Gazeteci, politikacı değildir.
Necati Atar

Necati Atar

necati.atar@kahtahaber.com





 Gazeteci, politikacı değildir. Tribünlere oynamaz. Soru sorarken, soruya muhatap olan kişinin içine düşeceği durumla değil, o sorunun kamuoyu açısından bir yararının olup olmayacağıyla ilgilenir. Gazetecinin görevi sormak, sorgulamak, olayı irdelemektir.
Bunları yapabilmesi için, hem politikayı, hem ekonomiyi, hem tarihi, hem uluslararası ilişkileri bilmek zorundadır. Bunun için herkes gazeteci olamıyor. Yazı yazmakla yazar olunmadığı gibi, haber yapmakla da gazeteci olunmuyor.
Öyle birilerinin sandığı gibi, bir yazı da masa başında tıklanarak yazılmıyor. Öyle olsaydı masa başı oturan insan sayısı kadar yazar olurdu. Gerçi o arkadaşlar her yazanı “yazar” sandığı için onlar açısından değişen bir şey yok.
Oysa yazı yazmanın bir maliyeti vardır. Her yazı, insan ömrüne denk düşen bedeller ister. Her yazı insanı yorar, hırpalar. Yazanı yormayan bir yazı, okuyanı da yormaz. Toplumun gördüğünü gören, bildiğini yazan, bunun ötesine geçemeyen, başkalarının değirmenine su taşımış olur.
Okumayan, sorgulamayan, endişe etmeyen, başını yastığa kor komaz uyuyan birilerinin yazdıkları, ilkokul ikiye giden oğlumun yazdıklarından öteye gitmez. Çünkü o da her gün muntazaman bir şeyler yazıyor. Ve doğrusu yazdıklarını çok da dikkate alıyorum.
Nicelik anlamında gelinen noktanın, nitelik olarak da önem kazanması için, öncelikle kendi içimizde bu işin muhasebesini yapmamız gerektiğine inanmalıyız. Eksiğimizi, hatalarımızı kabul etmeden, bu yolda yürümek isteyen genç arkadaşların neden bizim işlediğimiz hataları işlediğini de sorgulayamayız.
Adıyaman basınının zaman zaman kendi içinde yaşadığı tartışmalar, tartışma konusu anlaşılmadığı için havanda su dövmekten öteye geçmiyor.
Dünyanın en zor ve saygın mesleklerinden biri olan gazeteciliğin ayağa düşmemesi için, önce kendimize, sonra muhabirlerimize, sonra bütün çalışanlarımıza çeki düzen vermeliyiz.
Davet edildiğimiz toplantılarda, neler konuşulduğundan çok, yemekte neler olduğunu merak ediyorsak ve gittiğimiz toplantılarda iki satır not almadan dönüyorsak ve yemek geç verildi diye toplantıyı protesto ediyorsak, 50 kişi olarak davet edildiğimiz toplantılardan üç farklı haber çıkaramıyorsak, bize “Tırşıkçı basın” denilmesini de çok görmemeliyiz.


Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 1 yıl önce yayınlandı. 1621 Defa okundu.