En başta şu gerçeğin altını kalın çizgilerle çizmek gerek.
Remzi Çakın

Remzi Çakın

remzi.cakin@kahtahaber.com





 En başta şu gerçeğin altını kalın çizgilerle çizmek gerek. Ortadoğu’da artık hiç bir antlaşmanın hükmü kalmadığı gibi, var olan sınırların da rasyonel bir gerçekliği kalmamıştır.
 
Ortadoğu’da  süreç bağımsız Kürdistan için en elverişli zaman dilimini yaratmıştır. Parçalar arasındaki mücadele kazanımları dikkate alınarak parçalardan bütüne giden bir bağımsızlık stratejisi izlenmelidir. Bu yapılırken Kürdistan milli birliği mutlaka sağlanmalıdır.
 
Yani dört parçanın bağımsızlıkçı güçleri bir araya gelerek milli kongrede alınacak bir kararla Kürdistan ulusal meclisi inşa edilmelidir. Şu gerçek de gözardı edilmemelidir; mevcut koşullarda dört parçada topyekün bağımsız Kürdistan ilanı, gerçekçi ve kazanımı yüksek bir eylem olmayacaktır.
 
Ancak, Güney hükümetinin alacağı kararla dünyaya bağımsızlığını ilan etmesi, zamanı gelmiş bir umudun gerçekleşmesi kadar heyecanlıdır. Kürdistan siyasetinde ağrırlığı olan partiler bağımsız Kürdistan için çok istekli ve hazır olduğunu düşünmüyorum.
Ancak güney Kürdistan’da KDP, Doğu’da İ-KDP, Batı’da PDK-S cılız da olsa kararlı gibi gözükmekte. Sayın Barzani ise dünyada ve medyada kararlı bir şekilde bağımsız Kürdistan’ı en kısa zamanda ilan edeceğinden söz etmektedir. Neden bu kısa zamanın bir türlü gelmediğini de sormaktan insan kendini almamakta.
Kuzey Kürdistan’da ise, gücü elinde bulunduran PKK bu fikirden çok uzak durmakta. Ancak PKK içinde bağımsızlıkçı damarı temsil eden Egît ekolü de azımsanmayacak bir güce sahiptir.
Bu damar kısa sürede söz sahibi olur mu, olmaz mı, onu da çatışma sürecindeki dengelerin değişmesine bağlı olacaktır.
Ancak kuzey Kürdistan’da hazır olup da, örgütlü olmayan ciddi bir güç de vardır. Sorun bu gücü harekete geçirecek mili bir aklın henüz oluşturulamamasıdır.
Bağımsızlıkçı geleneği olan Kuzeyli örgütler ve o örgütlenmelerden kopup da hala çizgilerinde taviz vermeyen bireylerin bir araya gelmesini sağlayacak yeni bir örgütleme acilen devreye alınmalıdır.
Örneğin Kawa, DDKD, Rızgari, KUK, PSK, KDP, Anarşistler, İslami parti ve örgütler mutlaka bir araya gelmelidirler.
Barış süreci diye bir süreç yoktur. Ancak uzun bir zamandır kulaklarımızı ve beynimizi işgal bir masal var, bu masalla da gelişmekte olan bağımsız Kürdistan hareketini engellemek istemektedirler. Bu kurulan oyun hala devam etmektedir. Ve oyun kurucular hala sıkı bir şekilde bu kurulan oyunun üzerinde beraber çalışmaktadırlar.
Tayyip, İmralı, Kandil önderleri ve devlet aklı olarak da istihbarat teşkilatları. Seçimlerde kurulan oyunda birazcık sapma oldu. Ondandır ki fırtına kopmakta, ancak fırtına sonrası sessizlikte yine oyun kurucular bir masa etrafında toplanacaklar.


Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 3 yıl önce yayınlandı. 4434 Defa okundu.