” Köp-rünün inşa tarihi MÖ 200 değil, MS. 200’dür. Banisi ise Severan Hanedanı’nın kurucusu Roma İmpara-toru Septimius Severus’tur. (S. 162-163)

Bakırcıyanlar (Bersom Ağalar; günümüz üç ve dördüncü kuşak Bakırcı ve Bakırcıoğulları) 1900’den çok önce Kâhta’ya yerleşmişlerdir. Bu tespitin doğruluğu, Prof. Dr. Edhem Eldem’in düzenleyip dip notlarla zenginleştirdiği “Le Voyage A Nerud Dağı D’Osman Hamdi Bey Et Osgan Efendi – 1883” isimli eserdeki fotoğraflar ve Osmanlı Arşivi’nde mevcut olan birçok belgeyle sabittir. (s. 164, 165)

Tarih literatürüne zorlamayla “Nemrut” Dağı olarak sokulan Tümülüs’ün kadim ve yerel adı BELİK Dağı’dır (1877 tarihli bir arşiv belgesinde “Cebel-i Belik olarak geçmektedir) Yazıya konu olan eserin 172. sayfasında kullanılan “PEL ve BELİN” ifadeleri de BELİK adının yerel telaffuzlardaki bozulmuş şekli-dir.

Tam adı “MALATYA ERMENİLERİ Coğrafya - Tarih - Etnografya” olan kitap bölgedeki etnik grupların 1915 öncesi nüfus sayısı ve dağılımını; eğitim ve dini kurumlarının sayı ve niteliğini; etnik gurupların birbirleriyle ilişkilerinin yapısını merak eden kişi ve araştırmacılar için raflarında bulundurması gereken değerli bir eser.

Kâhta Haber/Mustafa Kayahan

(1) Marhasa: Ermeni kilise hiyerarşik düzeninde, cemaat mensupları ile patrik arasında irtibatı sağla-yan kişilere marhasa denirdi. Marhasalar, İstanbul Ermeni Patriği’nin taşradaki temsilcileri olarak görev yaparlardı. [Tanımın kaynağı: Ensar KÖSE, “İstanbul Ermeni Patrikliği’nin Osmanlı Hükümeti’yle Mü-nasebetlerine Tesir Eden Dinamikler” (18. Yüzyılın İlk Yarısı)* isimli makale]

Not: Kitap Aras Yayıncılık’tan temin edilebileceği gibi internet üzerinden satış yapan birçok kitap satış sitesinden de temin edilebilir.

Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 2 hafta önce yayınlandı. 3220 Defa okundu.