Dünya tarihinde iz bırakacak bir Kürt, Selahattin Yusuf Eyyubi Suriye’den çıkıp Mısır’a melik olmasıyla birlikte ağır bir yük ve tarihi bir sorumluluk altına da girmiştir.
Mustafa Kayahan

Mustafa Kayahan

mustafa.kayahan@kahtahaber.com





 Dünya tarihinde iz bırakacak bir Kürt, Selahattin Yusuf Eyyubi Suriye’den çıkıp Mısır’a melik olmasıyla birlikte ağır bir yük ve tarihi bir sorumluluk altına da girmiştir. Frenkler/Haçlılar Kutsal şehir Kudüs’ü almış, Müslüman coğrafyasının önemli bir kısmında hükümran olmuştur. Diğer yandan Suriye sultanı Nurettin Hakkın rahmetine kavuşmuş, saltanat 11 yaşındaki oğlu İsmail’e kalmıştır. Çocuk sultan sultanlık yapacak yaşta değildir. İşler annesi ve iç köleler/gulamlar tarafından yürütülmektedir. Durum böyle olunca Şam entrikaları ve paylaşım kavgaları tüm hızıyla işlemeye başlar.
Selahattin, ilahi şansın kendisine bahşettiği melikliğin hakkını vermek niyetindedir. Bunun için, öncelikle Suriye’de istikrarı sağlaması ve peşi sıra Kudüs’ü geri almayı hedeflemektedir. Bu niyetle Kahire’den Suriye’ye döner. Ancak Sultan İsmail’in çevresindeki hasut ve fesat taifesi Selahattin’e kafa dikmekte kararlıdır. Selahattin de onlara ders vermeye kararlıdır; önce Şam’ı kuşatıp teslim alır. Daha sonra Musul’a oradan da Halep’e yönelir. Selahattin’in kararlı tutumu karşısında panikleyen sultan, amcazadeleri ve diğer yakınlarıyla ittifak yapar. Selahattin de ortalığı boş bırakmaz; Mezopotamya ve Güneydoğu Anadolu’daki kimi şehirlerin emir ve “hâkim”lerine kancayı takıp tarafına çeker. Bunların arasında Hasankeyf’in (Kipa) emiri Nurettin Mahmut da vardır. Nurettin Mahmut, Halep’in Selahattin’e geçmesi anlaşmasında hazır bulunarak, tavrını Selahattin’den yana koymuş ise de itaatkârlığının esas nedeni kayın babası Anadolu Selçuklu Sultanı 2. Kılıç Aslan’la başının dertte olmasıdır.
Nurettin Mahmut, yakın geçmişte Kılıç Aslan’ın kızını almış, damat hediyesi olarak da birkaç kale kapmıştır. Uyanık damat kızı alıp kalelere konduktan kısa süre sonra şarkıcı bir kadınla evlenir. Kılıç Aslanın kızının pabucunu da dama atar. Durumu öğrenen Anadolu Selçuklu Sultanı Kılıç Aslan yapılanı hakaret sayar ve kızının imdadına yetişmek üzere damadına tehditler savurur. Vaziyetin ciddiyetini anlayan damat korkusundan Hasankeyf’i bırakıp Selahattin’e sığınır.
Derken, işler iyice sarpa sarar. Kılıç Aslan ordusunu toplayıp Damadı Nurettin’in topraklarına saldırmaya başlar. Bunun üzerine Selahattin de Kılıç Aslan’la hesaplaşmak üzere yola koyulur. Selahattin’in kendisine karşı yürümekte olduğunu duyan Kılıç Aslan bir elçi gönderir. Elçi, Nurettin Mahmut’un yaptığı nankörlükleri anlatır ve Kılıç Aslan’ın bu adama haddini bildirmeden geri dönmeyeceğini söyler. Ricasının karşılığını bulamayan Selahattin öfkelenerek, elçiye:
“Efendine de ki:  ‘Eğer geri dönmese Allah’a yemin ederim ki, Malatya Üzerine yürüyeceğim. Malatya’ya iki günlük mesafedeyim, oraya varmadan da atımdan inmeyeceğim, sonra da bütün ülkesine saldırıp elinden alacağım”
Selahattin dediğini yapacak birdir. Hem o sıralar ordusuyla birlikte Urfa Civarındadır yani Çekik gözlünün toprakları kıyısında…
Elçi, işlerin kızıştığını ve kontrolden çıkmakta olduğunu anlayınca iki gün sonra tekrar Selahattin’in huzuruna çıkar. Bu sefer sözü alttan alıp, Selahattin’i Nurettin Mahmut’un yanlış yaptığına ikna eder. Selahattin de adamla görüşüp, konuyu kendi aralarında hal etmeyi ve kendisin de hovarda kocanın kulağını çekeceğini belirtir. Neticede iş sulhla sonuçlanır. Selahattin de işgal işlerine devam der.
Kayın baba belasını atlatan Nurettin Selahattin’i sıkıştırarak, Urfa’ya kadar gelmişken Amid’i (Diyarbakır) de teslim alıp kendisine vermesini ister. Aslında Nurettin’in de Selahattin’e Mezopotamya bölgesini işgali sırasında askeri destek verip epeyce yardımcı olmuştur. Karşılığında da Amed’i istemiş, Selahattin de bu isteği kabul etmiştir. Bölgenin önemli merkezlerinden Urfa’ya kadar gelmişken, verdiği söz üzerine Amid’e de el atar.
Amid’in emiri Selahattin’e kafa dikmiş Nisan oğlu Bahaettin adında biridir. Selahattin 3 Nisan 1183 tarihinde, Amed surları önünde kamp kurup şehri muhasaraya alır. Fakat Nisan oğlu Bahaettin’in Amed’i kansız teslim etme niyeti yoktur. İşin ilginç tarafı şehir ahalisinin de Selahattin’le savaşmaya niyetleri yoktur. Selahattin içeride olup bitenlerden haberdar olunca, kısa mesajlar hazırlayıp oklarla şehrin içine fırlatır. Maksadı halkı savaştan caydırmak ve kan dökmeden şehri teslim almaktır. Vaziyetin kötüye gittiğini anlayan emir Bahaettin Selahattin’in danışmanı Kadı Fazıl’a haber gönderip kendi ailesinin ve servetinin güvence altına alınması şartıyla kaleyi teslim etmeye hazır olduğunu bildirir. Fazıl da durumu Selahattin’e bildirir. Selahattin, Bahaettin’in üç gün içerisinde servetini alıp şehri terk etmesi şartıyla teklife onay verir. Sonrasını Abul Farac şöyle aktarır:
“Nisan oğlu Bahaeddin üç günlük mühlet içinde sarayının içinde ne varsa hepsini çıkardı ve şehri böylece telim etti. Nisan oğlu üç günlük mühlet içinde sarayındaki altın, gümüş, mücevher ve eşya namına ne varsa hepsini taşıttı. Denildiğine göre kendisi bu üç gün içinde servetinin ancak oda birini [%10] taşıyabilmişti. Çünkü onun Amid içinde topladığı servet çok büyüktü”
Selahattin, 26 Nisan 1183’de Amid’i teslim aldıktan sonra şehri, içindeki her şeyle beraber Kara Aslan oğlu Nurettin’e teslim eder. Anacak etraftakiler, yani yağmacı güruhu Selahattin’e yakınıp, “Siz ona şehri vereceğinizi vaat ettiniz, içindeki her şeyi vaat etmediniz” deyince Selahattin, “Dostumuza boş bir şehir vermek bize yakışmaz” diyerek onlara iyi bir ders verir.
İbn Esir’e göre ise Selahattin, “Ben asıl önemli şeyi [şehri] verip de basit şeylerde cimrilik yapacak adam değilim” demiştir.
Yine Abul Farac, “Denildiğine göre kulelerin birinde 100 binden fazla mum ve kütüphanede bir milyon kırk bin kitap bulunmuştu. Selahattin Amid’den sadece bu kitapları aldı ve Kadı Fazıl’a verdi” diyerek, Kürt Melik Selahattin Yusuf Eyyubi’nin ilim ve irfana olan sevgisini tarihe not düşmğştür.  


Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 2 yıl önce yayınlandı. 4364 Defa okundu.