Bölge coğrafyasının bazı yerleşimleri, örneğin Kâhtalılar o muhteşem eserlerin kendi ilçelerinin adıyla dünya tarih literatürüne girmiş olmasına,haklı olarak övünürler.Bu heykellerin minik maketleri, Kâhta diasporasının yazıhane ve dükkân vitrinlerini süsler.
Mustafa Kayahan

Mustafa Kayahan

mustafa.kayahan@kahtahaber.com


 

Eski Kâhta Kalesindeki Mitolojik Kahraman HERAKLES Kimdir?

Kommagene coğrafyasında yaşayan yetişkin insanların çoğu Eski Kale (Arsemia) veNemrut Dağı tepesindeki heykellerin varlığından haberdardır. Hatta birçoğu bu heykelleri yerinde veya fotoğraflarda görmüş de olabilirler.Ancak, bu heykellerin ait olduğu şahısların kim olduğu, hayvan ve sembollerin ne ifade ettikleri konusunda gerekli merak ve ilginin gösterildiğini söylemek mümkün değildir.     

Bölge coğrafyasının bazı yerleşimleri, örneğin Kâhtalılar o muhteşem eserlerin kendi ilçelerinin adıyla dünya tarih literatürüne girmiş olmasına,haklı olarak övünürler.Bu heykellerin minik maketleri, Kâhta diasporasının yazıhane ve dükkân vitrinlerini süsler. Ne var ki bu vitrin süslerinin hiçbirinde o heykellerin ait olduğu kişilerin dramatik hikâyesini veyakısa biyografilerini görmek olası değildir.

Oysaki o heykelleri muhteşem yapan şey sadece estetik cazibeleri değildir. Esas olan, o cazibeyle birlikte onlara yüklenen manevi ve mitolojik kudrettir. O eserlerin her bir figüründe ve süsünde binlerce yıl gerilere giden bir inanç kültü, bir tarih ve kültürün ayrıntıları gizlidir. Bu gizemi çözmenin yolu, o heykellere model olan şahıs, hayvan ve sembollerin dramatik hikâyelerini bilmekten geçer.     

Bu yazımızda ve peşi sıra gelecek yazılarımızdasöz konusu heykellerin ait olduğu tanrı, mitolojik şahıs, hayvan ve sembollerin hikâyelerini aktarmaya çalışacağız.

İlk hikâyemiz Eski Kâhta’dakiArsemia(Eski Kale) mabedinde yer alan ve ikili kabartma heykelde çıplak olarak gösterilenmitolojik Yunan kahraman HERAKLES’le ilgilidir

Herakles Efsanesi

Yazımıza konu olan Yunanlı kahraman Herakles’in Roma mitolojisindeki karşılığı “Herkül”dür. Kahraman, Roma mitolojisineHerkül olarak girmiştir, ama hikâyesi Yunanlı Herakles’i anlatır. Bu nedenle Herkül ismi zikredildiğinde Yunanlı Herakles’i anlamak gerekir.

Baştanrı Zeus, insanları kötülük ve belalardan koruyacak, insanlardan tanrılara verilecek rahatsızlıkları önleyecek tanrısal kuvvete sahip bir ölümlünün olması gerektiğine karar verir. Bu vesileyle yeryüzündeki ölümlü kadınlardan güzel bir anne adayı arayışına girer. Kısa bir arayıştan sonra Thebai kralı Amphitryon’un güzeller güzeli karısı kraliçe Alkmene ‘yigözüne kestirir ve koynuna girmek için fırsat kollar. Fakatişi şansa bırakmaz. Kralı evden uzaklaştırmak için komşularıyla ufak bir tejxele / teşqele çıkarır.Kral, sorunu halletmek üzere muharebe alanına gider.Bu ayrılışı fırsata dönüştürmeye hazır olan çapkın Zeus kralın kılığına girerek, bir gecenin kör karanlığında sarayın kapısında belirir. Krallarını sağ selim karşılarında bulan muhafızlaronu hemen kraliçenin yanına götürür. Kocasının kollarına atılan kraliçe bir süre sonra derin bir uykuya dalarken Zeus da, çaktırmadan sarayı terk eder.

Sabah olduğunda kocasını ortalıkta bulamayan kadın geceleyin yatağında olup bitenlerden korkmaya başlar.  Zeus’un gönlü kraliçenin üzülmesine razı olmaz ve bir kehanetle gece yatağına girenin kendisi olduğunu bildirir. Kadın biraz şaşırsa da,işten geçmiş, kendisi tanrıların tanrısından gebe kalmıştır.

Vakti zamanı geldiğinde gürbüz bir çocuk doğar. Adı Herakles konulan çocuk annesinin korumasında ihtimamla büyütülür. Zeus da ondan koruyucu kudretini esirgemez.

Çok geçmeden Zeus’un kıskanç karısı Hera bu çocuğun varlığından haberdar olur. Zeus’un çapkınlıklarından peyda olan ölümlü çocukları yaşatmamaya kararlı olan tanrıça gizli bir plan yapar; çok zehirli iki yılanı, bir gecenin kör karalığında sıkı koruma altındaki çocuğun odasına salar. Yılanlar beşiğin iki yandan sinsice çocuğa yanaşır. Tam ısıracakları sırada Herakles yılanlardan birini sağ, diğerini sol eliyle boğazından yakalayıp sıkmaya başlar.  Beşik çocuğunun minik elleri o kadar güçlüdür ki yılanları oracıktaboğarak öldürür.

Zeus Hera’nın çocuğa rahat vermeyeceğini bilmektedir. Onunbu beladansakınması için ölümsüzler arasına katılması gerekir. Bununyolu ise bir tanrıçanın sütünü emmesidir. Bu niyetle Hermes’i bir gece vakti yeryüzüne gönderip çocuğu gizlice tanrılar sarayına aldırır. Yine hiç çaktırmadan çocuğu Hera’nın koynuna koyup memelerinden süt emmesini sağlar. Birkaç içimden sonra çocuğu kucaktan alır. Lakin çocuk memeleri o kadar sıkı emmektedir ki başı geri çekildiğinde Hera’nın sütleri büyük bir tazyikle gökyüzüne fışkırır. Bu sütlerin gökyüzüne yayılanı “saman yolu” ya da “sütlü yol” denilen yıldız kümesini meydana getirir. Yeryüzüne düşen damlacıklar da“beyaz zambak” çiçeğine dönüşür.

 Çocuk tanrıçanın sütünü emdiğinden, öldüğü zaman tanrılar katında yaşamaya hak kazanmıştır.

Herakles hırçın bir çocuktur, biraz büyüyünceetrafa zarar vermeye başlar. Günün birinde bir öğretmenine öfkelenip onu öldürür. Bunun üzerine kral onu dağlardaki sürülerinin çobanlarına teslim eder. Artık o yabanda özgürce koşup haykırmakta ve kırıp dökebilmektedir.

Delikanlılık çağını kırlarda, ormanlarda, çayır ve dağlarda geçiren Herakles hızlıca büyüyüp gelişir. Günün birinde bir grup insanla karşılaşır. Yolu kesip kim olduklarını ve nereye gittiklerini sorar. Adamlar vergi memuru olduklarını, vergisini ödemeyen Herakles’in kenti Thebai’ye ceza kesmeye gitmekte olduklarını söyler. Bunları duyan Herakles’ öfkeden çılgına döner. Siz misiniz babamın şehrine ceza kesecek olanlar deyip adamların kulaklarını kesip ellerine verir ve geldikleri şehre geri yollar.

Memurlarına yapılanı savaş nedeni sayan Orkhomenos kralı asker toplayıp üstüne yürür. Durumdan haberdar olan Herakles birkaç yüz genci yanına alarak yakınlarda bulunan bir nehrin yatağını bir gece yarısı değiştirip suyu düşman askerlerinin kampına akıtır ve onların boğulmasını sağlar. Bu emsalsiz başarı üzerine kral güzel kızını Herakles’e zevce olarak verir.

Efsanelerdeki rivayete göre Herakles bir keresinde şiddetli bir öfke krizi geçirip karısı ve çocuklarını ok yağmuruma tutarak öldürür. Öfke sırasında gözü bir şey göremeyen Herakles, öfke geçtikten sonra yaptığına bin pişman olur. Karısı ve çocuklarını öldürdükten sonra da çok pişman olmuştur. Günahı affettirmek için Delfi’ye (Kehanet Tapınağı) gider. Orada tanrıApollon kendisine görünür. Tırynhe kasabasına gidip kral Eurystheos hizmetinde on iki yıl çalışması durumunda günahlarının temizleneceği kehanetini bildirir. Herakles kehanete uyarak,söylenen kasabaya gider ve Eurystheos’un hizmetine girer.

Hera burada da Heraklesi’in peşini bırakmaz;Eurystheos’e Herakles’in krallığını elinden alacağına ilişkin bir husumet kehaneti bildirir. Bunun üzerine Eurystheos Herakles’i, öldürülsün diye akla hayale gelmeyen tehlikeli ve başarılması imkânsız olan görevlere yollar. Bunlardan ilki ve en tehlikeli olanı topraklarında yaşayan, mal ve cana büyük telefat veren korkunç NEMEA aslanını öldürmesidir.

Herakles, aslanı bulmak üzere ormanların yolunu tutar. Kısa bir aramadan sonra aslanla karşılaşır. Aslan öyle bir kükrer ki sesini duyan canılar oldukları yerde donup kalır.Herakles ise hiç çekinmeden aslanın üstüne yürür. Önce onu oklarla vurmayı dener, ama okların aslanın posundan sekerek sağa sola düştüğünü görür. Postun ok geçirmez ve efsunlu olduğunu anlayan Herakles yayını bir kenara bırakarak, budaklı tokmağıyla aslana saldırır. O korkunç canavar Herakles’in hışmından ürküp yakında bulunan iki girişli bir mağaraya sığınır. Durumu fark eden Herakles girişlerden birini büyük bir kaya parçasıyla kapatıp diğer kapıdan aslanın üstüne yürür. Zorlu bir boğuşmadan sonra aslanı boğar. Hemen orada ok geçirmez, demir işlemez postunu yüzüp krala götürür ama ona vermez. Gerektiği zaman zırh olarak kullanmak için onuhep omzunda ya da sol bileğinde sarkmış olarak taşır.

Bu post Herakles’in Kahramanlık sembolüdür. Heykel ve resimlerinde bu postla birlikte tasvir edilir. Eski Kaledeki heykelde bu inanca uygun olarak yontulmuştur.  Post, tokmağın arkasında kalmış sol bilekte aslıdır. Sol yan tarafta aslanın başı ve ön ayakları sarkmış olarak görünürken, kuyruk ve arka ayaklar heykelin bacakları arasında yere uzanmış olarak görünmektedir.

Amazon Kraliçesinin Kemerinin Getirilmesi

Eurystheos Herakles’ten kurtulmak için Amazon Kraliçesi’nin kemerini getirmesini ister. Amazonların, günümüz Trabzon’un genişçe uzunca bir kıyı bölgesinde yer alan ve Pomtos adıyla bilinen eski çağlardaki bir krallığın halkı olduğu söylenir. Bu krallığın efsanelere kök salmış özelliği Amazon denilen savaşçı kadınlardan meydana gelmiş olmasıdır.

Herakles, birkaç yüz gözü pek genci yanına alarakhelespontus’u (Çanakkale boğazı) geçip Propontos denilen Marmara denizine, oradan da Bosfor’u (İst. Boğazı) aşarak Karadeniz’e geçer.Uzun süre dalgalarla mücadele ettikten sonra Pontos’avarır. Pontos’un Amazon kraliçesi Herakles ve arkadaşlarını çok iyi karşılar. Sebebi ziyaretleri olan “Kemeri”ni bile vereceğini söyler. Bu sıcak karşılama KıskançHera’nın işine gelmez. Hemen bir amazon kılığına girip Olimpos’dan Amazon sarayına sızar. Ve ansızınHeraklas’in adamlarına saldırır. Tuzağa düşürüldüklerini sanan Herakles orada bulunan kraliçeyi Hıppolyte’i öldürüp kemeri alır ve Eurystheos’e götürür.

Herakles, hizmetkârlık süresini ve kendisine verilen on iki görevi laikiyle yerine getirip özgür kalır. Fakat belalısı tanrıçaHera peşini bırakmaz. Onun kalbine İole isminde bir kızın aşk okunu saplar.  Eski karısının yüreğine de kıskançlık ruhu üfler. Kocasını yeni karısının büyüsünden kurtarmak için,kendisine Herakles’in gizli bir düşmanı tarafımdan verilmiş olan “büyü bozucu” kanı kullanmaya karar verir. Bu kan, aslında büyü bozucu değil, bulaştığı vücudu ateşle kavuran bir zehirdir.  Kadın, bu kalleşliğin farkında olmadan, kocasının gömleğine bu kandan sürer. Herakles gömleği giyer giymez sırtına yapışır. Ve onu, kızgın demiri eritir gibi yakmaya başlar. Gömleği çıkarmaya çalışır ama gömlek tüm bedenine yapışmış, cayırcayır yakmaktadır. Herakles yanan vücudunun acısıyla ağaçları kökünden söker, kayaları yerinden oynatır, dağlara tırmanır, yerleri titreten naralar atar ama çare olmaz.

Olimpos’daki sarayında oğlunun acısını izleyen Zeus karısı Hera’dan onu af etmesini ister. Hera’da bu kadar acının yeterli olduğuna razı olur ve onu affeder. Zeus, Hra’nın rızasını aldıktan sonra arşı aladan inip Herakles’i şar’na (Tanrılara mahsus at arabası) alıpOlimpos’taki tanrılar katına, yanı ölümsüzler diyarına götürür.

Herakles’in Karakteri; Heykel ve Resimlerdeki Tasviri

Herakles, kötülük ve kötülerden nefret eden, onları cezalandıran; buna karşılık daima iyi ve haklının yanında olan bir karaktere sahiptir. Zaten Zeus da onu, bu amaçları gerçekleştirsin diye peyda olmasını sağlamıştır.

Mitolojilerde Herakles’in çok obur olduğu, hatta bir oturuşta bir boğayı yiyebildiği rivayet edilir. Bu anlatılar esas alınarak, resim ve heykellerde orta boylu, kas ve pazıları çok gelişmiş bir beden yapısıyla tasvir edilir. Kıvırcık sakallar yüzünün tasvirinde temel motiftir.

Eski Kale (Arsemia)’deki heykelin yüz tasvirinde Kommagene kültürüne mahsus “ince bıyıklar” da yüz görüntüsüne ilave edilmiştir. Bu da demek oluyor ki biz Kommagenelilerin bıyık bırakma merakıtaaa o zamanlardan gelme bir görenek imiş.

Kâhta Haber/Mustafa KAYAHAN

Temel başvuru kaynakları:

Klasik Yunan Mitolojisi, Şefik CAN, İnkılâp Kitabevi Yayınları

Mezopotamya Mitolojisi, Jean Boltero - SamuelNoahKramer, İş Bankası Yayınları

Mitoloji Sözlüğü, Azra ERHAT, Remzi Kitabevi

Nemrut Dağı’nın Zirvesinde tanrıların Tahtları,  Frıedrich Karl Dörner, Çev. Vural Ülkü, T.T.K. Yayınları

Fırat Kıyısında Tanrı Krallar, Jörg Wagner, Arkeoloji ve Sanat Yayınları

Not:Herakles’in, esasında on iki görevi vardır, ama bu yazıya, metin çok uzun olmasın diye sadece ikisini aldım.

Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 4 ay önce yayınlandı. 1821 Defa okundu.