Bu yazıda itibar suikastına hedef olup bilahare idam edilecek olan Mırdês Aşiret Reisleri Şükrü ve Nuri Ağaların dâhil edildiği Şark İstiklal Mahkemesi yargılama ve karar dosyasından kısa bir kesit aktarılacaktır.
Mustafa Kayahan

Mustafa Kayahan

mustafa.kayahan@kahtahaber.com


BİR DRAMIN ARŞİVDEKİ İZLERİ

Şükrü ve Nuri Ağaların Şark İstiklal Mahkemesi’ndeki İlk Mahkûmiyetleri

Birinci Dünya savaşı ve Kurtuluş Savaşını büyük zorluklarla geride bırakan Cumhuriyet Hükümeti daha savaşın yaraları kabuk bağlamadan iç muhalif engelleri de temizlemeye girişir. Bunların başında molla ve şıhların etrafında kümelenen oluşumlar gelir. Lakin hedefteki bu oluşumların da eli kolu bağlı değildir. Onların da hazırlıklı ve kararlıdır.

Nihayet 1925’in başlarında ayaklanmanın fitili ateşlenir. Hadiselerin yoğunlukta olduğu yerler nüfus ekseriyetinin Kürtlerden oluştuğu yerleşim birimleridir. İsyanın Kürt coğrafyasında başlaması hükümetin işine gelir. Zira isyan dini amaçlı olsa da bunu Kürt ayaklanması şeklinde kamuoyuna lanse etmek daha kolay kabul görürken bir taşla iki kuş vurulmuş olacaktır.

Günümüz hükümetlerine de örnek olan bu riyakâr söylem tarzı hızlıca eyleme dönüştürülüp karşı atağa geçilir. Bölgede ateş yağmaya başlar. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu Kasıp kavurun bu ateşten Kâhta da nasibini alır. Hedefe olanların başında Aşiret Reisleri ile yöre halkının itibar ettiği kişiler vardır.

Bu yazıda itibar suikastına hedef olup bilahare idam edilecek olan Mırdês Aşiret Reisleri Şükrü ve Nuri Ağaların dâhil edildiği Şark İstiklal Mahkemesi yargılama ve karar dosyasından kısa bir kesit aktarılacaktır.

Söz konusu mahkeme kararı 104, 406 ve 428 No’lu dosyaların birleştirilmesinden oluşmuş olup yüzlerce kişiyi kapsamaktadır. Dosyanın İlam No: 358;  Yargılamanın yapıldığı il Elazığ’dır. Yargıç; Reis: Kozan Milletvekili Hacim Muhyiddin; azalar: Bozok Milletvekili Ali Saib ve Giresun Milletvekili Avni Beylerdir.

Mahkeme savcısı mütalaasında Şükrü ve firardaki Nuri Ağaların ev yakma, cinayet ve yaralamaya sebebiyet verdiklerini iddia ederek zanlıların birinci dereceden ağır ceza ile cezalandırılmalarını istemektedir. Ancak mahkeme bu iddiaların kanıtlanamadığından hareketle şahısların birinci dereceden değil, daha hafif sayılan ikinci dereceden ağır ceza ile cezalandırılması gerektiğini kabul edip müzakere tutanağına geçer. 

Yargılanan kişi sayısının fazla olması nedeniyle karar metni de epeyce uzundur. Bu nedenle kararın sadece Şükrü ve Nuri Ağaları İlgilendiren Kısımını günümüz Türkçesine tercüme ederek sunacağım.

İşte müzakere ve kararın ilgili bölümünü

……

“Gerekli cezaların tespiti bakımından yapılan müzakere neticesinde; faaliyetleri önceden karara bağlanmış olan nahiye müdürü Şevket, Adil, Mehmet Nuri ile jandarma üsteğmeni Abdulkerim ve Kâhta Kaymakamı Zülfî Efendilerin hareketlerine uygun olan Ceza Kanununun 102. Maddesine ek “özel durumlar” bölümüne göre tutuklama tarihlerinden itibaren birer yıl hapisle cezalandırılmalarına, ayrıca ömür boyu terfi ve memuriyetten mahrum bırakılmalarına;

Diğer sanıklar Şükrü ve Nuri Ağaların hareketlerine uyan düşen Ceza Kanununun 56. İle 45. Maddelerinin “eyleme ikinci dereceden karışmış olma” fıkrasına göre Şükrü’nün tevkif tarihinden, Nuri’nin yakalanma tarihinden itibaren Muğla Hapishanesinde cezasını tamamlamak üzere 15’er yıl ağır ceza ile cezalandırılmalarına (“küreğe konulma” olarak geçiyor):

Ayrıca Ceza Kanununun 13 ve 14. Maddelerine göre cezaları bittikten sonra bile söz konusu ilin dışına çıkmalarına izin verilmeyip (mecburi ikamet) jandarmanın gözetiminde tutulmalarına 20 Şubat 1926 tarihinde Nuri Ağa hakkında gıyaben, diğeri hakkında yüz yüze yapılan duruşmada Nuri ve Şükrü Ağlar hakkında oy çokluğuyla, diğerleri hakkında ittifakla karar verildi”

Reis Hacim Muhyiddin’in karara muhalefet şerhi (özet): “Şükrü ve Nuri Ağaların asli fail olarak suçlu kabul edilmelerini istediğim şekilde, ceza indirimi hakkındaki karara da karşıyım ve şahısların doğrudan doğruya 56. madde kapsamındaki cinayet fiili ile cezalandırılmaları gerektiği görüşündeyim”

Dava kesinleşir. Şükrü Ağa Muğla Hapishanesine götürülmek üzere sevk edilirken Urfa’da, Osmanê Sebrî tarafından kaçırılması sağlanır.  Ancak kısa süre sonra yakalanıp kardeşi Nuri Ağa ile birlikte idama mahkûm edilip infaz edileceklerdir. Böylece bölge trajedi tarihine kanlı bir sayfa daha ilave edilmiş olacaktır.

Kâhta Haber/Mustafa KAYAHAN

Kaynaklar: 1) ŞARK İSTİKLAL MAHKEMESİ (Kararlar ve Mahkeme Zabıtları), cilt 6/4-5, TBMM Kütüphane ve Arşiv Hizmetleri Başkanlığı, TBMM Basımevi Ankara-2017

2) Mahmut Akyürekli, Gerekçe ve Hükümlerle ŞARK İSTİKLAL MAHKEMESİ KARARLARI, NûbiharYayınları İst/2014

 

 

  

Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 1 ay önce yayınlandı. 376 Defa okundu.